Büyük İllüzyon

Soru: Bir kişi tarafından dışsal olarak algılanan herhangi bir nesne, sonlu soyut bileşenlerden oluşur: cansız, bitkisel, hayvansal. Tüm bu nesneler bize basitçe bu şekilde görünür, ancak 613 pikselden oluşurlar. Peki, onlarla benim gördüğüm kişi arasındaki fark nedir?

Cevap: Her insanın farklı arzu setleri vardır. Yani, her birinde 613 arzu vardır, ancak farklı bir düzende, farklı bir kombinasyonda.

Soru: Peki, ben kendi dışımda bir kişi görüyorsam?

Cevap: Ne demek onu kendi dışınızda görüyorsunuz? Aslında onu kendi içinizde görüyorsunuz, onu duygularınızda tasvir ediyorsunuz. Size öyle geliyor ki, o sizin dışınızda; bizim öyle bir fikrimiz var ki, güya tüm bunlar bizim dışımızda mevcut. Ona dokunabilirim ve hissedebilirim, öyle ki bu nesneler beni dışarıdan olumlu ya da olumsuz etkileyebilir ama tüm bunlar benim içimde. Bu bir illüzyondur.

Soru: Dünyayı kendimin bir parçası olarak algılamam gerektiği gerçeği ile ayrı bir dünya algılamam gerektiği gerçeği arasındaki sınır nerededir?

Cevap: Kendiniz üzerinde çalıştığınızda ve “kendinizden çıkmaya” çalıştığınızda, bu sınır sürekli olarak genişler. Bu sınırı genişletmek için çalışırsınız. İçinizdeki dünya hissinin nerede bittiğini ve dışınızda algıladığınız dünyanın nerede başladığını görürsünüz.

Nitelikleriniz üzerinde çalışarak, kendinizden çıkarak, daha geniş özgecil nitelikler, alanlar geliştirerek, daha önce size dışınızdaymış gibi görünen şeyleri giderek kendinize dahil eder, açıkça onları hissedersiniz.

Bu sizin dünyanız haline gelir. Kendinizin dışındaki her şeyi görürsünüz ve açıkça hissedersiniz ki o sizindir, sizin içinizdedir. Ve bu ikilikle oynarsınız.

Tam Ve Kısmi İnanç

Soru: Kabalistlerin makalelerinde tam ve kısmi inanç olduğu yazılıdır. Aralarındaki fark nedir?

Cevap: Bir sonraki seviyede size neyin ifşa edileceğini bilemezsiniz, ancak şu anda bütün Kelim‘inizde ifşa edilmiş olan şey, hepsi Hassadim‘in ışığıyla dolduğunda, bu sizin tam inançta olduğunuz anlamına gelir.

Kısmi inanç, tüm Kelim‘inizin Ohr Hassadim ile dolu olmadığında kendini gösterir.

Kendi İyiliğimiz İçin

Soru: Eğer Yaradan iyi ve iyilik yapansa, o zaman maneviyatta ceza var mıdır?

Cevap: Elbette maneviyatta her şey vardır, hem yardım hem de ceza. Bu dünyada olmayabilir ama maneviyat âleminde mutlaka vardır.

Ceza, kendi iyiliğimiz için manevi koşulları yerine getirmek zorunda olduğumuzu fark etmemizi sağlamak içindir.

Örneğin, şu anda manevi önemden yoksunsanız, bu bir cezadır. Böyle bir durumu kabul etmemelisiniz. Böyle bir şeyi kabul etmiyorsanız, bunu haklı çıkarabilir ve daha yükseğe çıkabilirsiniz.

Kendimden Ne Talep Etmeliyim?

Soru: Sizi takip ettiğimizde, periyodik olarak bilginin ışığını alıyoruz. Onlu kesintisiz olarak böyle bir koşula nasıl ulaşabilir? Ne yapmamız gerekiyor?

