Category Archives: Egoizm

Her Durumda Sakin Kalmak Mümkün Mü?

Soru: İnsanları, her durumda sakin kalmanın gerekli olduğuna nasıl ikna edebilirsiniz?

Cevap: Bunun mümkün olduğunu söyleyemem. Bunu kendimden biliyorum. Ben de aniden heyecanlı/sinirli davranmaya başlarım. Sakin olmak zorunda değilsiniz.

Bazen neler olduğunu hemen fark etmek imkânsızdır. Egoizm sizi o kadar zorlar ki, duyularınıza ulaşmanız biraz zaman alır. Yaradan bunu,  içinizde yeni egoist arzuların daha üst bir seviyede nasıl ortaya çıktığını göstermek için, bilerek yapar. Yani ondan uzaklaşmak yoktur.

Ana şey, ortak sistem içinde, karşılıklı destekte içinde olmaktır. Her gün sizi normal bir koşula getiren, böyle bir ders alsaydınız ne olacağını bir hayal edin. Bu sizlere manevi bir ayar verir, sizi dengelerdi. Ve yavaş yavaş dünyaya farklı bir şekilde bakardınız.

Twitter’da Düşüncelerim / 4 Temmuz 2020

Her manevi eylem tıpkı “ışığın avantajının karanlıktan ifşa olduğu” gibi ona karşıt bir eylemle başlar. Her şey sadece zıtlıktan algılandığından, diğer türlü bir şey hissedemezdik. Karanlık ışıktan önce geldiği gibi, karışıklık ve idrak eksikliği netlik ve anlayıştan önce gelir.

“Toprağın kazancı (arzu) her şeydedir.” Karanlık önceden, arzuda ifşa olmalı ve bizler sadece karanlıktan ışığı ediniriz. İnsanlığın evrimi, egonun büyümesi sayesinde ilerlemiştir. Şimdi bizi bu ego-arzudan çıkaracak olan üst kuvveti uyandırması gereken “son nesil” e geldik.

Bütün gelişimimiz, artık egonun (doğamız) içinde var olamayacağımız ve bunun üzerine çıkmamız gerektiğinin farkındalığına yol açmıştır.

Bugünkü safha önemli ve benzersizdir, benzerleri tarihte hiç var olmamıştır. Binlerce yıldır yaptığımız gibi var olmaya devam edemeyeceğimizi anlamaya başlıyoruz.

İnsanlık, egoizmin yukarıdan bir kuvvet olduğunu ortaya çıkarmaya başlıyor ve yardım için dönmemiz gereken egoizme zıt bir üst kuvvet var ki böylece kötülüğün gücünü iyiliğin gücüne, anti-egoizme dönüştürecek. O zaman yeni, üst dünyada iyi, mutlu hayatlar yaşamaya başlayacağız!

Her insanın başkalarını düşünüp, onların refahını önemsediği bir dünya yaratma girişimi başarılı olmadı! Böyle bir devrim, ancak içimizde farklı bir doğayı ifşa edecek olan Yaratan tarafından uygulanabilir. Mümkün olduğunca çabuk istemeye çalışmamamız gereken budur!

Koronavirüsün yakında yok olmasını ummamalıyız. Bizi yalnız bırakmayacak ve daha ciddi sorunlar buna eklenecek. Yakında, para, kaynaklar ve gıda ürünleri tükenecek ve insanlık muazzam bir şekilde acı çekecek.

Bunun yanı sıra kasırga, fırtına bulutları, çekirge, sel ve kuraklık yaklaşıyor

Sadece Yaradan’a dönerek sıkıntılardan kurtulabiliriz. Ona dönmeye başladığımızda, en mühim olanın problemlerden ve talihsizliklerden kurtarılmak olmadığını anlayacağız zira onlar bize verildi ki böylece Yaradan’a dönebilelim.

21. Yüzyılın Köleleri

Soru: 19. yüzyıldaki insanlar bilimsel ve teknik devrim olmadan,  sadece kendilerini beslemek için günde 16-18 saat çalıştılar. Teknik bir devrim olmasaydı, 2-3 saat çalışma ve ihtiyaç duyduğunuz her şeye sahip olma fırsatı nereden gelebilirdi?

