Daily Archives: Şubat 14, 2025

Böylece Bağ Kaybolmayacak

Soru: En azından uzun bir süre O’ndan kopmamak için kendimizi Yaradan’a nasıl bağlayabiliriz?

Cevap: Birbirinize ve aynı zamanda Yaradan’a bağlı olduğunuzda ve hiçbir koşulda azalmaması tam tersine artması için bu bağı sürekli olarak denetlediğinizde, o zaman yavaş yavaş Yaradan’la kalıcı bir bağ kurarsınız.

Soru: Bu bağı denetlemek ne anlama geliyor?

Cevap: Hiçbir yere kaybolmadığından emin olun.

“Karım Sizden Çok Memnun Ama Ben Değilim”

Bir izleyiciden mektup var:

Karım programlarınızdan çok memnun ve onları sürekli bana zorla kabul ettirmeye çalışıyor. Çoğunlukla saygı duyduğum için izliyorum. Bazılarını beğeniyorum ama bazen nasıl karşılayacağımı bilemediğim şeyler söylüyorsunuz. Örneğin, herkesin tüm dünyadan sorumlu olduğunu söylediniz. Bunu neden söylediniz? Bu açıkça imkânsız. Ancak beni şaşırtan şey eşimin bundan memnun olması.

Cevabım: Gerçek şu ki, herkes kendini tüm dünyadan sorumlu hissettiğinde, gerçekten de yeni bir dünya göreceğiz.

Soru: Bu mektuptan açıkça anlaşılıyor ki, eşi çok sevinirken kendisi bunun nasıl mümkün olduğunu anlamıyor. Yani her birimizin bunu kabul eden ya da etmeyen belli noktaları var.

O tüm dünyayı sekiz milyar insan olarak hayal ediyor. Yani “tüm dünya” dediğinizde, tüm bu sekiz milyar insandan, Somali’de olanlardan, açlıktan ölen Afrika’dan ve diğer yerlerde olanlardan bizim sorumlu olduğumuzu söylediğinizi düşünüyor. Bundan biz mi sorumluyuz?

Cevap: Evet.

Yorum: Bu ifade biraz daha açıklama gerektiriyor.

Cevabım: Mesele şu ki, eğer her insan aniden, diyelim ki büyülü bir emirle, diğer herkesi dostu olarak görmeyi dileseydi, dünya değişirdi. Kuşkusuz! Ancak çok gerçekçi görünmediği için buna inanmadığımızdan, olduğumuz gibi devam ediyoruz.

Soru: Ama biz gerçek insanlarız. Bu koca, kesinlikle gerçek bir insan. O evde, arkadaşlarıyla işleri yoluna koymak istiyor ve siz diyorsunuz ki: bütün dünyayla işleri yoluna koyun, ondan sorumlu olun.

Bu düşünce, bu eylem ancak “büyülü bir emirle” gerçekleşebilir, değil mi? Yani, bizi tekrar Yaradan’a mı gönderiyorsunuz?

Cevap: Yaradan’a.

Soru: Sürekli mi?

Cevap: Evet.

Soru: Yani, kişi içinde bu acıyla geliyor. Birçok kişi bu empatiyi hissettiğini yazıyor. Bir kişi Yaradan’a nasıl dua etmelidir? Her şeyi değiştirmesini mi istemeli yoksa başka bir şey mi?

Cevap: Yaradan’ın en azından bu kişiyi değiştirmesini.

Soru: Bu kişiyi mi?

Cevap: Evet, böylece tüm dünyanın acısını hissedebilir ve buna dayanarak dünyayla farklı bir şekilde ilişki kurabilir.

Soru: Kişi bu acıyı hissederken alt üst olmaz mı? Patlamaz mı, bu yüzden ölmez mi?

Cevap: Bu mümkündür.

Soru: Kabalistlerin bunu arzuladıklarından bahsetmiştik, amaçları dünyayı, dünyanın acısını hissetmekti.

Eğer bir kişi dünyanın tüm acısını hissederse, eylemlerinin ne olması gerektiğini söyleyebilir misiniz?

Cevap: Yaradan’dan dünyayı daha iyi hale getirmesini istemek. Hepsi bu, başka bir şey değil. Dünyayı kötü yapan onu iyi yapmalıdır.

Tüm İnsanlığı Erdemlilik Ölçüsüne Göre Yargılayın

Yorum: Prensip olarak, sadece onludaki dostları değil, tüm insanlığı erdemlilik ölçüsüne göre yargılamalıyım. Ama bu yavaş yavaş olacak. Doğal olarak bu çok daha zor.

