Category Archives: Tabiat

Twitter’da Düşüncelerim / 1 Kasım 2020

Maskelerin, sizin enfeksiyon kapmasından kaçınmaya değil, mikroplarınızı başkalarına geçirmekten kaçınmaya yardımcı olduğunu söylüyorlar – Doğa bilinçsizce bize doğru ilişkileri böyle dayatıyor.

Doğrusu, insanlar bilinçsizler ve farkında değiller, ama bu da etkilidir ve karşıtlığın farkına varmamızı sağlayacak …

Neden Anlaşmazlıkların Üzerine Çıkmalıyız?

Soru: Doğada, özellikle hayvanlar aleminde çeşitli çatışmalar vardır. Neden insan seviyesinde anlaşmazlıkların üzerine çıkmalıyız? Bırakın doğayla yaşayalım!

Cevap: Bizler, İnsan (Adem) seviyesine yükselmiş olan, hayvanlar aleminin torunlarıyız. Egoizmimiz bile hayvanlarınki ile aynı değildir. İçgüdüsel olarak onlara sahipler, onlara doğaları gereği verilmiştir ve değiştiremezler. Onlar çoğu şeyi sadece kendi faydaları için yapabilirler.

Dolayısıyla hayvan seviyesi bize örnek olamaz. İnsan sosyal bir hayvandır. Sosyal açıdan yararlı olabilmesi için kendini ıslah etmesi gerekir. Burada yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur. Bunu yapmalıyız; aksi takdirde bir geleceğimiz olmayacak.

Yorum: Ama bizler doğanın bir parçasıyız …

Cevabım: Sadece hayvan bedenimize göre doğanın parçasıyız ama egoizmimize göre değiliz. İçimizdeki bu iki seviyeyi karıştırmayın.

Doğanın İyi Öğrencileri Olun

Ancak tüm insanlar tam bir ıslaha ulaştıktan ve son basamağa yükseldikten sonra, egoizmimiz içinde algıladığımız bu dünya, duyumlarımızdan kaybolmaya başlayacaktır. Hala egoist arzu içinde olan insanlar ve gruplar, Adam HaRishon’un ortak ruhunun parçaları olduğu sürece, hepimiz bu dünyanın çerçevesi içinde olduğumuzu hissedeceğiz.

Fiziksel bedenlerde doğmaya ve ölmeye devam edeceğiz ve haz alma arzusunu ihsan etme olarak, ıslah etmenin son aşamasına girene kadar bu çemberden ayrılamayacağız. Ve sonra bu dünya duyularımızdan kaybolmaya başlayacak çünkü egoist arzu yok olacak ve ihsan uğruna niyetine dönüşecek. Ve bu dünya erimeye başlayacak.

Kabalist Şimon gibi yüzde yüz ıslah olabilirim, ancak dünyanın geri kalanı, Adam HaRishon’un ortak bütün Kli’si, henüz ıslah olmadığından, kaçınılmaz olarak bu maddi dünyanın ortak hissinde onlarla birlikte olacağım.

Geçmişin tüm büyük Kabalistleri, büyük erdemlileri, her şeyi sadece ihsan etmek için yaptılar, ama onlar kırık Kli ile bağdaydılar ve bu yüzden bu dünyayı hissettiler. Örneğin, Baal HaSulam tam bir kişisel ıslaha erişti, ancak bu onu diğer insanlarla olan bağının sonucu olan, ciddi hastalık ve ölümden korumadı.

Bu, tüm Kli’mizin genel ıslahı elde etmesine kadar devam edecektir. Bu süreç şimdi, tüm ortak Kli ortaya çıktığında ve tüm insanlık ıslah olduğunda başlar. Bu, bize karşı tutumu ve gerçekliğe yaklaşımımızı tamamen değiştirir. Yeni bir programa katılıyoruz ve eski durumda var olamayacağız.

