Dua Bir Çabadır

Soru: Kişinin Yaradan’dan merhamet görmesi için dua nasıl olmalıdır?

Cevap: Dua kalpten gelmelidir.

Yorum: Ama biz her zaman kalpten dua ediyoruz.

Yanıtım: Tam olarak bu “her zaman” her şeyi öldürür. Duanın kalitesi sadece kalbinize, Yaradan’a nasıl döneceğinizi düşünüp düşünmemenize bağlıdır.

Dua bir çabadır. Ama ne zaman ve ne için olduğuna bağlıdır.

Niyet Eylemle Eşleştiğinde

Soru: Niyetimin doğruluğunu nasıl kontrol edebilirim?

Cevap: Genellikle bu kontrol, bir eylem gerçekleştirdiğimizde, buna bir niyet eklediğimizde ve sonuçtan eylemin niyetle örtüştüğünü gördüğümüzde gerçekleşir. Bunun için bir kutsamayı hak ederiz.

Soru: Eğer sonunda bir sonuç varsa, o zaman niyet doğrudur. Ancak eylem sırasında kendimizi kandırmaktan nasıl kaçınabiliriz?

Cevap: Bunu yapmanın hiçbir yolu yoktur. Tüm eylemi tamamlamalısın ve ancak tamamlandıktan sonra sonucu görürsün ve emri yerine getirip getirmediğini anlarsın.

Emir (Mitzva), Yaradan’dan gelen talimat anlamına gelen “talimat” (Tzivui) kelimesinden gelir.

Soru: Emirleri yerine getirme eylemlerinin yüzeysel olmadığından ve manevi gelişime katkı sağladığından emin olmak için hangi içsel kontrolleri kullanabiliriz?

Cevap: Bu çalıştığımız şeyden açıkça anlaşılmaktadır. Dostlara yakınlaşmayı, bağ kurmayı ve Yaradan’a dönmeyi ilgilendiren her şey olumlu ve gerekli eylemlerdir. Geri kalan her şey, kural olarak, olumsuz eylemlerdir.

Neden İçimizde Korku Geliştiririz?

Soru: Eğer Yaradan korkusunun olduğunu ama korkudan titremenin olmadığını anlarsak, bu hayvansal korkuyu Yaradan’a memnuniyet getirememe korkusuna ne çevirebilir?

Cevap: Huşu, Yaradan’a her şeyi ihsan edemeyeceğim, dostlarımla Yaradan’la bağ kurabilecek kadar bağ içinde olmadığım korkusu, kontrol etmemiz ve geliştirmemiz gereken budur.

Soru: Dostlarla olan bağınız yeterliymiş gibi hissederseniz, her şey otomatik olarak hallolur mu?

Cevap: Bu kasıtlı olarak gerçekleşir, böylece dostlarına ve Yaradan’a karşı doğru tutuma sahip olamayacağına dair daha da büyük bir korku ve endişe geliştirirsin.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 87

Soru: Farklı dünyalar, arzularımızın farklı dereceleri midir?

Cevap: Hayır, farklı dünyalar ruhlar tarafından Yaradan’ı edinmenin farklı dereceleridir.

Soru: Gruptaki bağımızdan ötürü altıncı duyu organına gelip, her şeyi aynı şekilde hissedebileceğimizi varsayabilir miyiz?

Cevap: Bunu söylemezdim. Gerçek şu ki Yaradan’ı hissetmeye başladığımızda, her birimizin kendi payına düşen edinimi aldığı netleşmeye başlar.

Soru: Yaradan’a verebileceğimiz en büyük haz, O’nun bize memnuniyet vermeyi amaçladığı anlayışına gelmektir. O’nun planına dahil olduğumuzda nasıl bir çalışma yapmış oluruz?

Cevap: O zaman O’na, bize ve tüm yaratılışa birlikte memnuniyet getiririz.

Soru: Edinimlerimizi bir dostla paylaşmak mümkün mü?

Cevap: Bunu yapmamak daha iyidir.

Soru: Diyelim ki dostlar genişletmek için ortak bir Kli oluşturmaya çalışıyorlar. Onların arzusunu duamla nasıl güçlendirebilirim?

Cevap: Onlara katıl, yardım etmeye çalış ve onlara her konuda başarılar dile.

İhsan Etme Kabını Nasıl Genişletiriz?

Soru: Üst ışığın bizi etkilediğini ve Kelim’imizi, kaplarımızı genişlettiğini söylüyorsunuz.

Ancak benim kaplarım dostlarımın içinde, o zaman ortaya çıkıyor ki ortak dahiliyeti ancak kendimi iptal etme yoluyla talep edebilirim. Kapları genişletmek bu şekilde mi düşünülebilir?

Cevap: Hangi yol sizin için daha uygunsa o şekilde düşünün ve Yaradan her şeyi ayarlayacaktır. Üst ışık, her an binlerce eylem gerçekleştirir, o yüzden bunun nasıl gerçekleştiğine değil de ışığı çekmek istediğiniz gerçeğine odaklanın.

