Category Archives: Yaradan

İlerleme Şansını Kaçırmayın

Soru: Yaradan’ın bana gönderdiği şeye karşı, O’nun davrandığı şekilde doğru davranmak ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan bize her zaman O’na doğru bir adım verir ve ilerlememize yardımcı olur.

Bu nedenle, her durumu kullanmaya çalışmalı, bize Yaradan’dan geldiğini fark etmeli, herhangi bir tepki vermeden bırakmamalı ve ileriye doğru bir adım daha atmalıyız.

Soru: Kendinizi Yaradan’ın içinde kıyafetlendirmeye ve gerçekliği O’nun gördüğü gibi görmeye nasıl başlarsınız?

Cevap: Buna yavaş yavaş ulaşmamız gerekiyor ve o zaman nasıl ilerlediğimizi göreceğiz. Bu arada, kendimizi her zaman Yaradan’dan bizi O’na yaklaştırmasını istememiz gerektiğine ikna etmeliyiz.

İğne Ucu Büyüklüğünde Bir Arzu

Bilgelerimiz şöyle dedi: Bana tövbede iğne ucu kadar bir yarık aç, ben de sana vagonların ve arabaların gireceği kapılar açayım. (Rabaş’ın Yazıları, Mektup No. 48).

Bu, Yaradan’ın kabımızı genişlettiği, yani arzularımızı genişlettiği ve bize ek arzular verdiği anlamına gelir. Bunlar Yaradan’ın eylemleridir ve bunları sadece O’ndan istemeliyiz.

Bir iğnenin ucu kadar bir arzu, kişinin Yaradan’a yönelebileceği küçük bir başlangıç arzusudur. Bu yeterlidir. Geriye kalan her şeyi Yaradan yapar.

Yaradan’ın Memnuniyeti İçin

Soru: Yaradan’ın yüceliğinin farkındayız. Kişi O’na karşı sevgiyi nasıl uyandırılabilir?

Cevap: Bu Yaradan’ın bir armağanıdır. Ancak yine de Yaradan’a O’nunla bir bağ kurmayı ne kadar arzuladığımızı göstermek için daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Bu yüzden devam etmeliyiz.

Bunun hakkında konuşmalı ve tüm çalışmalarınızın manevi olmasını, yani O’nun uğruna olmasını istemelisiniz. Bunu arzulayarak O’na dönün ki, egoizmin üzerine çıkmanıza yardım etsin, böylece sadece O’nun memnuniyeti uğruna düşünebilir ve manevi bir kavrayış isteyebilirsiniz.

Neden Yaradan Rızası İçin Eylemde Bulunamıyoruz?

Soru: Neden ihsan etme niteliğini elde etmek için çaba sarf etmemiz ve Yaradan’a yalvarmamız gerekiyor? Neden kişiye bu yetenek hemen verilmiyor?

Cevap: Bunun nedeni, kişinin bunun için ödeme yapması gerektiğidir. O zaman bunun kendi niteliği olduğunu, onu kazandığını, kendi özünden yaptığını düşünecektir. Bu durumda, bu nitelik ve bu eylemler için meşru bir gurur ve mülkiyete sahiptir.

Diyelim ki bizim dünyamızda bir kişi benim gözümde büyükse ve ben onun için bir şey yapmışsam, bundan büyük bir haz alırım. Bu otomatik olarak gerçekleşir, herhangi bir çaba sarf etmem gerekmez. Yaradan ile de durum aynıdır. Eğer O benim gözümde büyükse, O’nu memnun edebilecek her şeyi O’nun için yapmakta hiçbir sorun yoktur.

Soru: Ama dünyadaki herhangi bir kişiye Yaradan’ın onun gözünde büyük olup olmadığını sorsam, evet diye cevap verecektir. Öyleyse neden O’nun için herhangi bir eylemde bulunamıyoruz?

Cevap: Kendinize sorun. Aslına bakarsanız, Yaradan’a karşı herhangi bir saygınız, hürmetiniz yok, çünkü O’nun hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz. O’nu hissetmiyorsunuz ve O’nun büyüklüğünü görmüyorsunuz. O’nun yüceliğini ve gücünü görmüş olsaydınız, O’nun için seve seve bir şeyler yapardınız.

Yorum: Evet, görseydim elbette yapardım. Ancak O, Kendisini bir amaç için gizledi; büyüklüğünün görülmesine izin vermiyor.

