Category Archives: Kabala

Şehina’nın Yaratılan Varlıklara İfşası

Soru: Şehina’nın yaratılan varlıklara ifşası nedir?

Cevap: Doğru bir şekilde bağda olan tüm ruhların ifşa olmasıdır. Bir kişi bunu edindiğinde, Yaradan’ın yarattığı kabın tamamı ifşa olur ve O, bunu doldurmak için hazırdır. Kabın ifşası sadece onluyu hissetmekten daha fazlasıdır: bu sonsuzluğun Malhut’udur.

Soru: Önce ben onlu ıslah eden ışığı almadığı için acı mı çekmeliyim ve sonra da onlu Şehina’nın ızdırabını mı hissetmeli?

Cevap: Hayır, Şehina’yı ıslah edemediği için acı çekmesi gereken sensin çünkü tüm dostların onun içinde bir araya gelmeli ve sen onların arzularınızın toplamını Yaradan’a iletme niyetine sahip olmalarını istiyorsun.

Soru: Onluya Şehina’yı düşünmeleri ve bir yönde niyet inşa etmeleri için nasıl ilham verebilirim? Sonuçta başkalarının kalbinde ne olduğunu bilmiyorum.

Cevap: Onların kalbinde ne olduğu önemsizdir. Sadece kendi aranızda bu konu hakkında konuşmalısınız ve zamanla, konuşmalarınız aracılığıyla, üst ışık her bir dostun kalbinde çalışmaya başlayacak.

Aynı Nesneler, Farklı Algılar

Soru: Manevi fenomenlerin, kişinin içinde bulunduğu koşula göre değiştiği ve kişinin hayal gücüne ve duyu organlarına göre her zaman başka bir form deneyimlediği söyleniyor. Bizler, duyulara göre yine 5 parçaya bölünmüş olan altıncı duyu organını oluşturuyoruz. Manevi fenomenleri ve nesneleri farklı algılamamızın sebebi bu mu?

Cevap: Hepimiz ortak bir benzerlikte yaratıldık ve aynı duyulara sahibiz: görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma. Bununla birlikte, onlar her bir kişi için eşsiz yansımalarını ve algılarını verirler.

Diyelim ki ağzına bir şeker attın ve nasıl olduğunu tarif ediyorsun: tatlı, hoş, canlandırıcı vb. Ancak ben bunu anlamıyorum çünkü bu ancak benim de bu şekeri duyu organlarımda aynı şekilde algılayabilmemle mümkün olur.

Bir kişinin duyumlarını diğer bir kişinin duyumlarıyla karşılaştırmanın başka bir yolu yoktur.

Bu yüzden, edindiğimiz yani aldığımız ve ifşa ettiğimiz her şeyin sadece bizim niteliklerimizle ilişkili olarak gerçekleştiği söylenir.

Soru: Aynı zamanda, bir edinim safhasında olan büyük Kabalistler, manevi nesneleri ve olguları aynı şekilde algılamışlardır. Bu, Kabalistlerin ulaştığı hissiyatın aynısına asla ulaşamayacağız mı demek oluyor?

Cevap: Her birimiz kendi algımızın içinde olduğumuz sürece, evet. Ancak biz geliştikçe, algılayışımızın sınırlarını anlamaya başlayacağız, duygularımızı daha çok geliştirmeye başlayacağız ve böylece yakınlaşacağız ve birbirimizi daha çok anlayacağız.

Bunun ne zaman olacağını söylemek zor. Gelecekte, duygularımızın eşit olacağı ve tamamen aynı algılara sahip olacağımız bir koşula ulaşacağız.

Araç ve Etki

Soru: Üst dünyanın edinimi hangi noktada gerçekleşir?

Cevap: Maneviyatın edinimi, Yaradan bunun kişiye ifşa olmasını istediği zaman gerçekleşir. Belirli bir an yoktur.

Soru: Ne için daha çok çabalamalıyız: doğamızı ıslah etmek için mi yoksa edinmek için mi?

Cevap: İkisi de aynı şeydir. Islah araçtır ve edinim de sonuçtur. Edinimin derecesi sadece kişiye bağlıdır: ne kadar yükselmek ve Yaradan gibi olmak istediğine.

Soru: Yaradan ile bağ kurduğumuzda ne ediniriz?

Cevap: Ortak Kli’mizi, Yaradan’ın onun üzerindeki etkisini ve ortak Kli’mizin de Yaradan’ı nasıl etkilediğini ediniriz.

Yaradan Uzaklaştığında

Soru: Bazen öyle görünüyor ki çok fazla çaba sarf ediyorsunuz ama Yaradan tam tersine sizden uzaklaşıyor. Bu ne anlama geliyor? Bu Yaradan’ın daha çok çaba sarf etmeni istediği ya da belki de çabalarının yanlış olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, Yaradan’ın eylemleri, kaçan bir geyiğin hareketine benzer, söylendiği gibi: “Sevgilim bir ceylan gibidir.”

Bize Yaradan bizden uzaklaşıyormuş gibi görünür ama bu bir geyiğin avcıdan kaçmasına ve avcının onu kovalayıp kovalamadığını görmek için geriye bakmasına benzer.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 87

Soru: Farklı dünyalar, arzularımızın farklı dereceleri midir?

Cevap: Hayır, farklı dünyalar ruhlar tarafından Yaradan’ı edinmenin farklı dereceleridir.

Soru: Gruptaki bağımızdan ötürü altıncı duyu organına gelip, her şeyi aynı şekilde hissedebileceğimizi varsayabilir miyiz?

