Daily Archives: Şubat 11, 2025

Yeni Bir Hayata Neyle Gireriz?

İnsan öldüğünde yanında gümüş, altın ya da mücevher değil, yalnızca Tora ve iyi işler götürür. (Baal HaSulam, “Özgürlük”).

Soru: Kural olarak, bir insanın ölüm gününü düşünmesi hoş değildir. Ancak bu nokta, bir çevre seçmenin ve gruba katkıda bulunmanın önemini verir. Ölüm saatinde size sadece Tora ve iyi işler dışında hiçbir şeyin yardımcı olamayacağı noktasını nasıl odakta tutabilirsiniz?

Cevap: Ölümden kastımız ölüm saati değil, yeni bir doğumdur. Ölümün kendisini bu şekilde anlamamız gerekir. Bu nedenle, doğal olarak, Tora ve iyi işler size eşlik eden ve yeni bir hayata birlikte girdiğiniz şeylerdir.

İnanç Ve Sevgi

Soru: İnanç nedir?

Cevap: İnanç, düşüncelerim ve arzularımla tanımlayamadığım bir şeye güvenmektir. Yani, gücümün ötesinde olduğunu bilmeme rağmen daha yüksek bir ihsan ve bağ derecesini üstlenme arzusudur.

Soru: Mantık ötesi inanç ve sevgi iki farklı şey midir?

Cevap: Evet, inanç, kişinin şu anda içinde bulunduğu bir niteliktir ve sevgi, arzuların karşılıklı bütünleşmesi olarak hissedilen şeydir.

Neden Yaradan Rızası İçin Eylemde Bulunamıyoruz?

Soru: Neden ihsan etme niteliğini elde etmek için çaba sarf etmemiz ve Yaradan’a yalvarmamız gerekiyor? Neden kişiye bu yetenek hemen verilmiyor?

Cevap: Bunun nedeni, kişinin bunun için ödeme yapması gerektiğidir. O zaman bunun kendi niteliği olduğunu, onu kazandığını, kendi özünden yaptığını düşünecektir. Bu durumda, bu nitelik ve bu eylemler için meşru bir gurur ve mülkiyete sahiptir.

Diyelim ki bizim dünyamızda bir kişi benim gözümde büyükse ve ben onun için bir şey yapmışsam, bundan büyük bir haz alırım. Bu otomatik olarak gerçekleşir, herhangi bir çaba sarf etmem gerekmez. Yaradan ile de durum aynıdır. Eğer O benim gözümde büyükse, O’nu memnun edebilecek her şeyi O’nun için yapmakta hiçbir sorun yoktur.

Soru: Ama dünyadaki herhangi bir kişiye Yaradan’ın onun gözünde büyük olup olmadığını sorsam, evet diye cevap verecektir. Öyleyse neden O’nun için herhangi bir eylemde bulunamıyoruz?

Cevap: Kendinize sorun. Aslına bakarsanız, Yaradan’a karşı herhangi bir saygınız, hürmetiniz yok, çünkü O’nun hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz. O’nu hissetmiyorsunuz ve O’nun büyüklüğünü görmüyorsunuz. O’nun yüceliğini ve gücünü görmüş olsaydınız, O’nun için seve seve bir şeyler yapardınız.

Yorum: Evet, görseydim elbette yapardım. Ancak O, Kendisini bir amaç için gizledi; büyüklüğünün görülmesine izin vermiyor.

Cevap: Bu böyle yapılmıştır, bu şekilde önce egoizmden kurtuluruz ve yavaş yavaş, egodan kurtuldukça, Yaradan’a benzer hale gelebilir ve O’na yaklaşabiliriz.

Mükemmellik Hissi

Yorum: Rabaş, dostların bir araya gelmelerinden sonra mükemmellik hissine sahip olmaları gerektiğini yazıyor. Eğer ben bu hisse sahip değilsem ne olur? Hislerimi kontrol edemiyorum.

Cevabım: Bu, çalışmayı tamamlamadığınız, yanlış talep ettiğiniz, yanlış çaba harcadığınız anlamına gelir.

Soru: Yani bu benim hislerimin bir göstergesi mi?

Cevap: Öyle olur ki bunun uygulanması çok zordur. Belirli koşullar içindeyken, dostlarıyla yakınlaşması kişi için çok zor olabilir.

