Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 82

Soru: Dereceden dereceye ıslah edilmesi gereken alma arzusu, neden erdemlinin ayağının altındaki toz gibi acınacak haldedir?

Cevap: Çünkü arzunun kendisinin ıslah edilmesi gerekmiyor, niyetin ıslah edilmesi gerekiyor.

Soru: İçimdeki erdemlinin, içimdeki kötünün sonunu gördüğü onludaki bu koşul nedir?

Cevap: Bu koşula gir ve göreceksin.

Soru: Onluda, dostumun sağ tarafının, benim sol tarafımın önünde durması veya tam tersi olduğunda bu ne anlama gelir? Bununla nasıl çalışırız?

Cevap: Birbirimize karşı olsak bile, yine de birbirimize yaklaşmak için çabalarımızı birleştirirsek, o zaman tam bir karşılıklı etkilenme elde ederiz.

Soru: Kötüler her zaman kendilerini haklı çıkarır. Bu koşuldan Yaradan’ı haklı çıkarmaya nasıl geçebiliriz?

Cevap: Birbirinizle konuşmaya başlayın ve o zaman hep beraber fark edebilirsiniz ki yaptığınız tek şey Yaradan’ı eleştirmektir.

Bilgi Ağacı’nın Günahını Islah Etmek

Bilgi Ağacı’nın günahının ıslahı, başlangıçta Hohma ışığını kendi yararı için almış olan Malhut’un ıslah edilmesidir. 

Şimdi o, ilk kısıtlamaya (Tzimtzum Alef’e) dönmek zorundadır yoksa hiçbir şey işe yaramayacaktır.

Kısıtlama yapmak için, perdeyi edinene kadar hiçbir şey almamayı kabul ederiz. Sadece perdeyi oluşturduğumuzda ışığı almaya başlayabiliriz.

Soru: Yaradan neden Adem’e Bilgi Ağacı’nın meyvesinin tattırdı?

Cevap: Adem’i O’nun seviyesine yükseltmek için.

Bir Kaşık Dolusu Sevgiye Bir Damla Korku

Soru: Korku hakkında özel olan şey nedir ki sadece onunla sevgi koşulu mükemmel olacaktır?

Cevap: Gerçek şu ki bizler egoistiz ve sadece kendimizi severiz. Bu yüzden sevgiyle döndüğümüz yere korku eklemeliyiz.

Her birimizin şunu anlaması gerekir ki kişi birini sevse bile, korku ve endişenin bu sevgiye katılması yine de arzu edilir: Ya yeterince sevmiyorsam? Ya onun beni ihmal etmesine sebep olacak bir şey yaparsam? Bu, egon bundan korktuğu için değildir, sen aranızda böyle bir ilişki istemediğin içindir.

Yöntem ve Eylem

Soru: Diyelim ki kişi kötü olarak değerlendirdiği bir koşula geldi ama aynı zamanda Yaradan’ı haklı çıkarıyor.

Basitçe Yaradan’ı haklı çıkarmak ile mantık ötesi inanç arasındaki fark nedir?

Cevap: Mantık ötesi inanç, Yaradan ile bağ kurmanın bir yoludur. Yaradan’ı haklı çıkarmak ise kişiyi mantık ötesi inanca, Yaradan ile bağa götüren bir eylemdir.

Soru: Eğer kötü bir koşuldaysam, bu anlaşılabilir. İyi bir koşulun içindeyken, Yaradan’ı haklı çıkarmak ne demek?

Cevap: Eğer iyi bir koşuldaysan zaten haklı çıkarıyorsundur.

Yaradan Herkese Yardım Eder

Soru: Tora’nın sözlerinin kalbimizde kaldığı bir koşula nasıl gelebiliriz?

Cevap: Eğer kalbin başkalarının kalbiyle bağda değilse, Yaradan’dan gelenleri tutmak imkânsızdır.

Dostlarının kalpleriyle bağda olup olmadığını kontrol etmek için kendini, ne çalıştığına dair sürekli kontrol etmelisin ve o zaman bileceksin.

Soru: Başkalarının kalbinin tabletlerinin üzerine kazınmış olanı keşfetmek, kişiye ne katar?

