Category Archives: Yaradan

Hızlandırma Araçları

Soru: Başkalarına ve Yaradan’a duyduğumuz sevginin acıları ilerleme süremizi kısaltmamıza nasıl yardımcı olabilir?

Cevap: Acı çekerek hiçbir şeyi kısaltmayız. Acı çekmek hızlanma ve ıslah için bir araç değildir. Mutluluk, neşe ve birlik ıslahı hızlandırmanın araçlarıdır.

Soru: Aşk acısı da bize yardımcı olabilir mi?

Cevap: Aşk acısı çok kişiseldir. Bu nedenle her şey, kişinin onu nasıl deneyimlediğine ve nasıl doğru algıladığına bağlıdır.

Soru: Mutluluk ve neşenin ıslahı hızlandırmak için araçlar olduğunu söylüyorsunuz. Bir Kabalist için mutluluk nedir?

Cevap: Yaradan’a doğru olan hareketi hızlandırmaktır. Mutlu olmak, Yaradan’a yaklaştığınızı hissetmek demektir.

Duanın Niteliği

Soru: Dualarımızın niteliği ne olmalıdır?

Cevap: Nitelik çok basittir; dua kalptendir. Kalplerinizi açın ve Yaradan onların içinde ne olduğunu hissedecektir. Her şey sadece duanın birleştirici, yükseltici ve içimizdeki egoizmi öldürücü gücüyle elde edilir.

Soru: Herkesi tek bir sevgi battaniyesine nasıl sarabiliriz ve herkesi tek bir dua ile nasıl bağlayabiliriz?

Cevap: Bunu kendi aranızda tartışmalı ve Yaradan’dan isteğinize, dualarınıza katılmasını istemelisiniz. O zaman her şey yoluna girecektir.

“Komşu” Birlik Olmamız Gereken Kişidir

Soru: “Komşu” kimdir?

Cevap: Komşu, prensip olarak, yaratılış planına göre birlik olmamız gereken herhangi bir kişidir.

Soru: Bu bir dostla nasıl ilişkilidir?

Cevap: Gerçek şu ki, siz ve dostunuz, Kabala’nın temel prensiplerini uygulayarak birbirinizi eğitiyorsunuz.

Burada herhangi bir ilişki söz konusu olabilir.

Sevgi Mücevherleri

Bu, kişinin sevdiği kişiye “İşte sevgimi göstermek için bir çanta dolusu mücevher” demesi gibi, “hatırlama” nın anlamıdır.

Bu şekilde, sevilen kişi kendi kalbindeki sevgiyi de ortaya çıkarmak için mücevherlerin toplamını doğru bir şekilde saymaya çalışır (Baal HaSulam, “Hatırlama”)

Mücevherler, dostlardan yayılan yoğunlaştırılmış sevgi taneleridir ve biz bunu hissederiz. O zaman, birlik olduğumuz gerçeği sayesinde, bu birliktelikte Yaradan’ın varlığını da hissederiz.

Maddi Dünyadan Manevi Dünyaya Çıkış

Ulaşmak istediğimiz birleşme, kişinin kendisini sıfıra indirdiğini, dostlarının içinde eridiğini ve onların içinde kaybolduğunu hissettiği eşsiz bir koşuldur.

Kişi kendini kaybettikçe, maddi dünyayı terk ettiğini ve manevi dünyaya girdiğini hisseder ve orada zaten tamamen manevi olan yeni bir arzu ve yeni bir his alır.

Tüm bu hislerin merkezinde daha yüksek bir gücün, Yaradan’ın onu beklediğini ve arzuladığını hisseder.

Arzu Ne Olmalı?

Soru: Aramızda Yaradan’ı bir sevgili gibi özleyen insanlar var; O’na bağlanmak istiyorlar. Bazıları da O’nun isteğini yerine getirmek, koşulları ne olursa olsun ortak sistemde yerlerini almak istiyorlar. Gerçekte arzu ne olmalıdır?

Cevap: Hepsi iyidir. Kişi her durumda asıl arzusuna ulaşacaktır. Ancak başlangıçta, bırakın onları en çok cezbeden yoldan gitsinler.

Önemli olan çalışmayı bırakmamak ve dostlarla sürekli iletişim kurmaktır. Ne de olsa, kişi yaratılış amacına doğru genel yönü onlar aracılığıyla alır. Aksi takdirde, burada başka hiçbir şey yardımcı olamaz.

İçinizdeki Günahkârı Öldürün

Soru: Kişi kendi içindeki günahkârın sürekli aynı sorusunu duyduğunda, bu tekrarlanan sorudan ilerlemek için ne yapmalıdır?

Cevap: Egoizmin üzerine çıkmasına ve durumunu bu yükseklikten görmesine yardımcı olabilmesi için, Yaradan’a dönmelidir. O zaman o, doğru bir şekilde ilerleyecektir.

Soru: Bu talebin ölçüsüne ulaşmakta sürekli başarısız olduğu mu ortaya çıkıyor?

Cevap: Bir söz vardır: Allah’ım, bir kimsenin gece gündüz dua etmesini nasip et.

Soru: Biz bir dostun içindeki günahkârı öldürmesine yardımcı olabilir miyiz? Yoksa bu herkes için bağımsız bir iş midir?

Cevap: Herkes bunu tek başına ama çevrenin yardımıyla yapmalıdır. Bir kişiye yardım edebilirsiniz ama o kendi başına hareket etmelidir.

Kalpler Birbirine Dokunduğunda

Soru: Rabaş, 40. Mektup’ta, bir taş diğerine sürtüldüğünde ateşin tutuştuğunu yazar. Kalplerimizin birbirine dokunması ne anlama gelir?