Soru: Onlu, diğer onlular, tüm Bnei Baruch ve tüm dünya için dua etmekten ne elde eder? Bu ihsan etme kaplarının oluşması mıdır?

Cevap: Evet, bu ihsan etme kabını genişletir. Herkes için dua ederek öncelikle kendine yardım edersin.

Mutluluğun Sizi Takip Etmesini Nasıl Sağlayabilirsiniz?

Yorum: Mutluluğu bir çukurda otururken gören üç kardeş hakkında küçük bir kıssa vardır. Biri gelip Mutluluktan para istemiş ve almış. Diğeri güzel bir eş istemiş ve o da almış.

Üçüncüsü çukurun üzerine eğilmiş. “Neye ihtiyacın var?” diye sormuş Mutluluk.

Adam sormuş, “Senin neye ihtiyacın var?”

“Kardeşim, beni buradan çıkar,” diye rica etmiş Mutluluk.

Kardeş elini uzatmış, Mutluluğu çukurdan çıkarmış, arkasını dönmüş ve uzaklaşmış. Mutluluk da onu takip etmiş.

Bir insan mutluluğun onu takip etmesi için ne yapmalı? Daha doğrusu o kardeş ne yaptı?

Cevabım: O hiçbir şey talep etmedi. Aksine, iyi bir iş yaptı; Mutluluğa bir hizmet sağladı.

Soru: Mutluluğun sizi takip ettiği koşul bu mudur?

Cevap: Bilmiyorum.

Soru: Hiçbir şey talep etmemeliyiz vs. diye genelleyemez miyiz?

Cevap: Hayır.

Soru: Bu kıssada olduğu gibi mutluluk istediğinizde, bir parça para veya bir eş alırsınız. Daha sonra her şey değişebilir. Boşanabilir, iflas edebilir ve benzeri şeyler yaşayabilirsiniz. Ama bunu bir başkasına vermek istediğinizde, işin sırrı bu mudur?

Cevap: İnsanlara mutluluğu nasıl verebileceğinizi, mutluluğu nasıl aktarabileceğinizi veya mutluluğu nasıl alabileceğinizi hayal edemiyorum. Bence bu kişiye bağlı değil.

Soru: Bu neye bağlıdır?

Cevap: Bence bu kadere bağlı.

Soru: Bu, size verilene göre davranacağınız anlamına mı geliyor? Mutluluğu ya verirsiniz ya da kendiniz için talep edersiniz.

Cevap: Evet ve asıl önemli olan bununla hemfikir olmaktır.

Soru: Asıl soru bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: Peki, ben değişebilir miyim?

Cevap: Pratik olarak değişemem. Belki Yaradan bunu bazen bizim samimi isteğimiz üzerine yapabilir. Ama ben kişisel olarak hiçbir şeyi değiştiremem.

Soru: Ama kendimi olduğum halimle sevmediğim bir duruma gelebilir miyim? “Nefret” demiyorum. Sadece kendim için mutluluk talep ettiğimde kendimi sevmiyorum. Bu duruma gelebilir miyim?

Cevap: Bu duruma gelmek kolay değildir ama mümkündür.

Soru: Bu, bana bir şekilde mutluluk verme fırsatı verilmesini istediğimde başlangıç noktası olabilir mi?

Cevap: Ne için? İnsanlara mutluluk mu vereceksiniz? Böyle bir misyon mu üstleniyorsunuz?

Yorum: Anlıyorum. Mutluluk yerine başka bir şey vereceğim: mutsuzluk.

Cevabım: Evet.

Soru: Sizin sorunuz: “Ne için?” Eğer egoistçe cevap verirsem: “Mutluluğun bana gelmesi için, onu vermem gerektiğini anlıyorum.” Böyle bir formül mümkün mü?

Cevap: Hayır, bu zaten egoistçe.

Soru: Buna hala “Bana mutluluk ver” mi deniyor?

Cevap: Evet.

Soru: Bunun bir çıkmaz sokak olduğu ortaya çıkıyor. Bir insan bundan nasıl çıkabilir?

Cevap: Hiçbir yolu yok. Yaradan nasıl öngörmüş ve karar vermişse öyle olacaktır.

Soru: Her şeye rağmen mutluluğu aramak gerekli mi değil mi? Yoksa bu da mı Yaradan’ın elinde?

Cevap: Mutluluğun bulunabileceğini sanmıyorum. Mutluluğu yaratmanız gerekir. Yani, kendinizi onu ortaya çıkarmak için nasıl zorlayacağınızı tam olarak bildiğiniz bir duruma sokmanız gerekir. O zaman onu göreceksiniz.

Soru: O zaman çok önemli bir soru şu: “mutluluk” kelimesiyle neyi kastediyorsunuz?

Cevap: Mutluluk derken, bir kişinin hayatının başarılı olduğunu hissetmesini kastediyorum. Bu bir başarıydı.

Soru: Kişi hayatının sonuna doğru mu bu duyguya kapılır, yoksa hayatı boyunca mı bu duyguya sahiptir: “Ben doğru hayatı yaşıyorum, hayatım bir başarıydı”?