Cevap: Yaradan’ın başkalarına nasıl yardım ettiğini keşfeder ve bu kişiye Yaradan’dan yardım isteyecek gücü verir.

Şu An Olması Gereken Üzerine Düşünün

Soru: Çalıştaylar ve çeşitli etkinlikler için bir araya geldiğimizde, ıslah eden ışığı çektiğimizi nasıl anlarız?

Cevap Eğer birbirinizle bağ kurarsanız ve ortak arzunuzda Yaradan’a doğru birlikte çabalarsanız, o zaman bundan aldığınız şey ortak Kli‘nizin, ortak ruhunuzun bir sonucudur. Bunun için çaba göstermeliyiz.

Soru: Bu aşamada, kalplerimizi sürtüyor, birbirimize açılmaya yani tek bir ruh gibi olmaya çalışıyor gibiyiz.

Her sözümüzü ve eylemimizi tartmamız gereken bir zaman gelecek mi?

Cevap: Gelecek hakkında düşünmeyin. Şu an olması gereken üzerine düşünün; kalplerinizi birbirinize açın.

Sol Çizgiden Bakış

Soru: Sol çizgi söz konusu olduğunda doğru destek nedir? Bir kişinin gerçek durumunu kontrol etmesi midir?

Cevap: Sol çizgi, durumumuz hakkında açık fikirli olduğumuz ve onu incelediğimiz bir özeleştiri çizgisidir.

Bu nedenle, sol çizgiyi aktifleştirmeden önce kişi kendini iyi kontrol etmeli ve doğru konumlandırmalıdır. Ancak o zaman kişi sol çizgiden neler olup bittiğine bakabilir.

Soru: Sol çizgideki dostlarıma sevgimi nasıl aktarabilirim?

Cevap: Onları eleştirme eğiliminde olmanıza rağmen, onlara sevginizi aktarmaya çalışın.

Sonra Acı ve Istırap Kaybolacak

Soru: Anya’dan:

Sık sık mutlu olmamız gerektiğini söylüyorsunuz. Bugün olanlardan nasıl mutlu olabiliriz? Bugün neşe yok. Bugün, yarından korkuyorsun. Bugün etrafta o kadar çok keder var ki, nasıl mutlu olabilirim? Nasıl mutlu olunur?

Cevabım: Kişi hayatın anlamını kavramak için çaba göstermeli ve hayatın anlamının, hayatın kendisinin size açıklaması olduğunu: ne için olduğunu, neden olduğunu ve hayvani ölüm vasıtasıyla nereye varacağını, genel olarak, bizi nereye götürdüğünü ve nereye çektiğini görmelidir. Kişi bu ifşa için çaba göstermelidir.

Soru: Prensip olarak, doğumdan “tabuta” kadar geçen sürenin yaşamımın bir kesiti olduğunu mu anlıyoruz?

Cevap: Bu, genel olarak yaşamdan sayılmayan bir yaşam dönemidir, çünkü burada doğanın bazı açık içgüdüsel talimatlarını takip ediyorsunuz. Hayatta kalma, rahat etme, daha az acı çekme ve benzeri emirlere uygun hareket edersiniz.

Soru: Peki, bu durumdan çıkmak zorunda mıyım?

Cevap: Evet. Varoluşun anlamını hissetmek için bu durumdan çıkmak zorundasınız.

Soru: Burada neşe nerede?

Cevap: Buradaki neşe tüm evreni kavramakta. Neşe, anlamı anlamaktadır.

Soru: Anya soruyor: “Tüm bunlar olurken bugün nasıl mutlu olabiliyorsunuz?”

Cevap: Tüm bunların ne için olduğunu ve cansız, bitkisel, hayvansal ve insan doğasının her hareketinin, her şeyin yaşamın gizemini ortaya çıkarmayı amaçladığını anladığınızda.

Soru: Etrafta olup bitenleri, acıları ve dehşeti bu zincire, yaşamın gizeminin ifşasına bağlamak mümkün mü?

Cevap: Elbette, tüm bunlar bunun içindir.

Soru: Peki acı verdiğinde?

Cevap: Acı verdiğinde, tüm bunların bizi eninde sonunda içsel bir anlam duygusuna götürdüğünü anlamak daha da gereklidir.

