Category Archives: Egoizm

Egoizmi Sevgiyle Örtün

Soru: Sevgi bile duyduğunuz ve önünde kendinizi iptal etmeye ve onlarla ilgilenmeye hazır olduğunuz dostlarınız vardır. Ama aynı zamanda anlam veremediğiniz temelsiz bir nefret duyduğunuz dostlarınız da var. Bu nefreti sevgiyle örtecek gücü nereden bulabilirsiniz?

Cevap: Sadece Yaradan’dan, herhangi birine karşı hissettiğiniz her şeyin sizde O’nun tarafından, bizzat O’nun tarafından uyandırıldığını göstermesini isteyerek.

Ve o zaman kişinin bununla kesinlikle hiçbir ilgisi olmadığını göreceksiniz. Yaradan sadece sizi eğitmek için bu kişiye karşı içinizde bu tür duygular uyandırır.

Soru: Bazen onludaki toplantılar sırasında bir tür birlik sağlıyoruz ve böyle anlarda, eskiden nefret ettiğim bir dostuma karşı sevgi hissediyorum. Ama sonra geçiyor. Bu ana nasıl tutunabilirim?

Cevap: Hiçbir şeye tutunmanıza gerek yok! Sadece o kişiye duyduğunuz nefreti sevgiyle değiştirdiği için Yaradan’a teşekkür edin ve O’ndan size onludaki herkes için, sonra da dünyadaki herkes için aynı sevgiyi vermesini isteyin. Kim olduğu önemli değil – herkese karşı eşit bir tutum sergilemenizi isteyin.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 13

Nasıl Birden Kötü Bir Eğilimimiz Olduğunu Fark Ederiz?

“İnsanın kalbinin eğilimi gençliğinden itibaren kötüdür” ifadesi, başlangıçtan itibaren tek bir doğaya sahip olduğumuz anlamına gelir: almak için alma arzusu. Alma arzusu doğa değildir. O maddedir. Yani ne iyi ne de kötüdür, yalnızca haz alma arzusudur. İyilik ve kötülük ayrımları tam olarak neyden haz almak istediğimize bağlıdır.

Kendisi için haz alma niyetine “kötülük” denir. Haz alma arzusu neden kötü olarak değerlendirilmelidir? Çünkü Yaradan, almak için alma arzusunun ıstıraba neden olduğu bir sistem tasarlamıştır. Bununla birlikte, kendi iyiliği için alma arzusunun ıstıraba yol açtığını öğrenmek birkaç yıl alır. Genellikle, ruhun kendisi için alma arzusunun zararlı olduğunun bilinçli olarak farkına varması binlerce yıl alır.

Kalpteki noktayı aldığımız enkarnasyonda, sürekli olarak kişisel çıkarlar doğrultusunda hareket eden kendi düşüncelerimizden korkmaya başlarız. Bu tür düşüncelerin bela getirdiğini hissederiz ama onlardan nasıl kaçabileceğimizi bilmeyiz. Doğal olarak bizim kontrolümüz dışında işleyen bir düşünceyi nasıl durdurabiliriz? İçimizdeki bu arzuyu görür ve onu kökünden sökmeye çalışırız ve bu şekilde “insanın kalbinin eğiliminin gençliğinden beri kötü olduğunu” fark ederiz. Kabala bilgeliğinde bu, kişinin yılanla karşılaşması olarak adlandırılır.

Ancak kendimizi kalpteki noktanın perspektifinden gözlemledikten, kim olduğumuzu sorguladıktan ve almak için alma arzumuzla yüzleşemeyeceğimizi fark ettikten sonra (çünkü tüm varlığımız bu arzuya gömülmüştür, yani acı çekmek için doğmuşuzdur ve destek olarak sadece kendimizi eleştiren ve analiz eden düşünceye sahibizdir) bizi bu ıstıraptan kurtarması için Yaradan’a yöneliriz.

Islah olmak budur. O zaman durumun ne kadar karmaşık olduğunu anlayabiliriz. “İnsanın kalbinin eğiliminin gençliğinden itibaren kötü olduğunu” keşfetmemiz için uzun bir zaman geçer. Ancak bu farkındalığa ulaştığımızda, kendimize bir kısıtlama getirmeye istekli hale geliriz ki bunun sonucuna “dua” denir. Kalbimizde kendimizi kendimizden kurtarmak istediğimiz ama bunu başaramadığımız duygusu bu kısıtlamaya yol açar. Kısıtlamadan sonra farklı bir hayat yaşarız.

Manevi Dünyaya Nasıl Girebilirim?

Yorum: Başkalarına ihsan etmek için mümkün olan en kısa zamanda manevi dünyaya girmek için büyük bir arzum var. Bununla birlikte, ağır egoizmi olan insanlar için maneviyata yükselmenin uzun zaman aldığını, ancak daha yüksek bir dereceye yükseldiğinizi söylüyorsunuz.

