Daily Archives: Haziran 26, 2025

Islah İçin Bir Yer

Soru: Islah için sağlamamız gereken yer neresidir?

Cevap: Islah yeri, egoistlikten özgeciliğe dönüştürmemiz gereken arzularımızdır.

Bu yerin Şehina için bir kap (Kli) olabilmesi için, kendimizi sadece ihsan etme arzularıyla çalışabileceğimize ikna etmeye çalışmalıyız.

Soru: Doldurulabilecek bir Kli haline gelmesi için bir başkasının arzusuyla nasıl doğru bir şekilde bütünleşiriz?

Cevap: Bu kolay değildir. Her şey diğer kişinin arzusunun doğasına bağlıdır. Eğer zaten ihsan etme yönünde ıslah edilmişse, o zaman sorun yoktur. Ancak hala ıslah edilmemişse ve egoist bir koşuldaysa, önce kişinin bunu ıslah etmesine yardımcı olmanız ve ancak ondan sonra bu arzuya bağlanmanız ve onunla birlikte yükselmeniz gerekir.

Yaradan Neden Hatalara Karşı Uyarıda Bulunmuyor?

Soru: Andrey soruyor: “Bir yerde okumuştum ama son zamanlarda Yaradan’ın kıskanç olduğuna ikna oldum. Bunu birden fazla kez söylediniz. Ancak O’nun bu kadar kıskanç olduğunu bilmiyordum. Seçtiğiniz yolu izlemenize izin veriyor, ancak bu açıkça O’nun iradesine aykırı. Ama size izin veriyor. Hatta bunu kutsuyor gibi görünüyor. Ve sonra öyle düşüşler gönderiyor ki, kendinizi onlardan nasıl çekip çıkaracağınızı bilemiyorsunuz. Bunu neden yapıyor? Beni yanlış yola girmekten alıkoyabilirdi. Bunu ne için veriyor?”

Cevap: Bu durumda ne öğrenirdiniz?

Yorum: O’nun iyi olduğunu ve iyilik yaptığını.

Yanıtım: O zaman anaokulunda kalırdınız.

Soru: Tüm bu süre boyunca eğitiliyor muyum?

Cevap: Evet.

Soru: Yanlış yollarla mı eğitiliyorum?

Cevap: Onların yardımıyla. Başka nasıl olabilir?

Soru: Andrey sizi bu yanlış yola itenin Yaradan olduğunu söylüyor. Bütün bunlar size öğretmek için mi?

Cevap: Elbette.

Soru: O, bende neyi ortaya çıkarmak istiyor?

Cevap: Hayatı anlamak, kendinizi anlamak, dünyayı anlamak ve dünyaya karşı doğru tutumunuzu anlamak.

Soru: Andrey bu yolda kutsanmış olduğunu bile hissetti: “Devam et!” Yanlış yolda ilerliyor olsanız bile mi?

Cevap: Evet.

Soru: O zaman soruyor: “Yaradan neden insanı bu yolu seçmesi için kutsuyor?”

Cevap: Çünkü bu şekilde insana öğretir; aksi takdirde insana öğretilemez.

Soru: Bir kişi yanlış yolda olduğunu ne zaman fark eder? Yaradan’ın Kendisi onun için başka engeller yaratmaya başlar. Öyle değil mi?

Cevap: Evet. Bir süre sonra kişi yanlış yolda olduğunu hissetmeye başlar. Ama geri dönemez ve yoluna devam eder, onlardan kaçmak zorunda kalacağı noktaya birikene kadar her türlü ızdırabı alır.

Soru: Söyleyin bana, ızdırapların başladığı bir yol işareti var mı? Ve o zamana kadar kolaylıkla, özgürce ve mutlu bir şekilde yürüyorsunuz.

