Category Archives: Yaradan

İki Şekilde Sevgi

Soru: Kişinin sevgiyi iyi bir şekilde ya da sert yargılarla keşfedebileceği yazılmıştır. Bu, Kral’ın önünde durduğum ve bu sevgiyi iki şekilde ifşa edebileceğim hissiyle nasıl ilişkilidir?

Cevap: Bu bir histir; bu nedenle bunu size aktaramam. Ya içinizdeki iyiliği artırmayı ve böylece Yaradan’a yaklaşmayı arzularsınız ya da Yaradan’a yaklaşmak için bir şey talep edersiniz.

Hayatta yaptığımız şey budur. İsteyebilir, ağlayabilir ve böylece yakınlaşabilir ya da bir talepte bulunabilirsiniz.

Prensip olarak, bir kişi Yaradan’ın onu sevdiği şekilde bir Yaradan sevgisine ulaşmalıdır. Ancak bu pratikte ulaşılamaz bir derecedir. Bu tüm ıslahların sonudur.

İyilik Ve Kötülük Arasında

Soru: İyi ve kötü arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Cevap: Böyle bir dengeyi koruyamayız. Buna hiç ihtiyacımız yok, çünkü bu hesaplamalar doğası gereği egoisttir. Yaradan’a tamamen teslim olmaya çalışmalıyız.

Kendinizi Yaradan’a tamamen açık hissettiğiniz bir koşulda yaşayın. Yavaş yavaş, bu hisler içinize yerleşecek ve onların yerini alacaktır.

Yaratılışın Beşinci Günü

Soru: Yaratılışın beşinci gününde Tanrı hayvanları ve kuşları, yani hayvansal arzuları yarattı. Bitkisel arzular ile hayvansal arzular arasındaki fark nedir?

Cevap: Çok büyük bir fark var! Dünyamızda sadece bitkisel arzular olsaydı neler olacağını bir düşünün.

Yaradan insanın yaratılışına nasıl yaklaşıyor? Önce bitkisel sonra da hayvansal arzuları yaratarak. Ve sonra insan ortaya çıkıyor.

Soru: “Verimli olun ve çoğalın” deniyor. Bir insanın bu emri kendi içinde keşfetmesi ne anlama geliyor?

Cevap: Yaradan’ın emirlerini nasıl eyleme geçireceğini düşünmeli ve Kelim‘inin (arzularının) sürekli büyümesine dikkat etmelidir, çünkü arzuları ne kadar büyük olursa Yaradan’la olan bağı da o kadar büyük olur.

Ebedi Bir Safha Nasıl Bulunur?

Soru: Kusur gördüğümde Yaradan’a dua ediyorum ve anında mükemmelliği hissediyorum. Bu mükemmellik dolumu tüm sorularımı ve sorgulamalarımı yok ediyor. Nasıl her zaman dua halinde kalabilirim?

Cevap: Bunun nedeni tüm eylemlerinizin kendiniz için olmasıdır. Eğer başkalarını doldurmak için yapsaydınız, kendinizi tatmin olmuş hissetmezdiniz.

Onları doldurmak için hareket ederdiniz ve sadece bu mükemmellik başkalarına ifşa edilsin diye Yaradan’ın mükemmelliğini yaratılışta ve kendinizde hissederdiniz.

Ve o zaman bu durum kalıcı, ebedi olurdu.

Tora Neden İsrail Halkına Verilmiştir?

Soru: Tora neden Yaradan tarafından İsrail halkına verildi?

Cevap: Öncelikle İsrail halkı dünyadaki tüm uluslar arasında en egoist olanıdır. Bunu hissetmeyebilirler ama içsel doğaları gereği tam olarak böyledirler.

Bu nedenle kendilerini ıslah etmek için Tora’ya ihtiyaçları vardı. Tora olmadan bunu başarmak imkânsızdır. Bu nedenle, önce İsrail halkı ıslaha gelmeli ve böylece dünyanın geri kalan uluslarına yol göstermelidir.

Tek Bir Amaca Doğru

Soru: Yaradan’ın ifşasına karşılık gelmesi için, her koşulda onludaki bağın niteliği ne olmalıdır?

Cevap: En önemli ve doğru olan şey, herkesi herkesle ve hep birlikte birleştirmektir.

Soru: Düşüncelerinizi ve arzularınızı onlu ile güçlü bir bağla bağlamayı nasıl öğrenirsiniz ki tek bir amacınız: Yaradan’a memnuniyet getirmek, olsun?

Cevap: Bunu yapmak için, kendinizden çıkmalı, kendinizi dostlarınıza dahil etmeli ve Yaradan’a doğru çabalamalısınız.

İşte o zaman tüm çabalarınız sizi ortak bir hedefe ve ortak bir birliğe götürecektir.

Mutlak Adanmışlık

Bu “Ve bu Yakup’un zor zamanı, fakat bundan kurtarılacak,” demektir çünkü tüm kurtuluş Anohi olarak kabul edilir. (Rabaş, Mektup – 3)

Soru: Tüm kurtuluşların Anohi olarak kabul edilmesi ne anlama gelmektedir? Sonuçta, ihsan etme niteliğine, bir tür kurtuluşa ulaşmak için egonun üzerine çıkmamız gerektiğini öğreniyoruz.

Cevap: Kurtuluş, yaratılış tamamen Yaradan’a adanmış olduğunda gerçekleşir. Kurtuluşun sebebi budur.

Yaradan’a mutlak adanmışlık, yaratılışın hiçbir koşul olmaksızın Yaradan’a tutunmasıdır.