Bir yandan acele etmek isterken diğer yandan yükselmek isteyen duygularımdaki bu çelişkiyi nasıl çözebilirim?

Cevabım: Gerçek şu ki bunu egoistçe istiyorsunuz, bu yüzden çelişkileriniz var. Ve eğer bunu özgecil bir şekilde yaparsanız, o zaman önünüzde kesinlikle hiçbir engel olmadığını göreceksiniz.

Kendinizi zaten manevi dünyada hissedebilirsiniz ama yalnızca ihsan etmeniz ölçüsünde.

Muğlak ipuçlarıyla kafanızı karıştırmaya çalışmıyorum, doğrudan konuşuyorum. “Maneviyat mı istiyorsunuz? Lütfen ihsan edin.” dediğimde bu belki bir kişinin kulaklarını acıtabilir. Kulağa çok sert geliyor ama bu doğru.

Benim Dışımdaki Her Şey Benim Ruhumdur

Soru: Eğer dışarıda olan her şey benim “ben”imse, o zaman her şeyi kendime çekmenin anlamı nedir?

Cevap: Kendinize çekin ve tüm bunların sizin egoizminiz olmadığını ama tüm bunların siz olduğunu söyleyin.

Dışarının siz olduğunu hissedin. Diğeri nedir? Manevi bir bıçakla sizden koparılmış ve size yabancı görünen bir parçanızdır. Size böyle bir yanılsama verilmiştir.

İnsan seviyesindeki niteliklerimiz duyularımızda yabancı olarak görünür. Bedensel olarak hissettiğimiz hayvansal arzumuz, hayvansal dünya biçiminde görünür.

Bedenimizin saçları ve tırnakları olduğu gibi bizim de bitkisel bir arzumuz vardır. Yani arzularımızın bitkisel seviyesi bizim tarafımızdan bitki dünyası olarak hissedilir. İçimizdeki cansız dünya, görünüşte bizim dışımızda var olan tüm mineraller, tüm elementler, yıldızlar ve galaksilerdir.

Aslında etrafımda gördüğüm her şey arzunun dört seviyesinde yer alır. Kısmen içimde var olanları “ben” olarak görürüm ve kendi dışımda gördüklerimi “ben” olarak görmem.

Bu nedenle, dışımda olan her şeyin farkına varmam, kendimi ona bağlamam ve bunun benim için içimdeki parçadan bile daha değerli olan, yakın ayrılmaz parçam olduğunu anlamam gerekir. Ve onu bütünleştirdiğimde, ona bağlandığımda ve onun için geliştirdiğim sevgiyle onu kendime yapıştırdığımda, tam da onun içindeki üst gücü, yüksek yaşamımı ve sonsuz halimi hissedebileceğim.

Ve ben de dışarıdaki tüm bu “ben”e göre sadece küçük bir noktayım. Peki, şimdi içimde ne var? “Ben” ne anlama geliyor? Aslında, var olduğunu düşündüğümüz hayvan bedeni bir yanılsamadır. Ve bir de nokta vardır – ruhun başlangıcı. Ve tüm ruh benim dışımda olan her şeydir.

Hedefe Ulaşmak İstiyorsanız

Soru: Hedefe ulaşmak isteyen bir kişi nasıl hisseder?

Cevap: Kişi asıl işinin kendisini grubun ve Yaradan’ın önünde sürekli olarak iptal etmek olduğunu hisseder, başka bir şey değil.

Egoizm bizim ters yardımcımızdır. Onu iptal edebilmemiz ve böylece Yaradan gibi olabilmemiz için bize özel olarak verilmiştir. Düşünmeniz gereken tek şey budur.

Bunun etrafında pek çok düşünce, eylem ve niyet vardır ama genel olarak en önemli şey budur.

Egoizmin Üzerinde Bağ Kurma

Hepimiz, tüm insanlık, küçük parçacıklara bölünmüş ortak bir arzudan kaynaklanıyoruz ve bunların her biri bizden birini temsil ediyor. Bu yüzden bu parçacıkları yeniden birleştirmeliyiz.

Her birimizin, egoizminin üzerine çıkıp, Yaradan’a benzer olmak için kolektif bir bağa doğru arzularımız üzerinde çalışmaya başlayabildiğimiz ölçüde, birbirimize yaklaştıkça, Yaradan içimize kıyafetlenecektir.

Başarmamız gereken şey budur. Esasen bu Kabala bilgeliğinin konusudur. Mevcut durumumuza nasıl geldiğimizi, tek bir sisteme nasıl bağlanabileceğimizi ve bu sistemde birleştikçe Yaradan’ın bizi nasıl doldurduğunu açıklar.

