İhsan Etme Uğruna Korku

Beden bu korkudan tam olarak nasıl etkilenirse cennet korkusu da öyle olmalıdır. (Baal HaSulam, Şamati 138, “Bazen Kişiye Gelen Korkuya Dair”)

Soru: “Cennetin önü” nedir? Bu yer neresidir?

Cevap: Yaradan’ın önüdür.

Soru: Ama herkesin kendi Yaradan’ı var. Ayrıca bu onluda çalışma aracılığıyla nasıl gerçekleşiyor? Sonuçta, dostlarla olan bağı kaybetme ya da onlara yeterince verememe korkusu var.

Cevap: Haklısın! Bu korkuları yavaşça ortadan kaldırmalısın ve bunun yerine sevgi, şefkat ve yakınlık hissini hissetmeye çalışmalısın.

Soru: Eğer onlu için değil ama kendiniz için, darbe almamak için Yaradan korkusuna sahip olduğunuzu görüyorsanız, bu korku nasıl ihsan etme uğruna korkuya dönüştürülebilir?

Cevap: Sadece talep et ve buna doğru ne kadar ilerlediğini göreceksin.

Rahatsızlıkların Amacı

Yorum: Korku bizi yenerse, bunun tesadüfi olmadığını araştırmamız ve incelememiz gerektiği söylenir.

Yanıtım: Ne talep ettiğini anlamalısın yoksa Yaradan’dan ters bir tepki alırsın ve bunun O’na yaptığınız yakarışlardan kaynaklandığını tespit edemezsin.

Soru: Ancak özünde onlu aracılığıyla Yaradan ile sürekli bir bağa sahibiz. Ondan koptuğumu ve bunu Yaradan’la ilişkilendirdiğimi, O’nun bunu, onlu hakkında çok az düşünmem ve onlu aracılığıyla da O’nu düşünmem için yaptığını fark ettiğimde, çalışmaya nasıl doğru bir şekilde katılabilirim?

Cevap: Yaradan bizim için asla böyle engeller yaratmaz. O bizim onludan ya da yaratılışın amacından uzaklaşmamızı istemez. Bunların hepsi sadece bize bağlıdır.

Rahatsızlıklar bizi Yaradan’a daha da bağlamak ve Yaradan’a taleplerimizle daha sık dönmemiz içindir.

Tam Birliğe Doğru

Soru: Her şeyi farklı hissediyorsak neyi birleştiriyoruz?

Cevap: Kelim’imizi birleştiriyoruz. Daha büyük ve daha derin hale geldikçe, onların içinde birbirimize olan benzerliğimizi hissetmeye başlarız. Eğer ortak bir Kli oluşturmak için bağ kurarsak, o zaman bu ortak Kli’nin içinde Yaradan’ı edinmeye başlarız.

Soru: Herkesin tam bir birlik içerisinde olduğu böyle bir algıya nasıl ulaşabiliriz?

Cevap: Sevgiyle, herkes sevgi için çaba sarf etmelidir.

Soru: Kli ve ışık arasındaki ilişkiye dair anlayışımız ile alma Kelim’imizde bu ilişkilerin gerçek, pratik kavranışı arasındaki dönüşümün nedeni nedir?

Cevap: Bağın ya da ışığın Kli’ye olan bağlılığının edinimi, Kabala bilgeliğinin edinilmesidir.

Şehina’nın Yaratılan Varlıklara İfşası

Soru: Şehina’nın yaratılan varlıklara ifşası nedir?

Cevap: Doğru bir şekilde bağda olan tüm ruhların ifşa olmasıdır. Bir kişi bunu edindiğinde, Yaradan’ın yarattığı kabın tamamı ifşa olur ve O, bunu doldurmak için hazırdır. Kabın ifşası sadece onluyu hissetmekten daha fazlasıdır: bu sonsuzluğun Malhut’udur.

Soru: Önce ben onlu ıslah eden ışığı almadığı için acı mı çekmeliyim ve sonra da onlu Şehina’nın ızdırabını mı hissetmeli?

Cevap: Hayır, Şehina’yı ıslah edemediği için acı çekmesi gereken sensin çünkü tüm dostların onun içinde bir araya gelmeli ve sen onların arzularınızın toplamını Yaradan’a iletme niyetine sahip olmalarını istiyorsun.

Soru: Onluya Şehina’yı düşünmeleri ve bir yönde niyet inşa etmeleri için nasıl ilham verebilirim? Sonuçta başkalarının kalbinde ne olduğunu bilmiyorum.

Cevap: Onların kalbinde ne olduğu önemsizdir. Sadece kendi aranızda bu konu hakkında konuşmalısınız ve zamanla, konuşmalarınız aracılığıyla, üst ışık her bir dostun kalbinde çalışmaya başlayacak.

Manevi Doyuma Olan İhtiyaç

Soru: Eğer bir Hisaron’a (manevi eksiklik) sahipsem ve Yaradan bunu sadece %80 oranında doldurduysa ve %20’si boş kaldıysa, fakat ben öncekinden de daha çok acı hissediyorsam, öncekinden kaynaklanan bu yeni Hisaron’u nasıl görmeliyim?

Cevap: Bunu yeni bir Hisaron olarak görmelisin. Bu, önceki koşulu tam olarak tamamlamadığınız anlamına gelir.

İhsan Etme Gücü Onluda Ne Zaman Belirir?