Cevap: Evet, bu kişinin içindeki egoizmin büyümesine bağlıdır. Çünkü o zaman bunun kendi zararına olan yanlış bir yol olduğunu anlamaya başlar. Ve merak eder: ne yapmalıyım? Bu andan itibaren ızdırap başlar ve Yaradan’a olan talebi başlar.

Soru: Yani egoist yolda hiç düşünmeden yürürken, onun için her şey yolunda mıydı?

Cevap: Evet.

Soru: Ama bir noktada, kendisinin bir egoist olduğu fikrine itilir ki bu kötüdür. Ve ızdırap çekmeye başlar. Ne için? Bu ego ile ne yapmalı?

Cevap: Tüm bunların egosundan kaynaklandığını fark etmeli ve ıslah edilmesi için bilinçli olarak Yaradan’a dönmelidir.

Soru: Yani öyle ya da böyle, her şey ıslahın yoludur. Kesinlikle her şey.

O zaman soru şu: “Nasıl hazırlanabilirsin, bu tür düşüşlere bile hazırlanmak ve onlardan en iyi şekilde yararlanmak mümkün mü?”

Cevap: Bir kişi başlangıçta seçtiği şeyin yanlış olabileceğini ve hatalardan kaçış olmadığını anlarsa düşüşlere hazırlanabilir. Zaman zaman eylemlerinin sonuçları olan her türlü olumsuz geri bildirimi alacaktır. Ama öte yandan, bu ona sonunda doğru yolu öğretecektir.

Soru: Bundan maksimum fayda nedir?

Cevap: Fayda doğru yolu seçecek olmasıdır. Her ne kadar her seferinde hata yapacak olsa da kendini ıslah edecek ve doğru adımı atacaktır.

Soru: Istıraba ulaşmamak ama önceden doğru hesap yapmak mümkün mü?

Cevap: Bunu önceden nasıl yapabilir?

Soru: Mümkün değil mi?

Cevap: Hayır.

Soru: Yani, öyle ya da böyle bunu aşmak zorundasınız?

Cevap: Kesinlikle.

Soru: Andrey’in bir sonraki sorusu: “Yaradan’ın kıskançlığından kişisel olarak ne anlıyorsunuz?”

Cevap: Yaradan’ın kıskançlığından, bir kişinin belirli bir yöntemin yardımıyla hatalardan kaçınmak ve sanki Yaradan’ı atlatmak istediği koşulları anlıyorum.

Yaradan’a Ulaşın

Soru: Yaradan ile olduğu gibi onlu ile de tüm dünyayı kapsayan bir diyaloğu nasıl kurarız?

Cevap: Bu onlunun içindeki ve dışındaki koşullarınıza bağlıdır.

Soru: Hangisi daha önemli, onlu ile diyalog mu yoksa O’nunla diyalog mu?

Cevap: Elbette, Yaradan’la diyalog daha yüksektir, ancak onludan geçmeden O’na ulaşamazsınız.

Düşüş Ve Sürgün Arasındaki Fark

Soru: Düşüş ve sürgün arasındaki fark nedir ve bunları karıştırmaktan nasıl kaçınabiliriz?

Cevap: Düşüş, benim gözümde maneviyatın önemini yitirmesidir. Daha önce sahip olduğumla karşılaştırdığımda, artık düştüğümü ve maneviyata eskisi kadar değer vermediğimi hissediyorum. Beni daha sonraki bir yükselişe götürmek için bir düşüş gereklidir.

Sürgün, maneviyatla hiçbir bağımın olmadığı bir koşuldur, ne düşüşlerle ne de yükselişlerle. Basitçe maneviyattan kopmuş durumdayım, yani ona az ya da çok bağlı hissetmiyorum ve beni ilgilendirmiyor.

Eğer beni ilgilendiriyorsa, dün hissettiğimden çok daha kötü hissediyorsam, o zaman bu sürgün değil, Yaradan’ın beni O’na dönmeye çağırdığı bir düşüştür.

Manevi Ve Maddesel Hayatı Nasıl Dengeleyebilirim?

