Category Archives: Yaradan

Yaratılışın Altıncı Günü

Soru: Yaratılışın altıncı gününde insan yaratıldı. Yaradan’ın söylediği şey ilginçtir: “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım.” Bu ne anlama gelmektedir?

Cevap: Tüm canlı ve cansız yaratılanlardan sonra, insan Yaradan’ın suretinde ve benzerliğinde yaratılmıştır. Bu, insanın Yaradan’ın Kendisi gibi olmak için tam anlamıyla sıfırdan gelişebileceği şekilde yaratıldığı anlamına gelir.

Soru: Genellikle Yaradan’ın hiçbir sureti olmadığını söylüyoruz. O’nun suretinde ve benzerliğinde olmak ne anlama geliyor? Diyelim ki niteliklerdeki benzerlikle ilgili; bu bir şekilde anlaşılabilir.

Cevap: Elbette, kişi kendi içinde Yaradan’ın bir benzerliğini oluşturduğunda, üst Sefirot’un, Yaradan’ın güçlerinin etkisini alır ve böylece Yaradan’ın tüm yayılımlarını, tüm eylemlerini kendi dışında inşa eder, böylece sonunda benzerlik niteliğini edinir.

Prensip olarak, bu insanın yaratılışıyla ilgili değil, manevi ıslahın altıncı seviyesinde, kişinin kendi içinde tüm cansız, bitkisel ve hayvansal arzuları alma, onları Yaradan’a yöneltme ve böylece O’nun gibi olma gücünü keşfetmesi gerçeğiyle ilgilidir.

Dostlar İntegral Bir Kuvvettir

Soru: Dostlarımın önünde nasıl iptal olabilirim?

Cevap: Elinizden gelenin en iyisini yapın. Onları memnun edin, onlara hizmet edin, gülümseyin, elinizden gelen her şeyi yapmaya çalışın.

Soru: Peki Yaradan’a karşı kendinizi nasıl iptal edebilirsiniz?

Cevap: Hiçbir yolu yoktur. Sadece dostlarınızın önünde kendinizi iptal ederek, hepsinin birlikte temsil ettiği özel integral kuvveti hissetmeye başlayacaksınız. Siz ona Yaradan diyeceksiniz.

Soru: Dostlarımın ve Yaradan’ın önünde iptal olmayı birlikte mi yapmalıyım? İntegral kuvvet bu mudur?

Cevap: Hiçbir şey hakkında hayal kurmanıza gerek yok. Dostlarınız sizin önünüzde. Onların önünde kendinizi gerçekten, ciddi bir şekilde iptal edebilirsiniz.

Ve Yaradan’a gelince, henüz bir işiniz yok. O ancak dostlarınız, duygularınızda tek bir bütün haline geldiğinde ortaya çıkacaktır.

Gerçeğin Yolu

Soru: Gerçeğin yolu nedir?

Cevap: Gerçeğin yolu, bizi egoizmden iyileştirmesi talebiyle sürekli olarak Yaradan’a yönelmemizdir. Gerçeği arayan kişiye erdemli kişi denir.

Soru: Peki tüm kalbinle görmek nedir?

Cevap: Hissetmek demektir.

Yaşlı Ruhlar

Soru: Yaradan, insanları uzun bir yol üzerinden Mısır’dan çıkardı. Bu, Mısır’dan çıktıktan sonra bizim de uzun bir yoldan geçmemiz gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Mısır’dan çıktıktan sonra da dünyanın her yerinde dolaşmaya devam ediyoruz.

Soru: Eğer hala dolaşıyorsak, o zaman her birimiz zaten geçmişte Yaradan’a ulaşmak ve O’nun yasalarını çalışmakla meşgul olmuşuz demektir, öyle mi?

Cevap: Evet. Bugün dünyada hiç yeni ruh yoktur. Islahın son, nihai aşamasına girmemiz için her şeyin hazır olduğunu anlamalıyız.

Sadece ait olduğumuz manevi kökle bağ kurmamız gerekiyor. Bu, Son Islah (Gimar Tikkun) adı verilen bir koşula girmek için yeterlidir.

Yaratılışın Yedinci Günü

Soru: Yaratılışın yedinci gününde Yaradan dinlenir. Prensip olarak, bu günde çalışmak yasaktır. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Kişi dünyanın çalışmak ve bir şeyler üretmek amacıyla yaratılmadığını anlamalıdır. Sadece yaratması gereken belirli bir dönem vardır (bu yüzden buna yaratılış denir) ve sonra Yaradan Kendisi gibi davranır.

Yani, kişi altı gün boyunca kendi üzerinde belirli bir çalışma yapar ve yedinci gün doluma ulaşır. Bu da zaten Yaradan’ın çalışmasıdır.

Onlunun On Sefirot İle Bağı

Soru: “Onlu” kavramı, On Sefirot ile nasıl ilişkilidir? Bu bilgi içsel açıklamalar için kullanılabilir mi?

Cevap: Manevi onlu ile fiziksel onlu arasında bağlantı kurmakta zorlanıyorsanız, her birimizin bir arzu olduğunu düşünün, birbirine bağlandığında tam bir özgecil niyet oluşturmanıza izin veren, on ayrı egoist arzu.

Direkt ışığın dört safhasını inceliyoruz: sıfır, bir, iki, üç ve dört. Yalnızca beş safha vardır. Ancak kural olarak dört safhadan bahsederiz çünkü sıfır safhası sayılmaz – o kaynaktır.

