Manevi Dünya Nerede Bulunur?

thumbs_Laitman_729_02Manevi dünya tam buradadır ancak bir ruhunuz olmadığı sürece onu göremezsiniz. Eğer bir damla spermden gelişmiş olmasaydınız, bu dünyayı da hissetmiyor olacaktınız.

Ancak, fiziksel bedeniniz bu spermden geliştiğinden dolayı, bu dünyayı da onun sayesinde hissediyorsunuz. Aynı şey ruh ile de gerçekleşir, onun da bir annesi ve babası vardır.

Soru: Benim ruhum ve akrabalarım (babam, annem, kardeşlerim) arasında ne tür bir bağlantı mevcuttur?

Cevap: Tek bir ruhun olduğu bütün genel sistemde, bana daha yakın olan ve benden daha uzak olan parçalar vardır. Yakınlık ya da uzaklık, manevi dünyada bundan türer. Bu insanların özellikle benim ailem olup da diğerlerinin olmaması bir şans eseri değildir. Özellikle bu kadın ile evlenmiş olmam ve bu çocuklara sahip olmuş olmam da şans eseri değildir.

Tüm bunlar zaten yaratılmış ve sabitlenmiş olan genel sistemden türetilirler. Benimle ilgili olarak nelerin olacağı başlangıç noktasından itibaren bilinir, ben sadece bunları kendim için keşfetmiş olurum. Ancak tüm bu olaylar zaten potansiyelde, potansiyel güçler olarak mevcutturlar.

Radyo Programı,103 FM (Israel), 01/02/2015

Grup Tarafından Şarj Edilmiş

thumbs_laitman_547_06Soru: İsrail’e tatiller ve kongreler için geldiğimiz zaman, eşsiz bir bağ ve mutluluk hissediyoruz. Ve eve döndüğümüz zaman, her şey tamamen bunun tersine dönüyor. Neden bu oluyor?

Cevap: Yurtdışına çıktığımda, çevremdeki toplumun ve bulunduğum yerin değişiminden etkilenmem. Etrafımdaki güzel manzaraların keyfini çıkarırım ancak her dakika kendimin içinde kalırım. Kendi kişisel mikro durumum değişmez.

Ancak sizin probleminiz şu, bir yere gittiğinizde o yerin yerel atmosferinin içine dalıyorsunuz ve bu yüzden de dışarıdan çok güçlü bir etki altına giriyorsunuz ve bu da sizi yoldan çıkarıyor.

Sizi çevreleyen toplumun etkisine daha az kapılmanız gerekiyor. Diyelim ki, etrafınızda birisi sürekli koşuşturuyor, bisiklete biniyor, sizin bir adım daha üstte ve tamamen farklı düşünceler ve beklentiler içinde kalmanız gerekirken bir şeyler yapıyor. Bunu başarmayı öğrenmeniz gerekli.

Eğer buna mümkün olan en hızlı şekilde ulaşmak istiyorsanız, o zaman grup tarafından yeniden şarj edilmeniz gereklidir ve sabahları dersten çıktığınız zaman, dersin bir sonucu olarak sizde doğmuş olan grup hissiyatını, bu sıcaklığı kaybedecek olmaktan dolayı korkmanız gereklidir. En nihayetinde, bizim derslerimiz sadece, bağ kurmak için olan arzuya, Üst Işık’ı davet etmek için  gereklidir.

Birlik için olan özlem, her şeyden önce gelir. Bundan sonra, Işık sizin duanıza bağlı olarak gelmelidir. Ve bundan sonra da, aranızdaki bağda, Yaradan’ı hissetmeye başlarız. Her zaman için bu çalışmanın içinde olmalısınız.

Ancak, eğer dışsal egoistik alanın etkisi altına girerseniz, bu sizin gelişmediğiniz anlamına gelir. Gün boyunca, grubun merkezini hissetme ihtiyacına en azından birkaç kez geri dönmeniz gereklidir.

