Daily Archives: Şubat 18, 2025

Yaratılışın Dördüncü Günü

Yaratılışın dördüncü gününde, Yüce Tanrı, iki büyük ışık kaynağı yaratır: güneş ve ay. Kabala ilminde bunlara Zeir Anpin ve Malchut denir.

İnsanın Yaradan’la olan bağından bahsediyoruz. Ay, Yaradan ile küçük bir bağdır ve güneş de O’nunla büyük bir bağdır. Yani, hayat güneşten gelir ve ışığının ulaşmadığı yerde hayat yoktur.

Başka bir deyişle, küçük bağ Yaradan’la bağ için daha hafif arzuların ıslahıdır. Büyük bağ ise en egoist arzuların ıslahıdır.

Topluluk İçinde Açıklığa Kavuşturmalar

Soru: Genellikle çalışma ekiplerinde, bir çalışanı davranışlarından dolayı eleştirirken dinlemeniz ya da bu eleştiriye katılmanız gereken durumlar olur. İftira ile bir kişinin basitçe yanlış bir şey yaptığını görmek arasındaki sınır çizgisi nerededir?

Cevap: Buna iftira denmez. Hiçbir şeyi eleştirmeye gerek yoktur. Sadece bir sonuç çıkarmanız ve buna göre bir karar vermeniz gerekir. Bir kişi, birisi hakkında belirli bir şekilde konuşursa, buna fiziksel olarak tepki vermeniz gerekebilir.

Soru: Bu, çalışanın bazı eylemlerini tanımladığımız bir çalışma koşulu mu?

Cevap: Evet ve bu türden daha fazla açıklamaya ihtiyacımız var.

Soru: İftiranın üç kişiyi öldürdüğü yazılıdır: konuşan kişi, konuşana inanan kişi ve hakkında konuşulan kişi. Bu Talmud’da yazılıdır. Burada nasıl bir tavsiye verilebilir?

Cevap: Zaman zaman ekip içinde birisinin başka birine karşı protestosunu tartışabileceğiniz platformlar oluşturmalıyız ki insanlar bundan bir şeyler öğrensin.

Soru: Yani bir kişi hakkında onun bulunduğu yerde konuşuyor ve doğru olduğunu düşündüğümüz şeyi yüzüne karşı söylüyorsak, buna iftira denmez mi?

Cevap: Hayır, ancak tüm bunların enine boyuna düşünülmesi ve herkesin önünde açık açık söylenmemesi gerekir ki tüm katılımcılar, bunun kendi çıkarları için yapıldığını anlasın.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 118

Soru: Tüm kalbimizle kendimizi iptal etme konusunda çalışmaya hazır olup olmadığımızı nasıl kontrol edebiliriz?

Cevap: Kanıt, bir kişinin kendisini amaca ne kadar adayabildiğidir.

Soru: Yaradan’la bağın dereceleri vardır: Ne tür bir çalışma sadece bir bağa sahip olmanıza değil, yeni bir derece görmenize yardımcı olur?

Cevap: Dostlarınızla bağ kurun ve onlar aracılığıyla Yaradan’a ulaşmaya çalışın, bu sizin dereceleri inşa etmeniz olacaktır.

Soru: Kötülüğün ifşası bir koşul mudur yoksa bir derece midir?

Cevap: Bu, Yaradan’a ne kadar zıt olduğumu hissettiğim bir koşuldur. Bu farklı derecelerde gelir ve gider.

Soru: Yaradan insana neden inanç gücü verir?

Cevap: Çünkü kişi bunu yapmaya çok isteklidir.

Soru: Eğer Yaradan onluda birisine sert yargılar verirse, içsel ve dışsal olarak nasıl tepki vermek doğrudur?

Cevap: Dostunuza herhangi bir şekilde yardım edin ve onun için sessizce dua edin.

 

Gruba Dahil Edin

Soru: Eğer bir kişi kendisini küresel manevi süreçten dışlarsa, her şey onun yanından geçip gider mi?

Cevap: Bu şansa, ruhun niteliğine bağlıdır. Bazı ruhlar daha yavaş, bazıları daha hızlı gelişir.

Bir ruha sahip olan insan kendisinin ne tür bir ruha sahip olduğunu bilmez. O sadece her türlü çabayı göstermelidir ve sonra ne olursa olur. Aksi takdirde, özgür iradeye sahip olmayacaktır.

Soru: Yani bir kişiye sürece dahil olması için pratik bir tavsiyede bulunmak mümkün değil mi?

Cevap: Sadece dahil olun! Kişinin bir grubu var ve kendini ona yapıştırması, grubun içine düşmesi, içinde erimesi, yaptıkları, düşündükleri, söyledikleri her şeyi mümkün olduğunca özümsemesi, bir bebek gibi içine çekmesi gerekiyor.

Koşullarınızın Efendisi Olun

Soru: Tek bir arzu içinde herkesle birlikte olmayı sessizce arzulamamız gerektiğini söylediniz: “Ben tek bir arzu içinde herkesle birlikte olmak istiyorum.” Bu “ben”, benim kafamı çok karıştırıyor. Sonuçta, eninde sonunda yok olması gerekir, değil mi?

Cevap: Ama sen kendinin efendisi değilsen kimin efendisisin?

Yorum: Ben gerçekten bir efendi değilim!

Yanıtım: Kesinlikle, siz bir efendi değilsiniz ve bu yüzden koşulunuzun efendisi olmak için her şeyi yapmalısınız. Üst ışığın üzerinizde etki etmeye başlamasını ve sizi başkalarıyla birleştirmesini sağlayabilirsiniz.