Cevap: Bunu söylemezdim. Gerçek şu ki Yaradan’ı hissetmeye başladığımızda, her birimizin kendi payına düşen edinimi aldığı netleşmeye başlar.

Soru: Yaradan’a verebileceğimiz en büyük haz, O’nun bize memnuniyet vermeyi amaçladığı anlayışına gelmektir. O’nun planına dahil olduğumuzda nasıl bir çalışma yapmış oluruz?

Cevap: O zaman O’na, bize ve tüm yaratılışa birlikte memnuniyet getiririz.

Soru: Edinimlerimizi bir dostla paylaşmak mümkün mü?

Cevap: Bunu yapmamak daha iyidir.

Soru: Diyelim ki dostlar genişletmek için ortak bir Kli oluşturmaya çalışıyorlar. Onların arzusunu duamla nasıl güçlendirebilirim?

Cevap: Onlara katıl, yardım etmeye çalış ve onlara her konuda başarılar dile.

Yuvarlak Masada Her Şey Çözülür

Soru: Kabalistik kaynakları incelerken, başkalarını ikna etme ve fikrimizi savunma arzusu ortaya çıktığında içsel ve dışsal olarak nasıl çalışmalıyız?

Cevap: Bu doğru değildir ve böyle olmamalıdır. Bu tür konulara hiç karışmamaya çalışın.

Bırakın herkes fikrini ifade etsin ve sonra neden bu şekilde veya farklı şekilde olduğunu öğrenin. Ancak her şey bir yuvarlak masada, tercihen onlu tam olduğunda kararlaştırılmalıdır.

Soru: Neyin ardından ne gelir: onludaki çalışmadan bireysel çalışma mı, yoksa içsel çalışmanın bireysel kazanımından onludaki çalışma mı?

Cevap: Birbiriyle bağlantılıdırlar. Parametrelerden birini belirleyemezsiniz. Her zaman birbirlerini etkilerler ve karşılıklı olarak birbirlerini belirlerler.

Neşe İçinde Olun

Soru: Yaradan’a hizmet eden kişi neşeli olmalıdır deniyor. Bu içsel neşe koşulu nedir?

Cevap: Eğer Yaradan’a doğru çaba sarf ediyorsam, o zaman sadece bundan bile neşe duymalıyım.

Her ne kadar ona yaklaşmaya hala çok uzak olsam da, sürekli O’nun hakkında düşünmeli, O’nunla bir bağım olduğunu hayal etmeli, her zaman O’na dönmeli ve mutlu olmalıyım.

Süt ve Bal Akan Topraklar

Soru: “Süt ve bal akan topraklar” nedir? Bunun bir tür manevi temeli olması lazım, bu nedir?

Cevap: Süt ve bal akan topraklar, temelimizden (olduğumuz yerden), bağlarında birbirlerini tamamlayan Hasadim ve Hohma ışığının olduğu anlamına gelir ve bunda hiçbir sıkıntı yaşamayacağız.

Maneviyatta Su Niteliği

Soru: Manevi dünyada su niteliği nedir?

Cevap: Su, ihsan etme niteliğini belirtir; hatta buna sevgi de denebilir. Tüm insanlık sudan gelmiştir.

Annenin içinde gelişen bir çocuk da suyun içindedir. Su yaşamın temelidir.

Hayal Kırıklığına Uğrayamam

Amir soruyor:

Michael, birlik ve iyi ilişkiler çağrısı yaptıkça işler daha da kötüye gidiyor. Ancak yine de sen devam ediyorsun. Hiçbir şeyin işe yaramadığını görmüyor musun?

Cevap: Ne yapabilirim? Ben de Amir’e sormak istiyorum: “Ne yapılmalı?”.

Yorum: Amir size ne söyleyecek bilemiyorum; ben şunu söylerdim: “Yorulun, yeter artık.”

Cevabım: Hayır, yorulamam. Her gün kötülüğün geliştiğini görüyorum.

Soru: Peki neden şöyle demiyorsunuz: “Bu gelişmeye devam ediyor, hadi bu nesli kendi haline bırakalım.” Bir keresinde “nesil layık değil” denmişti.

Cevap: Evet ama bu ondan uzaklaşıyorum ve her şeyi bırakıyorum demek değil.

Soru: Ama daha kötüye gittiğini görebiliyorsunuz.

Cevabım: Ben iyi ya da kötü, daha iyi ya da daha kötü değerlendirmesi yapmam. Sadece bunu yapmam gerektiğini biliyorum ve hepsi bu kadar. Hayal kırıklığına uğrama, bırakıp gitme ve benzeri bir ihtimal yok. Ne olursa olsun – hayır!

Soru: Yani devam etmelisiniz?

Cevap: Evet.

Yorum: Amir şunu düşünüyor, siz bunu söylüyorsunuz ama insanların kulakları ve kalpleri kapalı. O yüzden inandığı kadarıyla, bir yerde kuma gömülüyor.

Cevabım: Her şeyin bir tarihi, başlangıcı ve sonu vardır. O yüzden umuyorum ki bunun da bir sonu olacak.

Soru: Yani prensip olarak dedikleri gibi: Su, taşı aşındırır. Tıpkı böyle, damla damla. Siz de böyle devam ediyorsunuz, değil mi?

Cevap: Bunu yapmalıyım!

Soru: Buna mantık ötesi denir mi denmez mi?

Cevap: Evet, mantığa karşı.

Soru: Onlar duyacaklar mı?

Cevap: Yakında zamanda değil.