Cevabım: Evet, insanlığa bunu Yaradan’a yükselmek için doğru temele sahip olmak amacıyla yaptığınızı açıklayamazsınız. Bunun için hiç arzuları olmayabilir ama grupta böyle bir arzu var.

“Kendinize bir öğretmen yapın” demek, üst yönetimi, amacı bizi son ıslaha götürmek olan Yaradan’ın yasalarını temel olarak kabul etmek demektir. Basitçe bunu kabul eder ve buna göre hareket edersiniz.

İkinci olarak, bir dost satın alırsınız. Üçüncü olarak, tüm insanlığı erdemlilik ölçüsüne göre yargılarsınız. Başka bir deyişle, ne olursa olsun, tüm bunların da Yaradan’dan geldiğini anlarsınız.

Ancak başlangıçta, tüm bu eylemlerin küçük bir grup içinde gerçekleştirilmesi gerekir. Böyle bir grup, böyle bir toplum yaratmaya çalışalım.

Bir Çözüm Bulmaya Çalışın

Soru: Duamızın doğru olması için içimizde ve kendi aramızda ne olması gerekir? Duamız Yaradan’a ulaşmadığında ne koşulda olduğumuzu bilmek istiyorum.

Cevap: Birbirimize duyduğumuz önem azalır. Bu kolay bir eylem değildir çünkü kendi kalplerimizi başkalarının kalpleriyle değiştirmemiz gerekir.

İstemeden sadece kendini düşünen bir dostunuz olduğunu varsayalım. Bir de siz varsınız, siz de istemeden kendinizi düşünüyorsunuz. Her birinin kalbinde kendini değil de diğerini düşünmesi için arzularınızı nasıl değiş tokuş edebilirsiniz? Bunu dikkatle düşünmeniz gerekir. Belki bir çözüm bulursunuz.

Mantık, Onun Üzerine Yükselmek İçin Verilmiştir

İnsana verilen akıl, mantık üstü olan ihsan etme ve inanç ilkelerini tüm Kabalistik makalelerinin içinden çıkarması ve kişinin niyetini buna göre inşa etmesi için doğru kullanılmalıdır.

Mantık üstü, aklımı tamamen bir kenara atmam anlamına gelmez. Mantık üstü, eskiden sahip olduğum egoist anlayışın üstüne çıkmak ve daha yüksek bir seviyeye geçmem anlamına gelir.

Mantık üstü inanç, tüm gerçeklikle egoist bakış açısıyla değil, ihsan etme arzusuyla ilişki kurma becerisidir.

İlerleme Şansını Kaçırmayın

Soru: Yaradan’ın bana gönderdiği şeye karşı, O’nun davrandığı şekilde doğru davranmak ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan bize her zaman O’na doğru bir adım verir ve ilerlememize yardımcı olur.

Bu nedenle, her durumu kullanmaya çalışmalı, bize Yaradan’dan geldiğini fark etmeli, herhangi bir tepki vermeden bırakmamalı ve ileriye doğru bir adım daha atmalıyız.

Soru: Kendinizi Yaradan’ın içinde kıyafetlendirmeye ve gerçekliği O’nun gördüğü gibi görmeye nasıl başlarsınız?

Cevap: Buna yavaş yavaş ulaşmamız gerekiyor ve o zaman nasıl ilerlediğimizi göreceğiz. Bu arada, kendimizi her zaman Yaradan’dan bizi O’na yaklaştırmasını istememiz gerektiğine ikna etmeliyiz.

Bir Zamanlar Işık Ve Karanlık Buluştu

Soru: Işık ve Karanlık karşılaştı. “İnsanlar sende ne buluyor?”- diye hayretle haykırdı Karanlık. “Ne güzellik ne de gizem; sen sadece insanın gözlerini acıtıyorsun!”

Işık cevap vermedi. Sadece kibarca kenara çekildi ve sessizce yolu aydınlattı, çünkü Karanlık, onu görmeden bir uçuruma doğru gidiyordu.

Bugün herkes bir uçuruma yaklaştığımızı ve yolu aydınlatacak kimsenin olmadığını hissediyor. Yolu ne aydınlatabilir?

Cevap: Karşılıklı yardımlaşma ve merhamet. Sadece bu.

Soru: Yani birbirimize yaklaşmayı başarırsak, uçuruma yaklaştığımızı görebilecek miyiz?

Cevap: Evet.

Soru: Bu benzetmede Işık, Karanlığa bir şey söylemedi, sadece kenara çekildi ve yolu aydınlattı. Yine de yolu aydınlattı. Işık neden herkesin üzerinde parlıyor: suçluların, nefret edenlerin, kısaca herkesin!

Cevap: Bu onun niteliğidir, herkesin üzerinde parlar.

