Category Archives: Birlik

Yaradan İle Bağı Koparmayın

Soru: Yaradan’a hitap ettiğinizi bildiğiniz halde nasıl hata yapmazsınız? Bir çeşit doğrulama var mı?

Cevap: Hayır, O’na nasıl isterseniz öyle hitap edin, hata yapın; önemli olan O’nunla her zaman iletişim halinde olmaktır.

Ne isterseniz yapın, sadece O’nunla bağınızı koparmayın. En önemli şey kesintisiz diyaloğu her zaman sürdürmektir.

İki Yönlü İletişim

Soru: Kolektif duygularımızla Yaradan’ın isteğimize yanıt vermesine layık hale geldiğimizi söylediniz. Bu hangi noktada gerçekleşecek?

Cevap: Alma ve ihsan etme arzularımız ve taleplerimiz Yaradan’ın bize yönelik arzusuyla hizalandığı anda Yaradan’ın yanıtına layık hale geliriz. O zaman birbirimize bağlı hale geliriz.

Yaradan’ın bana gönderdiklerini, O’ndan alırım ya da ben Yaradan’a gönderirim ve O alır. Aramızda iki yönlü bir bağ oluşur. Birçok Kabalistik kaynak bundan bahseder. Böylece bu bağın nasıl kurulduğunu ve deneyimlendiğini çabucak anlayacağız.

Dünyada Savaş Varken Bir Kabalist Ne İçin Dua Eder?

İnsanlar bana dünyada savaş varken bir Kabalistin ne için dua ettiğini soruyorlar. Bir Kabalist, asıl savaşın dünyanın herhangi bir yerinde olmadığını, kalplerimizden geçtiğini bilir. Bu yüzden bu savaşın ortadan kalkması, bizi ayıran nefretten nefret etmeye başlamamız ve tek kalpte tek adam olarak birleşmeye çabalamamız için dua eder. Bu savaştan bu şekilde çıkabiliriz.

Savaşın amacı, Yaradan’ın yüceliğini yüceltmek, O’nu her birimizin sahip olduğu diğer tüm hedeflerin ve bağların üzerine çıkarmaktır. Sadece aramızdaki bağ kalplerimizde ifşa olduğunda, kötü eğilimimize karşı savaşı kazandığımızdan emin olabiliriz.

Eğer savaş, sadece içsel değil aynı zamanda dışsal, maddesel dünyadaysa, o zaman bize tek kalpte tek adam olarak birleşmemizi engelleyen şeyin ne olduğunu bularak, aramızdaki iyi ilişkiyi ifşa etmekten başka bir seçenek bırakmaz.

Her aşamada, bizi birbirimizden uzaklaştıran ve bağımızı bozan pek çok güç iş başındadır. Bunlara karşı mücadele etmeli ve savaş güçlerinin üstesinden gelerek yakınlaşmamıza ve birleşmemize yardımcı olabilecek güçleri aramalıyız.

Her savaş gücü, bizi bölmeyi ve birbirimizden ayırmayı amaçlar. Eğer kişi başkalarına bağlı değilse, o zaman tamamen güçsüzdür, tam sıfırdır. Kişinin gücü, başkalarıyla olan bağının sonucudur. Bu bağdan çıktığında, elinde hiçbir şey kalmaz.

Dolayısıyla bunu sürekli hatırlamalı ve yalnızca birlik için mücadele etmeliyiz. Eğer dünyada gerçekten barış istiyorsak, kendimizi o kadar sıkı bir şekilde birbirimize bağlı hayal etmeliyiz ki bu bağın kendisi, Yaradan’ı aramızda Kendisini ifşa etmesi için uyandırsın.

Bu şekilde, nihayetinde hepimizin birbirimize bağlı olduğumuzu ve Yaradan’ın birliğimizin merkezinde olduğunu keşfedene kadar, tüm ayrılık güçlerinin üstesinden yavaş yavaş geleceğiz.

Ruhların Yapısı

Soru: Karşılıklı garanti, grup içinde de var olan piramidal yapıya nasıl uyuyor?

Cevap: Bunun bir önemi yoktur. Bu, tüm ruhlar farklıysa, nasıl oluyor da hepsi tek bir ruhta “tek kalpte tek adam olarak” var oluyor ve aralarında hiçbir fark yok ve her biri tam ölçüyü alıyor ve her biri diğerleri kadar katkıda bulunuyor diye sormak gibidir. Sonuçta hepsi birbirinden farklıdır.

Eğer tek bir sistem içindeysek, karşılıklı olarak birbirimize bağlıysak, birimiz hepimizde, hepimiz birimizdeysek ve her birinin yapısı diğerleriyle aynıysa, o zaman hiçbir farklılık yoktur.

Elbette ruhların temel noktalarında farklılıklar vardır. Yani, kalpteki nokta her ruhta farklıdır, ancak kişinin edindiği diğer “ilk dokuz” aynıdır: ben ve dahiliyet, sen ve dahiliyet, o ve dahiliyet ve hepsinin yapılarının aynı olduğu ortaya çıkar.

