Category Archives: Birlik

Yaradan’ın Dalgasını Yakalayın

Yorum: Gruptaki dostlar arasında Yaradan aracılığıyla nasıl bir bağ kurulduğunu açıkça anlatıyorsunuz.

Cevabım: Kesinlikle. O zaman Yaradan’a benzerlik ölçüsünde aralarında üst kuvvet kendini gösterir. Tıpkı herhangi bir fiziksel yasa gibi, aynı dalga boyuna uyumlandığımızda, onu yakalarız ve aramızda bizi birbirimize bağlayan eter belirir. Birbirimizi yakalarız ve aramızda olan bu eteri, Yaradan’ı yakalarız.

Soru: Ama eğer kişi Yaradan’ı hissettiği bir duruma ulaşırsa, o zaman her şeyi farklı algılayacağını söylediniz. O zaman artık “aramızda” diye bir şey kalmaz, zaten bir mi olunur?

Cevap: Aramızda nasıl bir şey olmaz? Aramızda her zaman bir bağ sistemi vardır. Bu, Yaradan’ı yakaladığınız, üst gücü keşfettiğiniz bir alıcı gibidir. Bu dedektör olmadan Yaradan’ı algılayamazsınız.

Biz bu muazzam gücün içindeyiz ama onu yakalayamıyor ve farkına varamıyoruz. Onu nasıl kullanabiliriz? Ancak onu keşfedersek. Onu kendi aramızda nasıl ifşa edebiliriz? Ancak birleşirsek.

Bu basit bir fiziksel yasadır ve dünyada buna benzer pek çok olgu vardır. Kendimizi belirli frekanslara ve güçlere ayarladığımızda, onların var olduğunu keşfederiz. Aynı şey etrafımızdaki tüm evren için de geçerlidir: kendimizi onu algılamaya ayarlarız ve sonra da onu hissederiz.

Aynı şey Yaradan için de geçerlidir. Yaradan tüm evrenin genel gücüdür, bu yüzden Einstein tek bir evrensel yasa keşfetmeye çalışmıştır.

Yorum: Fakat siz bir dalgayı yakalamak için kullanılabilecek basit bir cihaz örneği verdiniz. Burada ise birçok parçadan oluşan tamamen farklı bir cihaz var.

Cevabım: Aradaki fark nedir? İlişkilerimizi birbirimize bağlıyoruz ve içinde Yaradan olarak adlandırılan, üst ışınımın kaynağını keşfettiğimiz ortak bir alan inşa ediyoruz. O’nun bizi yarattığını, bizi sürdürdüğünü, O’nun her şey olduğunu ifşa ediyoruz!

Yaradan İçin Bir Destek Olun

Soru: Birleşmeye yol açan Yaradan için bir destek olmak ne demektir?

Cevap: Bu, kendi koşulunuzda, grubunuz içinde, örneğin belirli bir konuda tüm soruların ve tüm cevapların birleştiği nokta haline gelmeniz anlamına gelir. Bu şekilde ilerlemeye devam edersiniz.

Soru: Yaradan’ın yüceliği neden sadece kişinin kaba, alçak maddesi aracılığıyla gerçekleştirilebilir ve bu birleşmede elde edilebilir?

Cevap: Bunun nedeni, Yaradan, kişinin içinde ikamet eder ve kişinin ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. En önemli şey Yaradan’ın onun aracılığıyla yaptığı gerçektir.

Ortak Kli İle Bağ Noktasını Bulmak

Soru: İnsan, düşünce ve eylemde manevi çalışmayı yapmaya çalışır ama kalbi sağır kalırsa, orada sürekli bir tür ağırlık olduğu hissi doğar.

Kalbimdeki bu ağırlığın içinden diğerleriyle nasıl birleşebilirim? Bu fırsatı değerlendirmek için ne yapmalıyım?

Cevap: Ortak grupla, ortak Kli ile bağ noktasını bulmalısınız. Ve oradan kendinizi o grubun merkezinde hissetmeye başlayacaksınız. Orada yanıtlar alacaksınız.

Soru: Bu ortak noktayı dua yoluyla mı arıyorum?

Cevap: Evet, dua da orada.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 235

Soru: Aramızdaki birliği güçlendirecek şekilde hem öğretmene hem de dostlarımıza her gün nasıl minnettarlığımızı ifade edebiliriz?

Cevap: Sabah dersine lider grup olarak katılan gruba yakınlaşma örneği göstermelisiniz. Bu şekilde ilerlemeyi her zaman kontrol edeceksiniz.

Soru: Yükselmemiz gereken bir sonraki manevi dereceyi hayal etmemizin en iyi yolu nedir?

Cevap: Bir sonraki manevi derece, bugün kendinizi dün yaptığınızdan daha fazla iptal ettiğiniz gerçeği üzerine inşa edilir.

Üst ışığın, Yaradan’ın sizi ileriye taşımasına bu şekilde izin verirsiniz.

