Yüzler Yerine Kalplerle Bir Olmak

“Sanal alemde iletişime geçmek aslında tam anlamıyla bir iletişim değildir. Bu dünyamızın nasıl dengeyi tuttuğu anlamına gelebilir. Fakat bana göre, burada gerçekleşen bir birlikteliği samimi bir birliktelik olarak tarif edemem.

Öğrenmek, evet, eğitim merkezindeki ve sanal ortamda geriye kalan tüm integral kursları bitirmek için kabul edilebilir. Fakat gerçek anlamda bağ kurmak? İşte bütün bunların yanında tek ihtiyacınız olan şey, dostlarla bir araya gelmektir. Tabii gelecek ne gösterir bilemeyiz, ancak bana kalırsa bu kaçınılmaz ve bundan başka hiçbir çözüm gözükmeyebilir.

Tam olarak söylemek gerekirse, bizler birbirimizin fiziksel dünyada yüzlerini görmek yerine  kalplerine girmeye çalışmalıyız.

Krasnoyarsk Kongresi, 16/06/2013, Ders 6.

Yaradan’a Doğru Form Eşitliği İçin Parametre

Tora, ”Exodus, Yitro,” 20:17: Ve Musa insanlara dedi ki, ”Korkmayınız: Çünkü Yaradan sizin doğruluğunuzu tesbit etmek için geldi ve O’nun korkusu sizinle ilgilidir ki, günah işlemeyesiniz.”

Korku çok iyi bir özelliktir. Kişi Yaradan’a yakınlaşamadığını anlar ve bununla ilgili çok dikkatli davranır. Hapisten yeni çıkarılmış bir kişi gibi, çalmanın kötü olduğunu bilir ve nitekim bankadan iki sokak uzak olduğuna emin olur. Çalma gibi günaha teşvik edici şeyden uzak olmak için, arada ne kadar mesafe bırakması gerektiğini bilir. Burada söylenen şey budur; nitekim kişide Masah (perde), henüz herhangi bir koruma yoktur.

Yani korku yararlı ve doğru olan şeydir. Fakat maneviyatta buna ”dehşet” denir. Dehşet, Yaradan ile form eşitliğine engel olma korkusudur. Bu ceza korkusu değildir; ceza yoktur! Engel kendi başına herhangi bir şey ima edilmeden olan cezadır. İma edilen tek şey engeldir. Bu demektir ki, kişi öyle bir ahlaki seviyede olmalıdır ki: Yaradan’dan uzak olmak, ihsan etme özelliğinden uzak olma hissiyatı onun için en büyük ceza olmalıdır.

Soru: Siz insanların korkularını iyileştirmeye çalışırdınız. Sizin yaklaşık 800 farklı tipteki korku tablonuz var. Bizler niçin korkunun rahatsızlık olduğunu düşünürüz?

Cevap: Ben içsel psikolojik seviyeleri iyileştirirdim. Maneviyat seviyesinde korku, ihsan etme özelliği ve alma özelliğinin arasındaki dengesizlik sonucunda gerçekleşir. Bu herkeste aynı köktür, fakat daha düşük seviyededir. Çalışma dengeye erişmek için olup, daha sonra korkunun yok olmasıdır.

Ne yazık ki, geleneksel tıp bilimi korkuyu ilaçlar ile yeniden bastırır. Daha az şeyi görür ve daha iyi uyursunuz. Burada ise, aksine kişiyi uykuya yatırmazsınız ama onu dengeye getirirsiniz.

4.3.2013 tarihli  kabtv,  ”Ebedi Kitabın Sırları’ndan 

Kongre Sonrasındaki Ayrılık Sözcükleri

Sizler buna layıksınız arkadaşlar. Sizler harika bir bağ oluşturdunuz ve sizler her şeyi edinebilirsiniz. Fakat bu hepinizden ciddiyeti gerektiriyor.

