İhtiyacımız olan Tek Şey Sevgi

Soru: Dediğinize göre, kongrede arzularımıza kapılmamalı, bunlardan her zaman haz beklememeli, ama sadece çok çalışmalı ve diğer kişilere örnek olmalıyız.

Cevap: “Yaradılışın amacı yaratılanlara mutluluk vermektir. Bu nedenle, bu hazzı almayı düşünmeliyiz, ancak bu dostlara ihsan etmekten gelen ve onların aracılığı ile Yaradan’a vereceğimiz haz olmalıdır.

Mutluluk Yaradılışın amacıdır, mutlu olmalıyım. Eğer ağlıyorsam, Yaratılışın amacına zıt isem veya Yaradan’dan uzak isem, zevk alamam, mutluluk duyamam, haz alamam.

Yaradan’a yakınlaştıkça, daha fazla mutluluk duyarız. Ruhsal merdivenin basamaklarının hepsi, gittikçe büyüyen ve daha da güzelleşen hislerden oluşur! Sanki bu basamağın en üst noktasındaymışsınız gibi hissederiniz, hatta bunlar öyle duygulardır ki, kendinizi kaybettiğinizi düşünürsünüz. Ancak, Perde (Masah) olduğu için, bu yoğunlukları ayarında yaşarız. Eğer Perde (Masah ) olmasaydı, ufacık bir ruhsal mutluluk, tüm devrelerimizi yakmaya yeterdi.

Hissettiğimiz bu mutluluk, ihsan etmenin, sevmenin ve sevdiklerini bununla doldurmanın mutluluğudur.

Görüyorum ki yüzün asıldı. Sevdiğin birini bu sevgiyle doldurduğunu hayal edemedin mi? Bu dünyada kimseyi sevmiyor musun? En azından oğlunu? Oğluna bir hediye verdiğini hayal et, onun bu hediyeyi aldığındaki mutluluk sana ne kadar büyük bir haz verir, en azından oğlunun içindeki bu coşkuyu, bu heyecanı hissetmez misin? Oğlun güzel bir şey yediğinde ya da sevdiği bir oyunu oynadığında ne kadar mutlu oluyor, bu mutluluğu hissediyor musun?

Bu gibi fiziksel örneklerin aynılarını, manevi dünya için de verebiliriz. Ancak, maneviyatta bu sevgi bir babanın oğlunu sevmesi gibi içgüdüsel olarak ortaya çıkan bir sevgi değildir. Siz yardım için talepte bulunduğunuz zaman, ışık yardımı ile bu sevgi içinizde inşa olur. Bunun yanında, sevdiğimiz bir insanın mutluluğundan dolayı haz almanın gerekliliği de halihazırda anladığımız bir kavram olmalıdır.

Bu demek oluyor ki, tek ihtiyacınız olan şey Yaradan sevgisidir! Sizin yaptıklarınızdan mutlu olduğu zaman, siz de aynı şekilde bu mutluluğu alırsınız. Yaradan sizden daha yüksek bir seviyede olduğundan ve her şeyi kapsadığından dolayı, O’nu kendi seviyenize çekerek, bu mutluluğu 620 katına çıkartmış olursunuz.

Çabalarınızı ve hazzınızı O’na aktararak katlarsınız. O bizden 620 kat mutluluk aldıkça, bize 620 kat daha fazlasını verir. Manevi basamakları çıkmayı bu şekilde başarırız. Tüm çalışmamız, Malhut’un kendisi ile beraber, 613 arzu ve 7 ek olmak üzere tüm 620 arzuyu ışıkla doldurmaktır ”.

Günlük Kabala Dersi 1. Bölüm’den, 03/07/2013, Rabaş’ın Yazıları.

Sanki Her Seferinde Yeniden Başlarcasına

İsrail yaşamın tadını arzu eden, yaşamın sırlarını ve yaşamın kaynağını keşfetmek isteyen kalpteki bir noktadır. Bu kişinin Üst Güç ile olan içsel bağını tayin eder. Kişi bu bağı hayal edemese de, bu zaten vardır. Bundan dolayı, buna İsrail, Yashar-El (Yaradan’a doğru) denir; nitekim Yaradan’a doğru bu meyili vardır. Fakat bu kuvvet ona ait değildir; aksine bu kalp noktasından kaynaklanır, yani kişinin içindeki Üst Gücün bir parçasıdır. Yukarıdakine ait ve  ondaki bu nokta sayesinde geliştireceği şeyden başka bir şey onda yoktur.