Cevap: Onludaki dostlar, öğretmenin talimatlarını sanki biliyorlarmış, anlıyorlarmış ve her şeyi bu şekilde yaptığımızı görüyorlarmış gibi takip etmelidirler.

Birlikte birbirlerini desteklerler ve böylece önderlerini takip ederler. Sonra yavaş yavaş nelerden yoksun olduklarını ve inanç içinde nasıl bilgi edineceklerini anlamaya başlarlar ki inanç onlara bilgi getirsin.

Soru: Kendimden ne talep etmeliyim?

Cevap: Kendinizden ve dostlarınızdan tek bir şey talep etmelisiniz; hepiniz çemberimizin merkezindeki grupla bağ kurmalısınız. Çemberin merkezinden Yaradan’a bakmalısınız.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 124

Soru: Bilgeler tarafından bize aktarılan bir gerçeğe ulaştığımızda, zihnimizdeki inceleme kalbimizi nasıl etkiler? Ya da tersinden, kalp neyin tatlı neyin acı olduğunu anlarsa bu zihni nasıl etkiler?

Cevap: Bu böyle olur, çünkü kişi acı ve tatlıyı doğru ve yanlışa paralel olarak hisseder.

Soru: Eğer Yaradan nazik ve sevgi dolu ise nasıl nefret edebilir? Nefret nereden geliyor?

Cevap: İnsan dilinde Yaradan’ın nefret ettiğini veya sevdiğini söylüyoruz, böylece birbirimizi daha iyi anlayabiliyoruz.

Soru: Işık geldi ve gitti ama anısı kaldı. Doğru-yanlış ya da acı-tatlı kategorilerini belirlerken bu hafıza ile mi çalışıyoruz?

Cevap: Evet, bu anıya Reşimo (bilgi, manevi kayıt) denir.

Soru: Yaradan’a memnuniyet getirmek ile Yaradan’la ilgilenmek arasında bir fark var mı? Ve kendiniz için değil de Yaradan için olan samimi endişenizi nasıl bulursunuz?

Cevap: Yaradan uğruna gerçek çalışma ancak ortak Kli‘mizi ıslah ettikten sonra gerçekleşebilir. Bu nedenle, şu anda bunu düşünüyor, endişeleniyor ve önemsiyor olmanız iyi bir şey.

Yaradan Her Şeyi Duyar

Soru: Farklı insanlar arasında Yaradan’ın ışığının algılanmasındaki ayrım nedir? Bu sadece çabalara mı yoksa Yaradan’ın verdiği bazı özelliklere mi bağlıdır?

Öyle görünüyor ki bazı insanlar çaba göstermeden ışığı hissediyor ve bazıları da tam tersine çabaları aracılığıyla ışığı hissetmeye gelemiyor.

Cevap: Yaradan, Kendisini her iki şekilde de ifşa eder. Bu nedenle, çaba göstermemiz gerekir ve Yaradan’ın bizi Kendisine doğru nasıl ilerleteceği O’nun işidir. Önemli olan, O’ndan bizi Kendisine doğru çekmesini istemektir.

Soru: Yaradan arzularımızı mı yoksa arzularımızdaki gücü ve çabayı mı duyar?

Cevap: Yaradan her şeyi duyar, tüm nüanslarımızı, ne almak istediğimizi, O’na neyle yöneldiğimizi vs.

Böylece Gerçek İçimizde Yaşayacak

Soru: Dünya grubumuzda, çalışan ya da sadece toplantılara ve birlik günlerine sık sık gelen bir kişi, maddesellik hakkında daha fazla endişelenen ve daha fazla sahte görüntü gören birine kıyasla gerçeğe daha yakın görüntüler görür. Dostlarıyla daha sık bağ kuran birinin kendisi için gerçeği belirlemede daha kolay bir yolu olduğu ortaya çıkar mı?

