Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 191

Soru: Gölge ve ışık bize Yaradan’dan gelir. Görkem bulutlarında yaşamak için gölgeyi kendimiz nasıl yaratabiliriz?

Cevap: Gölgeye gizlenme denir. Eğer Yaradan’ı örterseniz, yani O’nu kendinize çekmek istemezseniz, o zaman O’nun ifşasına doğru bu şekilde ilerlersiniz.

Soru: Bedensel dünyamızı geçici bir konut olarak algıladığımızda Yaradan’a daha mı yakın oluruz?

Cevap: Kesinlikle, hiç şüphesiz.

Soru: Kaynakları dinlediğimizde, zihin onları kendi anladığı bir dile çevirerek kendi tarzında yorumlamaya çalışır. Durup metni olduğu gibi hissetmeye çalışmalı mıyız?

Cevap: Reddetmeden önce zihnin söylediklerini dinleyin. Sonra onu nasıl daha uygun bir forma sokabileceğimizi düşünmeye başlayın.

Soru Roş HaŞana ve Sukot bayramları sırasında çalışan özel ışıklar var mıdır?

Cevap: Evet, bunlar özel fırsatlar, özel ışıklar.

Doğru Seçim

Soru: Rabaş’ın “Barışı Arayın ve Peşinden Gidin” adlı makalesinde savaşın doğal bir koşul olduğu ve insanların her zaman birbirlerine karşı zafer kazanmak için çabaladıkları yazılıdır.

Ancak ne reddeden bir güç ne de çeken bir güç bir kişiyi barış (huzur) koşuluna getirebilir. Bu güçler nasıl doğru kullanılır?

Cevap: Kendinizi sürekli olarak içinizdeki güçle kontrol etmeli, Yaradan’ın sizi nereye çektiğini ve bedenin sizi nereye çektiğini belirlemeli ve bu iki güç arasından kiminle birlikte olduğunuzu seçmelisiniz.

Soru: Bedenin nereye çektiği açık gibi görünüyor. Ancak Yaradan’ın beni nereye çektiğini nasıl anlayabilirim?

Cevap: İhsan etme niteliğine doğru. Bu nedenle, doğru seçim her zaman Yaradan’ın yönünde olacaktır.

Onlu Sizin Ruhunuzdur

Soru: Her zaman onlum için istemeliyim. Ancak dünyanın her yerinde birçok dostum var. Önce kendi onlunuz, sonra tüm dünya Kli’si ve sonra da tüm dünya için istemek doğru mudur?

Cevap: Diyelim ki dünya Kli’sinde onlunuzdan başka birçok dostunuz var. Nasıl istemelisiniz? Önce onlunuz için, sonra onlar için mi? Ya da onlunuz aracılığıyla onlar için mi? Ya da onlunuzu bırakıp onlar için mi istemelisiniz?

Soru çok spesifik ve bunu net bir şekilde anlamanızı tavsiye ederim. Onlunun dışında hiçbir şeyiniz yok. Onlu sizin ruhunuzdur. Ve eğer bir şey ya da başka biri için isteyecekseniz, sadece onun aracılığıyla istemelisiniz.

Onlunun dışında birine istemek için, dostlarınızdan birleşmelerini isteyebilirsiniz. Ama bu tüm onludan gelen bir istek olmalıdır. Başka bir şey için aklınızı ondan alamazsınız.

Dünyadaki birine fiziksel olarak yardım edebilirsiniz ama manevi olarak sadece onlunuz aracılığıyla biriyle ilgilenebilirsiniz.

Onludaki Bağ Noktası

Soru: Manevi ıstırabın farkına varmak için onludaki kopuk bağlara karşı duyarlılık geliştirmek gerekli midir?

Cevap: Manevi ıstırabın farkına varmamıza veya bunun hakkında düşünmemize gerek yoktur. Kendimizi manevi başarılar üzerine inşa etmemiz gerekir.

Soru: Onlu için bağ noktasının tanımlayıcısı nedir?

Cevap: Ortak bir bağ.

Soru: Bu noktada her birimiz ne hissedeceğiz?

Cevap: Her bir kişi bu bağ noktasına girmeyi arzu ederse, sizinle aynı şeyi hissedecektir.

Islah İçin Bir Yer

Soru: Islah için sağlamamız gereken yer neresidir?

Cevap: Islah yeri, egoistlikten özgeciliğe dönüştürmemiz gereken arzularımızdır.

Bu yerin Şehina için bir kap (Kli) olabilmesi için, kendimizi sadece ihsan etme arzularıyla çalışabileceğimize ikna etmeye çalışmalıyız.

Soru: Doldurulabilecek bir Kli haline gelmesi için bir başkasının arzusuyla nasıl doğru bir şekilde bütünleşiriz?