Bizler şimdi dağılıyoruz. Yani kişinin yeniden her günkü alışılagelmişe (rutin)  düşmemesi için, ciddi şekilde şu soruya yaklaşmalıdır : ”Kendi bölgemde, kendi grubumdaki öğrenme sürecini doğru şekilde organize edebilmek için ne yapabilirim? Ben diğerlerine nasıl yardımcı olabilirim?”

Bu temel olan şeydir. Kişi herkes ile bağı hangi seviyede devam ettireceği konusunda, kendisi için ciddi bir şekilde karar almalıdır; nitekim her şey yalnızca bağ vasıtasıyla edinilir. Bu nedenle, yeni daha fazla genişleyebilen ve daha iyi bağın organize edilmesi bizim için çok önemlidir. Dostları unutmayınız, birbiriniz ile bağ kurunuz, birbiriniz için her zaman endişe duyunuz. Bu çalışma ile metodumuz desteklenmiş olur.

Bunun yanı sıra, dağıtıma dahil olmaya başlamalıyız. Fakat bunu ”üstünkörü” değil de daha bilgece yapınız. Bunun için öğrenmek, danışmak, ciddi ve hoş makaleler yazmak ve sonra onları kontrol etmek gerekir. Bizler bir şeyi sansür olmadan, hatta blog sayfasında bile bir şeyi sansürsüz yayınlamıyoruz. Şöyle düşünebilirsiniz: sansür yapanlar ideoloji konusunda neyi benden daha iyi anlayabilir ki? Onlar daha fazla şeyi anlarlar!  Bunun nedeni onların dışsal dünya ile daha yakın olmalarından kaynaklanır; aslında ben bu konuya yakın değilim. Adımızı bulaştırmamız gerekmez; nitekim şayet bunu yaparsak, dağıtıma zarar vererek kendimize de zarar veririz. Aşırı derecede, fazlaca gayret göstermekten türeyen zarardan daha büyük bir zarar olamaz.

Her şey için belli, ortada ve açık bir yapı olmalıdır. Destek ve onay alacağınıza emin olmadan herhangi bir yere, dışarıya teklifleriniz ile çıkmak iyi bir fikir değildir. Bazen grubunuzdan veya grup içindeki daha yüksek karar organından yazılı bir onay talep etmeniz gerekebilir. Her şey çok ciddi şekilde olmalıdır. Ben artık sizin kişisel manevi yükselişiniz konusunda konuşmuyorum; bu koşullara uymazsanız, manevi ilerlemenizi geciktiriyorsunuz ve daha sonrasında ise, bunun neden bu şekilde gerçekleştiğine şaşabilirsiniz.

Siz yaşamdaki en ciddi olan, insanlara bağlı olan tek bir şeye dahil olmuşsunuzdur. Bütün diğer şeyler insanlara bağlı değildir. Yaradan yalnızca onlarla oyun oynar ve yaptıkları şey sanki bir şeye zarar veriyormuş gibi bir aldanmayı yaratır. Onlar bir şeye zarar vermiyorlar; onlar bir şey düzeltmiyorlar ve bir şey yapmıyorlar. Bu çok basittir; sanki dünyayı zarara sokuyormuş gibi bir hissiyat ile ego yöntemsel şekilde yükseltilir. Bu ta ki bundan hasta olup, bunaldığımız, sıkıldığımız zamana kadar devam eder. İşte o zaman insanlar egonun ıslahı konusuna geçmeye başlarlar.

Ve bizler bunu kendi yöntemimize göre çabucak yapmayı isteriz. Bu bizim tüm fonksiyonumuzdur. Bu nedenle, sizi güçlü bir şekilde dürtüyorum: sizler çok ciddi arkadaşlarsınız ve aniden bir çeşit talepler ile çocuklaşabilirsiniz. Önce her şeyi güzel ve iyi şekilde organize ediniz. Ondan sonra organize etmiş olduğunuz o yapı için talepte bulunacaksınız.