Bizler 125 seviye yükseldikçe, bizler 613 kaplarımızı keşfederiz.  Bu kişinin tarafında olandır. Yaradan’ın tarafında ise, bizlere kalp noktası ve Islah Eden Işık verilmiştir. Bizler  bunların ikisini kullanabilir ve kırılmış kaplarımızı ıslah etmek için çalışırız.

Öyle bir hale gelir ki, benim maneviyata meyilim olup, 613 de bencilce arzum vardır. Şayet ben Işığı çekmek istersem Islah Eden Işık da vardır. Yani neyim eksiktir ? Benim 613 arzumu karşılayabileceğim bir grubum eksiktir. İşte bu nedenden dolayı ben gruba getirilmişimdir.

Yani benim kalbimde nokta vardır; ihtiyacım olan her şey, 613 kırılmış arzu, bir grup, Islah Eden Işık. Ben eğer bütün bu unsurları bütünselleştirirsem, Işık benim 613 arzumu etkiler ve üzerinde işlevini sürdürür. Bunlar sayesinde kalpteki noktam güçlenerek, bu 613 arzunun içerisinde Işık ifşa olabilir. Buna Yaradan’ın yaratılmışa ifşa olması denir.

Nitekim bizler bir seviyeyi bitiririz ve her şey yeniden başından itibaren başlar. Kalpteki nokta da yine yenilenmiştir. Çünkü bir önceki seviye 613 düzeltilmiş arzular vasıtasıyla daha da güçlenmiştir. Aydınlanmaya ve daha güçlü bir şekilde yanmaya başlar; nitekim ona karşı olan 613 yeni biçimde ortaya çıkan bencilce arzular, daha öncekilerden daha da dayanılmaz olur. Bunlarla karşılaştırıldığında, şayet kullanmak istersem, Islah Eden Işık daha da güçlü bir şekilde vardır. Bu arzulara karşı grubum vardır; yeni egoma istinaden, oluşan durumun eskisinden daha da kötü olduğu ortaya çıkar. Bütünüyle duruma baktığımızda, benim yapmam gereken bütün şey şudur: tüm bu dört unsur arasındaki doğru ilişkileri inşa etmek.

30.6.2013 tarihli  Kabala dersinin 1. bölümünden, Rabaş’ın yazıları

Düşünceler ve Arzular İçin Memnun Olmak

Kişinin içinde manevi çalışmayla ilişkili olarak yükselen tüm arzular ve düşünceler, bu çalışma için ya da buna karşıt da olsa sadece Yaradan’dan gelir. O, her zaman bir nedenken; bizler her zaman bir sonucuzdur. O, her zaman mükemmel, kök ve kaynaktır ve biz O’ndan sonra gelen, yaratılmış bir sonucuzdur.

Bu yüzden, bizler her zaman O’nun etkisine karşılık olarak hissettiğimizin farkına varmalıyız ve bu anlayışa göre karşılık vermeliyiz. Şöyle ki O, bize eğer ki doğru düşünceleri ve arzuları verirse, müteşekkir olmalıyız demektir. Eğer ki yanlış olan düşünceler ve arzular varsa; fakat aynı zamanda O, bunu yaptığını hatırlatır ki bizler bunu sormalı ve hatırlatma için Yaradan’a müteşekkir olmalıyız.

Nokta Sıfır Ölçekte Sonsuzluktur

Soru: Hazırlık döneminde seviyeler var mıdır? Ve 125 basamakta yükselmeye, manevi dünyaya girerken mi başlıyoruz?

Cevap: Başladığımız, şuan bulunduğumuz yer, sıfır seviyesi olsa bile biz farklı seviyelerden geçiyoruz. Her seviye içinde On Sefirot’u barındırıyor, ne daha fazla ne de daha az. Her Sefira’nın içinde de kendi On Sefirot’u var ve bu sonsuza dek bu şekilde gidiyor.

Tüm realite tamamen mükemmeldir, bir bütündür ve tüm unsurları içinde barındırır. Evrenin sadece tek bir resmi vardır. Ancak bir haritaya farklı ölçekle bakmak gibi, farklı çözünürlükte görünür.