Koronavirüsün, herkes diğerlerinden ayrı ayrı kendi başının çaresine bakarken, tüm insanlığı ne kadar çabuk önceki durumdan yeni bir duruma geçirdiğini görün. Virüs herkesi vurmaktadır, böylece kendimizi bağlı hissederiz. Bu bağ kötü olsa da, daha sonra onu düzeltmeye çalışacağız. Ve her şeyin ötesinde, hepimizin ortak bir sorunu olduğunu hissediyoruz.

Bu sorun bizi o kadar etkiliyor ki hepimizin acı çektiğini hissettiriyor. Ortak talihsizlik karşısında, aramızda ayrım yapmayı bırakacağız çünkü herkes acı çekiyor, herkes hastalanıyor, herkes ölüyor, herkes çaresiz ve bu sorunlardan nasıl kurtulacağını bilmiyor.

Virüs bizleri eşit bir temelde birbirine bağlar, birini yukarı birini aşağıya koymaz.  Onun amacı, bizi aynı derecede eşitlemektir. Bu nedenle sadece bizim birliğimiz, doğru ve tek ilaçtır.

Yaradan bize mutlak iyilikle davranır ama bizler kötüyü hissederiz çünkü durumumuzu O’na göre hizalamayız. Bu sanki çok çalışması gereken bir öğrenciyim ama çalışmaya çabalamıyormuşum gibidir. Bu nedenle darbeler ve cezalar alırım.

Bizler tek bir yönetim altındayız ve O’na yakınlaşmaya ve O’nun isteklerini yerine getirmeye başlamalıyız. Her aşamada onun önündeysek ve istekleri yerine getirirsek, o zaman çok daha yükseğe ilerlerken kendimizi iyi hissederiz.

Ancak istekleri yerine getirmek istemiyorsak ve bizim için asıl mesele, gösterilerde biraz gürültü yapmak ve hiçbir şeyi değiştirmeden yurtdışında eğlenmek için uçmaksa, o zaman daha da kötü hissedeceğiz. Doğa, babamız ve annemiz gibi bize öğretmeye çalışır, ancak bizler sadece eğlenmek isteyen inatçı bir çocuk gibi hiçbir şey duymayız.

Ve bu bir problemdir çünkü doğanın taleplerini dinlememiz ve bunlara karşılık vermemiz gerekiyor. Aksi takdirde, doğa bizi bir sonraki sınıfa aktaracak ve darbeler daha da ciddileşecek ve daha çok acı çekeceğiz. Bizi bekleyen başlıca darbeler, bizi yok edecek iklimsel felaketleridir. Tüm hastalıklardan ve açlıktan acı çekmek zorunda kalacağız.

Doğa, programa göre hareket eder ve bizler, birbirlerini doğru anlamaları ve bizim aracılığımızla bağ kurmaları için, Yaradan ile yaratılanlar arasında bağ kurmakla yükümlüyüz. Bu sorunun farkında mıyız ve düzeltmeye çalışıyoruz muyuz? Bu en önemli şeydir.

Twitter’da Düşüncelerim / 29 Ekim 2020

Ego (arzu) öldüğünde, kendim için talep etmeyi bırakır ve özgürleşirim. Gözlerim açılır, daha önce hissetmediğim, engellenen hisler de ve üst dünyayı hissetmeye başlarım. Birliğimiz yoluyla egonun üzerine çıkmalıyız ve Yaradan’dan O’na yapışmak için bize ihsan etme gücünü vermesini istemeliyiz.

Arzumuzla savaşmaya çalışmamalıyız – buna asla karşı çıkamayacağız. Sadece Yaradan’dan talep etmemiz gerekiyor ve her şey hallolacak. Yaradan’ın içimizde ihsan etme niteliğini açmasını, yani Kendisini ifşa etmesini istiyoruz. O zaman adam Yaradan gibi olacaktır.

Yaradan’dan uzak olmaktan veya bağımızın kopmasından korkmamalıyız. Şimdi bile Yaradan’ın içinde, O’na bağlıyız. Öyleyse şimdi, bu safhadan Yaradan’a yakın olma hissini, tüm düşüncelerimizle kalplerimiz ve aklımızla O’na yapışma arzusunu inşa edelim.

