Amir soruyor:
Michael, birlik ve iyi ilişkiler çağrısı yaptıkça işler daha da kötüye gidiyor. Ancak yine de sen devam ediyorsun. Hiçbir şeyin işe yaramadığını görmüyor musun?
Cevap: Ne yapabilirim? Ben de Amir’e sormak istiyorum: “Ne yapılmalı?”.
Yorum: Amir size ne söyleyecek bilemiyorum; ben şunu söylerdim: “Yorulun, yeter artık.”
Cevabım: Hayır, yorulamam. Her gün kötülüğün geliştiğini görüyorum.
Soru: Peki neden şöyle demiyorsunuz: “Bu gelişmeye devam ediyor, hadi bu nesli kendi haline bırakalım.” Bir keresinde “nesil layık değil” denmişti.
Cevap: Evet ama bu ondan uzaklaşıyorum ve her şeyi bırakıyorum demek değil.
Soru: Ama daha kötüye gittiğini görebiliyorsunuz.
Cevabım: Ben iyi ya da kötü, daha iyi ya da daha kötü değerlendirmesi yapmam. Sadece bunu yapmam gerektiğini biliyorum ve hepsi bu kadar. Hayal kırıklığına uğrama, bırakıp gitme ve benzeri bir ihtimal yok. Ne olursa olsun – hayır!
Soru: Yani devam etmelisiniz?
Cevap: Evet.
Yorum: Amir şunu düşünüyor, siz bunu söylüyorsunuz ama insanların kulakları ve kalpleri kapalı. O yüzden inandığı kadarıyla, bir yerde kuma gömülüyor.
Cevabım: Her şeyin bir tarihi, başlangıcı ve sonu vardır. O yüzden umuyorum ki bunun da bir sonu olacak.
Soru: Yani prensip olarak dedikleri gibi: Su, taşı aşındırır. Tıpkı böyle, damla damla. Siz de böyle devam ediyorsunuz, değil mi?
Cevap: Bunu yapmalıyım!
Soru: Buna mantık ötesi denir mi denmez mi?
Cevap: Evet, mantığa karşı.
Soru: Onlar duyacaklar mı?
Cevap: Yakında zamanda değil.
Filed under:
Kabala, Uncategorized
|
Hayal Kırıklığına Uğrayamam için yorumlar kapalı