Soru: Bu farklılık nedir?

Cevap: Bu fark, hakkında şöyle dediğiniz Yaradan’dan gelir: “Beni yaratan Efendiye git.” Bunu değiştiremezsiniz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 56

Toplumdan Ne Gibi Ek Arzular Kazanabiliriz?

Toplumdan Tanrısallık için ek bir arzu kazanabiliriz. Ruhun pek çok parçaya bölünmesi meselesinin tamamı budur. Eğer kolektif ruh bölünmemiş olsaydı, hiçbir şey belirleyemezdik. Orijinal halinde ruh ışıkla dolu, tamamen mühürlenmiş, her şeyin yukarıdan geldiği –Reşimot (kayıtlar), ışıklar ve arzular- tek bir kaptır. Işık ayrıldığında, kap olduğu gibi kalır ama ışık ya da arzu olmadan. Tek bir parça olarak bile düşer ve bozulur. Sonra ışık geri döner, kabı uyandırır ve hareket etmeye başlamasına neden olur.

Bununla birlikte, kolektif ruhun pek çok parçaya bölünmesi bize (üzerinde değil ama kendi seviyemizde) özgür seçim eylemi yapma imkânı verir. Eylem bizim seviyemizde olduğu için, diğer parçalardan ek arzu alabiliriz; yani onlardan ilham alabiliriz. Diğer parçaların orijinal arzusunu almak mümkün değildir.

“Ben ”in anlamını ve soruların cevaplarını biz belirlemiyoruz: “Ben kimim?” “Ben neyim?” ve “Yaradan bana nasıl veriyor?” Onlar bir kaptır. Kabın içeriğini değiştiremeyiz veya içine girecek ışığı belirleyemeyiz. Kabın içindeki ışık bizim koşulumuzu, düşüncelerimizi ve arzularımızı belirler. Sahip olduğumuz tek özgür seçim, yakındaki kaptan ilham almaktır zira kökten bağlıyızdır. Eğer kökten bağlı olmasaydık, bir dostumuzdan ilham almamız mümkün olmazdı.

Kökten bağlı olan iki kap, maddesel dünyaya indiklerinde birbirlerinden ayrılmışlardır. Bir şekilde bağ kurmaya çalıştıklarında, kökteki bağlarına benzer bir birleşme eylemi gerçekleştirirler. Görünürde iki arzuyu tek bir arzuda birleştirirler. Eğer kişi görünürde ıslah olmuş bir arzuyu – maneviyata duyulan bir özlem, Yaradan’a duyulan bir arzu – bir dostundan alırsa, ne kadar ıslah olmuş olduğuna bakılmaksızın, sanki yukarıda iki kabı birbirine bağlamış gibi olur.

Bu bize özgür seçim olarak verilen tek eylemdir ve sonuç olarak kendi içimizde iki kap yaratırız ve aynı zamanda dostun arzusunu da alırız. Daha sonra yukarıdan her iki ruha ait olan ışığı çekeriz. Bu şekilde, her dostun arzusunu bütünleştirmek mümkündür.

Taşları Dağıtma Zamanı Ve Taşları Toplama Zamanı

Soru: Gruptaki rolümün dostlarımın Yaradan’ı ifşa etmelerine yardımcı olmak olduğunu söylediniz. Dostlarımın içinde erimek için ne yapmalıyım?

Cevap: Bir yandan dostlarımın içinde eriyorum, diğer yandan da sanki onların üstündeyim, onların hareketlerini, kaderlerini belirlemeye çalışıyorum.

Soru: Hangisi tercih edilir?

Cevap: Burada bir tercih söz konusu değildir, zira her ikisi için de bir zaman vardır. Taşları dağıtmak için bir zaman ve taşları toplamak için bir zaman vardır.

Bu iki taraf, sağ ve sol, çalışmalarımızda her zaman mevcut olmalıdır. İkisini de ihmal etmemeliyiz. Eksi olmadan artı olmaz. Bu şekilde hareket etmeliyiz.

Arzuyu Yaradan’a Odaklayın

Eğer kişi Yaradan’la sohbet ettiği gerçeğini takdir ederse… Yaradan’la konuşmanın bağı ona hayat verir. (Rabaş, Makale 3, 1988, “Yaradan’ın Adının ‘Hakikat’ Olması Ne Demektir”).

Soru: Yaradan’ın değerini yükseltmek ve Yaradan’la bağı güçlendirmek için ne eklemeliyiz?

Cevap: Sadece birleştiğinizde Yaradan’la olan bağınızın daha güçlü, daha derin hale geldiği ve başka hiçbir şeye ihtiyacınız olmadığı gerçeğini düşünün.

Gruptaki her bir kişi, kendini bununla ilişkili olarak ifade ettiğinde, hepiniz birleşip arzunuzu Yaradan’a odaklayabildiğinizde, böylelikle O’nun yanıtını alacağınız kabı (Kli) oluşturursunuz.