Örneğin, biz St. Peterburg’daki kongreye gidiyoruz. Rusya haritasına yukardan baktığınızda, şehir sadece bir noktadır. Ancak, daha da yaklaşır ve ölçeği arttırırsanız, bu ufacık nokta büyük bir şehir haline dönüşür. Daha da yakınlaştıkça, tüm sokakları hatta binaları bile görebilirsiniz.

İşte, içinde bulunduğumuz koşul da bize aynen nokta gibi gelir. Ancak realitede nokta, bütün evreni içine alır. Her şeyi tüm detayları ile net bir şekilde görmek bu ölçeğe bağlıdır. Tüm detayların açığa çıkması ile de ilerleyis gerçekleşir.

Günlük Kabala Dersi 1. Bölüm’den, 30/6/2013, Rabaş’ın Yazıları

Geleceğe Doğru Merdiven

Bizler gelecekteki bir sonraki seviyemizi ne çeyrek ne yarım; fakat sadece tam olarak düşünebileceğimiz, bizimle ilişkili olarak kusursuz ihsan etme olduğunu kavramamız gerekir. Tek yol; aşağıdaki derecenin daha üstte olanı sanki onun nihai ıslah edilmiş standardı gibi düşünmesidir. Bununla birlikte, bir sonraki seviyeye yükselmek için gerçekten ıslahın sonuna ulaşılması gerekir.

Kişide var olan tüm niteliklerin, engellerin ve hayal kırıklıklarının ıslah edilmesi ve mükemmelliğe tamamlanması gerekir. Hiçbir şey iz bırakmadan kaybolmaz; fakat her şey kişinin sadece tam ihsan etme formunun eklenmesini kavramasıyla düzeltilir. Kişi tüm dünyanın ve tüm insanların ihsan etme içinde, kendisinin oraya dâhil ve özümsemiş olduğunu ve orada eridiğini görmelidir.

Bu, onun bir sonraki derecesidir ve bu dereceye yükselerek, kişi işin yepyeni bir dizi ek arzu ve derinliğini keşfeder. O, bu derecenin tüm arzularını, bu derecenin kaplarının ve niteliklerinin derinliğini ifşa etmek için tekrar çaba sağlamaya ihtiyacı vardır, bu dereceyi tam olarak ıslah etmek için tekrar mücadele etmelidir. Kişi buna ulaştığında, sonraki derecenin On Sefirot’unun tamamlanması olacaktır. Böylece o, dereceden dereceye, durumdan duruma yükselecektir.

30/06/2013 Tarihli Günlük Kabala Dersi’nin 1. Bölümü, Rabaş’ın Yazıları

Her An Islahın Sonunu Beklemek

Soru: Kongreye hazırlığımız için bize gereken eksiklik hissiyatını nasıl kazanırız?

Cevap: Bizler eksikliklerin olması için talepte bulunmamalı fakat eksikliklerin ıslahı ve kazanılan hissiyatın tamamlanması için talepte bulunmalıyız. Sizler nasıl hazırlık yapmanız gerektiğini ve nasıl kabınızı genişleteceğinizi soruyorsunuz ve bizlerin ek noksanlıklara ihtiyacımız yoktur. Bizlerin şimdi elimizde olanın bütünsel açıdan birleştirilmesine ihtiyacımız vardır.

Bizim başka şeye ihtiyacımız yoktur; fakat bizim düşünmemiz gereken tek şey budur. Ondan sonra, değişik fikirler, hayal kırıklıkları, karışıklıklar, itirazlar ve diğer bölücü unsurları beraberinde getirecektir. Bunlar  bizim daha güçlü olmamıza yardımcı olacak ve genel ıslahın bir bütüne dönüşmesini tamamlayacaktır.

Bizlerin yalnızca bağ kurması gerekir; Yaradan’a doğru, Işık ve Yaradan ile işte bu kadar. Zaten bizde olan eksiklik hissiyatı yeterli olur ve bizlerin  daha fazlaya ihtiyacı yoktur. Bizlerin yeni  kargaşalar ve sorunlar veya tatsızlıklar aramasına ihtiyacımızın yok olup, bu işi Işığa bırakması gerekir. Bizim çalışmamız her şeyi bir kavram halinde birleştirmeyi arzulamaktır.

