Şansın Anlamı

Soru: “Çaba verip bulmadıysan inanma” kavramı ile çaba vermeden gelebilen şans kavramını nasıl ayırt ediyorsunuz? Sonuçta şans yukarıdan gelen bir armağandır.

Cevap: Her durumda, böyle bir olgunun gerçekleşmesi için bir şeyler yapmalıyız.

Var olmak, “Yaradan’ın gözünde sevilmek” demektir.

Tek Bir Arzu

Soru: Onlunun ortak duasında birleşen küçük taleplerimiz, Yaradan’a geri verdiğimiz ışık mıdır?

Cevap: Hayır, ışık sizin aranızda değildir; onu Yaradan’a geri vermiyorsunuz. Siz sadece aranızda Yaradan’ın size vermek istediği ışığın bir kısmını alabilecek bir arzu yaratmak için eyleme geçiyorsunuz. Ve bu eylemle, Yaradan’ı memnun edersiniz.

Soru: Yaradan’ın ışığını onluda nasıl hissederiz?

Cevap: Her şeyi sadece dostların iyiliği için yapma arzusu gibi.

Soru: Hangi eylem daha fazla ışık çeker?

Cevap: Sadece birbirimize daha da yakınlaşmak için olan.

Umudumuzu Nasıl Kaybetmeyiz?

Soru: Bir odada yanan dört mum varmış. Birincisi şöyle demiş: “Ben Barış’ım. İnsanlar beni nasıl koruyacaklarını bilmiyorlar.” Ve sönmüş. İkincisi şöyle demiş: “Ben İnanç’ım. Kimsenin bana ihtiyacı yok.” Ve sönmüş. Üçüncüsü şöyle demiş: “Ben Sevgi’yim. İnsanlar beni takdir etmiyor.” Ve o da sönmüş.

Küçük bir çocuk odaya girmiş, karanlıktan korkmuş ve ağlamaya başlamış. Sonra dördüncü mum şöyle demiş: “Ağlama. Ben Umut’um. Ben yandığım sürece, diğer tüm mumları yakmak her zaman mümkün.”

Bir insanın umut ettiği sürece hayatta olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu ifadenin bir dayanağı var mı?

Yanıtım: Evet, çünkü umut hala size gelişmenin yolunu gösterir.

Soru: Peki başka bir şey var mı?

Cevap: Elbette var! İnsanlar bir kara parçası bulmak, bir şeyler keşfetmek için yelkenlilerle okyanusları aşıyor. Bu umuttur.

Soru: Bu beni her zaman hayrete düşürmüştür. Amundsen ve kutuplara ulaşıp orada donan tüm o kâşifler küçük teknelerle okyanusları aştılar. Onları harekete geçiren neydi?

Cevap: Hayal!

Soru: Her şey çoktan tükenmişken, tüm mumlar sönmüşken, sevgi, inanç ve barış -her şey- insan umudunu nasıl kaybetmez?

Cevap: Her şeyin Yaradan’ın elinde olduğunu anlayarak. Çünkü kişi hiçbir şeyin kendi elinde olmadığını fark eder. Ve sonra yıllarını sakince yaşar.

Soru: Bu muma umut mu diyorsunuz? Yani her şey Yaradan’ın elinde; bir sonraki adım bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: Neden Yaradan bize hep bu küçük adımı, bu son mumu bırakıyor?

Cevap: Bizimle yolculuğumuza devam etmek için bizi son dakikada, saniyede ve anda yakalamak için.

Bu mum, bu dünyadaki bir kişi ile üst dünyadaki bir kişi arasındaki bağlantı mumudur.

Soru: Bu mum her zaman yanar mı?

Cevap: Kişinin ilerlemesine eşlik eder.

Soru: Bu mumun yanmadığı, umudun olmadığı durumlar var mıdır?

Cevap: Hayır, her zaman yanar.

Soru: Bu, Yaradan’ın iyi olduğu ve iyilik yaptığı anlamına mı gelir?