Kişinin bilinçli farkındalığı dışında hiçbir şey değişmez.

Biz bu dünyada doğduk, tüm dünyaların en kötüsünde. Haydi daha iyi bir safhaya yükselelim! Yaradan, bizden neşe içinde olmamızı istiyor, böylece birlik yoluyla mutlak iyiye, ışıkla dolu ve kötülükten yoksun üst dünyaya ulaşabilelim.

Grup neşe ve iyi bağlarla dolup taştığında Yaradan yaklaşır.

Tüm dünyada aramızda bir bağ kurmalıyız. Bu bizi koruyacak, güven ve neşe ile dolduracak ve Koronavirüs ve diğer tüm hastalıklara karşı bağışıklığımızı artıracaktır. Hiçbir zararlı faktör bize yaklaşamayacak, çünkü her şey sadece bizim bağımıza bağlı.

Aramızda bir Klipa (egoist arzu) varsa, virüslerin girebileceği yer burasıdır. Ama aramızda kutsallık için bir boşluk varsa, birbirimizle iyi bir bağ varsa, o zaman hiçbir zararlı virüs içeri giremez. Bu, doğanın kanunlarına aykırı olur.

Koronavirüs, manevi bir virüstür. İnsanlar arasında yaşayan ruha tepki verir. Aramızdaki nefretle beslenir. Onun içinde gelişir ve yaşar. Aramızda ne kadar düşmanlık, çatışma ve reddedilme olursa, virüs bu besleyici ortamda çoğalırken o kadar rahat hisseder.

Karşılıklı yakınlık, virüsün yaşadığı yeri, birbirimize olan nefretimizin içinde dezenfekte edebilmektedir. Birbirimize yaklaşamayacağımız zorunlu bir mesafe ile ayrılıyoruz – bu alan şikayet ve çekişmelerle dolu. Bu virüs için uygun bir ortam.

Doğa bizi yeni bir safhaya götürüyor. Neler olduğunu anlamak ve kendimizi buna uygun hale getirmek zorundayız. Bunu yapana kadar hiçbir şey değişmeyecek. Çocukları okula ve yetişkinleri işe döndüremeyiz – yeni bir şekilde davranmamız gerektiğini anlayana kadar evde oturacağız…

Sıkı Kısıtlamalardan Kurtulmak

Soru: Bir insandaki egoizm ne kadar büyükse, yaşam çerçevesine o kadar çok uyması gerektiği anlamına mı gelir?

Cevap: Elbette.  Bir kişinin egosu ne kadar büyükse, dünyamızın çerçevesi içinde bu onun için o kadar kötüdür, bu onu itaat etmeye zorlar ve sınırlarına hapseder. Ek olarak, büyük egoizminin içinde hissettiği Yaradan’ın hükmünü tam olarak kabullenmek amacıyla yüksek dünyayı anlamak için, daha fazla çaba sarf etmesi gerekir.

Soru: Öyleyse, temel arzular (yemek, seks, aile) seviyesinde olan insanlar, en özgür olanlar gibi mi görünüyor? Ve daha yüksek arzu seviyelerinde olan insanlar, kendilerini sıkı kısıtlamalar içinde mi hissederler?

Cevap: Elbette. Biri diğerinden daha yüksekte olan herkesin egoizmi daha büyüktür ve buna göre onunla çalışması gerekir.

Soru: Doğa ve toplum kanunlarına uymak isteyen bir kişi, sistemde faydalı bir unsur olmak için ne yapmalıdır?

Cevap: Bu yasaları incelemek/çalışmak, sebep ve sonuçlarının gerekliliğini anlamak yani bu yasaların arzu edilir hale geldiği bir düzeye ulaşmak.  Ve o zaman, onların, üzerindeki baskılarını hissetmeyecektir.