Daha sonra bizler aniden yeni aksaklıklarla karşılacağız. Bu da birinci seviyede Aviut‘u (kalınlık,bayağılık) tamamlamak için eksikliği hissedilen şeyin bir işaretidir. Sonra bizler bunlar üzerinde de çalışarak onaylayacağız ve aldığımız yardım için şükredeceğiz. Buna ”hem iyi hem de kötü için şükran duymak” denir: hem Işığa hem de yeni eksiklik hissiyatlarına karşı müteşekkir olmak ve de kutsamaktır.

Soru: Bunun için nasıl hazırlık yapmalıyız?

Cevap: Ben içimdeki her şeyin bir yöne doğru birleşmesini isterim. Ben kendimi önceden hazırlarım ve oturup kongrenin başlamasını beklemem. Doğru hazırlık bunun şimdi başlamasından ve yarına bırakılmamasından yanadır. Ben Mesih’in her an gelip, bizi ıslahın sonuna götürmesini beklerim. Buna hazırlık denir.

30.6.2013 tarihli Kabala dersinin birinci bölümünden, Rabaş’ın yazıları 

Şimdiden İtibaren Muhasebemiz Yalnızca Sevgiye İlişkindir

Soru: Yaratılmış varlık kendi utancını Yaradan önünde nasıl sıfırlar?

Cevap: Bunlar BYA (Beria (yaratılış) /Yetsira (yaratılışın şekillenişi) /Asiya (eylem)) dünyalarından onları Atsilut’a (Oluşumun başlangıç yeri) yükselttiğimiz zaman uyguladığımız aynı ıslahlardır. Atsilut (”O’nunla” anlamındaki ibranice kök ” kelimeden gelir-Etzlo) Yaradan sevgisinin yeridir ve BYA dünyaları ise yaratılmış olan varlığın var olduğu yerdir.  

Kırılma sonuçlarının  bütünüyle aydınlatılması yalnızca sevginin açıklığa kavuşturulmasıdır. Kırılma olmadan bizler bu sevgiyi anlayamazdık. Bu yalnızca bu şekilde mümkündü çünkü bu kırılma, nefreti, yani Yaradan ile birlikte olabilmemizden bizi uzak tutan kırılmış arzuları ifşa etti. Bizler karşılıklı olarak O’nun sevgisine ”koşulsuz inanç” içinde karşılık vermek isteriz.

Şunu hayal edin: ben senin sevgine karşılık olarak sevgimi ifade edebilmek için her şeyi vermeye hazırımdır. Aramızda herhangi bir aldı ve verdi muhasebesinin olmasını istemem: ”Sen benim içinsindir ve ben senin içinim,” fakat yalnızca karşılıklı sevgi kazancın üzerinde; buna mükemmel bir eşleşme denir.

Dünyaların yukarıdan aşağıya yayılması, bizim aşağıdan yukarıya yükselişimiz için de, bu nedendendir. Gerçekte Üst Dünyalar’da yukarısı veya aşağısı yoktur. ”Yukarıdan aşağıya” demek, mekanik eşleşme hazırlığında Masah (ekran) ve geriye dönen Işık, Zivug de Hakaa‘ya (çarpılarak çiftleşme) katılırlar. Fakat ”yukarıdan aşağıya” yalnızca sevgi muhasebesi olup, Işığın niceliği ve niteliği hakkında değildir, yani demektir ki, doldurma hakkında değil fakat türevleri hakkındadır; kazandığım ise bütün hediyelerin ötesindedir.

Bizim çalışmamız yalnızca içimizdeki Yaradan sevgisi hissiyatını inşa etmektir. Fakat bizler bütün arzularımızın içinde sevginin tamamıyla zıttını, yani nefreti keşfederiz. Ama bu zaten sevginin ifşası olur; çünkü biz onun zıttını keşfederiz. Bu da zaten yüce bir başarıdır.

Kırılma bizim sevginin ne olduğunu anlamamıza izin verir ! Kırılma tecrübesi yaşamamış bir kişi sevmeyi bilmez, nefret etmeyi bilmez ve aslında herhangi bir şey hissetmez. Kırılma bizi çok hassas bir seviyeye getirir; bu bizi sevgiye istinaden, bazı şeyleri keskince aydınlatmamız için iter. Bizler dereceyi, tansiyon veya Işık ağırlığını ve kap ebatını ölçmeyiz; bizler yalnızca belli koşullara bağlı olan veya herhangi bir şeye bağlı olmayan sevgiyi ölçeriz.