Cevap: Teknolojinin ve tüm bilimlerin gelişmesine karşı olduğumu söylemiyorum. Kişinin yarattığı şeyin, onu kontrol eden şey haline geldiğini söylüyorum. O bir sahipten, köle haline gelir.

Bankalarımıza ve finans kurumlarımıza ne olduğuna bakın. İnsanı köleleştirdiler. Kişinin o kadar çalışması gerekmiyor.

Bana 19. yüzyılı örnek olarak getirirseniz ve bende size 21. yüzyılı örnek olarak getiririm. Bugün insana ne oldu? Kişi daha az saat çalışabilir mi? Hayır. Daha özgür hisseder mi? Hayır.

Peki, onun performansına ne oldu? O, özellikle daha daha fazla insanı köleleştirmek ve emeğinin ürünlerini denize atmak için kullanıldı. Aksi takdirde, çalışmasaydı, ne yapardı?

Bir sürü boş zamana sahip olacak! Bu da tehlikelidir. Serbest düşünce başlayacak, yetkililer için uygunsuz veya sakıncalı olabilecek her türlü toplantı başlayacak, yeni eğilimler ortaya çıkacak vb. Buna ihtiyacımız yok!

İnsanların günde 15 ila 20 saat ya da en az 10 çalışmasına müsaade edin. Ancak kişi 10 saat çalışırsa, onlara işe gelmeleri için iki saat ve işin üstüne iki saat vereceğiz ve bu iyi sonuç verecektir. İnsan eve gelir, akşam yemeği yer, yarım saat televizyon seyreder ve yatağa gider. Ve bu sürekli olarak yaşanır.

Ona uzak bir yerde bir tatil rezervasyonu yapacağız. Bu yüzden dönecektir ve onu reklamlara boğacağız: Bunu henüz görmediniz, henüz satın almadınız, vb. Böylece hayatının geri kalanı boyunca böyle çalışacak. İnsan 19. yüzyılda bir köleydi ve 21. yüzyılda da bir köle olacaktır.

Ancak burada bir sorun var: Sahiplerimizin istediği şey bu, ancak doğa bununla aynı fikirde değil. Ve bu yüzden Koronavirüs ve diğer şeyler var.

Kendi aramızda ayrılmaz, doğru, dostane bir bağımlılık ve karşılıklı anlayış elde etmemiz gereken, “son nesil” denilen bir koşula girdik. Eğer bu gerçekleşmezse, sadece virüslerle değil, başka herhangi bir şeyle cezalandırılacağız.

Kendini Sevmek Ne Demektir?

Soru:  “Komşunu kendin gibi seveceksin” ne anlama gelmektedir? Kendini sevmek ne demektir?

Cevap: Egoistçe kendinizi nasıl seveceğinizi hayal edebildiğiniz ölçüde, bir başkasını da sevmelisiniz.

Doğal olarak bu, farklı seviyelerde farklı olacaktır. Büyüyen egoizmin yardımıyla ne kadar yükselirseniz, kendinizi o kadar çok seveceksiniz. Ve bu, diğerini nasıl daha fazla sevmeniz gerektiğine bir örnek olarak hizmet edecektir.

Soru: Kişi manevi düzeyde gelişirse, günlük hayatta daha iyi hale gelip, fiziksel düzeyde de değişir mi?

Cevap: Hayır. Manevi olarak gelişen bir kişi, gelişiminde, değişimlerinde bizim dünyamızda kesinlikle görünmezdir. Sonuçta bu, insanların algılayabileceği, belirleyebileceği ve ölçebileceği niteliklerde gerçekleşmez.

Doğa İle Uyum Sağlamalıyız

Soru: Sık sık insanın doğadan öğrenmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Sıradan bir insan nasıl doğaya bakıp  bir şeyler öğrenebilir? Doğadan ne öğrenilebilir?

Cevap: Dünyevi doğamızı biraz inceledikten ve hepsinin tek, kapalı bir sistem olduğunu gördükten sonra, sadece bu birleşik sistemin nasıl tamamlayıcı bir parçası olabileceğimizi, doğanın bizimle huzurlu olması için nasıl uyum sağlayabileceğimizi öğrenmemiz gerektiğine inanıyorum.