Yeni Hayat 1165 – Kamuoyunu Şekillendirmek

Dr.Michael Laitman, Oren Levi ve Tal Mandelbaum ben Moshe ile söyleşide

Kamuoyunu egoist kandırmalarla şekillendirmek, en gelişmiş silahtır. İsrail karşıtı fikir kampanyaları yurt dışından başlatılmıştır. Sola veya sağa karşı bir savaşımız yok, ancak genel bağlantı gerektiren kalkınma yasasına uymalıyız. İsrailliler “komşunu kendin gibi sev” ilkesine göre bir ortam inşa ederlerse, dünya ulusları onlara zarar veremeyecek ve aramızdaki bağ, tüm insanlığı birbirine bağlayacaktır. Nefret sevgiye dönüşecektir. Diğer insanlara doğa, insan egoizmi, gelişim yasası ve bir bağ oluşturmanın herkesi nasıl koruduğu konularını öğretmemiz gerekiyor. Bağlantının gücünü doğadan nasıl çekeceğimizi öğrenirsek, kamuoyunu şekillendirmek için en güçlü silaha sahip olacağız. Bizim bağımız, tüm insan nefretini sevgiye dönüştürecektir.

 

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1165-kamuoyunu-sekillendirmek/

Çatışmadan, Razı Olmaya

Soru: Bilim adamları, çatışmaların yapıcı ve yıkıcı olabileceğini söylüyor. Bunları halklar, ülkeler ve dinler arasında ortaya çıkan hedeflere göre sınıflandırabilirsiniz. Kişisel ve kişilerarası çatışmalar, fikir çatışmaları, duygusal çatışmalar, gizli ve açık vb.

İnsanların bütüncül eğitim alacağı gruplarda, ne tür çatışmaların ortaya çıkabileceğini düşünüyorsunuz?

Cevap: Her türlü! Neler olabileceklerini hayal bile edemeyiz. Ve onları uyandıracağız, onlardan haz alacağız ve onları geliştireceğiz. Ve hepsi, onların üzerine yükselmek ve onlar sayesinde birbirimizle bağ kurmak içindir. Doğada, sadece bizim dünyamızda değil tüm dünyalarda, iki zıtlıktan oluşmayan hiçbir şey yoktur: çatışma ve anlaşma.

Soru: Çatışmalar toplumun gelişmesi için gerekli bir koşul mudur?

Cevap: Kesinlikle! Başlangıçta verildi ve tezahür etti.

Soru: Çatışmayı, kendimiz uyandırmamız gerektiğini söylüyorsunuz. Ama onlar doğa tarafından uyandırılıyorlar, bu yüzden onları aramamalı mıyım?

Cevap: Elbette onları aramanıza gerek yok. Yapay olarak hiçbir şey yapmayız. Sadece birleşmek için çabalamalıyız ve sonuç olarak, farklılıklarımıza, çelişkilerimize ve mesafemize daha açık hale geleceğiz.

Twitter’da Düşüncelerim / 20 Ekim 2020

Başkaları hakkında kötü bir düşüncenin dışarı çıkmasına, söylenilip duyulmasına izin verirsem, onun tezahür etmesine izin veririm. İçimdeyken hala bastırabilirim, bu düşüncelerin benden çıkmasını yasaklayabilirim, yani orijinal egoist doğam üzerinde bir kısıtlama uygulayabilirim.

Her insan derin bir iç çalışma yapmak ve çaba sarf etmek zorunda kalacak

Düşüncelerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Düşünce bir eylemdir. Benden düşmanca düşüncelerin çıkmasına izin vererek, kötü niyetli davranırım. Tüm dünyamız, her kişi kendini kontrol etmek zorunda kalacak: ondan başkalarına ne gibi bir etki geliyor?

Düşüncelerimi negatiften pozitife çevirerek kendimizi Koronavirüsten, dünyayı salgın ve diğer sorunlardan kurtaracağız. Kendimizi doğa ile dengeye getireceğiz, böylece onun dereceleri: duran, bitkisel, hayvan ve insan birbirini tamamlayarak, iyi düşüncelerle uyum içinde olacak.

Egoist düşüncelerin üzerimize hükmetmesine izin verirsek, o zaman birliğe ulaşamayız – ve Koronavirüs  gittikçe daha fazla yayılacak. Koronavirüs birbirimizle kötü ilişkilerimizin bir göstergesi olduğu için bu hastalığa çare olmayacak. Biz buna sadece virüs diyoruz.