Bu süreçte egoizmimiz yok olmaz; daha da gelişir ve onun varlığına rağmen onun üzerine bağlanmalıyız. O zaman, birçok arzudan oluşan tek bir birleşik arzuyu temsil edeceğiz.

Bağımız her zaman egoizmin üzerindedir. Egoizm büyüdükçe, arzularımızı birleştirmek için daha da yükseğe çıkmalıyız. Bu nedenle, egoizme “kişiye zıt yardım” denir, çünkü bizi daha büyük bir birliğe doğru iter ve bu şekilde Yaradan’ı aramızda daha da fazla ifşa edebiliriz.

Evrenin En Parçalanmış Kısmı

Yaradan tek bir arzu yarattı, bu arzu gelişti ve sonra küçük parçalara ayrıldı. Ortak arzunun ayrı parçacıklara bölünmesiyle başlayarak, aralarında egoizm ortaya çıktı, birbirlerini karşılıklı olarak reddettiler ve kendilerini dünyamızda yerleşmiş hissetmeye başladılar.

Hissetmeye başladığımız tüm cansız, bitkisel, hayvansal ve insani arzuları, çevremizdeki dünya biçiminde kendi dışımızda görmeye başladık. Birbirimize yönelik arzularımız cansız, bitkisel, hayvansal ve insan, ya da 0, 1, 2, 3, 4 olarak adlandırdığımız dört seviyeden oluşur.

Bizim işimiz egoist dereceden çıkmaktır, çünkü onun üzerinde durarak nerede olduğumuzu dahi hissetmeyiz.

Egoizm başından itibaren bizi kendi içimize kapatır -her birimizi. Onun içindeyken kendi dünyamızdan başka hiçbir şey hissetmeyiz. Bu, Evrenin en alçak, en önemsiz ve en kırık parçasıdır. Bu nedenle kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, ne için var olduğumuzu bilmiyoruz – kesinlikle hiçbir şey bilmiyoruz! Belki de kendimizi bunalmış hissediyoruz. Ve hatta bu gerçeği bile hissetmiyoruz.

Ancak bize bizi geliştiren güç verilmiştir. Birbirimizle birlik olma ihtiyacını hissetmemizi sağlayan ihsan etme niteliği olan daha fazla üst ışık, yavaş yavaş, her seferinde daha fazla üzerimize iner.

Manevi Perdenin Özü

Soru: Onludaki dostlarımızla bağ kurmak için alma arzumuzu gizlemeye çalışıyoruz. Perde yardımıyla çalışmalarımızda ifşaya nasıl ulaşabiliriz?

Cevap: Beni egonun üzerine yükselterek, dostlarımla bağ kurmama ve bağımızdan Yaradan’a dönmeme yardımcı olacak olan üst ışığı egoizmimin üzerinde almak istiyorum.

Perdenin özü, onun yardımıyla egoizmimle çalışmam ve onu dostlarımla ve Yaradan’la bağ kurmak için ihsan etme niteliğine dönüştürmemdir. Buna karşılık olarak Yaradan bize bunu başarmamız için güç verir.

Özgecil Parça

Soru: Bilginin egoizm içinde hissettiğimiz şey olduğunu söylediniz. Bu, inancın onun üzerine inşa etmeye çalıştığımız şey, yani ruhumuz olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, bilgi egoizmdir ve inanç özgeciliktir, kendim için değil başkası için hareket ettiğimde bunun tam tersi bir niteliktir.

Yaradan egoizmi birçok parçaya ayırdı, böylece ya kendi egoist parçamdan ya da başkalarının iyiliği için çalışabilirim. Bu benim özgecil parçam olur.

Eğer Yaradan kabı kırmamış olsaydı, ihsan etme niteliğine ulaşmamın hiçbir yolu olmazdı. Kime ihsan edecektim? Ancak şimdi, kendi dışımda birine ihsan etmek zorundayım. Bu diğer kişi bir zamanlar benim bir parçamdı. Adem’in parçalanmasından önce hepimiz tek bir bedendeydik. Şimdi onlar benim dışımda, bu yüzden onlardan nefret ediyor ve reddediyorum.

Ama sanki benimle birlikte tek bir arzu içinde, tek bir bedende, tek bir bütünmüş gibi onlar üzerinde çalışırsam, o zaman özgecil davranmış olurum.

Siyah Noktanın Etrafında

Soru: Siyah nokta, benim “Ben”im, Yaradan’ın önünde kendini iptal eder mi? Yok olur mu yoksa siyah bir nokta olarak mı kalır?

Cevap: Neden yok olsun ki? Eğer yok olursa, ben de var olmaktan çıkarım. Bu siyah nokta her zaman kalmalı çünkü beni Yaradan’dan ayırıyor, o olmadan “Ben” yok olur.

Bu nedenle kalır, ancak bu “Ben”in etrafında Yaradan’a tam bir form eşitliği yaratırım.