Soru: Modern insanlar “doğadan öğren” konusuna şüpheci yaklaşıyorlar. İnsanlar genellikle doğayı tükenmez bir mineral kaynağı, bir dinlenme yeri, bir araştırma laboratuarı olarak algılamaktalar.

Sizin bakış açınızdan doğa nedir? Doğanın birliğinin özü nedir?

Cevap: Doğa, cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyelerinden oluşan, tek bir bütünsel organizmadır. Bu seviyeler çok net ve sıkı bir şekilde birbirine bağlıdır ve birbirlerine bağımlı hissederler.

Fakat insan seviyesinde egoizm arttı, çevreleyen dünyayı hesaba katmak istemiyorlar ve doğaya uyum sağlamak yerine, doğayı kendilerine uyarlamaya çalışmalar. Bu, insanın en büyük hatasıdır çünkü genellikle bencilce gelişmesine rağmen, tüm gelişimi, sonunda onu büyük sorunlara götürür.

Soru: Bu, insan seviyesi hariç tüm doğa seviyelerinde uyum olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: İnsan uyum sağlamalıdır.

Twitter’da Düşüncelerim / 1 Temmuz 2020

Bu Koronavirüs kaybolduğunda, daha korkunç bir virüs onun yerini alacaktır. Ve böylece ilerleyeceğiz, virüsler tarafından teşvik edilerek. Egonun kötülüğü Koronavirüs şeklinde ortaya çıkıyor. Nefreti sevgi ile örterek, onu iyilikle telafi etmeliyiz.

Ta ki ölüm meleği, yaşam meleği tarafından örtülene kadar.

İnsanlar zorla mülkiyeti iterek (para vererek vs.) dünyayı değiştirmeye yönelirlerse, bu Sovyet rejimini kurmaktan daha kötü olacaktır. Ekonomik ilişkilerdeki bir değişikliğin öncesinde, dünyanın gelişimine nazaran Doğa’nın amacı ve programı hakkında bilginin dağıtılması gerekir

İhtiyacımız olan şey, egoizmden- tek kötülükten nasıl kurtulacağınız için bir çözümdür.

Yoksul kaotik dünyada, ülkeler askeri kapasitelerini genişletmek için her şeyi yatırım yapacaklar. Birbirlerine yakınlaşmak yerine düşmanları nasıl uzak tutabileceklerini düşüneceklerdir. Egoist dünyada farklı düşünmek imkânsızdır.

İşadamları kârlı olanla ilgilenir: yarın ne talep edilecek. Şu anda iş dünyasında en çok talep gören şey, halk için hayati önem taşımayan ürünleri ortadan kaldırmaktır. Gereksiz işletmeleri kapatmak en başarılı iş!

Egoizm, dünyamızın doğasının temelidir. Bu yüzden tüm derecelerdeki (cansız, bitkisel, hayvan ve insan) egoistik ilişkilere dayanmayan doğanın işleyiş yasasını hayal edemiyoruz. Egoist dünyanın sonunu hayal etmek, ıslahından daha kolaydır!

 

Dünyamızın Özgecilliği

Soru: Dünyadaki insanların yüzde on’u özgecil olarak kabul edilir. Başkalarını ve doğayı önemserler, ancak kendileri için gizli bir faydası vardır. Bununla nasıl bir ilişki kurmalıyız?

Cevap: Başkalarına zarar vermeden gizli fayda, kişi veya çevresindeki dünya için herhangi bir tehlike oluşturmaz.

Ancak kasten dünyaya ve topluma zarar verirseniz, bu zaten ciddidir.

Soru: Birçok insan, kişinin sözde özgecillerden örnek alması gerektiğini düşünüyor. Ama onlar yine de bencil sayılmıyorlar mı?

Cevap: Bencillik, birbirini sömürmektir. Ve eğer kişi dünyamızda normal bir şekilde yaşarsa, işe gider, çocuk yetiştirir, tatile giderse, bu bencillik olarak kabul edilmez. Bencillik, başkalarının, kendi iyiliğiniz için kullanılmasıdır.