Cevap: Kalplerimiz birbirine dokunduğunda, aramızdaki tüm karşıtlıklar ve tutarsızlıklar kendini gösterir.

Ve eğer bunlara rağmen hala birleşmek istiyorsak ve taşlaşmış kalplerimizi ovuşturuyorsak, o zaman aramızda bir sıcaklık hissetmeye başlarız. Dolayısıyla dünyamızın fiziksel yasası budur.

Soru: Bu sıcaklık Yaradan tarafından mı getiriliyor yoksa bizim eserimiz mi?

Cevap: Bu Yaradan’ın işidir. Aramızda ortaya çıkan karşıtlıkları silmek istediğimizde O kalplerimize sıcaklık getirir.

Kalbinizin Gizli Köşeleri

Soru: Rabaş ile çalıştığınızda size kesinlikle şöyle dedi: “Soru sorma. Zamanı gelecek ve her şeyi kendin anlayacaksın.” O zamanda, manevi edinime ulaşabileceğinize inanıyor muydunuz?

Cevap: Bir kişinin üst dünyayı edinmiş olanlara güvenmekten başka seçeneğinin olmadığı bir “bilgelere inanç” konsepti vardır. Buna inanmayabilirsiniz ve gidip başkalarına danışabilir veya kendiniz bir şeyler yapmaya çalışabilirsiniz; bu sizin seçiminizdir.

Bizim dünyamızda, askıya alınmış bir durumdasınız. Şu soru ortaya çıkıyor: nasıl ilerleyeceksiniz? Kendi aklınızla mı? O zaman tüm hayatınızı sürekli hareket eden bir makine icat ederek, herkes gibi ya da çeşitli mucitler, meraklılar ve deneyciler gibi darbeden darbeye giderek geçireceksiniz.

Kalbinize güvenmekten başka seçeneğiniz yok: o ne öneriyor ve kendinizi neye bağlamalısınız? Dünya bilgelerle dolu, hepsi birbirine karşı ve hepsi haklı ve hepsi sizden daha zeki. Siz ne yapabilirsiniz? Elinizde tek bir şey var, kalbiniz. Zihniniz kim bilir nelerle dolu! Kalbinizin de kafası karışık!

Bu nedenle, gerçeğin nerede olduğunu ve neye ihtiyacınız olduğunu kalbinizin en gizli köşeleriyle, tüm benliğinizle hissetmeye çalışmanız gerekir. Ama aynı zamanda, kendinizi hayatın dayattığı her türlü katmandan arındırmaya çalışın ve içinizden hissedin: benimki nerede?

Belki meditasyona, Scientology’ye, yeni psikosomatik buluşlara ya da her neyse ona ihtiyacınız olduğunu göreceksiniz. Ya da belki kendinizi burada Kabala’da denemeniz gerekir. Bir kişiye yerini göstermesi gereken kalptir. Başka bir şey değil.

Kimseyi hesaba katmayın. Dünyamız zaten dahi olmadığını öğrendi. Herhangi bir zeki insanla konuşursunuz ve aynı gün olmasa bile birkaç gün sonra ve aynı sohbette, hepsinin sınırlı olduğunu ve yarı aldatma, yarı tahminler ve yarı inançlar üzerine inşa edilmiş bazı kaynaklardan türetildiğini anlamaya başlarsınız.

İnsan zihninin icat ettiği birine ya da bir şeye neden güvenesiniz ki? Yalnızca kalbinize güvenmelisiniz.

Ne de olsa kalbin ötesinde ne Kabalistler, ne filozoflar, ne Budistler, hiç kimse yoktur; onun derinliğinde yatana güvenin.

Gelecek İçin Tahminlerde Bulunmaya Değer Mi?

Soru: Onluda tek bir arzu haline geldiğimizde, diğer insanları çeker miyiz yoksa burada bir reddetme etkisi var mıdır?

Cevap: Ne biri ne de diğeri. Gerçek şu ki, biz normal bir koşulda değiliz. Yaptığımız her şey yeni; Kabalistler hiç böyle davranmadılar. Onlar bireysel olarak geliştiler.

Baal HaSulam’a göre, son neslin seviyesine ulaştığımızda, en azından son birkaç yüzyıldır tüm Kabalistlerin yazdıklarına dayanarak, onlular veya büyük bir grup oluşturmalı ve tüm insanlığa dağıtmaya başlamalıyız. Bu nedenle, bazen sorulan soruya, size kesin bir cevap veremiyorum.

Kabala çok pratik bir ilimdir. Yaptığımız şey gördüğümüz şeydir. Bu yüzden şöyle yazılmıştır: “Bir yargıç sadece gözlerinin gördüğüne sahiptir.” Sadece keşfedebildiğimiz, görebildiğimiz ve kaydedebildiğimiz şeylere dayanarak, bunun böyle olması gerektiği bize açık hale gelir.

Dünyada gelecekteki olayların nasıl gerçekleşeceğini bilmiyorum. Sadece tahmin edebiliyorum ve bazen bu konuda yazabiliyorum. Ancak genel olarak tahminlerde bulunmamaya çalışıyorum çünkü gerçekte hiçbir şey kesin olarak bilinemez.

Birbirimize ve Yaradan’a yaklaşmak için aynı ilkeye göre hareket etmeliyiz ve her aşamada sonuç bazen farklı olabilir. Bu doğadaki doğal bir olgudur. Ancak bu bize istenmeyen bir durum gibi gelse bile her zaman daha iyisi içindir.