Category Archives: Tabiat

Doğa’nın Darbelerini Atlatmak

Soru: Sevgili Dr. Laitman! Bizler, sizin Japonya’daki öğrencileriniz, Bize olan bu talihsizliğe neyin sebep olmuş olduğunu hakkında düşüncenizi bilmek istiyoruz: deprem ve ardı sıra gelen tusinami. Tahminlere göre, yakın gelecekte daha fazla darbe bekleniyor. Japonya’da ve genel anlamda tüm dünya’da bu tür olayları hep beraber atlatabilir miyiz?

Cevap: Doğa bizlerin kendisine benzerliğe ulaşıncaya dek evrimsel gelişim yolunda rehberlik eder. Hissettiğimiz darbeler ve ıstıraplar bizim doğaya benzerlik eksikliğimize onun tepkisidir. Tüm krizlere tek çözüm doğa ile denge haline ulaşmaktır.

Genel anlamda, bu durum, egomuzun ıslahı sonucu edinilir. Egoizmimiz tek bir bütün olarak insanlığın tümü ile bağ kurmaya olan yaklaşımımız tarafından değerlendirilir. Bunun sebebi doğa bize tam olarak bu şekilde davranır, tek bir bütün gibi. Bir olana dek, ıstırap çekeceğiz.

Zohar Kitabın da (”Zohar’a Giriş” madde 66–81) talihsizlik ilk önce en iyi olanlara olduğu söylenir: Bu durumda, Japonya. Ancak, darbeler şiddetlendiğinde daha kötü olanlarda aynı zamanda etkilenecek… Tek bir çözüm var: Diğerini sevmek ve küresel, entegral, tamamıyla doğaya benzer bir halde birleşmek. Daha sonra içimizde, Yaratan tarafından doyumu hissetmeye başlayacağız.

Doğa Bizden Ne Talep Ediyor?

Soru: Dünyamızda, birleşmenin birçok formu var. Doğa bizden ne talep ediyor?

Cevap: Doğa bizim tek kalpli tek adam, bütün, küresel, bütünleşmiş bir sistem, doğaya benzer olmamızı bekliyor.

Birbirimizi hissetmemizi istiyor, herkesin ihtiyaçlarını, düşüncelerde ve arzularda ve herkesin eksikliğini ve isteklerini yerine getirmemizi istiyor. Doğa bizden herkesi kolektif birlik içinde desteklememizi istiyor.

Burada birçok soru var, ancak nihayetinde doğanın bizden istediği bu. Doğa ona benzememizi istiyor: Tek bir olarak. Tüm bunlardan sonra, onun kendisi birleşik bir sistemdir.

Bu sistem içinde bizler herkese rahatsızlık veren ve genel mükemmellikten düşen parça olmamalıyız. Bedeni canlı halde yiyen kanserli tümör olmamalıyız. Kendimizi doğa ile dengeye getirmeliyiz öyle ki onun hızında ıslah olabilelim.

7 MİLYAR PARÇALI PAZIL

Yaratılan tek yaratılışın, kırılmasından sonra -Adamın Neşaması, kırılmış parçaların şekillendirilmesi sistemidir. Her birimiz onun ıslah olmamış bir parçası ve her sistem tarafımızdan ıslaha amaçlanmıştır. Herşeyden önce dünyalar sistemi oluşur aramızdaki bağın potansyel sistemi. Sanki önümüzde kuracağımız bir Pazıl mevcut. Üst dünyalar da buna benzer şekilde düzenlendi. Aynen, pazılda, içinde saklı olarak barındırdığı birçok şekil oluşumlarının, var olmasına rağmen, tarafımızdan farkedilememesi gibidir!

Neşamaların, yükselip birleşecekleri yer aslında hazır bir şekilde mevcut, ancak gizliyor bizlerden kendini. Bu yüzden zaten “olam” (dünya-alem) deniyor “aalama” (saklanmak) kelimesinden geliyor. Ben kendimi, “pazıl” içindeki  yerimi, niteliklerimi doğru tarzda kullanmamın yardımı ile bulacağım ve dolayısıyla da benim dışımda tüm parçaların yerlerini doldurduklarını ve pazılın tamamlanmış olduğunu göreceğim!

Bu sisteme, Alemler Sistemi deniyor. O artık inşa olmuş ve beni doğru bir şekilde kabul etmeye hazır, benden gayrı tümü ıslah olmuş ayrı ve tek kalan yere yerleşmem gerekir buna benim için Olam Atsilut denir.

Resme bakıldığında, sanki, sadece bana bitişik parçalarla bağ içinde bulunabileceğim sanılır, bana komşu ve yakın olan parçalarla. Ancak birbirlerine yakın parçalar diğerleriyle de bağ içinde bulunmalı ve sonrada ilaveten diğer parçalarla neticede ben tüm Neşamalar ile doğru bir bağ kurmalıyım!