Soru: Sanki şöyle diyor: “Çekil, bana engel oluyorsun.” Ve Işık kenara çekildi ve parlamaya devam etti. Bu bir çeşit iptal olmaktır. Yani, birisi bu ışığı görüyor ve bir diğeri görmüyor. Kişi onu nasıl görebilir? Kişi onun ışık olduğunu nasıl hissedebilir?

Cevap: Bu ihsan etmenin ışığıdır, merhametin ışığıdır, yakınlaşmanın ışığıdır. Işığın anlamı budur.

Soru: Yani, ışık bu şekilde, dışsal bir şey olarak mevcut değil mi?

Cevap: Hayır, bunlar retinamızı aydınlatan fotonlar değil.

Soru: Yani manevi uygulamalarda bahsedilen bu ışık değil, ancak aramızdaki yakınlaşma mı?

Cevap: Evet, bu, ışığın kendisinden başlayarak her yöne yayılmasını sağlayan koşulu oluşturur. Ve eğer bu bağ mevcut değilse, o zaman ışık birleşemez ve kendisini tüm madde boyunca iletemez.

Soru: Diyelim ki insanlar bağ kurdular, herkes için parlamaya mı başlarlar?

Cevap: Evet.

Soru: Yoksa bu uçurum şimdi sadece onlara mı görünür?

Cevap: Hayır, böyle bir şey olamaz. O herkes için parlar.

Yorum: Yani, bir avuç insanın bağı bile herkes için ışık getirir.

Cevabım: Evet. Başlangıçta, eğer bağ kurarlarsa ne için bağ kurduklarının farkına varmalıdırlar. Herkes için ışık elde etmek için önceden bir niyet olmalıdır.

Soru: İnsanlar neden bağ kurmalı?

Cevap: Herkes için parlamak için.

İğne Ucu Büyüklüğünde Bir Arzu

Bilgelerimiz şöyle dedi: Bana tövbede iğne ucu kadar bir yarık aç, ben de sana vagonların ve arabaların gireceği kapılar açayım. (Rabaş’ın Yazıları, Mektup No. 48).

Bu, Yaradan’ın kabımızı genişlettiği, yani arzularımızı genişlettiği ve bize ek arzular verdiği anlamına gelir. Bunlar Yaradan’ın eylemleridir ve bunları sadece O’ndan istemeliyiz.

Bir iğnenin ucu kadar bir arzu, kişinin Yaradan’a yönelebileceği küçük bir başlangıç arzusudur. Bu yeterlidir. Geriye kalan her şeyi Yaradan yapar.

Yaradan’ın Memnuniyeti İçin

Soru: Yaradan’ın yüceliğinin farkındayız. Kişi O’na karşı sevgiyi nasıl uyandırılabilir?

Cevap: Bu Yaradan’ın bir armağanıdır. Ancak yine de Yaradan’a O’nunla bir bağ kurmayı ne kadar arzuladığımızı göstermek için daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Bu yüzden devam etmeliyiz.

Bunun hakkında konuşmalı ve tüm çalışmalarınızın manevi olmasını, yani O’nun uğruna olmasını istemelisiniz. Bunu arzulayarak O’na dönün ki, egoizmin üzerine çıkmanıza yardım etsin, böylece sadece O’nun memnuniyeti uğruna düşünebilir ve manevi bir kavrayış isteyebilirsiniz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular-117

Soru: Ders sırasında niyet üzerine çalışmanın amacı nedir?

Cevap: Yaradan’ı ifşa etmek, onlunuz aracılığıyla O’na bağlanmak ve onlunuzla birlikte O’ndan egoizminizin, Mısır’ınızın üzerine çıkmanıza yardım etmesini istiyorsunuz. Bu sizin şu anki çalışmanızdır.

Soru: Dünya Kli’sinin soruları ve cevapları manevi ilerlemede bize nasıl yardımcı oluyor?

Cevap: Onlar sizi birbirinize ve Yaradan’a daha çok bağlıyorlar.

Soru: Tamamen egonuzun çukurunda olduğunuzu ve dostlarınız için dua edemediğinizi hissettiğinizde, Yaradan’dan size bir şekilde bir fırsat vermesini istemeli misiniz?

Cevap: Evet, en azından onlunuzun önünde kendinizi iptal etme ve onluya tutunma fırsatınız var. Ve sonra nereye giderlerse gitsinler onlarla birlikte yelken açacaksınız.

Soru: Dostlarımızın dua ve talep etmeye yönlenmelerine nasıl yardımcı olabiliriz, özellikle de bunu yapamayanların?

Cevap: Onları da ortak niyetinize dahil etmek için elinizden geleni yapın ki hepiniz birbirinize bağlanabilesiniz.