Cevap: Evet, aksi takdirde böyle bir kişi doğmazdı. Çünkü Yaradan o kişinin tüm yaşamını sonuna kadar önceden bilir.

Soru: Neden bazen bu mumu fark edemiyoruz ve umudumuzu kaybediyoruz?

Cevap: Varoluşumuza bu şekilde uyum sağlamıyoruz.

Soru: Peki doğru tutum nedir?

Cevap: Doğru tutum, önümüzde her zaman Yaradan’ın iyiliğinin olduğudur.

Yaradan’a Hem Aklınızda Hem De Kalbinizde Bağlanın

Soru: Hazzın nedeninin hazzın kendisi değil de her zaman yalnızca Yaradan olmasını, yani hazzın Yaradan’ın ona sahip olmasından kaynaklanmasını ve bunun tersinin olmamasını nasıl sağlayabiliriz?

Cevap: Gerçek şu ki, alma arzusundan oluşan bizler sürekli olarak Yaradan’la bağ halindeyiz ve her zaman O’na doğru yönlendiriliyoruz.

Bizim sorunumuz bunu hissetmememiz veya fark etmememizdir. Bu nedenle, Baal HaSulam tüm çalışmamızın aklımızı ve kalbimizi Yaradan’a yönlendirmek olduğunu söyler.

Sonuçta, düşüncelerimizi O’na yönelttiğimizde, çalışmamıza akıldaki çalışma denir. Ve her şeyimizi O’na vermek için kalbimizi O’na yönelttiğimizde, bu da kalpteki çalışmadır. Böylece, Yaradan’la bağ kurmak için sahip olduğumuz temelde iki farklı özellik olan aklımız ve kalbimiz ile O’na bağlanırız.

Hem aklın hem de kalbin her zaman sadece Yaradan için çalışması için, duygularımızın, düşüncelerimizin ve arzularımızın O’nda olması gerekir.

Yaradan’ın Koşullarını Nasıl Yerine Getirebiliriz?

Soru: Temel kaynakları okurken, Yaradan’ın bizim için çok katı koşullar koyduğu ve egoizmin küçüldüğü görülüyor. Yaradan’ı, bu koşulları yerine getirmeyi memnuniyetle kabul edecek şekilde nasıl sevebiliriz?

Cevap: Yaradan’ın koşulları bize katı görünüyor çünkü bireysel olarak yerine getirilemeyecek kadar ağırlar. Ancak bunları karşılıklı yardımla uygularsak, yapılabilir olarak algılanırlar.

Yaradan’a karşı bu tür duyguları beslemekten daha büyük bir haz, mutluluk ve açık bir dünya hissi yoktur.

Eğer Bir Dost Hastaysa

Soru: Eğer dostum hastaysa ve Yaradan’ın onu iyileştirebilmesi için onunla bağ kurmak istiyorsam, buna müdahale etmeli miyim yoksa olduğu gibi kalmasına izin mi vermeliyim?

Cevap: Ruhunuzda dostunuza yaklaşmalı, onunla bağ kurmalı ve duygularınızda ona yardım etmelisiniz- fiziksel olarak değil, içsel olarak. Ne kadar çabuk iyileştiğini göreceksiniz.

Soru: Yaradan’ın kişiye ne verdiğine aldırmadan birbirimize yardım etmeli miyiz, yoksa Yaradan’ın planına müdahale mi etmiş oluruz?

Cevap: Evet, bunu yaparak Yaradan’ın planına müdahale etmiş oluruz.

Kendinizi Yaradan’a Açın

Soru: Yaradan’ın sevinç duygusu gruba nasıl aktarılabilir?

Cevap: Kalbinizi açın ve bunu aktarın. Yaradan’la ve onludaki dostlarınızla bağ kurmaya çalışın ve kalbinizin nasıl açıldığını ve kalbinizdeki her şeyin dostlarınıza ve onlar aracılığıyla da Yaradan’a nasıl aktığını hissedin.

Soru: Kendini Yaradan’a açmak ne anlama gelir? Bu eylem nedir?