Işığın beş safhası, on Sefirot’a dönüşür çünkü bu Sefirot’lardan biri olan Tifferet altı parçadan oluşur.

Işıktan arzuya giden yol, tam olarak on parça boyunca ilerler. Daha az veya daha fazla olamaz. Rabaş bazı makalelerinde ve Baal HaSulam da On Sefirot Çalışması adlı kitabında bu konu hakkında yazmıştır.

Işıktan, ışığın yarattığı arzuya kadar, en yüksek safhanın, ışığın kendisi ve en düşük safhanın arzunun kendisi olduğu on safha olmalıdır. Böylece, yukarıdan kademeli olarak inen ışık, kendi içinde bir arzu yaratır.

Ve sonra arzunun yavaş yavaş ışık gibi olmaya başladığı, tam tersi bir durum ortaya çıkar. Direkt ışığın on Sefirot’unun, ışık, Keter’den Malhut’a arzu oluşturduğunda ve tersinde Malhut’un, Malhut’tan Keter’e ışığa benzemeyi dilediğinde meydana geldiği ortaya çıkar.

İhsan Etmek, Almak

Soru: Onludaki dostlarımdan her şeyi kabul ederken ve aynı zamanda onlara her şeyi verirken nasıl davranabilirim?

Cevap: Rabaş, grupla ilgili makalelerinde bu konu hakkında yazıyor.

Diyelim ki dostumla bir ilişki içindeyim, ben onun için varım ve o da benim için var, o zaman bu şekilde duygularımızı birbirimize aktarıyoruz. Ona geri vermek benim ondan almamı engeller mi? Ona ihsan etmenin ve ondan almanın ihsan etmekle eşdeğer olduğu ortaya çıkıyor.

Onun için de aynı şey geçerli. İster benden alsın ister bana versin, bunların hepsi yalnızca bana vermek için gerçekleşir. Dolayısıyla eylemde hiçbir sorun yoktur, çünkü niyet aynıdır – ihsan etme uğruna.

Yaratılışın Dördüncü Günü

Yaratılışın dördüncü gününde, Yüce Tanrı, iki büyük ışık kaynağı yaratır: güneş ve ay. Kabala ilminde bunlara Zeir Anpin ve Malchut denir.

İnsanın Yaradan’la olan bağından bahsediyoruz. Ay, Yaradan ile küçük bir bağdır ve güneş de O’nunla büyük bir bağdır. Yani, hayat güneşten gelir ve ışığının ulaşmadığı yerde hayat yoktur.

Başka bir deyişle, küçük bağ Yaradan’la bağ için daha hafif arzuların ıslahıdır. Büyük bağ ise en egoist arzuların ıslahıdır.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 118

Soru: Tüm kalbimizle kendimizi iptal etme konusunda çalışmaya hazır olup olmadığımızı nasıl kontrol edebiliriz?

Cevap: Kanıt, bir kişinin kendisini amaca ne kadar adayabildiğidir.

Soru: Yaradan’la bağın dereceleri vardır: Ne tür bir çalışma sadece bir bağa sahip olmanıza değil, yeni bir derece görmenize yardımcı olur?

Cevap: Dostlarınızla bağ kurun ve onlar aracılığıyla Yaradan’a ulaşmaya çalışın, bu sizin dereceleri inşa etmeniz olacaktır.

Soru: Kötülüğün ifşası bir koşul mudur yoksa bir derece midir?

Cevap: Bu, Yaradan’a ne kadar zıt olduğumu hissettiğim bir koşuldur. Bu farklı derecelerde gelir ve gider.

Soru: Yaradan insana neden inanç gücü verir?

Cevap: Çünkü kişi bunu yapmaya çok isteklidir.

Soru: Eğer Yaradan onluda birisine sert yargılar verirse, içsel ve dışsal olarak nasıl tepki vermek doğrudur?

Cevap: Dostunuza herhangi bir şekilde yardım edin ve onun için sessizce dua edin.

 

Koşullarınızın Efendisi Olun

Soru: Tek bir arzu içinde herkesle birlikte olmayı sessizce arzulamamız gerektiğini söylediniz: “Ben tek bir arzu içinde herkesle birlikte olmak istiyorum.” Bu “ben”, benim kafamı çok karıştırıyor. Sonuçta, eninde sonunda yok olması gerekir, değil mi?

Cevap: Ama sen kendinin efendisi değilsen kimin efendisisin?

Yorum: Ben gerçekten bir efendi değilim!

Yanıtım: Kesinlikle, siz bir efendi değilsiniz ve bu yüzden koşulunuzun efendisi olmak için her şeyi yapmalısınız. Üst ışığın üzerinizde etki etmeye başlamasını ve sizi başkalarıyla birleştirmesini sağlayabilirsiniz.

Soru: Işık bana mı yoksa dostlarıma mı etki ediyor? Her şeyden önce, dostlarımı düşünmeliyim…

Cevap: Dostlarınız hakkında ne düşündüğünüz önemli değildir. Onlar hakkında düşünerek kendinizi değiştirirsiniz.

Soru: Yani dostları birleştirmek ve onları birliğe, Yaradan’a getirmek istemek doğru yön mü?

Cevap: Ama bu eylemleri kendi üzerinizde gerçekleştirmelisiniz. O zaman bağ gerçekleşecektir.

Yorum: Çalışmamızın herkes için son derece faydalı olmasını istiyorum.

Yanıtım: Bunu başarmak için tüm sistemi düzene sokmanız gerekir.