Yorum: Bunu hissetmememiz ilginç. Kimse kendini bencil görmüyor.

Cevabım: Bu nedenle bu, kişiye öğretilmeli, açıklanmalı,  örnekler verilmeli ve alıştırmalar yapılmalıdır. Aksi halde doğa toplumumuzu sürdürmeyecektir, toplum da kendini sürdürmeyecektir.

Yeni Hayat 1074 – Sosyal Yalnızlaşma

Dr. Michael Laitman, Oren Levi ve Yael Leshed-Harel ile söyleşide

Her birimizde doğal, sosyal bir yabancılaşma var. İnsan egosu, sürekli olarak başkalarına aşırı yakınlığın bir tehdit olduğu hissini geliştirir ve üretir. Bir insanın dünyadan tamamen yok olmasını istediğimizde, bir yabancılık, mesafe, soğukluk ve hatta nefret duygusu hissederiz. Teknoloji bizim daha da yabancılaşmamıza neden oldu, çünkü mesafemizi korurken, aynı zamanda bağ kurmamızı sağlıyor. Sonuç olarak, bunu telefonlarımız aracılığıyla giderek daha fazla yaşayacağız. Yaşadığımız yabancılaşma, ne iyi ne de kötüdür ancak sonuç, onu nasıl kullandığımıza bağlıdır. İsrail ulusunun temeli, İbrahim’in, farklılıkların ve sosyal yabancılaşmanın üzerinde birbirlerini sevmeyi öğrettiği, yabancıların toplanmasına dayanıyordu. Doğa bizleri, birbirimizle içsel, kalpten ve manevi bir bağa ulaşmaya zorlayacaktır.

Söyleşinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.kabala.info.tr/kutuphane/michael-laitman/dr-laitman-ile-yeni-hayat/yeni-hayat-1074-sosyal-yalnizlasma/

Kabala, Üst Dünyanın Fiziğidir

Soru: Egoizmim büyüdükçe ve ışığın etkisi azaldığında, kendimi düşüş içinde bulurum. Ve tersi, ışık egoizmimi kapladığında, yükseliş gerçekleşir. Bu fiziğe mi benzer?

Cevap: Kesinlikle, bu fiziktir! Ancak bizler bunu hesaba katmak istemeyiz. Kendimizi duygularımıza veririz. Ve genel olarak, bu mutlak bir gerçekliktir. Kabala her şeye sahiptir: formüller, grafikler ve diyagramlar. Kabala, tüm diğer bilimlerin, doğanın niteliklerinin ve eylemlerinin temelidir.

Soru: Bu, cansız, bitkisel ve hayvansal doğaya bakıp, tüm yasaları oradan almanın ve sadece onları insan toplumuna uygulamanın mümkün olduğu anlamına mı geliyor? Ve yapılacak doğru şey bu mu?

Cevap: Nispeten, ama her şeyi değil! Çünkü cansız, bitkisel ve hayvansal seviyeler, bizim hayvansal kısmımızdır ve insan kısmımız, Kabala bilimi ile edinilir.

Yorum: Fizikte, evrendeki fiziksel bedenler arasında net etkileşim kuralları vardır. Ve insan toplumunda iletişimimizin net yasaları yoktur. İnsanlar birbirleriyle nasıl düzgün etkileşime gireceklerini bile bilmiyorlar.

Benim Cevabım:  Ne yazık ki, dünyamızda İnsan (Adam) seviyesine hitap eden böyle bir bilim yoktur.

Soru: Belki bir tür evrensel yasa vardır?

Cevap: Evrensel yasa mı, elbette bir tane var, ama o sadece Kabala’da öğrenilir. İnsanların doğru etkileşimlerinin ve onların cansız, bitkisel ve hayvansal doğayla,  Yaradan’la olan ilişkisinin yasasıdır. Kişinin egoizminin üzerine çıkması ve sadece negatif bir güçle değil, aynı zamanda pozitif bir güçle de çalışması gerçeğinden oluşur.