Cevap: Bu böyle yapılmıştır, bu şekilde önce egoizmden kurtuluruz ve yavaş yavaş, egodan kurtuldukça, Yaradan’a benzer hale gelebilir ve O’na yaklaşabiliriz.

Egoizm Bataklığından Kurtulun

Soru: Mısır’dan çıkmak için onluda güçlü bir arzumuz var ve bütün gün dua akıyor; verme niyetimiz, bir araya gelme arzumuz ve hep beraber birlik olma arzumuz var. Kurtuluş için başka neye ihtiyaç var?

Cevap: Aranızda yeterli bağ yok. Sanki binlerce insanla birlikte bir meydanda duruyormuşsunuz, Yaradan’a bağırıyor, bağırıyormuşsunuz gibi.

Eğer aynı anda güçlerinizi birleştirmiş olsaydınız, O sizi hemen duyacak ve cevap verecekti. Birbirinize hala bağlı değilsiniz. Bu nedenle, tek başına, O herkesi duyamaz.

Soru: Birlik olmak için önce egoizmden kurtulmamız mı gerekir?

Cevap: Elbette, hala egoizm içinde olan biri kimseyle bağ kuramaz. Ve egoizm bataklığından çıkmak için, birbirinize yaslanmanız ve Yaradan’a birlikte tutunmanız gerekir.

Kalbinizin derinliklerinden O’na hitap ederek Yaradan’la iletişim kurmaya çalışın.

Amaç Ve Araçlar

Soru: Yaradan bize ihsan etme niteliğinin hissini ifşa ettiğinde, cevap, onu korumak için sadece bağ kurmayı istememiz gerektiği veya bize komşumuz için dua etme gücü verdiği şeklindedir. Bu açık değil. Neden bunun dışında başka bir şey istemeliyiz?

Cevap: Bu güç istemek gibidir. Ne için güç? Bu soru açık kalır. Bu nedenle nihai amacı bulmak gerekir.

Soru: Ama bunu asla bilemeyeceğiz. Amacımızın bağ kurmak olduğunu söylüyoruz. Bunu nihai amaç olarak kabul edebilir miyiz?

Cevap: Hayır, bu bir sonuç değil, bir araçtır. Amaç Yaradan’ı edinmektir – O’nunla bağ kurmaktır.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular-116

Soru: Almak için olmayan çalışmayı bize kim öğretiyor? Bu Yaradan’ın bir niteliği midir? Yoksa grubun ya da öğretmenin niteliği midir?

Cevap: Ruh. “İnsanın ruhu ona öğretecektir” denir. Kişi tüm koşullardan geçerek yavaş yavaş nasıl ve neyle ilişki kurması gerektiğini öğrenir.

Soru: İyiliği ortaya çıkartmak için kişinin çok fazla enerji harcaması gerekiyor. Kötü eğilimi ıslah etmek için bu enerjiyi nereden bulabilirim?

Cevap: Bu da iyilikte. Yaradan’dan başka bir enerji kaynağı yoktur.

Soru: Kabul edemeyeceğimiz, içinde kalamayacağımız ve bununla yükselebileceğimiz bir koşula nasıl gelebiliriz?

Cevap: Bunlar üç farklı koşuldur. Eğer gücünüz varsa, eğer bu noktaya ulaştıysanız ve bunu irdeleyebiliyorsanız, bunu çözün ve başarın.

Soru: Bir Kabalist maddi dünyanın hazları ile nasıl ilişki kurar?

Cevap: Onları kendisi yapıyormuş gibi hissetmez. Bu nedenle onları aldığında, gerçek bir bütünlük yaşamaz. O bunun üstündedir.

Bir Dosta İhsan Etmek, Yaradan’a İhsan Etmek Demektir

Soru: “Bir dost satın almak” ne anlama gelir

Cevap: Bir dost satın almak, aranızda mümkün olan en yakın bağı oluşturmak için onların istediği her şeyi yapmak anlamına gelir.

Soru: Öyleyse, örneğin zamanımdan, ilgimden vb. fedakârlık mı ediyorum?

Cevap: Elbette, mümkün olduğunca. Bu şekilde kendinize bir dost satın alırsınız. Çünkü böyle birkaç dostunuz varsa, birlikte Yaradan’la bir bağ kurabilirsiniz.