Ancak genel olarak, eğer kişi çaba gösterirse, özellikle de tek başına değil de bir grup içinde çaba gösterirse ve tüm grup kendi merkezinde, tek bir çekirdekte, sanki sıkıca sarılıyormuş gibi bir araya gelmek için çaba gösterirse, ki bu gerçekten sarılmaları gerektiği anlamına gelmez, sadece herkesin kalbinin diğerleriyle bağlı olmasını sağlamak için çaba göstermeleri gerekir, o zaman kişi bunun nasıl işlediğini anlamaya başlar.

Egoizm Bataklığından Kurtulun

Soru: Mısır’dan çıkmak için onluda güçlü bir arzumuz var ve bütün gün dua akıyor; verme niyetimiz, bir araya gelme arzumuz ve hep beraber birlik olma arzumuz var. Kurtuluş için başka neye ihtiyaç var?

Cevap: Aranızda yeterli bağ yok. Sanki binlerce insanla birlikte bir meydanda duruyormuşsunuz, Yaradan’a bağırıyor, bağırıyormuşsunuz gibi.

Eğer aynı anda güçlerinizi birleştirmiş olsaydınız, O sizi hemen duyacak ve cevap verecekti. Birbirinize hala bağlı değilsiniz. Bu nedenle, tek başına, O herkesi duyamaz.

Soru: Birlik olmak için önce egoizmden kurtulmamız mı gerekir?

Cevap: Elbette, hala egoizm içinde olan biri kimseyle bağ kuramaz. Ve egoizm bataklığından çıkmak için, birbirinize yaslanmanız ve Yaradan’a birlikte tutunmanız gerekir.

Kalbinizin derinliklerinden O’na hitap ederek Yaradan’la iletişim kurmaya çalışın.

Amaç Ve Araçlar

Soru: Yaradan bize ihsan etme niteliğinin hissini ifşa ettiğinde, cevap, onu korumak için sadece bağ kurmayı istememiz gerektiği veya bize komşumuz için dua etme gücü verdiği şeklindedir. Bu açık değil. Neden bunun dışında başka bir şey istemeliyiz?

Cevap: Bu güç istemek gibidir. Ne için güç? Bu soru açık kalır. Bu nedenle nihai amacı bulmak gerekir.

Soru: Ama bunu asla bilemeyeceğiz. Amacımızın bağ kurmak olduğunu söylüyoruz. Bunu nihai amaç olarak kabul edebilir miyiz?

Cevap: Hayır, bu bir sonuç değil, bir araçtır. Amaç Yaradan’ı edinmektir – O’nunla bağ kurmaktır.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular-116

Soru: Almak için olmayan çalışmayı bize kim öğretiyor? Bu Yaradan’ın bir niteliği midir? Yoksa grubun ya da öğretmenin niteliği midir?

Cevap: Ruh. “İnsanın ruhu ona öğretecektir” denir. Kişi tüm koşullardan geçerek yavaş yavaş nasıl ve neyle ilişki kurması gerektiğini öğrenir.

Soru: İyiliği ortaya çıkartmak için kişinin çok fazla enerji harcaması gerekiyor. Kötü eğilimi ıslah etmek için bu enerjiyi nereden bulabilirim?

Cevap: Bu da iyilikte. Yaradan’dan başka bir enerji kaynağı yoktur.

Soru: Kabul edemeyeceğimiz, içinde kalamayacağımız ve bununla yükselebileceğimiz bir koşula nasıl gelebiliriz?

Cevap: Bunlar üç farklı koşuldur. Eğer gücünüz varsa, eğer bu noktaya ulaştıysanız ve bunu irdeleyebiliyorsanız, bunu çözün ve başarın.

Soru: Bir Kabalist maddi dünyanın hazları ile nasıl ilişki kurar?

Cevap: Onları kendisi yapıyormuş gibi hissetmez. Bu nedenle onları aldığında, gerçek bir bütünlük yaşamaz. O bunun üstündedir.

Bir Dosta İhsan Etmek, Yaradan’a İhsan Etmek Demektir

Soru: “Bir dost satın almak” ne anlama gelir

Cevap: Bir dost satın almak, aranızda mümkün olan en yakın bağı oluşturmak için onların istediği her şeyi yapmak anlamına gelir.

Soru: Öyleyse, örneğin zamanımdan, ilgimden vb. fedakârlık mı ediyorum?