Ve genelde, her şey çok başarılı şekilde gelişti. Ben dev bir potansiyel görüyorum. Büyük tecrübelere sahip ciddi insanlar ve ne ile uğraştığını çok iyi bilen, yüksek  yetenekli, neye başladıklarını ve nasıl şekilde ilerleme sağlayacaklarını anlayabilen büyük bir potansiyeli görüyorum.

16.6.2013 tarihli  Krasnoyarsk  kongresinden, 6. Ders

Dağıtım ve Birlik

Soru: Kongrenin her üç gününde dedik ki, insanlığın yalnızca %99’una yapılan dağıtım grubu gerçek anlamda birleştirmeye yardımcı olacaktır. Dışarıda dağıtım yapmak için mi birleşiyoruz, yoksa birlik olmak için mi dağıtım yapıyoruz?

Cevap: Bu karşıt olarak oluşur. Şayet bizler dağıtım içine dahil olmaz isek, o zaman bağ kurmaya ve grup içinde içsel çalışma yapmaya devam edemeyiz; hepsi ortadan yok olur. Fakat diğerleri ile çalışmaya başlarsanız, bütün bunları tartışmaya başlarsınız, ”doğum yapınız” ve bütün bunları aranızda birleştiriniz. Onlara her şeyi kendiniz örnek olarak gösteriniz; nitekim aslında öğrenciler de eğitmeni oluştururlar.

Diğer yandan, onlara neyi öğretecekseniz, kendi içinizde de bu doğumu yapmanız gerekir. Bu nedenle, bireyin ve kitlelerin ilerleme sağlayabilmesi, birbirine karşılıklı olarak bağımlı olan karşıtlık içindeki olaylardır. Sizler onlar için, onlar da sizler için vardırlar.

16.6.2013 tarihli  Krasnoyarsk kongresinden, 5. Ders 

Dünyanın Gerçek Resmini İfşa Eden Bir Karşılaştırma

Tora, Exodus (Mısır’dan çıkış), 20:14: ”Sen komşunun evine imrenmemelisin, komşunun karısına imrenmemelisin, ne onun erkek yardımcısına, ne kadın yardımcısına, ne öküzüne, ne merkebine, ne de komşunun olan herhangi bir şeye imrenmemelisin.”

Bir ev, bir eş (karısı), bir yardımcı hizmetkar, bir öküz veya bir merkep gibi bütün bunlar kişinin kendi içinde kurulmuş, derece derece olan temel arzulardır; dışsal kaplardan başlayarak en içsel arzulara kadar..

”Sen imrenmemelisin” demek arzularının üzerinde ihsan etmek için çalışmalısın ve yalnızca kendin için olan arzulardan uzaklaşmalısın.

Şimdiye kadar neye sahip olduğun ve sahip oldukların ile nasıl çalışacağın konusu vardı. Şimdi çalışacağın ise, diğerinin neye sahip olduğu ve diğerlerinin sahip olduklarını kullanamayacağın konusudur.

Kullanmak demek ”istemek” demektir. ”Sen imrenmemelisin” demek  yalnızca ”almayınız” anlamında değil ama aslında imrenmemek, öyle ki, diğeri için en ufacık bir kıskançlık hissetmemek demektir. O zaman, şayet onun ile kendini ilişkilendirirsen, onun hayalini bile görmeyeceğini anlamaya başlarsın.

Genellikle bir kişinin içinde biraz iyiyi, biraz kötüyü görür ve biraz onu kıskanırsınız. Onu aslında olduğu gibi göremezsiniz; siz onu kendiniz ile ilişkilendirip o şekilde görürsünüz; sizden daha iyi veya daha kötü bir yöne doğru diğerini görürsünüz. Eğer o kişiye kıskançlık prizması içinden bakmazsanız, onun hayalini bile kurmazsınız.