Bizim egoizmimiz negatif bir güçtür. Bizleri zorlar ve sadece bu dünyadan, var olan her şeyi almaya doğru iter. Ve Kabala bilimi, her iki gücün eşit olması ve birbirini dengelemesi için,  bunu ihsan etme niteliğiyle dengelemenin ne şekilde mümkün olduğunu açıklar. O zaman dengede olacağız. Başarmamız gereken budur.

Koronavirüs Pandemisi Boyunca Kim Mutludur?

Soru: Koronavirüs dönemi çalkantılı, trajik ve dramatiktir. Ve hala mutlu olan insanlar var.  Çocuklar!  Aileleriyle birlikte evde kalan küçük çocuklar. Ne isterlerse yaparlar.

Tüm bunların iyi bir nedenden dolayı olduğunu söyleyebilir miyiz? Bize bir mutluluk adası gösteriliyor. Ne amaçla? Neyi anlamamız gerekiyor?

Cevap: Küçük bir çocuk olmanın iyi olduğunu. 🙂

Soru: Bu çocuklara bakıp onların yaydığı mutluluğu benimseyebilir miyiz?

Cevap: Çocuklar başlangıçtaki, doğal egoizm seviyelerinde bulunurlar. Bu egoizm olarak kabul edilmez. Başkalarına kötülük dilemezler. Başkalarına zarar verme, onlar pahasına kazanmak için çeşitli planlara sahip değillerdir:  bilinçaltında içimizde var olan, diğer kişi ne kadar kötü hissederse, benim için o kadar iyi. Ama çocuklar buna sahip değildir ve bu nedenle virüs onlar için bir tehdit değildir.

Soru: Yani virüs, diyelim ki çocukça düşünen bir kimse için tehdit oluşturmuyor mu?

Cevap: Çocukça değil. Bu, ilk, doğal, bencillik olarak sınırlı düşünmedir.

Yorum: Başka bir kişiye zarar vermek istemeden yaşayabileceğimiz ve bu şekilde düşünebileceğimiz bir duruma ulaşırsak, o zaman ne olacak?

Cevabım: Sadece bu egoizmi kendi içimizde tutarsak ve birbirimizle bağlantılı olduğumuz, para, şöhret, gücü ve önceden beri yetişkin dünyasıyla ilgili olan diğer tüm sosyal egoist seviyeleri ortadan kaldırırsak, o zaman elbette, herhangi bir virüsten korkmazdık.

Soru: Öyleyse şimdi bir tedaviye, panzehire mi sahibiz?

Cevap: Hayır, bu kolay değildir. Sürekli olarak onunla ilgili düşünüyor ve onun içinde kendimizi algılıyorsak, birbirimize zarar vererek sosyal egoizmden nasıl kurtuluruz? Kimsenin bizden daha iyisini yapmaması için, kendimizi başkalarıyla karşılaştırırız, böylece her zaman şanslı, önemli, özel vb. olduğumuzu hissederiz. Her insanda var olan ve bilinçaltında çözülmesi gereken şey budur.

Soru: Ve bundan kurtulamıyor muyuz?

Cevap: Mümkün ama kendi başımıza değil. Eğer doğru toplumdaysak ve kendi üzerimize özel bir üst güç çekiyorsak, ancak üst ışığın yardımıyla kurtulabiliriz. Üst, çünkü bu ihsan etme gücüdür, sevginin gücüdür, insanların, egoizmimizin üzerinde çekim gücüdür. Bu yüzden üst güç olarak adlandırılır.

Ve o zaman birbiriyle oynamak isteyen – oynarlar, ama zarar vermek istemezler-küçük çocuklar gibi birbirimize bağlı olacağız. Onlar henüz buna sahip değiller. Ve sonra bu on yaşına yaklaştıkça başlar. On beş yaşına geldiklerinde genellikle tamamen egoisttirler. Şimdiden diğerlerinden daha iyi olmayı ve başkalarını onlardan daha kötü hissettirmeyi düşünürler. Okulda nasıl davrandıklarına bir bakın.

