Monthly Archives: Mayıs 2025

Dua İle Islah

Soru: Gün içinde dua ettiğimiz zamanlar oluyor. Bu zamanı, Yaradan’a birlikte yöneldiğimizi hissetmek için nasıl kullanabiliriz?

Cevap: Sanki tek bir yerde, tek bir arzu içindeymişsiniz gibi hissederek bir araya gelin ve buradan Yaradan’a dönün, O’na bağlanmak ve O’nu tutumunuzla doldurmak istiyorsunuz. Başka hiçbir şeye gerek yoktur.

Soru: Dua hakkında farklı fikirler var. Kalplerimizde olan şey zaten bir dua mıdır?

Cevap: Bu da doğrudur.

Soru: Öte yandan, önce Yaradan’a bir yakarışta bulunmamız ve sonra da O’na girmemiz, genel MAN’ı tam burada ve şimdi yükseltmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Ancak bazı dostlar prensip olarak bunun gerekli olmadığına inanıyorlar.

Cevap: Bırakın herkes uygun gördüğü şekilde katılsın. Bunun bir önemi yok. Ve o zaman eylemlerinizi analiz edecek ve onları dua ile ıslah edeceksiniz.

Makaleler Nasıl Doğru Okunur

Soru: Hızlı değişimler geçirmek için önceki algılarımızı bırakmayı nasıl öğreniriz? Rabaş’ın ödül hakkında konuştuğu makalelerini bulmak faydalı olabilir mi? Böyle makaleler var mı?

Cevap: Elbette birçok makale var. Ama mesele onlar değil, sizin onları algılama biçiminiz.

Bu nedenle, bir araya gelmenizi, birbirinizle birleşmeye çalışmanızı ve bir makale okumanızı tavsiye ederim. Bu tek başına on makale okumaktan daha iyidir.

Başkalarını hissedecek ve aynı anda on fikir edineceksiniz.

İfşa, Birliğin İçindedir

Soru: Birleşmemizde Yaradan’ın açık kontrolünü ifşa etmeye başlamamız ne anlama geliyor?

Cevap: Eğer birbirinizle gerçekten birleşirseniz, o zaman Yaradan aranızda Kendisini gösterir, sizi nasıl yönlendirdiğini hissedersiniz ve birbirinize göre aranızdaki mesafeyi değiştirirsiniz: şimdi daha yakın, şimdi daha uzak, bir daire içinde vb.

Yaradan’ın yönetimini bu şekilde anlar ve dünyayla nasıl ilişki kuracağınızı O’ndan öğrenirsiniz.

Yaradan’a Yapışma İçin Araçlar

Soru: Düşüş sırasında kendini doğru koşulda tutmak ne anlama gelir?

Cevap: Düşüş halindeyken kendimizi Yaradan’a bağlı tutmaya devam etmeliyiz. Sonuçta, bir düşüş gerçek anlamda bir düşüş değildir; sadece Yaradan’a yakınlık hissetmeyi bırakırız ama bu O’ndan uzaklaştığımız anlamına gelmez.

Aksine, bunlar O’nu kendimize daha da yakınlaştırmamız gereken koşullardır. Böylece, bu göreceli düşüş durumundan daha da yükseğe çıkmaya başlayacağız.

Soru: Büyükler, düşüş koşullarından geçmek için belli bir teknik geliştirirler ve sabırla her şeyin üzerinden gelirler. Bu sabır, bir alışkanlık olarak, düşüşü ve dereceler arasında ilerlemeyi nötralize eder mi?

Cevap: Hiç de değil; her seferinde yeni bir çalışma ve yeni bir çaba söz konusudur.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 130

Soru: Bir onlu, herkese mantık ötesi hareket etme gücünü nasıl verebilir?

Cevap: Kişisel örnek en etkili olanıdır.

Soru: Kişi, bedeninin üstesinden geldiğinde ve neşe duyduğunda, bedeninin mantık ötesi hareket etmeye bir ölçüde rıza göstermesi gerekmez mi? Bu durumda nasıl daha da yükseğe çıkabiliriz?

Cevap: Bu durumda, bu koşulu atlatmaya çalışın ve yine de mantık ötesi inançla ilerleyin. Bu sefer olmazsa, bir dahaki sefere. Ya da temeli biraz değiştirin.

Soru: Eğer her şey Yaradan’dan geliyorsa, yabancı düşünceler nedir?

Cevap: Ortak bir amaca doğru ilerlemek dışında olan tüm düşüncelerimiz yabancıdır.

Soru: Dostlarınızın memnuniyetle kabul etmesi için, kendi Hisaron‘unuzu onluda nasıl paylaşabilirsiniz?

Cevap: İşte bu yüzden sürekli iletişim kuruyorsunuz. Dostlarınız sizi hisseder, anlar ve eylemlerinize nüfuz eder.

Soru: Çalıştaylar, onlu toplantıları ve bağ eylemleri sırasındaki aktif ihsan etme nedir?

Cevap: Dostları desteklemektir.

Yaradan’ın Sevincimize İhtiyacı Var

Soru: Bizi kendisine çekmek isteyen Yaradan’ın eksikliğine benzemesi için onludaki eksikliği (Hisaron) nasıl artırabiliriz?

Cevap: Sürekli olarak Yaradan’la bağınızın neden eksik olduğunu düşünün ve O’ndan bu bağı artırmasını isteyin.

Soru: Ben de tam olarak bunu yapıyorum. Sürekli olarak Yaradan’la olan bağ eksikliğimi düşünüyorum ama bu sadece kendimdeki hayal kırıklığımı artırıyor.