Birbirimizi Karanlıktan Çekip Çıkaralım

Soru: Eğer maddesel bir nedenden ötürü bir düşüş yaşadıysam ve bu düşüşü manevi bir yükseliş için kullanabildiysem, ancak maddesel sorun ortadan kalkmadıysa, onunla nasıl ilişki kurmalıyım?

Cevap: Bu konuda endişelenmemelisiniz; bunun yerine manevi yolunuzda nasıl ilerleyeceğinizle ilgilenin.

Soru: Düşüşte olan ve onun için maddeselliğin maneviyattan daha önemli olduğu bir dostumuza nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Bu konu üzerinde her zaman çalışıyoruz. Hatta kongremizdeki materyallerden başka bir şey okuyamazsınız.

Derslerin çoğu nasıl birleştiğimiz ve böylece birbirimizi karanlıktan ışığa nasıl çektiğimizle ilgili. Hepsi bu kadar.

Yaradan İle Bir Olun

Yaratılış düşüncesi her şeyi kapsar, beni bile ama ben kendim onu edinmek için çabalıyorum. Yaradan bana bir fırsat verdi, sanki içimde beyaz bir nokta yarattı, buna “Yaradan için çabalamak” denir. Ve ben bu arzuyu geliştiriyorum ve onu yukarıya yönlendiriyorum.

Gerçekten de Yaradan’dan başkasının olmadığını ve benim de bu kavrama dahil olduğumu onaylıyorum. Tüm gerçeklikte kendi adıma hiçbir şeyi değiştirmek istemiyorum, sadece Yaradan’ı edinmek, yaratılış fikriyle birleşmek istiyorum. Bu Yaradan’la birleşmek anlamına gelir.

Bunun için ne kadar çok çaba harcarsak, o kadar çok gelişir, form değiştirir ve zaman ekseninde ilerleriz. İçimizde her türlü değişiklik meydana gelecek ve O’nun formunu kabul etmeye başladığımızı hissedeceğiz.

Tıpkı dünyamızda olduğu gibi, bir kişiye yaklaştığımızda, yavaş yavaş onun alışkanlıklarını ve zevklerini benimseriz. Aynı şekilde, Yaradan’ın formunu kabul etmeye, O’nun düşüncesini benimsemeye başlarız; bu bizim formumuz haline gelir. O’nunla bu şekilde birleşiriz.

Yaradan bir düşünce yarattı ve biz onun bir parçasıyız, ona dahiliz. Ama bunun yanı sıra, bize kendimizi bu düşünceye benzer şekilde yeniden biçimlendirme ve böylece Yaradan’a dahil olma fırsatı verdi. Bu düşünce bize bir programın bilgisayara yüklenmesi gibi girer ama kendi arzu ve talebimize göre.

Sonra bizi yeniden biçimlendirir ve düzenler, böylece içimizdeki her şeyde, tüm “620” unsur ve arzularda, içimizde hareket eden üst gücü hissetmeye başlarız.

Yavaş yavaş, bu güç bizi doldurur, sanki bilgisayardaki bir ilerleme çubuğu çalışıyormuş gibi, yükleme yüzdesini gösterir ve yüzde yüze ulaşır. Yaratılış planı çabalarımıza göre üzerimizde bu şekilde etki eder ve içimize girer. Bu, Yaradan’la dolduğumuz ve O’na bağlı olduğumuz anlamına gelir.

Kendinizi Gruba Adayın

Kişi ruhunda hissettiklerine dayanarak bir grup seçer; bu insanlar ilerlemek istediği aynı düşünceye sahiptir. Kimse ona “şunu ya da bunu seç.” diyemez.

Kişi, çektiği acıların bir sonucu olarak, hayat tecrübesine dayanarak, genç ve tecrübesiz olsa bile, böyle bir gelişim istediğini hisseder. Bu, Yaradan’ın onun içindeki yol gösteren elidir.

Onun için grubu bulan ve onu bu gruba getiren Yaradan’dır. Kişiye düşen sadece kendisini gruba öyle bir şekilde adamaya çalışmaktır ki grup onun “beynini yıkasın” ve doğru yönde ilerlemesi için tüm görüşlerini, düşüncelerini ve arzularını ona aktarsın.

Eğer kişi gruptan sadece bunu almaya hazırsa, işte burada kişinin özgür seçimi yatar; bu, kendisini grupla ilişkili olarak konumlandırmak, böylece grubun onu ilerletmesini sağlamak ve kendisini başka şeylerin arasında dağıtmamaktır. Sonuçta, yaptığı her şey yalnızca gruptan yön almak içindir, başlangıçta gruba gelmesinin nedeni olan yön.

Sonra kişi ilerler ve ilerleyişi mantık ötesine geçer çünkü ilk başta kişi bunu istemez. Ancak grubun yardımıyla ilerlemek için gücü bulur. Tek başına olsaydı, kendi aklının üzerine çıkacak güce sahip olamazdı. Seçeceği sebep her ne olursa olsun, bu onun sebebi olurdu; mantık ötesi olmazdı.

