Category Archives: Maneviyat

Her Şeyde Kutsama

Soru: Her taraftan kutsama almak ne demektir?

Cevap: Kadınlardan, erkeklerden, uzak olanlardan ve yakın olanlardan, dostlardan ve Yaradan’dan… Kişi tüm bu kaynaklarla bağını yeniden kurmak ve sürdürmek için çaba göstermelidir. Yavaş yavaş bu bağlar aracılığıyla tatmin olabileceğini hissetmeye başlayacaktır.

Soru: Onluda bir kutsama almak ne anlama gelir?

Cevap: Bu, onlu içinde Yaradan’ın onlara hitap ettiği hissinin olduğu anlamına gelir. Bu durumda, bağ kurabilir ve aralarında oluşan bağı Yaradan’a doğru yönlendirebilirler. Bu şekilde, O’nunla temas kurarlar.

Soru: Onluda mükemmellik nasıl elde edilebilir?

Cevap: Her bir kişinin diğerine ihsan etme niyetiyle almayı arzulamasıyla.

Gerçeği Ne Zaman Bileceğiz?

Soru: İnsan bir hayvan gibi yaşadığını ve başkalarının hayatlarını manipüle ettiğini fark ettiğinde geçmişe nasıl sevinebilir?

Bir yandan her şeyin Yaradan’dan geldiğini ve sizi uçuruma sürükleyenin Yaradan olduğunu anlıyorsunuz. Ancak bu bir mazeret değil çünkü o zaman bile doğru seçimi yapabilirdiniz ama yapmadınız.

Cevap: Bunu yapamazdınız. Gelecekteki dünyaya geldiğimizde, o zaman tüm gerçeği bileceğiz. Şimdilik eylem yapmaya devam etmeli ve içimizde olan her şeyi giderek daha fazla Yaradan’a atfetmeliyiz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 13

Nasıl Birden Kötü Bir Eğilimimiz Olduğunu Fark Ederiz?

“İnsanın kalbinin eğilimi gençliğinden itibaren kötüdür” ifadesi, başlangıçtan itibaren tek bir doğaya sahip olduğumuz anlamına gelir: almak için alma arzusu. Alma arzusu doğa değildir. O maddedir. Yani ne iyi ne de kötüdür, yalnızca haz alma arzusudur. İyilik ve kötülük ayrımları tam olarak neyden haz almak istediğimize bağlıdır.

Kendisi için haz alma niyetine “kötülük” denir. Haz alma arzusu neden kötü olarak değerlendirilmelidir? Çünkü Yaradan, almak için alma arzusunun ıstıraba neden olduğu bir sistem tasarlamıştır. Bununla birlikte, kendi iyiliği için alma arzusunun ıstıraba yol açtığını öğrenmek birkaç yıl alır. Genellikle, ruhun kendisi için alma arzusunun zararlı olduğunun bilinçli olarak farkına varması binlerce yıl alır.

Kalpteki noktayı aldığımız enkarnasyonda, sürekli olarak kişisel çıkarlar doğrultusunda hareket eden kendi düşüncelerimizden korkmaya başlarız. Bu tür düşüncelerin bela getirdiğini hissederiz ama onlardan nasıl kaçabileceğimizi bilmeyiz. Doğal olarak bizim kontrolümüz dışında işleyen bir düşünceyi nasıl durdurabiliriz? İçimizdeki bu arzuyu görür ve onu kökünden sökmeye çalışırız ve bu şekilde “insanın kalbinin eğiliminin gençliğinden beri kötü olduğunu” fark ederiz. Kabala bilgeliğinde bu, kişinin yılanla karşılaşması olarak adlandırılır.

Ancak kendimizi kalpteki noktanın perspektifinden gözlemledikten, kim olduğumuzu sorguladıktan ve almak için alma arzumuzla yüzleşemeyeceğimizi fark ettikten sonra (çünkü tüm varlığımız bu arzuya gömülmüştür, yani acı çekmek için doğmuşuzdur ve destek olarak sadece kendimizi eleştiren ve analiz eden düşünceye sahibizdir) bizi bu ıstıraptan kurtarması için Yaradan’a yöneliriz.