Soru: Bu adanmışlığa herhangi bir koşuldan gelebilir miyiz?

Cevap: Size verilen koşullardan buna geleceksiniz.

Çabalarınızı Doğru Şekilde Değerlendirin

Soru: Dostlarımıza ihsanda bulunmaya çalışırken bazen bir tutarsızlık ortaya çıkarırız. Yanlış şeyi, yanlış şekilde veya yanlış zamanda vermeye çalıştığımız ortaya çıkar. Bu tür durumları nasıl doğru bir şekilde düzeltmeliyiz?

Cevap: Birine yardım etmek veya ona bir şey vermek istediğimizde, sadece niyetimize odaklanırız.

Bu nedenle kimin niyetinin daha büyük veya daha küçük olduğunu tam olarak ölçemeyiz. Gücümüz dahilinde her şeyi yapmaya çalışmalıyız.

Soru: İhsan etmek uğruna çalışmaya çalışıyoruz ama bazı kararlar aldığımızda herkes hemen katılmıyor. Aktif dostlar da var, daha az aktif olanlar da. İnisiyatif göstermek doğru mudur yoksa diğerlerinin katılmasını mı beklemeliyiz?

Cevap: İnisiyatif göstermeli ve daha az aktif olanları örneğinizle, çabanızla ve mümkün olan her şekilde yanınıza çekmelisiniz.

Böylece Bağ Kaybolmayacak

Soru: En azından uzun bir süre O’ndan kopmamak için kendimizi Yaradan’a nasıl bağlayabiliriz?

Cevap: Birbirinize ve aynı zamanda Yaradan’a bağlı olduğunuzda ve hiçbir koşulda azalmaması tam tersine artması için bu bağı sürekli olarak denetlediğinizde, o zaman yavaş yavaş Yaradan’la kalıcı bir bağ kurarsınız.

Soru: Bu bağı denetlemek ne anlama geliyor?

Cevap: Hiçbir yere kaybolmadığından emin olun.

“Karım Sizden Çok Memnun Ama Ben Değilim”

Bir izleyiciden mektup var:

Karım programlarınızdan çok memnun ve onları sürekli bana zorla kabul ettirmeye çalışıyor. Çoğunlukla saygı duyduğum için izliyorum. Bazılarını beğeniyorum ama bazen nasıl karşılayacağımı bilemediğim şeyler söylüyorsunuz. Örneğin, herkesin tüm dünyadan sorumlu olduğunu söylediniz. Bunu neden söylediniz? Bu açıkça imkânsız. Ancak beni şaşırtan şey eşimin bundan memnun olması.

Cevabım: Gerçek şu ki, herkes kendini tüm dünyadan sorumlu hissettiğinde, gerçekten de yeni bir dünya göreceğiz.

Soru: Bu mektuptan açıkça anlaşılıyor ki, eşi çok sevinirken kendisi bunun nasıl mümkün olduğunu anlamıyor. Yani her birimizin bunu kabul eden ya da etmeyen belli noktaları var.

O tüm dünyayı sekiz milyar insan olarak hayal ediyor. Yani “tüm dünya” dediğinizde, tüm bu sekiz milyar insandan, Somali’de olanlardan, açlıktan ölen Afrika’dan ve diğer yerlerde olanlardan bizim sorumlu olduğumuzu söylediğinizi düşünüyor. Bundan biz mi sorumluyuz?

Cevap: Evet.

Yorum: Bu ifade biraz daha açıklama gerektiriyor.

Cevabım: Mesele şu ki, eğer her insan aniden, diyelim ki büyülü bir emirle, diğer herkesi dostu olarak görmeyi dileseydi, dünya değişirdi. Kuşkusuz! Ancak çok gerçekçi görünmediği için buna inanmadığımızdan, olduğumuz gibi devam ediyoruz.

Soru: Ama biz gerçek insanlarız. Bu koca, kesinlikle gerçek bir insan. O evde, arkadaşlarıyla işleri yoluna koymak istiyor ve siz diyorsunuz ki: bütün dünyayla işleri yoluna koyun, ondan sorumlu olun.

Bu düşünce, bu eylem ancak “büyülü bir emirle” gerçekleşebilir, değil mi? Yani, bizi tekrar Yaradan’a mı gönderiyorsunuz?

Cevap: Yaradan’a.

Soru: Sürekli mi?

Cevap: Evet.

Soru: Yani, kişi içinde bu acıyla geliyor. Birçok kişi bu empatiyi hissettiğini yazıyor. Bir kişi Yaradan’a nasıl dua etmelidir? Her şeyi değiştirmesini mi istemeli yoksa başka bir şey mi?

Cevap: Yaradan’ın en azından bu kişiyi değiştirmesini.

Soru: Bu kişiyi mi?

Cevap: Evet, böylece tüm dünyanın acısını hissedebilir ve buna dayanarak dünyayla farklı bir şekilde ilişki kurabilir.

Soru: Kişi bu acıyı hissederken alt üst olmaz mı? Patlamaz mı, bu yüzden ölmez mi?

Cevap: Bu mümkündür.

Soru: Kabalistlerin bunu arzuladıklarından bahsetmiştik, amaçları dünyayı, dünyanın acısını hissetmekti.

Eğer bir kişi dünyanın tüm acısını hissederse, eylemlerinin ne olması gerektiğini söyleyebilir misiniz?

Cevap: Yaradan’dan dünyayı daha iyi hale getirmesini istemek. Hepsi bu, başka bir şey değil. Dünyayı kötü yapan onu iyi yapmalıdır.