Soru: Peki bu bizi neşeye yol açar mı?

Cevap: Evet.

Soru: Peki acıya ne olur?

Cevap: Acı yok olur. Ne için, neden ve neyden ötürü olduğunu tam olarak bilirsek, ona dahil oluruz, o zaman acı olmaz ve her şey anlamlı hale gelir.

Soru: Burada kırılmalar oluyor; bu harekette neyi tekrar kaybediyorum ve tekrar buluyorum?

Cevap: Bunlar o kadar sık oluyor ki böyle olması gerektiğini düşünüyorsun.

Soru: Yani hayatın anlamını kaybedip bulacağım, kaybedip bulacağım öyle mi?

Cevap: Evet.

Soru: Ve bu hala güçlenmem ve yaklaşmam olarak mı kabul ediliyor?

Cevap: Her zaman güçleniyorsunuz ve ilerliyorsunuz.

Soru: Buna doğru ilerlemenin başka bir yolu yok mu?

Cevap: Hayır, hayatın anlamının içine dalmak, Yaradan’ın idrakidir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 81

Soru: Maneviyatta, güç kazanmadan önce çalışmaya başlamalıyız. Ne tür bir güçten bahsediyoruz?

Cevap: Manevi çalışmayı gücümüz olmasa bile yapmalıyız – birbirimizle birleşmeli ya da başkalarının iyiliği için, ihsan etmek uğruna bir şeyler yapmalıyız. Bunu nasıl yapacağımızı bilmesek bile güç isteriz.

Soru: Maddesel düzenin zaten son ıslaha karşılık geldiği söyleniyor. Eğer her şey ıslah edilmemişse, dünyevilikte düzen nasıl son ıslaha karşılık gelebilir?

Cevap: Maddesellikte, güç eylemden önce gelir ve maneviyatta eylem güçten önce gelir. Ancak henüz bu bizim için somut ve tam olarak anlaşılır değildir.

Soru: Her iki yöne de çok fazla sapmaktan kaçınmak için kişi maneviyat ve maddesellik arasında nasıl bir denge kurabilir?

Cevap: Eğer sadece maneviyat hakkında düşünürsen, maddesellikte istediğin şeyi yapabilirsin.

Evrenin Gizemi

Soru: Bir yandan Tora’daki her şey şifrelenmiştir çünkü insanlar evrenin sırlarını yanlış anlayabileceği için evrenin sırları gizlenmelidir. Ancak Tora’yı analiz etmeye başladığımızda, her şey tek bir kuralın içine sığıyor: “Komşunu kendin gibi sev.” Burada saklanacak ne var?

Cevap: Gerçek şu ki, doğada, içimizde, bizi yukarıdan kontrol eden üst yönetimde, gerçekten de anlaşılmaz olan çok şey vardır. Bunda hiçbir sır yoktur. Sır olan tek şey, anlamadıklarımızı nasıl ifşa edebileceğimiz, Yaradan’a nasıl yaklaşabileceğimiz, O’nun yönetimine nasıl girebileceğimiz, O’nun içine nasıl bakabileceğimiz ve O’nu nasıl anlayabileceğimizdir.

Soru: Bu hala belirsiz; o kadar çok kitap yazıldı ki, hatta iki dilde: İbranice ve Aramice, on binlerce sayfa! Ve tüm bunlar sadece bir araya gelebilmemiz ve birbirimizi sevebilmemiz için! Bu konuda neden bu kadar çok şey yazılıyor? İnsanların birleşmeleri gerektiğini anlamalarının gerçekten başka bir yolu yok mu?

Cevap: Birleşmek için tek bir cümle yazabilirsiniz. Ancak bunun işe yaramadığını görüyoruz. Bu nedenle, kişiyi etkileyen ve kendisini Yaradan’a benzer olmaya dönüşmesine yardımcı olan bir güçler sistemi sunulmaktadır.

Nasıl ki tüm doğa zıtların birliğinden oluşuyorsa, farklı unsurların ve parçaların bir araya gelmesiyle yaratıldıysa, tamamen farklı niteliklere sahip insanlar da birbirleriyle birleşmelidir. Bu süreç evrende yüz binlerce yıldır devam etmektedir.