Islah olmak budur. O zaman durumun ne kadar karmaşık olduğunu anlayabiliriz. “İnsanın kalbinin eğiliminin gençliğinden itibaren kötü olduğunu” keşfetmemiz için uzun bir zaman geçer. Ancak bu farkındalığa ulaştığımızda, kendimize bir kısıtlama getirmeye istekli hale geliriz ki bunun sonucuna “dua” denir. Kalbimizde kendimizi kendimizden kurtarmak istediğimiz ama bunu başaramadığımız duygusu bu kısıtlamaya yol açar. Kısıtlamadan sonra farklı bir hayat yaşarız.

Manevi Dünyaya Nasıl Girebilirim?

Yorum: Başkalarına ihsan etmek için mümkün olan en kısa zamanda manevi dünyaya girmek için büyük bir arzum var. Bununla birlikte, ağır egoizmi olan insanlar için maneviyata yükselmenin uzun zaman aldığını, ancak daha yüksek bir dereceye yükseldiğinizi söylüyorsunuz.

Bir yandan acele etmek isterken diğer yandan yükselmek isteyen duygularımdaki bu çelişkiyi nasıl çözebilirim?

Cevabım: Gerçek şu ki bunu egoistçe istiyorsunuz, bu yüzden çelişkileriniz var. Ve eğer bunu özgecil bir şekilde yaparsanız, o zaman önünüzde kesinlikle hiçbir engel olmadığını göreceksiniz.

Kendinizi zaten manevi dünyada hissedebilirsiniz ama yalnızca ihsan etmeniz ölçüsünde.

Muğlak ipuçlarıyla kafanızı karıştırmaya çalışmıyorum, doğrudan konuşuyorum. “Maneviyat mı istiyorsunuz? Lütfen ihsan edin.” dediğimde bu belki bir kişinin kulaklarını acıtabilir. Kulağa çok sert geliyor ama bu doğru.

Manevi Dereceleri Tırmanmak

Soru: Yaradan’ı ifşa etmek için ne yapmalıyız?

Cevap: Şu anda yaptığımızın aynısını, başka bir şey yok.

Eğer birbirimizle bağ kurarak birleşmenin ilk aşamasına ulaşırsak, içimizde Nefeş seviyesinin ışığı doğar; bu, edinmemiz gereken beş ışığın ilki, en küçüğüdür.

Sonra çalışmaya devam ederiz ve eğer embriyo halinden geçersek, manevi dünyaya doğarız.

Ardından, dünyamızda olduğu gibi “emzirme” adı verilen varlığımızın bir sonraki seviyesini hissetmeye başlarız. Dünyamızda bu tür eylemlerin manevi eylemlerin sonuçları olarak ortaya çıkmasının nedeni budur.

Genellikle emzirme dönemi “iki yıl” olarak adlandırılır. Ancak bu iki yıl manevi anlamda iki yıldır. Daha sonra Ruah seviyesine ulaşır ve Neşama, Haya, Yehida de Nefeş ve benzeri seviyelere doğru büyürüz.

Tüm bu aşamaları On Sefirot Çalışması’nda inceliyoruz. Bizi ilerletmesi gereken şey budur.

Kabala ilminin tamamı, aslında, sadece bir kişiye manevi dünyaya girme ve Yaradan’la eşit olmaya başlama fırsatı vermek üzerine inşa edilmiştir.

Metodolojiyi Uygulamada Gösterin

Üst ışık şu anda bile üzerimizde hareket ediyor ama çok ihtiyatlı bir şekilde ve ters yönde. Kendisini bize ifşa etmiyor; bunun yerine, ona güçlü bir ihtiyaç duymamız için daha da büyük bir karanlık yaratıyor. Onun çalışma şekli budur.

Üst bağ gücü sistemine erişmenin derecelerinde yükseltmeye başladığımızda, insanlıkla tamamen farklı bir dilde konuşabileceğiz. Metodolojimizi onlara kendi deneyimlerimiz aracılığıyla açıklayacak ve uygulamalar halinde göstereceğiz.