Yaradan’a Doğru – Grup Aracılığıyla

Soru: Yaradan’ın varlığı şimdiden ifşa edilmiş olmalı mı?

Cevap: Yaradan’ın varlığı şu anda bizim için aşikar olmak zorunda değildir ve zaten olamaz. Bu, form eşitliği ölçüsünde ifşa olur. Ancak, karşılıklı garantiyi (Arvut) sağlayan grup içindeki bir güç olarak O’nun varlığına talep olmalıdır.

Bu, bankadan aldığınız bir teminat gibidir ve bana gelip: “Banka benim için bir garanti verdi.” dersiniz.

O’nun garantör, ortak, güç ve destek veren ve aynı zamanda doğru kararı verdiğimizde işleri yerine getiren kaynak olduğu hissi olmalıdır.

Bu, çocukların babalarından ne isteyecekleri konusunda birbirlerine danışmaları gibidir: “Bunu, şunu ve öbürünü istiyoruz.” Ancak bir grup halinde birleşirlerse ve babalarından doğru istekte bulunurlarsa, babaları onların isteğini derhal yerine getirir.

Diyelim ki baba onlara fındık almak istiyor ama onlar dondurma istiyor. Onlar doğru arzuya -fındık- ulaşana kadar, baba onlara hiçbir şey almayacaktır. Onlarla birlikte olmayacaktır. Çok basit görünebilir ama sonuçta Baal HaSulam, Yaradan ile olan ilişkimizi böyle tarif etmektedir.

Yaradan bizden gizli olduğu için, çalışmalarımızda şu soruyu aramızda tartışabiliriz: “O bizden ne istiyor?”

Birbirimiz için varız ve içinden geçtiğimiz tüm iniş çıkışlarda, üst olanın arzusunun ne olduğunu, yapışmanın (Dvekut) ne anlama geldiğini, ihsan etme uğruna doğru niyetin ne olduğunu ve benzeri gibi konuları anlayabiliriz.

Grup ile her şey bir laboratuvardaki gibi yapılabilir. Ancak Yaradan ile durum böyle değildir çünkü O gizlidir. Bu, çocuklar ve babaları arasındaki ilişkiye çok benzer: Eğer babanın onlar için hazırladığı şeye karşılık gelen doğru talebi bulurlarsa, o zaman hemen onun arzusunu keşfeder ve ondan tatmin olurlar.

İçsel Sürgün

Mısır’dan çıkan İsrail oğulları, aldıkları Tora’nın yardımıyla çölde kırk yıllık yolculuk boyunca ıslahlarına devam ederler, İsrail topraklarına girerler ve İlk Tapınak olarak adlandırılan seviyeye ulaşırlar.

Bundan sonra hem kendi içlerinde hem de dünya ulusları arasında artan daha da büyük bir Aviut (bayağılık) ile karışmaları gerekir. Bu, elbette, ruhlar sistemi ile ilgilidir, ancak buna karşılık gelen süreçlerin fiziksel bedenlerde de meydana geldiği tarihten açıkça görülmektedir.

Sonuç olarak İsrail’den olan her kişi, ilave bir Aviut hisseder ve sonra artık edindikleri, Yaradan’a yapışma derecesinde kalamayacakları zaman içsel sürgün adı verilen şey gerçekleşir.

Şimdi daha azını yapabilirler; yeni arzular içlerinde güçlenir. Bu, kişinin kendi içindeki dünya ulusları ile bir bağlantıya girdiği ve buna uygun olarak, yıkıma yol açan dışsal süreçlerin ortaya çıktığı anlamına gelir.

Yıkım, tek bir güçle, tek bir düşünceyle birleştiğimiz yaşam algısından, zihinsel olarak kopmamız ve arzuların çokluğuna düşmeye başlamamız anlamına gelir.

Karşılıklı Garantiye Götüren Pratik Eylemler

Soru: Çabalarımızı nasıl en etkili şekilde yönlendirebiliriz ki bizi en kısa yoldan karşılıklı garantiye ulaştırsın? Hangi pratik eylemleri yapmalıyız?

Cevap: Bu eylemlerin çalışma, iç grubun varlığını destekleme ve dış dağıtım gibi alanlarda olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar pratik kısımla ilgilidir ve karşılıklı garantiyi gerçekleştirmemiz için araçlardır. Ve eğer birisi başka bir yol olduğunu düşünüyorsa, o zaman bunun böyle olup olmadığını kontrol etmeliyiz.

Sonuçta amaç tektir: maneviyata yönelmiş bir grup öğrencinin karşılıklı garantiyi sağlamakla yükümlü olduklarını anlamaları. Bu yükümlülük öyle bir zorunluluk haline gelmelidir ki onları düzeltecek ve karşılıklı garanti seviyesine götürecek olan üst ışığı gerçekten kendine çeksin. Buna “yapacağız ve duyacağız.” denir.  Biz her şeyi yapmaya hazırız, yeter ki bu koşul aramızda gerçekleşsin.