Soru: Hayvan seviyesinde bir insan olarak büyüyor ve gelişiyorum ve hayvansal arzularım sürekli artıyor. Ama maneviyatla meşgul olursam, manevi arzularım da sürekli büyüyor. Sonunda hiçbir şeye odaklanamıyorum ve bir şeyden diğerine sürüklenip duruyorum. Manevi ve maddesel hayatı nasıl dengeleyebilirim?

Cevap: Bu bizim tarafımızdan dengelenmez. Kişi, hayvansal yaşamına makul bir şekilde bakmalı ve geri kalan tüm zamanını ve çabasını manevi edinime adamalıdır, bu da Yaradan’a daha çok benzemek için onluda başkalarıyla bağ kurmak için çabalamak anlamına gelir.

Bir kadına evlenmesi ve çocuk sahibi olması gerektiğini söyleyemem, bu onun kişisel kararıdır. Erkeklere gelince, onlar prensip olarak kadınlardan daha fazla evlenmekle yükümlüdürler. Erkekleri evlenmeye teşvik ediyoruz çünkü daha istikrarlı, gayretli ve tutarlı oluyorlar. Ancak bir kadın kendi başına istikrarlıdır, bu nedenle onun için bu kadar katı gereklilikler yoktur.

Nihayetinde bir kadının evlenip evlenmemesi kendi tercihidir. Ancak amaç, maneviyata mümkün olduğunca çok zaman ayırmak ve maddi şeylere, orijinal kaynaktan alıntı yapayım, sadece gerekli miktarda zaman ayırmaktır.

Ve hayatınıza biraz daha neşe katın; bu çok gerekli. Hayatta neşe hissetmiyorsanız, rahatsızlığınız için Yaradan’ı suçluyorsunuz demektir.

Problemlerimizi Ne Çözecek?

Soru: Dünyaya baktığımda, sanki aynı anda yüzlerce TV kanalını açmışım gibi, farklı arzu ve güçlerin içsel, sonsuz bir kakofonisini hissediyorum. Bu kakofoniyi Yaradan ile bir diyaloğa nasıl dönüştürebilirim?

Cevap: Gerçek şu ki, önümüzdeki sorunlar çözüldükçe, bu sorunları çözen üst ışığı giderek daha fazla uyandırıyoruz. Bizi düzenleyen ve gerekli forma, doğru onlu şekline sokan bu ışıkla ilişki içinde var oluruz. Bu şekilde ileriye doğru hareket ederiz.

Maneviyat Eksikliği Olduğunda

Bu nedenle, kişi maneviyata sahip olmadığında Yaradan ıstırap veriyorsa, ıstırap kişiyi, eksikliğini hissettiği maneviyatı elde etmesi gerekene kadar büyük çaba sarf etmeye zorlar. (Rabaş, Notlar, 337, “Adama Ne Mutlu”)

Soru: Maneviyatın ne olduğunu hala hayal edemiyoruz. Henüz gerçek anlamda hissetmediğimiz bir şeyin eksikliğini nasıl hissedebiliriz?

Cevap: Bu, maneviyatın eksikliğini zaten hisseden ve ona sahip olmadıkları için pişmanlık duyan insanlar için geçerlidir. Bu tür duygular onların ilerlemelerinin temeli haline gelir.

Kişi Kabala ile meşgul oldukça, yavaş yavaş Yaradan’ın ışığının üzerlerinde etkili olduğunu ve onları doğru hislere doğru yönlendirdiğini algılarlar.

Soru: Bu, bu maddesel enkarnasyondaki herkesin manevi edinime ulaşamayacağı anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır, kimin gelmesi gerekiyorsa o gelecektir.

Kişi Nasıl Manevi Dünyada Doğar?

Soru: Bir izleyici soruyor: “Geçenlerde bir sorumu, Tora’da doğumdan bahsedildiğinde bunun fiziksel doğumla ilgili olmadığı ve bir çocuğun doğduğunu söylediğinde manevi doğuma atıfta bulunduğu şeklinde cevapladınız. Manevi olarak doğmak ne anlama gelir?”