Düşünceler ve arzular en yüksek egoist derecelerde işler ve tehlikeli virüsler olarak tezahür eder.

Kusurlar virüs şeklinde ortaya çıktığında, üstlerindeki bir gücü kullanılarak düzeltilebilirler – düşünce. Virüsler düşünceyi, bilgiyi vücudun farklı bölgelerine ve beyne ileten taşıyıcılardır.

Kabala bilgeliğinin metodu, virüslerin bastırılmasına ve dengeye getirilmesine izin verir. Virüsleri harekete geçiren tüm güçleri dengelemeliyiz, böylece onlar kısıtlamaya ve perdeye girecekler. O zaman bugün hastalığa neden olan tüm virüsler, faydalı olanlara dönüşecek.

Doğada gizlenmiş iyi kuvveti çekmek ve ortaya çıkmaya zorlamak için gruplar halinde çalışarak, başkalarına karşı egoist bir tutumu iyi bir tavıra dönüştürmek mümkündür. Bu iyilik kuvvetinin, iyi ilişkilerin, birliğin aramızda grupta ortaya çıkmasını talep ediyoruz.

Tüm hastalıklar ortadan kalkacak çünkü insanlar birbirlerine o kadar yakın olacaklar ki aralarındaki bağlar başka bir varoluş derecesini, gelecek dünyayı ortaya çıkarmaya başlayacak.

Anaokulundan başlayarak tüm dünya bütün derecelerde bütüncül bir eğitimden geçmelidir. Doğanın bize nasıl hemen yardım etmeye başlayacağını göreceğiz.

 

Yeni Hayat 1155 – Sağlıklı Yaşam Biçimi

Dr. Michael Laitman, Oren Levi ve Nitzah Mazoz ile söyleşide

Kabala bilgeliğine göre kişi orta çizgide var olmalı çünkü denge sağlığa götürür. Ne için yaşadığımızı anlayıp, düşüncelerimizi, arzularımızı ve niyetlerimizi netleştirerek orta çizgiye ulaşırız. Kendimizi insanlar, toplum ve doğa arasındaki orta çizgide ayarlamamız, sıkıntılardan ve problemlerden kaçınmamız mümkündür. Sağlıklı bir yaşam tarzı, genel doğa sisteminin merkezine ulaşmamızı ve orada kalmamızı gerektirir.

 

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1155-saglikli-yasam-bicimi/

Virüsler Tüm Çatlaklardan Ortaya Çıkar

Yavaş yavaş anlamalıyız ki birleşirsek bizim için iyi olur, ayrılırsak da acı çekeriz. Herkes tek bir sistem içinde, tek bir bedende birleştirilmelidir. Bu, ayrılık içinde yaşadığımız mevcut seviyemizden, tek bir ruh olarak, bir insan seviyesine yani tüm arzularımızın egoizmimizin üzerinde birleştiği tek arzu seviyesine yükselmemiz anlamına gelir.

Kötülüğün açığa çıkmasında, dünyanın her geçen gün hareket ettiği hızı göz önünde bulundurarak, tüm insanlığı bir veya iki yıl içinde manevi alanda tasavvur edebiliriz. Bu maddi dünya duyularımızdan kaybolacak çünkü o, sadece egoist algımızda var olmaktadır.

Egoizm içindeyken, yalnızca bu maddi dünyayı deneyimliyoruz ve ihsan etmeye doğru ilerlersek, başka bir yüksek gerçekliği deneyimleyeceğiz. Bizler ona girmeliyiz.

Doğa basittir. Birbirimizle iyi bağlar kurar ve iyi davranırsak mutlu oluruz. Ve birbirimizden uzaklaşırsak, aramızdaki tüm çatlaklardan virüsler, her türlü sorun, sıkıntı ve kötülüğün güçleri ortaya çıkar. Birbirimize yaklaşırsak bu kötü güçlerin kaçmasına izin vermeyiz ama onları kısıtlama ve perde ile içeride tutarız.