Cevap: Bu kolay değildir. Her şey diğer kişinin arzusunun doğasına bağlıdır. Eğer zaten ihsan etme yönünde ıslah edilmişse, o zaman sorun yoktur. Ancak hala ıslah edilmemişse ve egoist bir koşuldaysa, önce kişinin bunu ıslah etmesine yardımcı olmanız ve ancak ondan sonra bu arzuya bağlanmanız ve onunla birlikte yükselmeniz gerekir.

Yaradan Neden Hatalara Karşı Uyarıda Bulunmuyor?

Soru: Andrey soruyor: “Bir yerde okumuştum ama son zamanlarda Yaradan’ın kıskanç olduğuna ikna oldum. Bunu birden fazla kez söylediniz. Ancak O’nun bu kadar kıskanç olduğunu bilmiyordum. Seçtiğiniz yolu izlemenize izin veriyor, ancak bu açıkça O’nun iradesine aykırı. Ama size izin veriyor. Hatta bunu kutsuyor gibi görünüyor. Ve sonra öyle düşüşler gönderiyor ki, kendinizi onlardan nasıl çekip çıkaracağınızı bilemiyorsunuz. Bunu neden yapıyor? Beni yanlış yola girmekten alıkoyabilirdi. Bunu ne için veriyor?”

Cevap: Bu durumda ne öğrenirdiniz?

Yorum: O’nun iyi olduğunu ve iyilik yaptığını.

Yanıtım: O zaman anaokulunda kalırdınız.

Soru: Tüm bu süre boyunca eğitiliyor muyum?

Cevap: Evet.

Soru: Yanlış yollarla mı eğitiliyorum?

Cevap: Onların yardımıyla. Başka nasıl olabilir?

Soru: Andrey sizi bu yanlış yola itenin Yaradan olduğunu söylüyor. Bütün bunlar size öğretmek için mi?

Cevap: Elbette.

Soru: O, bende neyi ortaya çıkarmak istiyor?

Cevap: Hayatı anlamak, kendinizi anlamak, dünyayı anlamak ve dünyaya karşı doğru tutumunuzu anlamak.

Soru: Andrey bu yolda kutsanmış olduğunu bile hissetti: “Devam et!” Yanlış yolda ilerliyor olsanız bile mi?

Cevap: Evet.

Soru: O zaman soruyor: “Yaradan neden insanı bu yolu seçmesi için kutsuyor?”

Cevap: Çünkü bu şekilde insana öğretir; aksi takdirde insana öğretilemez.

Soru: Bir kişi yanlış yolda olduğunu ne zaman fark eder? Yaradan’ın Kendisi onun için başka engeller yaratmaya başlar. Öyle değil mi?

Cevap: Evet. Bir süre sonra kişi yanlış yolda olduğunu hissetmeye başlar. Ama geri dönemez ve yoluna devam eder, onlardan kaçmak zorunda kalacağı noktaya birikene kadar her türlü ızdırabı alır.

Soru: Söyleyin bana, ızdırapların başladığı bir yol işareti var mı? Ve o zamana kadar kolaylıkla, özgürce ve mutlu bir şekilde yürüyorsunuz.

Cevap: Evet, bu kişinin içindeki egoizmin büyümesine bağlıdır. Çünkü o zaman bunun kendi zararına olan yanlış bir yol olduğunu anlamaya başlar. Ve merak eder: ne yapmalıyım? Bu andan itibaren ızdırap başlar ve Yaradan’a olan talebi başlar.

Soru: Yani egoist yolda hiç düşünmeden yürürken, onun için her şey yolunda mıydı?

Cevap: Evet.

Soru: Ama bir noktada, kendisinin bir egoist olduğu fikrine itilir ki bu kötüdür. Ve ızdırap çekmeye başlar. Ne için? Bu ego ile ne yapmalı?

Cevap: Tüm bunların egosundan kaynaklandığını fark etmeli ve ıslah edilmesi için bilinçli olarak Yaradan’a dönmelidir.

Soru: Yani öyle ya da böyle, her şey ıslahın yoludur. Kesinlikle her şey.

O zaman soru şu: “Nasıl hazırlanabilirsin, bu tür düşüşlere bile hazırlanmak ve onlardan en iyi şekilde yararlanmak mümkün mü?”

Cevap: Bir kişi başlangıçta seçtiği şeyin yanlış olabileceğini ve hatalardan kaçış olmadığını anlarsa düşüşlere hazırlanabilir. Zaman zaman eylemlerinin sonuçları olan her türlü olumsuz geri bildirimi alacaktır. Ama öte yandan, bu ona sonunda doğru yolu öğretecektir.

Soru: Bundan maksimum fayda nedir?

Cevap: Fayda doğru yolu seçecek olmasıdır. Her ne kadar her seferinde hata yapacak olsa da kendini ıslah edecek ve doğru adımı atacaktır.