Cevap: Manevi olarak doğmak, egoizmin üzerine çıkmak ve ihsan etme niteliğine yükselmek anlamına gelir.

Soru: “İbrahim’e İshak doğdu, Yakup doğdu” derken kastedilen bu mudur? Bu aşamalı bir doğum süreci midir?

Cevap: Evet.

Soru: “Neden bir ruhun bir insana doğduğu ve ona örneğin İbrahim adının verildiği açıkça yazılmıyor?” diye soruyor arkadaşımız. Neden doğrudan belirtilmiyor?

Cevap: Bence bu metinleri yazanlar ve okuyanlar için her şey açıktı. Neyin yazılması gerektiğini ve neyin yazılmaması gerektiğini anlayacak derecedeydiler.

Soru: Yani bugün biz bunu tarihi bir hikaye olarak okuyoruz ama gerçekte onlar bunu ruhun bir yolu olarak mı okuyorlardı?

Cevap: Evet.

Soru: Başka bir soru: “Ayrıca maddesellikte değil ama maneviyatta bir düşük kavramı olduğunu duydum. Bu ne anlama geliyor?”

Cevap: Düşük, egoizmin üstesinden gelmek ve özgeciliğe doğru ilerlemek yerine tam tersi olduğunda gerçekleşir – özgecilik bastırılır ve egoizm galip gelir. Dolayısıyla kişi tekrar egoizme düşer.

Soru: Egoizmin artması mı? Yani düşük burada mı gerçekleşiyor?

Cevap: Evet, o noktada zaten bir düşük söz konusudur.

Soru: Hamileliğin dokuz ayı, manevi anlamda ne demektir?

Cevap: Bunlar, Malhut’tan Keter’e kadar geçmemiz gereken dokuz Sefirot’tur. Ancak o zaman manevi doğum için hazır oluruz.

Soru: Malhut’tan Keter’e olan bu hareket neyi temsil eder?

Cevap: Alma arzusundan (kişinin başladığı yer) ihsan etme arzusuna geçişi temsil eder. Bu, kişinin aniden ihsan etmeyi arzulaması değil, Yaradan’ın niteliğiyle birleşmek istemesidir.

Soru: Dokuz aydan geçmekle kastedilen de bu mudur?

Cevap: Evet.

Soru: Manevi açıdan, embriyonun doğumdan önce başını aşağı çevirmemesi ne anlama gelir?

Cevap: Bu bir problemdir. Döndürülmesi gerekir.

Soru: Döndüğü zaman ne anlama gelir?

Cevap: Kişinin dünyaya karşı tutumunu değiştirdiği ve yeni bir bakış açısıyla çıkmaya hazır olduğu anlamına gelir. Başlangıçta başları yukarıdadır, kendilerine odaklanmışlardır ama şimdi başlarını aşağı çevirirler ve dünyaya girmeye hazırdırlar.

Soru: Başın eğik olması neden doğuma hazır olmanın bir işaretidir?

Cevap: Kişinin önceki tüm niteliklerini, daha ileri manevi gelişim için uygun bulmadığını gösterir.

Soru: Egoist nitelikler mi?

Cevap: Evet. Bu yüzden başları aşağı düşer. Kişi maddi dünyamızda gördüğümüz gibi dar bir geçitten geçmelidir ve sonra yavaş yavaş manevi doğum gerçekleşir. Bu süreçte pek çok aşama vardır ama şimdi ayrıntıya girmeyeceğiz.

Soru: Baş aşağı dönmek bir tür boyun eğme anlamına mı gelir?

Cevap: Bu onların dünya ile ilişkilerinde bir tersine çevirmedir.

Soru: Yani “dünya benim için var” dan “ben dünya için varım” a geçmek gibi bir şey mi? Bunu bu şekilde ifade edebilir miyiz?