Bu kırılmanın sonucu olup, bize inanılmaz fırsatlar sunar. Bu nedenle, bunun niçin yukarıdan aşağıya, bu dünyaya kadar düşüşte olması gerektiği çok açıkça belirginleşir.

17.5.2013 tarihli Kabala dersinin 3. bölümünden, TES   

Sınıfta Uykuya Dalmamak Nasıl Mümkündür?

Soru: Siz on saat konuşup yorulmayacağınızdan bahsediyorsunuz. Bizler ders boyunca uykuya dalmayacağımızdan ve yorulmayacağımızdan nasıl emin olabiliriz?

Cevap: Bu, önem derecesine bağlıdır. Eğer bu benim için önemliyse, bu durumda uykuya dalmayacağım. Yani, sürekli kendimizi heyecanlandırmamız gerekir. Önem derecesi yukarıdan gelen amaçla sağlanır, daha doğrusu egoizm yükselir ve bu yüzden ego “sıkışır” ve tekrar önemi gözümüzde yükseltmemiz gerekir bu da çevreye bağlıdır.

İyi bir dinlenmeden sonra sınıfta uyanık kalmak problem değildir. Sorun, yorgunluğa rağmen kendini yükseltmektir. Bu, çok önemlidir. Kişinin bu konuda çalışması gerekir.

Çevrenizdeki dostlar da atmosferi doldurmak için vardır. Şimdi, daha önce birçok kez duyduğunuz alışılmış kelimeleri söylüyorum. Onların içinde yeni bir şey görüyor musunuz? Eğer göremiyorsanız, o zaman bu bir problemdir. Kişi yenilik hissetmez gerçeğine kayıtsız kalmamalıdır. Bu, sadece kişiye bağlıdır ve kelimelerin hepsi aynıdır. Bizler kendimize kızgın olmalıyız.

13/06/2013 Krasnoyarsk Kongresi’ne Hazırlık

Sonsuz Sevgi Garantisini Nerede Bulabilirsiniz?

Rabaş “İnsanın Genel Yapısı”: “Şimdi Yaradan Sevgisi hakkında konuşalım. Öncelikle kişi bilmelidir ki sevgi eylemlerle elde edilir, yani kişi dostuna hediye  verir ve verdiği her hediye bir ok ve kurşun gibi dostunun kalbinde bir oyuk açar. Dostunun kalbi taştan bile olsa, yine her bir kurşun bu kayada delik oluşturur ve bunlar dostunun kalbinde bir boşluk yaratır. İşte daha sonrada hediyeleri veren kişin sevgisi o boşluğu doldurur.

Sevginin sıcaklığı, diğer dostun sevgisini çeker ve onun kıvılcımları ile birleşerek, her ikisinin de üstünü bir şal gibi örter, ikisinide içine alır. Bu demektir ki, aralarında oluşan bu sevgi her ikisinide çevreleyip sarar ve tek bir bütün haline getirir, çünkü İkisinide örten tek bir şaldır. Böylelikle birbirlerine pasifize olurlar.

Eğer iki kişi karşılıklı sevgiyi hissedebiliyorsa, her biri  bir diğerinin tamamlayıcısı olur. Herbiri diğeri ile bütünleşir ve daha sonra aralarında bu oluşan sevgiyi ifşa eden bir üçüncü, yani Yaradan belirir.

Tek taraflı sevgi uzun süre devam edemeyebilir. İkisi farklı seviyelerde olsa bile, böyle bir sevginin hissedilmesi için  iki taraf gerekir.  Biri diğerinden daha yüksek bir seviyedeyse yukardakinin aşağıya inmesi zor olmasına rağmen, yüksekte olan dostunun seviyesine inerek ona özel bir seviye (Ruhsal Partzuf) yaratır ve dostunun sevgiyle dolması için ona yardım eder. Böylelikle her seferinde dostunun bir üst seviyeye yükselmesine yardımcı olur.