Soru: Onlu ve tüm dünya grubu içindeki karşılıklı bağımlılığımızı fark etmemize ve her eylemden önce ihsan etme niyetini korumamıza ne yardım eder?

Cevap: Tıpkı şu anda her şeyi kendimiz için istediğimiz gibi, her şeyi onludaki dostlarımıza ve onların aracılığıyla da Yaradan’a ihsan etmeyi arzulamalıyız. İhsan etmek, dostlarımı düşündüğümü ve onların istedikleri her şeyi almaları için Yaradan’dan talepte bulunduğumu gösterir.

Eğer onlu birleşebilirse ve tüm arzularını Yaradan’a yönlendirebilirse, bu içinde ihsan etme gücü olduğu anlamına gelir.

Aynı Nesneler, Farklı Algılar

Soru: Manevi fenomenlerin, kişinin içinde bulunduğu koşula göre değiştiği ve kişinin hayal gücüne ve duyu organlarına göre her zaman başka bir form deneyimlediği söyleniyor. Bizler, duyulara göre yine 5 parçaya bölünmüş olan altıncı duyu organını oluşturuyoruz. Manevi fenomenleri ve nesneleri farklı algılamamızın sebebi bu mu?

Cevap: Hepimiz ortak bir benzerlikte yaratıldık ve aynı duyulara sahibiz: görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma. Bununla birlikte, onlar her bir kişi için eşsiz yansımalarını ve algılarını verirler.

Diyelim ki ağzına bir şeker attın ve nasıl olduğunu tarif ediyorsun: tatlı, hoş, canlandırıcı vb. Ancak ben bunu anlamıyorum çünkü bu ancak benim de bu şekeri duyu organlarımda aynı şekilde algılayabilmemle mümkün olur.

Bir kişinin duyumlarını diğer bir kişinin duyumlarıyla karşılaştırmanın başka bir yolu yoktur.

Bu yüzden, edindiğimiz yani aldığımız ve ifşa ettiğimiz her şeyin sadece bizim niteliklerimizle ilişkili olarak gerçekleştiği söylenir.

Soru: Aynı zamanda, bir edinim safhasında olan büyük Kabalistler, manevi nesneleri ve olguları aynı şekilde algılamışlardır. Bu, Kabalistlerin ulaştığı hissiyatın aynısına asla ulaşamayacağız mı demek oluyor?

Cevap: Her birimiz kendi algımızın içinde olduğumuz sürece, evet. Ancak biz geliştikçe, algılayışımızın sınırlarını anlamaya başlayacağız, duygularımızı daha çok geliştirmeye başlayacağız ve böylece yakınlaşacağız ve birbirimizi daha çok anlayacağız.

Bunun ne zaman olacağını söylemek zor. Gelecekte, duygularımızın eşit olacağı ve tamamen aynı algılara sahip olacağımız bir koşula ulaşacağız.

Araç ve Etki

Soru: Üst dünyanın edinimi hangi noktada gerçekleşir?

Cevap: Maneviyatın edinimi, Yaradan bunun kişiye ifşa olmasını istediği zaman gerçekleşir. Belirli bir an yoktur.

Soru: Ne için daha çok çabalamalıyız: doğamızı ıslah etmek için mi yoksa edinmek için mi?

Cevap: İkisi de aynı şeydir. Islah araçtır ve edinim de sonuçtur. Edinimin derecesi sadece kişiye bağlıdır: ne kadar yükselmek ve Yaradan gibi olmak istediğine.

Soru: Yaradan ile bağ kurduğumuzda ne ediniriz?

Cevap: Ortak Kli’mizi, Yaradan’ın onun üzerindeki etkisini ve ortak Kli’mizin de Yaradan’ı nasıl etkilediğini ediniriz.

Yaradan Uzaklaştığında

Soru: Bazen öyle görünüyor ki çok fazla çaba sarf ediyorsunuz ama Yaradan tam tersine sizden uzaklaşıyor. Bu ne anlama geliyor? Bu Yaradan’ın daha çok çaba sarf etmeni istediği ya da belki de çabalarının yanlış olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, Yaradan’ın eylemleri, kaçan bir geyiğin hareketine benzer, söylendiği gibi: “Sevgilim bir ceylan gibidir.”

Bize Yaradan bizden uzaklaşıyormuş gibi görünür ama bu bir geyiğin avcıdan kaçmasına ve avcının onu kovalayıp kovalamadığını görmek için geriye bakmasına benzer.

Küçüklük Koşulu, Yaradan’ın Eylemlerini Haklı Çıkartmaktır

Soru: Büyüklük (Gadlut) koşulu sadece bir eklemeyken, küçüklük koşulu (Katnut) derecelerin temeliyse ve sürekli olmalıysa, kişi küçüklük koşulu için nasıl sürekli olarak hazırlanmalı?

Cevap: Her şeyden önce Yaradan’ın bize karşı olan bütün eylemlerini haklı çıkarmamız gerektiğini anlayarak, küçüklük koşulunu ediniyoruz. Sonra büyüklük (Gadlut) koşulu için çabalamalıyız.

Doğru küçüklük koşuluna, Yaradan’ı tüm eylemlerinde haklı çıkarmak için ihtiyaç duyduğumuzdan fazlasını istemediğimizde ulaşılır.

Soru: Şükür duası bu koşulun doğru sonucu olabilir mi?

Cevap: Evet.