Soru: Işık bana mı yoksa dostlarıma mı etki ediyor? Her şeyden önce, dostlarımı düşünmeliyim…

Cevap: Dostlarınız hakkında ne düşündüğünüz önemli değildir. Onlar hakkında düşünerek kendinizi değiştirirsiniz.

Soru: Yani dostları birleştirmek ve onları birliğe, Yaradan’a getirmek istemek doğru yön mü?

Cevap: Ama bu eylemleri kendi üzerinizde gerçekleştirmelisiniz. O zaman bağ gerçekleşecektir.

Yorum: Çalışmamızın herkes için son derece faydalı olmasını istiyorum.

Yanıtım: Bunu başarmak için tüm sistemi düzene sokmanız gerekir.

İki Şekilde Sevgi

Soru: Kişinin sevgiyi iyi bir şekilde ya da sert yargılarla keşfedebileceği yazılmıştır. Bu, Kral’ın önünde durduğum ve bu sevgiyi iki şekilde ifşa edebileceğim hissiyle nasıl ilişkilidir?

Cevap: Bu bir histir; bu nedenle bunu size aktaramam. Ya içinizdeki iyiliği artırmayı ve böylece Yaradan’a yaklaşmayı arzularsınız ya da Yaradan’a yaklaşmak için bir şey talep edersiniz.

Hayatta yaptığımız şey budur. İsteyebilir, ağlayabilir ve böylece yakınlaşabilir ya da bir talepte bulunabilirsiniz.

Prensip olarak, bir kişi Yaradan’ın onu sevdiği şekilde bir Yaradan sevgisine ulaşmalıdır. Ancak bu pratikte ulaşılamaz bir derecedir. Bu tüm ıslahların sonudur.

İyilik Ve Kötülük Arasında

Soru: İyi ve kötü arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Cevap: Böyle bir dengeyi koruyamayız. Buna hiç ihtiyacımız yok, çünkü bu hesaplamalar doğası gereği egoisttir. Yaradan’a tamamen teslim olmaya çalışmalıyız.

Kendinizi Yaradan’a tamamen açık hissettiğiniz bir koşulda yaşayın. Yavaş yavaş, bu hisler içinize yerleşecek ve onların yerini alacaktır.

Yaratılışın Beşinci Günü

Soru: Yaratılışın beşinci gününde Tanrı hayvanları ve kuşları, yani hayvansal arzuları yarattı. Bitkisel arzular ile hayvansal arzular arasındaki fark nedir?

Cevap: Çok büyük bir fark var! Dünyamızda sadece bitkisel arzular olsaydı neler olacağını bir düşünün.

Yaradan insanın yaratılışına nasıl yaklaşıyor? Önce bitkisel sonra da hayvansal arzuları yaratarak. Ve sonra insan ortaya çıkıyor.

Soru: “Verimli olun ve çoğalın” deniyor. Bir insanın bu emri kendi içinde keşfetmesi ne anlama geliyor?

Cevap: Yaradan’ın emirlerini nasıl eyleme geçireceğini düşünmeli ve Kelim‘inin (arzularının) sürekli büyümesine dikkat etmelidir, çünkü arzuları ne kadar büyük olursa Yaradan’la olan bağı da o kadar büyük olur.

Dostlarınızın Önünde İptal Olun

Soru: Çalıştaylara katıldığımda içimde kötülüğün ifşası gerçekleşiyor. Her dostumda bazı kusurlar görüyorum: şu yanlış bir şey söylüyor, şu sessiz konuşuyor, bu uyuyakalıyor vs. Bunlar benim önümde çizilen resimler. Böyle durumlarda nasıl doğru davranabiliriz?

Cevap: Tavsiye basit: büyüklerin arasında oturan küçük bir çocuk gibi olun. Gözlerinizi ve ağzınızı açın ve her şeyi öylece içinize alın. Yapılacak en iyi şey budur.

Kendinizi tamamen genel akışa bırakın. Dostlarınızın söyledikleri iyidir. Yanlış konuşsalar bile onları eleştirmeyin. Onların sözlerini iyiliksever, iyi ve doğru olarak kabul edin: “Ben de aynısını istiyorum ve onlarla birlikteyim.” Çalıştaydan sonra nasıl çıktığınızı göreceksiniz.

Soru: Kötü eğilimle çalışmanın bir anlamı var mı? Önemli olan bu süreçte herkesle birlikte olmak mı?

Cevap: Tabii ki var! Ne tür bir kötülük?! Kötülük sadece sizin içinizde. Onu başkalarında gördüğünüzde ve eleştirdiğinizde kendi ayağınıza sıkarsınız.

Yaradan bu resimleri önünüze koyuyor ki, tam tersine kendinizi daha da iptal edesiniz ve onlara nüfuz etmeye çalışasınız. Onlarda kötü olarak gördüğünüz her şey sizin içinizdedir.

Ebedi Bir Safha Nasıl Bulunur?

Soru: Kusur gördüğümde Yaradan’a dua ediyorum ve anında mükemmelliği hissediyorum. Bu mükemmellik dolumu tüm sorularımı ve sorgulamalarımı yok ediyor. Nasıl her zaman dua halinde kalabilirim?

Cevap: Bunun nedeni tüm eylemlerinizin kendiniz için olmasıdır. Eğer başkalarını doldurmak için yapsaydınız, kendinizi tatmin olmuş hissetmezdiniz.

Onları doldurmak için hareket ederdiniz ve sadece bu mükemmellik başkalarına ifşa edilsin diye Yaradan’ın mükemmelliğini yaratılışta ve kendinizde hissederdiniz.

Ve o zaman bu durum kalıcı, ebedi olurdu.