Günlük Sabah Dersi, 1. bölüm, 19/03/2013, Rabash’ın Yazıları

St. Petersburg Kongresi: Atlama Yapmak İçin Koşmaya Başlamak Şart

Benim, şu andan itibaren kongreyi mükemmel bir şekilde görmem gerekiyor. Peki bunu  gerçekleştirmek için neye ihtiyacım var? Dostların toplantısı nasıl olmalı? Hangi izlenimler ve  hangi eylemlerle bunları başarabiliriz? Seçtiğimiz makaleler hangi konuyla ilgili olmalı? Makalelerden ve çalıştaylardan sonra hangi sorular hazırlanıp, sorulmalı? Kendimi nasıl hazırlıyorum? Bir misafir olarak, ev sahibi, dost, öğrenci, öğretmen ya da ortamı düzenleyen birisi hizmet eden birisi olarak mı? Herkes beni nasıl görüyor?  Ve benim bu yelpazenin her alanında  nasıl davranmam gerekiyor?

Kendim için en zor olan şey üzerinde çalışmalıyım. Örneğin, insanlarla bir araya gelip dans etmeyi sevmiyorsam, kendimi tamamen bu koşula adamalı, tüm  gerekli çabayı gösterip, tüm gücümle kendimi itmeliyim.

Sürekli doğru niyette kalmaya çalışacağım ve herkesin niyeti buna bağlı olduğu için, sürekli kendimi doğru niyette tutacağım. Şu bir gerçektir ki, Işığı sanki ince bir “Kanal” vasıtasıyla  çekiyorum ve bu nedenle de sürekli “Online” kalmak zorundayım. On’lu grubum ile konuşmalıyım. Herkes bir diğerini destekler ki, bu şekilde kimse ışığın aktarıldığı bu ince “Kanal”ı kaybetmesin. Yaptığımız paylaşımların tüm kongre için geniş bir iletişim kanalına dönüşmesini temenni ediyoruz.

İçimde, doğru niyette birisi olamayacağına dair endişem var. Bu da benim korkuya ve endişeye kapılmama, içimin ürpermesine neden oluyor. Bu bir çocuğa birşey olması gibi, bu bizim için bir yıkım, “Dünyanın Sonu” olabilir. Şimdi, her zamankinden daha da fazla endişeliyim. Bu bizim elimizde olan birşey değil, bunu tam olarak hissedemiyoruz, niyetten kopukluğu tam olarak ölçemiyoruz. Kelimenin tam anlamıyla hastalık içinde olmalıyım, ki  biri niyetten kopuyorsa sanki hasta oluyoruz, bu korkumuzu herkese hissettirmeliyiz, böylece onlar da doğru niyeti kaybetmesinler. Başarı buna bağlıdır.

Dostlar ne derse desin, ne yaparsa yapsın, hangi şarkıyı söylerlerse söylesinler, benim için bir sorun yok. Ben sürekli bir annenin çocuğuyla ilgilenmesi gibi, dostum hakkında endişe duyuyorum ve onunla ilgileniyorum ki dostum başarabilsin. “Kişinin kalbindeki endişe, başkalarına açılır” derler. Endişem herkese aktarılır.

Herşeyi hazırlamak, hızlandırmak, dostlarla biraraya gelmek için mümkün olabildiğince erken gelmeliyim. Sadece elli kişi bile olsa onlarla oturup, şarkı söylemeliz ve hissiyatımızla bu boşluğu hemen doldurmaya başlamalıyız.

Kongreye hazırlanırken ve kongreden dönerken, hiçbir dostumun ruh halini, gücünü kaybetmediğinden emin olmaya çalışmalıyım.

“Dostlar toplantısı, hareketli, heyecanlı olmalıdır. Makaleler, konuşmalar ve çalıştaylar için mümkün olabildiğince hazırlıklı olun. Bu çok önemli. Tüm konuşmalar ve şarkılar belli bir program içinde ve uyumlu olmalıdır. Dostlar toplantısında sürenin uzunluğu önemli değildir, önemli olan şey bunun kalpte hissedilmesidir”.

“Bu bahsettiğimiz hazırlıklar olmadan, kişinin kongreye dahil olabilmesi, tüm atmosferi hissedebilmesi mümkün değildir. Bunu yaşaması gerekir. En önemli şey, herkesle etkileşime girmek ve biraraya gelmektir. Bunu nasıl başaracağımızı ciddi bir şekilde düşünmeliyiz”.

“Aklın yardımıyla, karşılıklı, ortak bir hissiyata gelmemiz gerekiyor. Birlik hissine gelmemiz için, ciddi olarak bunun üzerinde çalışmalıyız”.

Günlük Kabala Dersleri, 27/06/2013, 4. Bölüm, Baal Ha Sulam’ın Makalelerinden.