26-01-10-Kabala Bilgeliğine Açılış dersinden alıntıdır.

Dünya Niteliklerimin Sonucudur

Dünya, kendi içsel niteliklerimin, duyularımın sonucudur. Bundan böyle duyularımı sonsuz bir tarzda açabilmeyi başarabilirsem o oranda dünyamı da değiştirebilirim. Aslında bana düşen sadece beş duyumu görme, duyma, koklama, tatma ve dokunma duyularımı genişletmek olmayıp içimde gömülü olan dünyayı algılayış tarzımı belirleyen “yararıma-zararıma” prensibini ve yalnızca “alma arzusunu” terk etme olmalı.

Yaşamımı belirleyen,  bu prensipten özgürleştiğimde dünyayı çok daha geniş bir perspektiften algılayabileceğim. Dışımda var olan gerçeği var olduğu haliyle, beş duyumun ötesinde, sınırsız ve bütünsel bir realite olarak deneyimleyebileceğim.

Soru şu ki kendi dışıma nasıl çıkabilirim? İçimde var olan niteliklerimi genişletmeyi anlayabilirim ancak dışıma nasıl çıkacağım,  varlığımı oluşturan doğamı, kendimi nasıl aşabilirim, bu imkansız.

Kabalistler böyle bir olasılıktan bahsederler ötekinin arzusunu hissetmeye başladığında bu da gerçekleşmeye başlar. İnsan ötekinin hissettiğini nasıl hissedebilir? Kendi algıladığı dünyasını ifşa ettiği aynı yol ile. Kendine, aynı manevi amacı edinmiş bir dost bulup onunla bağ kurarak, ona yaklaşıp dünyayı O’nun aracılığı ile hissederek. Ve  sonra ilave bir dost  daha vasıtasıyla ve ilave dost ve böyle ilavelere devam ederek.

Diğer insanlar aracılığı ile manevi realiteyi ifşa edenler kendi dışında bir varoluşun olduğunu da keşfeder. Böylece, maneviyatı hissetmenin şartı olan “komşunu kendin gibi sev” deyimi her ne kadar dünyamızda pek eski ve klişe bir deyim olsa da gündeme gelir. Fakat kabalistlere göre bu böyle değildir. Deyimin gerçekte anlatmak istediği; ötekini sevdiğinde, içinde neler olduğunu hisseder, neşamasını, duyu ve algılayışını kendine katarsın, öyle ki, kendi dışına çıkar ve ötekinin içinden var olanla dışında olanı keşfe başlarsın. Dışımda var olanı bu şekilde öğrenmeye başladıkça Üst Gücü, Yaratanı da ifşa ederim. Bu sürece “İnsan Sevgisinden-Yaratan Sevgisine” denir.

Dindar bir deyiş gibi gelebilir ancak gerçekte her insanda var olan duygusal gelişim ile ilişkilidir. Kabala  bilgeliği bizlere ötekini nasıl hissedeceğimizi öğretir ve yol gösterir. Karşılıklı ortak çalışma ile birlikte içlerine çekerek inşa ettikleri  ”ŞHİNA” denen Yaratanı (Tanrısal Kutsallığı) hissederiz. Bu şekilde Kabalanın tüm ilkeleri toplanmış olur nasıl her şeyi alırım, nasıl sınırsızca dışımda duranı algılarım.

(19-12-09Sefer haZohar) Dersinden alıntıdır.

İyi Söz Ağaç Parçasına da İyi Gelir

Soru: Doğada farklı malzemeler mevcut: Demir, ağaç, taş gibi ve bunlar kesinlikle pasiftirler. Benim algılayışıma göre de hepsi cansız seviyededirler ve arzu ise daha aktif birşey, neden tüm bu malzemeleri arzudan sayıyorsun?

Cevap: Örnek olarak kurşun kalemi alalım. Malzemesi ağaç, ondan yapıldı. Ancak ağaç kendi formunu, yapısındaki atomik bağı muhafaza etmek ister. Onunla birşey yapmayı denediğinde, vermeye çalıştığın değişikliğe karşı koyup direndiğine şahit olacaksın. O’nun bu direncini, formunu koruma arzusu adına gösterdiği direnci kırabilmen için kendinden büyük bir güç katman gerekecek.

Bu malzemenin gücüdür ve farklı parametrelerde ölçüldüğünde onun dış etkenlere olan direnişini ölçmüş oluyoruz. Senden, O’nun niteliğini ve konumunu değiştirebilmen için fazladan bir kuvvet katmanı talep eder. İşte buna malzemenin arzusu denir.

(03-12-09-Hohmat Kabalada Malzeme ve Form makalesi) Dersinden alıntıdır.