Cevap: Hayır, bence sona daha yakın.

Soru: Peki yaşam boyunca sürekli bir çalışma var mı? Size göre hayatımız sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Evet. Bu, bir kişinin hayatını tekrar tekrar yeniden inşa etmenin yollarını aramasıdır, böylece hayat, hayal ettiği mutluluğu, diyelim ki insanları mutlu etmek, akrabalarını mutlu etmek, hayal edebileceği her şeyi, getirir.

Soru: Ama şimdi hala vektörü “benden” şuraya yönlendiriyorsunuz: başkalarını mutlu etmek. Bu şekilde kendim için yaşamın anlamını mı buluyorum? Bu yolla bu durumda mutlu olduğum sonucuna mı varıyorum?

Cevap: Evet.

Soru: Bu sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Bu sürekli bir çalışmadır ve durması mümkün değildir. Kişi bunu nasıl yapacağını açıkça anlamalıdır.

Yorum: Ama yol boyunca hayal kırıklığına uğramalı, tekrar ayağa kalkmalı ve bu böyle devam etmeli.

Cevabım: Hayal kırıklığına uğraması gerekip gerekmediğini bilmiyorum. Sadece yolunu hayal etmelidir. Ve sonra “Yol, onu yürüyene teslim olur.”

Yorum: Yani, mutluluk sizi takip ediyorsa, bu sizin mutlu olduğunuz anlamına gelmez; başkalarını mutlu etmek için her zaman çalışmanız gerekir. Ve anladığımız kadarıyla bu hiç de kolay değil.

Cevabım: Kolay olmaması önemli değil. Hayatta kolay olan nedir? Kolay olan hiçbir şey yoktur.

Soru: Ama yol bu mu? Yol tam olarak bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: “Işığın yolu” ve “karanlığın yolu” dediğinizde, bununla ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Işığın yolu insanlara ışık getirdiğiniz zamandır. Karanlığın yolu ise bunu yapamadığınız zamandır.

Soru: Yapamam mı, yapmayacağım mı?

Cevap: Bence yapamazsınız ve yapmak istemezsiniz aynı şeydir.

 

Manevi Onlu

Soru: Kişi pratikte şu anki onlusu ile manevi bir seviyeye yükseliş durumundaki aynı onlu arasındaki farkı nasıl ayırt edebilir?

Cevap: Kendinizi onlunun seviyesine indirmeye çalışın ve dostlarla her koşulda birleşmeyi kabul edin. Bu durumda, kendinizi onlarla bağda hissedeceksiniz ve bu da manevi yükselişe birlikte başlamak için yeterli olacaktır.

Soru: İçinde daha yüksek bir seviyede bağ kurmamız gereken manevi onlu nedir?

Cevap: Manevi onlu benim onlumdur. Ancak, şimdiye kadar bu durumu ne yaşadım ne de hissettim.

Soru: O zaman, onlu içinde ne ifşa olacak?

Cevap: Işıkla, üst dünya ile bağlantı.

 

Yuvarlak Masada Her Şey Çözülür

Soru: Kabalistik kaynakları incelerken, başkalarını ikna etme ve fikrimizi savunma arzusu ortaya çıktığında içsel ve dışsal olarak nasıl çalışmalıyız?

Cevap: Bu doğru değildir ve böyle olmamalıdır. Bu tür konulara hiç karışmamaya çalışın.

Bırakın herkes fikrini ifade etsin ve sonra neden bu şekilde veya farklı şekilde olduğunu öğrenin. Ancak her şey bir yuvarlak masada, tercihen onlu tam olduğunda kararlaştırılmalıdır.

Soru: Neyin ardından ne gelir: onludaki çalışmadan bireysel çalışma mı, yoksa içsel çalışmanın bireysel kazanımından onludaki çalışma mı?

Cevap: Birbiriyle bağlantılıdırlar. Parametrelerden birini belirleyemezsiniz. Her zaman birbirlerini etkilerler ve karşılıklı olarak birbirlerini belirlerler.

Neşe İçinde Olun

Soru: Yaradan’a hizmet eden kişi neşeli olmalıdır deniyor. Bu içsel neşe koşulu nedir?

Cevap: Eğer Yaradan’a doğru çaba sarf ediyorsam, o zaman sadece bundan bile neşe duymalıyım.

Her ne kadar ona yaklaşmaya hala çok uzak olsam da, sürekli O’nun hakkında düşünmeli, O’nunla bir bağım olduğunu hayal etmeli, her zaman O’na dönmeli ve mutlu olmalıyım.

Süt ve Bal Akan Topraklar

Soru: “Süt ve bal akan topraklar” nedir? Bunun bir tür manevi temeli olması lazım, bu nedir?

Cevap: Süt ve bal akan topraklar, temelimizden (olduğumuz yerden), bağlarında birbirlerini tamamlayan Hasadim ve Hohma ışığının olduğu anlamına gelir ve bunda hiçbir sıkıntı yaşamayacağız.