O size hiç bir zaman tanımlanamaz çünkü bizim temel özümüz bir kompakt bir disk (CD) gibi Işığa hassas olup, fotoğrafı çeken kameranın arkasındaki mercek gibidir; bunun fotoğrafını çekip elektrik sinyallerine dönüştürür ve bunu kontrol mekanizmasına geçirir ki, temel özümüz herşeyi yalnızca kendimizle ilişkin şekilde algılar: egoma istinaden, bunun ne kadar iyi veya kötü  göründüğünü.

Ben  kendim ile ilişkin bölümünden kurtulursam, o zaman seni görmem, benim görüş alanımdan yok olursun. O zaman ne olur? Dünyanın var olmadığı ortaya çıkar. Ben yalnızca sonsuz boşluk görürüm.

Bu demektir ki, ıslah olmuş bir seviye, diğer insanlara ve insanlığa istinaden, içimdeki kıskançlığın eksikliğini gösterir. Bu durumda, anlarım ki kimse yoktur ve her şey yok olur. Sonra benim tamamıyla yepyeni bir niteliği bulmam gerekir ki, var olan şeyi görmeme izin versin.

Şayet benim egomun sıfırlanma durumu ortaya çıkarsa, o zaman bütün dünyanın resmi sıfırlanmış olup, buna göre dünya var olmamaktadır. O zaman nedir var olan? İhsan etme niteliğinin dışında başka bir şey yoktur. Fakat bunu nasıl algılayabilirim? Ben kendimi ihsan etme niteliğine göre değiştirmeye başlayıp, aynı derecede buna uygun olmam derecesinde, bir karşılaştırma ortaya çıktığı için bu niteliği hissetmeye başlarım. Öyle bir hal alır ki, ihsan etme niteliğine uygun olmayan bir dünya bölümüm var olup, ihsan etme niteliğine uygun olan dünyamda  ise Yaradan’ın olduğunu idrak ederim.

Ben derece derece mutlak ıslaha eriştiğimde sanki ben yok olurum ve yalnızca eşsiz bir Yaradan hissiyatım kalır. Nitekim ben ”O’ndan başkası yok” farkındalığına, bunu kabul etme seviyesine  erişirim.

13.4.2013 tarihli  kabtv  ”Ebedi Kitabın Sırları”ndan

Hazırlık Olmadan En Üst Verimi Olmaz

10 yıldan fazladır kongreler organize ediyoruz. İlk kongremiz İsrail’de Moskova grubundan dostlarımız tarafından başlatıldı ve bu gelenek farklı ülkelerden dostlarımızın bir araya gelmesiyle geliştirildi. Öyle ki, tüm dünyadan kardeşlerimizle daha yakınlaştık.

Ancak şimdiye kadar sonunda ifşa olması gereken bir formda bu kongrelerimizi kullanmamıştık. Bir kongre, büyük bir buluşma, genel arzunun ifşa olduğu yer, çekmiş olduğumuz üst Işık’la etkileşim (Zivug) ve kolektif niyettir.

Önümüzdeki St. Petersburg kongresini yeni olarak göz önüne almalıyız, kendi türünün ilki. Bu kongrenin kendi özelliği tam gerçek bir hazırlıktır. Bir festivale gitmiyoruz, eğlencesi programlanmış ve kolay bir tatile çıkmıyoruz. Şüphesiz ki keyifliliğe karşı değilim ama hoppalığa ve ciddiyetsizliğe karşıyım.

Bu olaya çok ciddi endişeli hazırlanmalıyız. Ancak bu demek değildir ki acımasız, gaddar yüz ifadesi ile yürümemiz gerekiyor. Bilakis, hepimiz çok yüksek bir ruh halinde olmalıyız fakat aynı zamanda özel genel gücümüz için gerekli olan güçleri bir araya getirmeye ihtiyacımız vardır öyle ki bununla çok küçük dahi olsa üst Işığa benzerliğimizin birliğini gerçekleştirebileceğiz.