Yorum: Her zaman bizi değiştirebilecek olan üst ışıktan bahsediyorsunuz. Biz egoistiz ve dünya seviyesinde ne kadar istesek de hiçbir şey yapamayız – ne politikacılar ne de psikologlar, hiç kimse. Sadece bizim kendi üzerimize çekebildiğimiz ışık.

Kimse bunun ne anlama geldiğini anlamıyor, ama siz bununla ilgili konuşmaya devam ediyorsunuz.

Benim Cevabım: Virüs ile ilgili olan net miydi?

Şimdi o net olacak. Bunu çalışacağız, başka seçeneğimiz yok. Bu tür virüsleri inceleyerek neyin iyi neyin kötü olduğunu yavaş yavaş çözmeye başlayacağız. Ve bu şekilde ışığa ulaşacağız.

Soru: Üst ışığın ne olduğunu ve nasıl çekileceğini açıklayabilir misiniz?

Cevap: Çok basittir. Doğada, olumsuz bir güç vardır ve olumlu bir güç vardır. Ve bunlar tamamen eşdeğerdir. Olumsuz bir güç, sözde egoist güç; içimizde uyandırılır, böylece ona paralel bir olumlu gücün, özgecil gücün içimizde uyandırılışını talep ederiz ve bu egoist ve özgecil iki güç, içimizde dengelenir.

Ve şimdi virüsün bize ne verdiğini anlamaya çalışın! Bizi bu dengeye nasıl götürüyor! Çok basit bir şekilde şöyle diyor: “Kendinizi evinizde kilitleyin, kendinizle meşgul olun, başkalarıyla iletişim kurmak için acele etmeyin. Bunu nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz, hadi bunu adım adım öğrenelim. Burada olumlu bir güç ve burada olumsuz bir güç ve böylece çalışacağız.”

Soru: Olumsuz güç, egoizm anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet. Egoizm olumsuz bir güçtür. Bizimle ilgili düşünülen şey budur. Ancak Yaradan ile ilgili olarak, ne olumsuz ne de olumlu bir güç yoktur. Sonuçta, ikisi de O’ndan gelmektedir.

Soru: Bu olumlu ve olumsuz güçler nelerdir, onları nereden alıyorsunuz?

Cevap: Ama aramızda varlar mı yoklar mı?! Sizi kullanmak istiyorsam, bu olumsuz bir güçtür. Aksine, sizi düşünüyor ve önemsiyorsam, bu olumlu bir güçtür.

Bu sadece, bir insanın bir insana karşı tutumu ile ilgilidir. Eğer diğerinin üzerine nasıl yükseleceğimi düşünürsem, bu olumsuz bir güçtür ve diğerini nasıl yükselteceğimi düşünürsem, bu pozitif bir güçtür.

Soru: Diğer kişinin üstüne çıkmanın ne anlama geldiğini anlıyorum, ama diğer kişiyi yükseltebilir miyim yükseltemez miyim?

Cevap: Hayır, yapamazsınız. Bu dürtüyü /arzuyu nereden alırsınız ki?

Soru: Öyleyse sadece kendi üzerime çektiğim üst ışık mı bu dürtüyü geliştirebilir?

Cevap: Evet.

Yorum: Üst ışığı nasıl çekebilirim?

Cevabım: Yalnızca bir grupta çalışıyorsanız.

Bu yüzden bize bir grup verildi. Dostlarımıza bakıp, onları egoizmimizden kıskanalım, onlardan daha düşük olmak istemeyelim diye;  bu şekilde birbirimizin ihsana yükselmeye başlamasına yardım ediyoruz.

Soru: Diyelim ki basit bir insan evde oturuyor ve hayatı hakkında düşünüyor ve böyle bir duruma ulaşmak istediğini anlamaya başlıyor. O bunu yapabilir mi?

Cevap: Adım adım. Telefon, video ve internet üzerinden iletişim kurmaya başlayın. Ve o zaman doğrudan iletişim kurma fırsatı gelecektir, iki metre mesafeden bile değil. Ve sonra herhangi bir engel olmadan tek bir bedende olduğunuzu hissedeceksiniz. Bu zaten virüs için tam bir tedavidir. Ve o zaman üzerinde bir taç olacaktır.