Cevap: Elbette, mümkün olduğunca. Bu şekilde kendinize bir dost satın alırsınız. Çünkü böyle birkaç dostunuz varsa, birlikte Yaradan’la bir bağ kurabilirsiniz.

Yaradan’ı hissetmediğimiz için, O’nu anlamak ve O’nunla iletişim kurmak ancak dostlarınızla yakınlaştıktan, onlarla iletişim kurduktan ve onlarla birlik olduktan sonra mümkündür.

Soru: Eğer dostuma ihsan etme niteliğini edinme pratiği yapıyorsam, o zaman esasen dostuma ihsan etmemle Yaradan’a ihsan etmem arasında bir fark yoktur, değil mi?

Cevap: Pratikte hiçbir fark yoktur, çünkü hem dostunuzu hem de Yaradan’ı kendi dışınızda algılarsınız. Dolayısıyla tek bir kişiye mi, tüm insanlığa mı yoksa Yaradan’a mı ihsan ettiğiniz önemli değildir. Dahası, geri dönüş olarak herhangi bir karşılık beklemezsiniz. Buna koşulsuz sevgi, şartsız sevgi denir.

Yaradan’a Kalplerimizde Yer Açalım

Dost sevgisine gelmek, yaratılışın amacına ulaşmak ve Yaradan’ı ifşa etmek için, Yaradan’dan birliğe gelmemizde bize yardım etmesini istememiz gerektiğini nasıl kalplerimizde derinlemesine hissedebiliriz?

Bunu yapmak için kalbimizde yer açmamız, bu kalbin boş olduğunu ve bu tür taleplerle doldurulmak istediğini anlamamız gerekir. O zaman kalbi uyandıracağız ve geriye tek bir isteği kalacak: Yaradan’dan yoksun olması. Ve O’nun kalplerimizi nasıl doldurduğunu hissetmeyi çok isteyeceğiz.

Umarım bu koşula yaklaşıyoruzdur. Aramızda, Yaradan’ın her bir kişinin kalbini nasıl doldurmaya başladığını şimdiden hisseden insanlar var. Buna daha da fazla odaklanmamız gerekiyor. Önemli olan sadece istemek, mümkün olduğunca çok yalvarmak ve durmamak, umutsuzluğa kapılmamak. Yaradan kalplerimizi doldurmaya hazır ve bu kesinlikle gerçekleşecek.

Gelin bu günü hep birlikte tek bir kalpte, Yaradan’ın daha da yaklaşıp kalplerimizi dolduracağına dair ortak bir umutla geçirelim.

Her şeyden önce, Yaradan’dan inanç ışığını almamız gerekir. Bu kişinin kalbindeki tüm boşluğu doldurmalı ve Yaradan’dan bize gelen bu inanç ışığını hissetmemize izin vermelidir.

Bizim tarafımızdan gerekli olan şey, inancı edinme arzusudur. O zaman, bu arzu, bu eksiklik hissi ölçüsünde, kalplerimizi dolduracak olan bu ışığı Yaradan’dan alacağız. Bu, yapmamız gereken ilk eylemdir.

O zaman bir dereceye kadar kalplerimizi dolduran inanç ışığında daha da ileriye gitmemiz gerekir. İnanç ışığından ne kadar yoksun olursak, yeni bir eksiklik duygusuna dönüşebilecek olan tamamlanmayı alma yeteneğimiz de o kadar artar.

İnanç ancak talebimizi güçlendirerek, onun için çabalayarak, tartışarak, onu daha derinlemesine açıklığa kavuşturarak arttırılabilir ve o zaman arzumuz büyür.

Mükemmelliğe

Soru: Yaşamda mükemmelliğe ulaşmak için bağ yoluyla günahları ıslah etmeliyiz. Islah eden ışığın bizimle birlikte çalışması için bağdaki birliği nasıl koruyabiliriz?

Cevap: Sürekli olarak aramızda nasıl daha fazla birlik sağlayabileceğimizi düşünmeli ve nasıl daha da yakınlaşabileceğimizi bulmalıyız. Bunun nasıl işe yarayacağını göreceksiniz.

Soru: Kırık bir koşuldan ıslah edilmiş bir koşula geçiş hemen hissedilecek mi?

Cevap: Nispeten hızlı bir şekilde.

Soru: Islah edilmiş koşulu nasıl düzgün bir şekilde kullanabiliriz?

Cevap: O zaman ondan ne çıkacağını göreceksiniz.