Bizim tarafımızdan ihsan etmenin çok az kısmını üretmek istiyoruz ki üst Işık buna doğru formu vererek düzeltebilsin. O zaman, AB – SAG ışığının düzeltmesinden sonra, ışığın dolumu ifşa olacaktır ve Yaradan’ı bileceğiz ve bu O’na memnuniyet getirecektir.

Kendi içimizde inşa etmemiz gereken esas şey güvendir. Tüm bütün bunlar hazırlığa bağlıdır ve hazırlığın sonucu ve eylemin kendisinin aksiyonu hakkında konuşmak gerek, başka yapılacak hiçbir şey yoktur. Mecazi konuşma, hazırlanmış olduğunuz akşam yemeği için. Şöyle denir, “Şabat akşamında çaba sarf etmemiş olan kişi Şabat gününde yemeğini nereden yiyecektir?”. Bu yüzden asıl iş kongrede değil öncesinde gerçekleşir.

St. Petersburg kongresine on sekiz gün kaldı. Rekor sayıda katılımcı bekleniyor. Ek olarak, bu kongre Krasnoyarsk kongresinin hemen ertesinde takip ediyor ve daha önce asla böyle iki buluşma tarafından ifşa olan kapların özellikleri arasında böylesi dramatik bir farka sahip olmadık.

Kısacası, kesin belli bir işe sahibiz. Krasnoyarsk kongresindeki gibi aynı şeyi yapmalıyız ancak genel arzunun bir başka katmanında farklı içsel ve dışsal koşullar içerisinde. Fark bizim için açık ve bunu etkisizleştirmemiz gerektiğini anlıyoruz. Eğer St. Petersburg’daki atmosferde Krasnoyarsk’taki olduğu gibi aynı birliği, aynı saydamlığı yaratmayı becerebilirsek, büyük bir ifşa ile ödüllendirileceğiz.

Ancak, Tekrar ediyorum: her bireyden ve hepimizden hazırlık çalışması gerekiyor. Eğer hazırlığın seviyesini ölçebileceğimiz bir cihazımız olsaydık bunu kongre salonunun girişine bırakmak isterdim ve ihtiyaçlarımızla buluşan diğerlerini de bunun içine girmesine izin verir ve diğerlerinin evlerine gönderirdim. Herkes şunu anlamalı; eğer kişi ortak çaba içinde doğru bir şekilde yer almazsa, bu kişi zarara yol açar ve bu zarar diğerlerine sağlamış olduğu bu zarar kadar ona geri döner.

Bu çok sert bir kanun. Bu yüzden ilk önce, tüm katılımcıları bu kongreye doğru hazırlanıp hazırlanmadıkları konusunda adamakıllı kontrol etmeliyiz.

Bunun yanı sıra bugünden itibaren, önümüzdeki kongreyi sürekli tartışmalıyız, herkesin hazırlanması ve materyallerin dağıtımını yapabilmesi için değişik dillerde sorular sorabileceği çevrimiçi bir alan oluşturmalıyız. Bu soruları çevireceğiz ve cevaplayacağız. Kongre için manevi hazırlığının çerçevesi içinde tüm bu ilgileri çekip çevirebilecek bir komiteye ihtiyacımız var. Moskova ve St. Petersburg grupları fiziksel ve organizasyonsal hazırlığı hiçbir çaba ayırt etmeden bu işi üstlenmektedirler ve işte bizlerde diğer alanlarda onlara yardım etmeliyiz.

23.06.2013 / St. Petersburg’daki Kongre Hakkındaki Konuşmadan

Soru: Kuzey Amerika Kadın Grubu ve Onlu Kadın Grupları Soruları

Soru: İsrail’deki Grup  Kuzey Amerika Grup’una nazaran sizinle birlikte çok hızlı ilerliyor.  Kuzey Amerika Grubu olarak onlara yetişmek için ne yapabiliriz?