Yaradan’ı hissetmediğimiz için, O’nu anlamak ve O’nunla iletişim kurmak ancak dostlarınızla yakınlaştıktan, onlarla iletişim kurduktan ve onlarla birlik olduktan sonra mümkündür.

Soru: Eğer dostuma ihsan etme niteliğini edinme pratiği yapıyorsam, o zaman esasen dostuma ihsan etmemle Yaradan’a ihsan etmem arasında bir fark yoktur, değil mi?

Cevap: Pratikte hiçbir fark yoktur, çünkü hem dostunuzu hem de Yaradan’ı kendi dışınızda algılarsınız. Dolayısıyla tek bir kişiye mi, tüm insanlığa mı yoksa Yaradan’a mı ihsan ettiğiniz önemli değildir. Dahası, geri dönüş olarak herhangi bir karşılık beklemezsiniz. Buna koşulsuz sevgi, şartsız sevgi denir.

Yaradan’a Kalplerimizde Yer Açalım

Dost sevgisine gelmek, yaratılışın amacına ulaşmak ve Yaradan’ı ifşa etmek için, Yaradan’dan birliğe gelmemizde bize yardım etmesini istememiz gerektiğini nasıl kalplerimizde derinlemesine hissedebiliriz?

Bunu yapmak için kalbimizde yer açmamız, bu kalbin boş olduğunu ve bu tür taleplerle doldurulmak istediğini anlamamız gerekir. O zaman kalbi uyandıracağız ve geriye tek bir isteği kalacak: Yaradan’dan yoksun olması. Ve O’nun kalplerimizi nasıl doldurduğunu hissetmeyi çok isteyeceğiz.

Umarım bu koşula yaklaşıyoruzdur. Aramızda, Yaradan’ın her bir kişinin kalbini nasıl doldurmaya başladığını şimdiden hisseden insanlar var. Buna daha da fazla odaklanmamız gerekiyor. Önemli olan sadece istemek, mümkün olduğunca çok yalvarmak ve durmamak, umutsuzluğa kapılmamak. Yaradan kalplerimizi doldurmaya hazır ve bu kesinlikle gerçekleşecek.

Gelin bu günü hep birlikte tek bir kalpte, Yaradan’ın daha da yaklaşıp kalplerimizi dolduracağına dair ortak bir umutla geçirelim.

Her şeyden önce, Yaradan’dan inanç ışığını almamız gerekir. Bu kişinin kalbindeki tüm boşluğu doldurmalı ve Yaradan’dan bize gelen bu inanç ışığını hissetmemize izin vermelidir.

Bizim tarafımızdan gerekli olan şey, inancı edinme arzusudur. O zaman, bu arzu, bu eksiklik hissi ölçüsünde, kalplerimizi dolduracak olan bu ışığı Yaradan’dan alacağız. Bu, yapmamız gereken ilk eylemdir.

O zaman bir dereceye kadar kalplerimizi dolduran inanç ışığında daha da ileriye gitmemiz gerekir. İnanç ışığından ne kadar yoksun olursak, yeni bir eksiklik duygusuna dönüşebilecek olan tamamlanmayı alma yeteneğimiz de o kadar artar.

İnanç ancak talebimizi güçlendirerek, onun için çabalayarak, tartışarak, onu daha derinlemesine açıklığa kavuşturarak arttırılabilir ve o zaman arzumuz büyür.

Çalışmanın Yoğunluğunu Arttırın

Soru: Yaradan’ın yüzünü, içinden geçtiğimiz koşullardan topladığımızı söylediniz; görünen o ki bu grupla, rehberle, kitaplarla vb. çalışmayı da içeriyor. Bu kartopunu bilinçli olarak nasıl daha hızlı inşa edebiliriz?

Cevap: Bu, çalışmanızın yoğunluğuna, her birinizin günde kaç kez Yaradan’a döndüğüne, birbirinizle ne sıklıkta birleşip O’na döndüğünüze vb. bağlıdır.

Soru: Bu, tüm çalışmamızın değiştirilemeyecek bir şeye katılma arzusundan ibaret olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, biz hiçbir şeyin değiştirilebileceğini düşünmüyoruz. Biz Yaradan’ın etkisi altında nasıl değişmemiz gerektiğiyle ilgileniyoruz. Asıl önemli olan budur.