Cevap: Yaradan’dan zihninizi ve kalbinizi açmanıza ve bunlarda O’na yakınlık hissetmenize, yani duygu ve düşünceler aracılığıyla O’na bağlanmanıza yardım etmesini isteyin.

İhsan Etme Çemberini Güçlendirin

Soru: Yaradan’ın kişi üzerindeki gücünü onaylama koşulunu ne belirler ve bunu nasıl geliştirebiliriz?

Cevap: Bu, konu hakkında ne kadar düşündüğünüze, bu tür düşünce ve arzulara ne kadar yaklaştığınıza ve Yaradan’dan bunları içinizde en güçlü hale getirmesini istemenize bağlıdır. Yavaş yavaş, bu çalışma doğru Kli’yi inşa etmek için gerekli arzu ve niteliklerin seçilmesine yol açar.

Soru: Yaradan’dan aldığımız her şey nasıl doğru bir şekilde kabul edilebilir ve O’na geri yönlendirilebilir? Benimle O’nun arasındaki ihsan çemberini sürekli olarak güçlendirmek ve korumak ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan’ın niyetlerini, arzularını ve düşüncelerini ve bize olanları neden yaptığını belirlemeye çalışırız. Bu şekilde O’na her zaman daha da yaklaşmış oluruz.

Soru: Islah edilmiş niteliklerimin tanımlayıcısı nedir? Ve ıslah edilmiş niteliklerde ihsan etme niteliği nedir?

Cevap: Islah edilmiş nitelikteki ihsan etme niteliği, dostlarınızla bağ ve karşılıklı yardımlaşmaya ne kadar yükseldiğinizle belirlenebilir. “İnsan komşusuna yardım etsin” denildiği gibi, en önemli şey budur.

Eğer Biri Düşerse…

Soru: Onlu, bir kişinin yükselmesine sebep olduğu gibi düşmesine de sebep olabilir. Bir dost tüm grubu yükseltebilir mi? Ve bu nasıl yapılabilir?

Cevap: Hayır, yükseltemez. Gerçekten de bu durumda, tüm dostlar kendilerini tamamen sıfırlamalı, yani kendilerini iptal etmeli ve tamamen ona tutunmalıdır. Ve o da Yaradan’a bağlanacaktır. Tabii ki bunu yapmak mümkündür ama yine de yardıma ihtiyacımız var.

Soru: Neden bir kişi tüm grubu düşürebiliyor?

Cevap: Bu aynı şeydir. Hayatımızdan örnekler verelim, örneğin bir ekip halinde çalışan dağcılar gibi. Eğer biri düşerse, hepsi düşer.

Soru: Son zamanlarda bir boşluk hissi var. Onlu ile birleşmek için her şeyi yapıyorum ama boşluk sadece büyüyor. Bu boşluğu hangi düşüncelerle beslemeliyim? Yoksa boş bırakmak daha mı iyi?

Cevap: Hepiniz bu boşluk üzerinde tek bir onlu olarak birleşmelisiniz, o zaman boşluk giderek azalacak ve yok olacaktır.

Düşünce Ve Duygularınızın Saflığı İçin Kendinizi Kontrol Edin

Soru: Kalbin ve zihnin sadece Yaradan’a hizmet etmesi için gerçek ihsanı nasıl deneyebiliriz?

Cevap: Bu sadece sizin isteğinize, duanıza bağlıdır, başka hiçbir şeye değil.

Burada altın anahtar veya gizli kilit şifresi yoktur. Sadece Yaradan’a yönelik düşünce ve duygularınızın saflığı için kendinizi kontrol edin, onları her zaman düzeltin ve O’ndan düzeltmesini, yönlendirmesini, ıslah etmesini ve kabul etmesini isteyin.

Kalplerimizi ve zihinlerimizi bir araya getirmeli ve hedefe doğru aynı şekilde çalışmalarını sağlamaya çalışmalıyız. Bu bizi Yaradan’a yükseltecektir.