Cevap: Size söyleyeceklerimi uygulayın daha sonra ayak uyduracağız. Bunu yapmak icin Israil Grubu’ndan örnek almalısınız ve onlarla birlikte çalışmalısınız. Eğer Grup ilerliyorsa, onların süreçlerine dahil olmaya hazırım.

Soru: Dünyadaki kadın gruplarının da Onlu Grup oluşturmasına izin veriyor musunuz veya bunu öneriyor musunuz?

Cevap: Beş kişiden on kişiye kadar oluşturulacak gruplar oluşturulmasını öneriyorum fakat buradaki ana nokta günlük konuları günlük olarak tartışmanız ve birbirinize destek vermeniz.

Yayınlama tarihi: 14 Haziran 2013

Eğer Kendi Etini Yiyiyorsan…

Eğer acı çekiyorsan ‘‘bir aptal tek başına oturur kendi etini yer’’ denen bir konumdasın demektir. Eğer sana yardım etmek isteyen güçlü bir çevren var ise ve sen de kendini iptal etmekten ve onlarla tamamen karışmaktan utanmıyorsan, şanlısın. O zaman ıstırap çekmezsin daha ziyade bu ıstırabın tümünü en iyiye çevirmenin ifadesini keşfedersin.

Eğer kendi etini yiyiyorsan, acının nerden, ne sebeple, kimden, ne amaçla geldiğinden emin olmayı tanımlayamıyorsun. ‘‘İşin başı sonu O’dur’’ koşulunu unutuyorsun ve bu sanki kendi kendine acı çektirmek gibi, sanki buna kendi kendine sebep olmuşsun gibi ve bunun sorumlusu senmişsin gibi davranıyorsun. Bu yüzden kendine işkence ediyorsun ve kendini yiyiyorsun.

Ancak eğer her şeyi Yaradan’a bağlarsan ve kör bir inançla değil, kendini yemeyi bırakacaksın ve aniden bu kötü hissiyatı yükseliş ifadesine giriş, sana bu koşulu gönderen Yaradan’la bağa çevireceksin böylece O’na bağlanacaksın.

06.06.2013 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

İçsel Yolda Bir Rehber

Soru: Onlu Grup icinde ne tür bir bağlantı olusturmalıyız ki içsel ıslahı öğretmeniz ile bu birlik içinde hissedebilelim? Biliyoruz ki sadece O’nun aracılığı ile Yaradan ile bağlantıyı kurabiliriz.

Cevap: Onlu grup’ta çalışırken öğretmeninizi düşünmenize gerek yok. Bunu alcakgönüllülükten dolayı söylemiyorum, bu bakış açısı doğru degil o nedenle söylüyorum. Öğretmen, öğrencinin gözünde o kadar yüksekte ve saygı duyulan olmalı ki Yaradan’a giden yola baktığınızda, ileri gidebilmeniz için bir büyüteç gibi olmalıdır. Bu büyüteç camını, yani öğretmenini gözlük olarak kullanabilirsiniz fakat öğretmeniniz sizin amacınız olmamalıdır.

Siz gözlüğe değil arkasında olana bakacaksınız fakat bunu ancak onun yardımı ile görebilirsiniz. Bu cam sizin Yaradan’a giden yolunuzun görüşüne düzgün olarak odaklanır. Bu öğretmenin ve grubun rolüdür.

Öğrencilerimin hepsinin bir halkada birlik olduğunu görüyorum, bir vücut olarak ve ben bu tek vücut insana yönelik konuşuyorum. Eğer benim gördüğüm şekilde bu ortak tek vücut ile bir olmak ve ona bağlanmak istiyorsanız, benden maneviyata dair bilgi alacaksınız. Bizler bu ortak tek vücutta birleşeceğiz ve orada birbirimizi gerçekten anlayacağız.

Eger ne demek istediğimi anlamak istiyorsanız, bunu kafanızda anlayabilirsiniz veya kalbinizde hissedebilirsiniz fakat bunu gerçekten anlayabilmek için eksiksiz olarak grubun merkezinde olmalısınız sanki odanın etrafında yürürken bir ses duymaya çalışır ve o sesi duyacağınız en iyi yeri aniden bulurmuş gibi. Eger diğer bir tarafa bir metre giderseniz hiç bir şey duyamayakmış gibi. Deneyin bunu!