Duyularımızın Sınırlarını Genişletin

Soru: Yaradan hissinin bizlere bilgi, edinim ve bağlanmaktan sonra geldiğini ve daha sonra bize bağlı olan bu gücü doğal olarak ifşa ettiğimizi söylediniz. Bu duyguya ulaşmak için ne tür bir çalışma yapmalıyız?

Cevap: Algımızın sınırlarını genişletmeye çalışırız ki daha büyük bir Yaradan hissiyle dolsunlar. Başarabileceğimiz şey budur ve Yaradan bu süreçte bize yardımcı olur.

Soru: Kişi Yaradan’ı hissetmenin sınırlarını nasıl genişletebilir?

Cevap: Deneyin. Tıpkı dünyamızda tüm duyularınızı kullanarak bir şeyi anlamaya, duymaya veya görmeye çalıştığınızda olduğu gibi, Yaradan’ın içinizdeki tezahürünü her seferinde daha geniş bir şekilde algılamaya başlarsınız.

Yaratılışın Gelişimini Nasıl Hızlandırabilirsiniz?

Soru: Bu derste benim için ilginç bir şeyi ortaya çıkardınız: Yaradan’ın dışarıdan gözlemlediğim tüm tezahürleri meğer benim içimdeymiş. Kendim aracılığıyla Yaradan’ı tüm yaratılanlara ifşa edebileceğimi söylediniz. Bu nasıl yapılabilir?

Cevap: Yaradan’ı edinerek, O’nun tüm yaratılanları doldurma arzusunda birleşiriz. Bu tamamlanma bizim gelişimimize bağlıdır. Ne kadar çok gelişir, birbirimizle bağ kurar ve yaratılışın içsel gücünü hissedersek, Yaradan’ın içimizde tezahür ettirdiği şeyi o kadar çok ediniriz.

Soru: Birliğimiz aracılığıyla, Yaradan’ı ifşa etmek amacıyla tüm yaratılışın gelişimini hızlandırabilir miyiz?

Cevap: Elbette. Bunu yaparken, sadece hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda yaratılışı farklı bir şekilde ifşa ederiz. Gelişimimiz yoluyla yaratılışı ilerletmek istemediğimiz zaman başka bir şeydir, Yaradan’ın bizi çeşitli sorunlarda yönlendirmeye ihtiyacı olmadığı zaman başka bir şeydir. Bunun yerine, bu sorunları ortaya çıkarmayı, incelemeyi, ıslah etmeyi ve tamamlamayı kendimiz isteriz.

Kristal Radyo Alıcısı Prensibi Bazında

Soru: Öğrenciler arasında en yararlı olan etkileşim yöntemi nedir?

Cevap: İçsel olandır, yazmadan veya konuşmadan, kalpten kalbe.

Yorum: Bunu kalpten hissettiğinizi söylüyorsunuz ama biz hissetmiyoruz. Bunu anlamak bizim için gerçekten zor.

Cevabım: Hayır, hiç de zor değil. Aslında siz sadece etrafımızda var olan dalgalara uyum sağlıyorsunuz. Kendinizi onlara göre ayarlamanız gerekir. Bu tam anlamıyla bir radyo alıcısı gibidir.

Soru: Ama kendinizi gruptan uzaklaştırırsanız dahi manevi ediniminizi kaybedemezsiniz, değil mi?

Cevap: Elbette hayır, zira içimde bu salınım devresi zaten vardır.

Basit bir kristal radyo alıcısının nasıl çalıştığını biliyor musunuz? Çocukken pil bile kullanmadan nasıl bir tane yaptığımızı hatırlıyorum. Uzun bir anten alırdık, mesela yirmi metre, bir bobin, bir diyot ve bir kulaklık, hepsi bu kadar. Anteni dışarı asar ve diğer ucunu toprağa bağlardık. Sinyalleri alırdı ve siz de onları duyardınız.

Bu benzetmede bobin, sinyalleri güçlendiren çevreyi temsil eder. Siz ise bobinle rezonansa girmesi için dalgaların yalnızca bir yönde geçmesine izin vermesi gereken detektörsünüz. Kulaklık sizin algılama organınız, ihsan etme niteliğinizdir: duyunuz, kulağınız. Başka hiçbir şeye gerek yoktur.

Bu düzenek, dalgaları yakalamak için kullanılan en basit cihaz olan kristal radyo alıcısıyla aynı prensipte çalışır. Diğer cihazları inceleyecek olursak hepsi bu prensibe göre çalışır.

Kendinizi tek bir dalgaya, tek bir yöne ayarlamalısınız. Yakınlarda, bu yönü güçlendiren bir ortam olmalıdır. Rezonansa girersiniz ve ihsan etme niteliği aracılığıyla dalgayı yakalarsınız.

Büyük anten, üst gücü yakalama arzusunu temsil ederken topraklama, egoizminiz ve arzularınızla doğru bir şekilde çalışmak için gereklidir. Toprak, arzuyu sembolize eder.