Cevap: Evet. Ve böylece kişi baş aşağı doğar.

Yorum: Manevi ve maddi olan arasındaki bu ilişki beni her zaman şaşırtıyor. Bir bebeğin maddi dünyada da dönmemesinin çok tehlikeli olduğunu söylediniz. Dönmek zorundalar.

Yanıtım: Elbette.

Yorum: Bu çok doğrudan bir sonuç.

Yanıtım: Evet.

Soru: Manevi sezaryen diye bir şey var mıdır?

Cevap: Doğada böyle bir şey yoktur.

Soru: Doğa müdahale etmez mi?

Cevap: Hayır.

Yorum: Yani bu bizim icadımız, tamamen bizim dünyamız.

Yanıtım: Evet, elbette. Bu şiddettir ve insanlar bunu çok uzun yıllardır, yüzlerce yıldır uygulamaktadır.

Soru: Doğum insanın bir sonraki manevi derecesi olarak adlandırılabilir mi?

Cevap: Doğum, insanın içinde doğan bir sonraki manevi derecesidir ve insan bu dereceye yükselir ve o derecede işlev görmeye başlar.

“Eğer Beni Bir Gün Terk Edersen, Ben Seni İki Gün Terk Ederim”

Soru: “Eğer Beni bir gün terk edersen, Ben seni iki gün terk ederim” ifadesi ne anlama gelmektedir?

Cevap: Bu Yaradan tarafından belirlenmiş bir koşuldur. Eğer Yaradan’a olan arzunuzu kaybederseniz, bu O’nun sizi terk ettiği ve bu nedenle O’ndan uzaklaştığınız anlamına gelir.

Yani, siz O’nu istemediğiniz için değil, O sizi istemediği için O’nu terk ediyorsunuz.

O zaman, bunun neden olduğuna dair ciddi bir çalışma yapmalı, geçmişte sizi istemediği şeyleri düzeltmeli ve O’nun için yeni bir arzu geliştirmelisiniz. Bu nedenle: “Eğer Beni bir gün terk edersen, Ben seni iki gün terk ederim”

Soru: Bu onluda nasıl ifade edilir?

Cevap: Onluda rahatlamayı düşünemeyiz bile. Dostlarımızı aramızdaki sürekli artan temasa nasıl ısındıracağımızı düşünmemiz gerekir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 183

Soru: Yaradan uğruna ışığı almanın ölçüsünü nasıl hissedebilirim?

Cevap: Böyle bir ölçünün iyi olduğunu ve biraz daha azının zaten kötü olduğunu söylemek için böyle bir ışık algılama ölçüsüne sahip değilsiniz. Bu nedenle, geriye sadece Yaradan’dan size yeteneklerinizi nasıl ölçeceğinizi ve en fazlasını nasıl isteyeceğinizi öğretmesini istemek kalır.

Soru: Manevi çalışmada daha da fazla çaba sarf etmek ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan uğruna niyetiniz mümkün olduğunca güçlü olmalıdır. Bunu sürekli düşünün ve başka bir şeyler ekleyebileceğinizi unutmayın.

Soru: Şu anda onlumuzda çok fazla gerginlik var ve ikimiz arasında bariz bir savaş sürüyor. Onlumuz için amaçlanan belirli bir ıslah var mı ve buna nasıl ulaşacağız?

Cevap: Tüm gerginliklerin üzerine çıkmalı, birbirinizle birleşmeli ve bu ortak bağdan Yaradan’a dönmeli ve O’nu aranızda ifşa olmaya çağırmalısınız. O sizinle bağ kurmakla ve sizi O’nun içinde eritmek için ortak arzuyu paylaşmakla yükümlüdür.

Soru: Herhangi bir manevi hazzı almadan önce, kişi bundan sonra acı çekeceğini anlar mı?

Cevap: Belki anlar ama ilerleme onun için daha önemlidir.