Öğretmenin önemini hissetmek gereklidir fakat  Yaradan’ın ifşası için grup içinde çalışma yapmak bağlamında önemlidir.  Ögretmeniniz sizin hocanızdır, maneviyatta yol göstericinizdir fakat idolunuz veya Yaradan’ın yerini alan kral değildir, Firavun örneğindeki gibi.

Doğum Sancıları

Soru: Denir ki “Yaradan iyi ve iyilikseverdir’’. Öyleyse ‘‘çocuklarınızı acı içinde getireceksiniz’’ sözü ne demektir? Bu acının, sancının anlamı nedir?

Cevap: Çocuk doğumu acı ve sancı gerektirir ve Tora’yı çalışırken Yaradan’ın özellikle kadına karşı acımasız olduğu izlenimi altındayız. Yaradan kadına der ki ‘‘Arzun kocan için olacaktır ve o senin üzerinde egemen olacaktır’’. Sanki bu ikisi zıt güçler gibidir ancak her ikisi de aynı sebebe hedeflenir.

Malhut, arzumuz, doyumun kaynağına, Zer Anpin’e, erkek kısma özlem duyar. Daha ötesi, bu hepimizin içinde mevcuttur, hem erkeğin hem de kadının içinde. Bizler doyuma özlem duyuyoruz ve bu egoistik özlem hepimizi yönetiyor ve bunun hakkında hiçbir şey yapamıyoruz. Dişi parçanın eril parçaya yaklaşımı bu şekildedir.

‘‘acı içinde çocuklarınızı getireceksiniz’’ yeni bir seviyenin doğumu demektir, yeni bir hissiyatın, yeni bir edinimin, ıstıraplar yolu vasıtasıyladır.

Her seferinde içimizde daha büyük bir ego ifşa olur, uzun zaman birçok koşullar içerisinden geçtiğimizden dolayı bunun kötülük olduğunu ve bundan yani Mısır’dan çıkmamız gerektiğini görmeye başlarız, bir meyvenin tomurcuk atması gibi, aynı basınçla bir bebekte annesinin rahminden doğumu esnasında başarılı bir şekilde dışarı çıkar.

Ancak her doğum acı gerektirir zira her yeni seviye içinde iki zıt gücü barındırmalıdır, birisi embriyonun tutan gücüdür zira ego tutar ve çıkmasına izin vermez, aynı zamanda özgecil iten güç, meyveyi dışarı iten ve içeride tutmak istemeyen güç ifşa olur.

Bu iki zıt güç arasındaki mücadele ‘‘acı’’ denen bir geçiş sürecini yaratır, ‘‘çocuklarınızı acı içinde getireceksiniz’’. Bütünde, tüm maddesel fenomenler maneviyattan kaynaklanır. Böylece her seviyede doğarız.

Bu yüzden tüm manevi seviyelere grubun ‘‘ana rahmimiz’’ olduğu anlayışı ile yaklaşmalıyız ve bunun içerisinde iki zıt gücü yaratmalıyız. Bunlardan birisi varlığımızı sürdürmemizi sağlayan egoistik güç ve diğeri ise tüm her şeyin üzerine yükselmemizi sağlayan itişin özgecil gücüdür. Dışarıda varlığımızı sürdürmemizi sağlayan gücü terk ederek, sadece bizi iten ve bizi ileriye götüren güç tarafından doğarız.

Bu manevi süreç, her manevi seviyede, her manevi doğumun içinde bunun aracılığı ile ilerleyen tipik erkeklerin sürecidir, kesin ve aynı şekilde kadınlarında.

14.06.2013 Tarihli Krasnoyarsk Kongresi 1. Gün, 3. Ders