Cevap: Hayır, Yaradan’ın sizin sevincinize ihtiyacı var. O’na karşı bir arzunuz olduğu için sevinmelisiniz. Bu zorunlu bir koşuldur. Kişi her zaman Yaradan Kendisini ona biraz ifşa ettiği, onu Kendisine çektiği ve sonra da O’na yaklaşıp çabaladığı için sevinçli olmalıdır. Bu çok önemlidir.

Yaradan’ı Haklı Çıkarmayı Öğrenmek

Soru: Yaradan bir kişiye ıslahı sağlık sorunları şeklinde verdiğinde, kişi neyden pişman olmalıdır? Eğer birisi bir şeyden pişmanlık duyuyorsa, Yaradan’ı nasıl haklı çıkarabilir?

Cevap: Yaradan’ı haklı çıkarmayı öğrenmeli ve O’nu niteliklerinizle tam olarak haklı çıkaramadığınız için pişman olmalısınız.

Soru: Bir dost, dayanma gücünden daha büyük bir acıya maruz kalırsa, bununla nasıl doğru bir şekilde başa çıkabilir? Bizim yardımımız nedir ve onun Yaradan’dan talebi ne olmalıdır?

Cevap: Onludaki diğer dostlarla tam bir bağ içinde olmaya çalışmalı ve onlarla birlikte Yaradan’dan bu acıların üstesinden gelme becerisini istemeli, böylece O’nu üzmemeli veya suçlamamalıdır.

Bilimin Sınırları

Kabala çalışmaya 1976 yılında 30 yaşındayken başladım. Üç yıl sonra Rabaş’a geldim. Ama Rabaş’a gelmeden önce bile Zohar Kitabı’nı Sulam Tesviriyle okumaya başladım, Kabala Bilgeliğine Giriş‘i ve diğer kaynakları inceledim. Hiçbir şey anlamıyordum ama yine de onları algılamaya çalışıyordum.

Rabaş’a geldiğimde, her şey aynı çizgide ilerledi. Ondan önce, her şeyi kendi kendime gözden geçirdim: bilim, felsefe, din, ve tüm bunların, bilim de dahil olmak üzere her şeyin sadece bir yanılsama olduğunu gördüm!

İnsanı yaratılış amacına, yaşamın anlamına giden doğru yoldan saptırıyorlar. Peki, ya iki çözümün nasıl birbirine karıştığını ve bunun sonucunda ne olduğunu anlarsam? Etrafımızdaki doğa kocaman bir küre; ondan bazı nitelikleri, bazı bilgileri biraz kazıyacağım ve kazıyarak bir araya getirdiklerimi inceleyeceğim. Bunu hayatım boyunca yapacak mıyım? Evet, hepsini beraber az az kazıyacağım. Peki neden? Einstein’ın dediği gibi: “Küçük bir çocuk gibi okyanus kıyısında çakıl taşları topluyorum.”

Tüm büyük insanlar da bu soruları sormuştur. Ve onları ileriye iten en önemli şey, evrenin temelini, bütünsel formülünü, yani tüm parçaları arasındaki bağı, ne için olduğunu kavramak idi. Bütün bağ: bu X’ler, Y’ler, Z’ler ve benzerleri, formülün içinde ne var, neye denk? Hayatın anlamına!

“Nedir bu? Onu anlayacak mıyım, anlamayacak mıyım?” Bilim insana bir cevap vermez çünkü o, toynağıyla yeri eşelemeye başlayan ve orada bulduğu şeyi koklayan bir hayvan gibi beyni ve kendi nitelikleriyle çalışır. Bu bilim için çok fazla!

Dahası, bilimin önemini de hiç azaltmıyorum, sadece sınırlarını anlamak gerektiğini söylüyorum.

İnanç İçin Bir Yer

Soru: Bir kişinin inanç ihtiyacını hissetmesine ne yardımcı olur? Neyin sonucu olarak ortaya çıkar?

Cevap: İnanç ihtiyacı, kişiye yukarıdan verilir. Ve kişi bu eksikliği kendi içinde hissederek daha ileri gider.

Soru: İnancın gücünü kabul etmek için kalbimde nasıl yer açabilirim?

Cevap: Eskiden Yaradan’ı hissetmek için bir yeriniz varken, şimdi inanç için bir yer yaratmak istiyorsunuz.

Yaradan’ı hissetme yeri, sizin onluya, tüm dünya Kli’sine karşı tutumunuzun kendini gösterdiği yerdir.

Başkalarına Zarar Vermeyin

Bir bireyin egoist doğasından kurtulmak istemesi için, bir yandan bunun kendisine ne gibi kötülükler getirdiğini, kaliteli bir yaşam sürmesine izin vermeyen bir hastalık gibi olduğunu anlaması gerekir. Öte yandan, kendisine sonsuz yaşamı veren üst güç gibi olma arzusuna sahip olmalıdır.

Başka bir deyişle, bir şekilde egoizmiyle savaşmanın kazancını görmeli ve Yaradan’ın sistemi içinde olmamakla ne kaybettiğini anlamalıdır. Aksi takdirde, sadece kötülüğün farkına varmak hiçbir şey kazandırmaz.

“Başkalarına zarar vermeyin” ilkesine dayanarak kendini durdurduktan sonra, bir sonraki aşama açılmalı ve iyilik yaymaya başlamalı, iyiliğin kaynağı haline gelmelidir. Bu noktada, Yaradan’a, O’nun niteliğine ve başkalarına zaten bir yakınlık vardır çünkü Yaradan’ın niteliği başkalarına yakınlık yoluyla edinilir.