Soru: Istıraba ulaşmamak ama önceden doğru hesap yapmak mümkün mü?

Cevap: Bunu önceden nasıl yapabilir?

Soru: Mümkün değil mi?

Cevap: Hayır.

Soru: Yani, öyle ya da böyle bunu aşmak zorundasınız?

Cevap: Kesinlikle.

Soru: Andrey’in bir sonraki sorusu: “Yaradan’ın kıskançlığından kişisel olarak ne anlıyorsunuz?”

Cevap: Yaradan’ın kıskançlığından, bir kişinin belirli bir yöntemin yardımıyla hatalardan kaçınmak ve sanki Yaradan’ı atlatmak istediği koşulları anlıyorum.

Yaradan’a Ulaşın

Soru: Yaradan ile olduğu gibi onlu ile de tüm dünyayı kapsayan bir diyaloğu nasıl kurarız?

Cevap: Bu onlunun içindeki ve dışındaki koşullarınıza bağlıdır.

Soru: Hangisi daha önemli, onlu ile diyalog mu yoksa O’nunla diyalog mu?

Cevap: Elbette, Yaradan’la diyalog daha yüksektir, ancak onludan geçmeden O’na ulaşamazsınız.

Düşüş Ve Sürgün Arasındaki Fark

Soru: Düşüş ve sürgün arasındaki fark nedir ve bunları karıştırmaktan nasıl kaçınabiliriz?

Cevap: Düşüş, benim gözümde maneviyatın önemini yitirmesidir. Daha önce sahip olduğumla karşılaştırdığımda, artık düştüğümü ve maneviyata eskisi kadar değer vermediğimi hissediyorum. Beni daha sonraki bir yükselişe götürmek için bir düşüş gereklidir.

Sürgün, maneviyatla hiçbir bağımın olmadığı bir koşuldur, ne düşüşlerle ne de yükselişlerle. Basitçe maneviyattan kopmuş durumdayım, yani ona az ya da çok bağlı hissetmiyorum ve beni ilgilendirmiyor.

Eğer beni ilgilendiriyorsa, dün hissettiğimden çok daha kötü hissediyorsam, o zaman bu sürgün değil, Yaradan’ın beni O’na dönmeye çağırdığı bir düşüştür.

Manevi Ve Maddesel Hayatı Nasıl Dengeleyebilirim?

Soru: Hayvan seviyesinde bir insan olarak büyüyor ve gelişiyorum ve hayvansal arzularım sürekli artıyor. Ama maneviyatla meşgul olursam, manevi arzularım da sürekli büyüyor. Sonunda hiçbir şeye odaklanamıyorum ve bir şeyden diğerine sürüklenip duruyorum. Manevi ve maddesel hayatı nasıl dengeleyebilirim?

Cevap: Bu bizim tarafımızdan dengelenmez. Kişi, hayvansal yaşamına makul bir şekilde bakmalı ve geri kalan tüm zamanını ve çabasını manevi edinime adamalıdır, bu da Yaradan’a daha çok benzemek için onluda başkalarıyla bağ kurmak için çabalamak anlamına gelir.

Bir kadına evlenmesi ve çocuk sahibi olması gerektiğini söyleyemem, bu onun kişisel kararıdır. Erkeklere gelince, onlar prensip olarak kadınlardan daha fazla evlenmekle yükümlüdürler. Erkekleri evlenmeye teşvik ediyoruz çünkü daha istikrarlı, gayretli ve tutarlı oluyorlar. Ancak bir kadın kendi başına istikrarlıdır, bu nedenle onun için bu kadar katı gereklilikler yoktur.

Nihayetinde bir kadının evlenip evlenmemesi kendi tercihidir. Ancak amaç, maneviyata mümkün olduğunca çok zaman ayırmak ve maddi şeylere, orijinal kaynaktan alıntı yapayım, sadece gerekli miktarda zaman ayırmaktır.

Ve hayatınıza biraz daha neşe katın; bu çok gerekli. Hayatta neşe hissetmiyorsanız, rahatsızlığınız için Yaradan’ı suçluyorsunuz demektir.

Problemlerimizi Ne Çözecek?

Soru: Dünyaya baktığımda, sanki aynı anda yüzlerce TV kanalını açmışım gibi, farklı arzu ve güçlerin içsel, sonsuz bir kakofonisini hissediyorum. Bu kakofoniyi Yaradan ile bir diyaloğa nasıl dönüştürebilirim?

Cevap: Gerçek şu ki, önümüzdeki sorunlar çözüldükçe, bu sorunları çözen üst ışığı giderek daha fazla uyandırıyoruz. Bizi düzenleyen ve gerekli forma, doğru onlu şekline sokan bu ışıkla ilişki içinde var oluruz. Bu şekilde ileriye doğru hareket ederiz.