Cevap: Hayır, hiçbir şekilde onun yolu daha kolay veya daha hızlı değildir. Manevi seviyeye ulaşmak için kişinin elinden geleni yapması, biraz çalışması gerekir. Ancak bu durumda bir manevi seviyeye erişebilirsiniz, sonra bir sonrakine ve bu böyle devam eder.

Dolayısıyla, nerede yaşadığınız veya kiminle bağda olduğunuz önemli değildir. Önemli olan tek şey gerçeklik hissine duyduğunuz içsel ihtiyaçtır. Gerçeğin içinizde yaşamasını sağlamak için kendinizi sürekli olarak yönlendirmeniz gerekir.

Bu nedenle kendinizi sürekli olarak denetlemelisiniz.

Soru: Kişinin maddeselliğe ihtiyaç duyduğundan daha fazla önem verdiği ve gerçeğin bu yönünü kaybettiği bir durumda kim yardımcı olabilir?

Cevap: Hayır, manevi ilerlemeden hemen kaçmasına izin verilmeyecektir. Yolda bizi maneviyatta tutan böyle “muhafızlar” vardır.

İntegral Sistemin Tepkisi

Olumsuz taraftan da, eğer ulusun bir kısmı Bağı korumak istemezse ve kişisel-sevgiden zevk almayı seçerse ulusun geri kalan kısmının da içinden hiç çıkamayacakları bataklık ve alçak seviyede kalmalarına neden olurlar. Baal HaSulam, makale “Arvut (Karşılıklı Sorumluluk)”

Birbirimizle integral bir bağ içinde var oluruz ve bu hem olumlu hem de olumsuz sorunlar yaratır.

Olumlu bileşen, birbirimize yardım etmemiz ve birbirimizi tamamlamamızdır. Olumsuz olan ise, integral grupta birileri bir şeylerden yoksun kalırsa, o zaman herkes acı çeker.

Dolayısıyla, doğanın bizi integral olarak birbirine bağlı kılmış olması hem iyi hem de kötüdür. Her birimizin ortak Kli’ye katkıda bulunması açısından iyidir, kötü olan ise vermediğimizde bu Kli’den çalmamızdır.

Kişi integral manevi Kli’nin çok hassas olduğunu ve olumlu ya da olumsuz herkesin değişimlerine tepki verdiğini anlamak zorundadır.

Ortak Ruhun Temeli

Soru: Tapınak, bizim düzgün inşa edilmiş ilişkimiz mi?

Cevap: Kendi aramızda ifşa ettiğimiz doğru ortak ruhumuzdur.

Soru: Bu ortak ruhun temeli nedir? Sonuçta, temel sağlam değilse bir bina çöker.

Cevap: Evet, bizim durumumuzda da aynı şey geçerlidir. Ortak ruhun temeli birbirimize yapıştırdığımız ve birbirimizle bağ içinde tuttuğumuz egoizmimizdir çünkü her birimiz diğerinin önünde kendini iptal eder.

Kendini Düşünme

Soru: Yaradan’a yaklaşmanın tehlikeli olduğunu hissediyorum çünkü derin bir hayal kırıklığı korkusuyla sonuçlanıyor. İlk başta, Yaradan sizi kendine yaklaştırır ve siz de kendinizi dostlarınıza ve Yaradan’a yakın hissedersiniz ama sonra O, sizi Kendisinden uzaklaştırır gibi olduğunda bu çok acı verici bir hal alır. Ve sonra O’na hiç yaklaşmak istemezsiniz. Bu yol nasıl dengelenebilir?

Cevap: Kendinizi düşünmeyin; eylemlerinizle Yaradan’ı hoşnut etmeyi düşünün.

Soru: Ancak bu gerçekçi görünmüyor. Eğer O’nun tarafından reddedildiğimi hissedersem, O’nu nasıl düşünebilirim? Bunu yapay olarak mı yapmalıyım?

Cevap: Hayır, yapay olarak değil, doğal olarak. Deneyin ve bir gün işe yarayacaktır.