Bu koşula ulaşmalıyız çünkü uluslar, Yaradan’a ve bağa doğru çaba göstermeyecekler. Kendi egoist arzularına dalmış durumdalar ve sessizce acı çekecekler. Kalplerindeki nokta, yaşamlarının kaynağını ifşa etme arzusu, içlerinde uyanmazsa, yaşadıkları gibi yaşamaya devam edeceklerdir. Sonuçta arzu, kişinin gelişimini belirler.

Ruhlar Arasındaki Birliğin Ölçüsü

Soru: Baal HaSulam sadece diğer ruhlarla birlik ölçüsünde ortak ruha ulaşılabileceğini yazar. Bu birlik ölçüsü nedir?

Cevap: Birliğin ölçüsü, bizi ayıran egoizme rağmen birleşmeye çalışmamız, aynı şekilde düşünmemiz, aynı şekilde hayal etmemiz ve aynı hedef için çabalamamızla belirlenir.

Aynı olmak, asker gibi olmamız gerektiği anlamına gelmez. Hayır! Ortak bir hedefe, ortak bir yola, ortak adımlara ulaşmaya çalışmalıyız ama her birimiz kendi doğasına göre. İşte bağ budur.

Bağın Koşulları

Soru: Bizi birleştirmesi gereken koşulları yazdım: karşılıklı garanti, iptal olma, dostlar için dua, “O’ndan başkası yok”, tek bir arzu içinde kalmak ve Yaradan ile onlu arasında bir kanal oluşturmak.

Şu an hatırladıklarım bunlar. Tüm bunları aynı anda nasıl uygulayabiliriz?

Cevap: Bu konuda karmaşık hiç bir şey yok. Hiçbir şey!

Soru: Ama en fazla iki koşula odaklanabilirim:

Cevap: Hayır, hepsine aynı anda değil. Tüm bu koşullar birbiriyle çelişmiyor. Sadece grupla olan karşılıklı ilişkiniz hakkında konuşuyorlar. Siz onlara ne kadar tutunursanız, onlar da size o kadar tutunabilirler.

Aranızdaki doğru etkileşim ve iletişim bu koşullarda ifade edilir. Üzerlerine binlerce farklı ifade ekleyebilirsiniz. Hiç fark etmez. Bu açık bir kanaldır. Hepsi bu kadar.

Dostlarınızı Sevin

Soru: Yaradan için çabalamanın ateşini dostlarıma nasıl aktarabilirim?

Cevap: Bunun mümkün olduğunu sanmıyorum, ama muhtemelen yine de kelimelerle aktarabilirsin.

Soru: Yaradan’ın bize O’nun sevgisinin tadını verdiğini ama sonra bunu sadece dostlarımıza duyduğumuz sevgiyle uyandırabileceğimizi ve bunun özgür bir eylem olduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Evet.

Soru: Kendinizi sürekli olarak bu eylemi yapmaya, dostlarınızı sevmeye nasıl ikna ediyorsunuz?

Cevap: DNA’nıza işlenene kadar bu eyleme periyodik olarak geri dönün.

Yaradan’ı Takip Edin

Dam (kan), Demama (sessizlik/durgunluk) anlamına gelir, “Ve Harun sessiz kaldı” ve “Tanrı için sessiz ol” (Rabaş, Mektup No. 32).

Soru: Bu sessizlik gücü nedir? İçinde ne anlatılıyor?

Cevap: Bu, kişinin Yaradan’dan gelen her şey ile hem fikir olduğu ve sessiz kalmayı kabul ettiği bir koşuldur.

Soru: Kişi Yaradan’ı nasıl doğru bir şekilde takip edebilir?

Cevap: Yaradan’ı doğru bir şekilde takip etmek, grup içinde onlunun içsel gücüne ne kadar tam olarak bağlı olduğunuzu bulmak anlamına gelir ve o zaman doğru adımları attığınızdan az çok emin olabilirsiniz. Tüm içsel eylemler sadece onlu aracılığıyla gerçekleştirilir.