Günlük Kabala Dersi17/4/2014, Dr. Laitman ile Soru ve Cevap

Manevi Yükselişin Seviyeleri

thumbs_laitman_553Tora’nın haftalık bölümlerini (Peraşa) okurken genel resme odaklanmaya devam etmeyi denemeliyiz çünkü Tora bizlere geniş, kapsamlı ve bütün bir birliğe nasıl ulaşacağımızı söyler.

Birlik yolunda ego tekrar tekrar ve artarak ifşa olmakta ve ego büyüdükçe bizler de onun üzerinde artarak daha büyük bir birliğe olan ihtiyacı keşfetmiş oluyoruz.

Ego, bize karşı hareket eden yardımcımızdır ve bize karşı bir yardım olarak hizmet eder, ancak aynı zamanda ego tüm kusurları, eksiklikleri ve  içinde bulunduğumuz koşulların zehirli buharlarını ifşa eder.

Ego, insanların, duran, bitkisel ve hayvansal doğalarına doğru olan tüketici tutumlarında ifşa olur, fakat özellikle aramızdaki ilişkilerde. Kıskançlık, haset, otorite, ünlü olmak için can atma ve saygı bizlerin ana büyük problemleridir.

Bu yüzden, düzetmelerimizin amacı, kişiyi tek eşsiz bir sistemde, herkesle uyum içerisinde birlik ve bütünlük koşuluna getirmektir. Bu, Tora’nın, Işık’ın, bize verilen tüm kusurları düzeltmesinin nedenidir. Kusurlar, bizim onları tanımlamamızın derecesine göre düzeltilirler yani, bizim onları gördüğümüz şekle göre.

Kusurların üzerine aramızdaki daha büyük bir birleşme ve birlik için yükselerek, kutsal günler, haftanın günleri, Şabat ve Aybaşı (Roş Hodeş), dünyanın milletleri, Leviler, Kohenler, İsrailliler v.b. olarak adlandırılan seviyelere yükselmiş oluruz.

Bu seviyelerde, bir seviyede Kral Davut’un, sonrasında Kral Süleyman’ın ve sonra Musa’nın, Harun’un, Yusuf’un ve Yakub’un seviyesinde olarak manevi yükselişin tüm diğer destekleyici sütunlarını görmüş oluruz.

Bu seviyelerden geçen bir kişi olarak, kişi, mümkün olan en çok seviyede olarak, en alçak seviyeden en yüksek seviyeye doğru yükseldiğini hisseder. Kişi, tüm günleri, kutsal günleri v.b. deneyimliyor gibi görür. Bu destekleyen sütunların herbirinin koşullarının içine girer, onlara bağlanır ve tüm insanlık ile birleşir. En sonunda, tüm dünyayı içinde birleştirir ve insan Adam haline gelir, (Adam; İbranice “Domeh” kelime kökünden gelen – benzemek), yani Yaradan’a benzer.

Bu yüzden, hepimiz, önceden belirlenmiş bütünlüğe ulaşana kadar, Tora’nın bize gelişimimizin temel seviyeleri hakkında söylemiş olduğu herşeyi algılamamız gereklidir.

Soru: Yeni yıl (Roş Aşana) ile başlayan kutsal günlerin sırası ilerledikçe, kişinin hislerinde kalır ve sonrasında buna göre Nuh, İbrahim v.b. gibi mi devam eder?

Cevap: Herkes bunu kendi kişisel yolunda deneyimler.

Eğer, genel ruh, parçalara bölünmemiş olsaydı ve kendini belli bir amaç yolunda düzelten, özellikle bunun için olan tek bir ruh olsaydı o zaman tüm seviyelerden belli bir sırada geçiyor olurdu.

Ancak, bizler herbirimiz karşılıklı olarak bağlı olduğumuzdan ve sadece aramızdaki bağ ile düzeltilebileceğimizden, içimizde yine karşılıklı olarak birleşmiş olan tüm bu seviyelerden ve Tora’da İbrahim, İshak, Yakub olarak adlandırılan bu figürlerden, seviyelerden geçmemiz gereklidir.

Tüm bu figürler, Adam (Adem) olarak adlandırılan seviyeye ait, manevi seviyeler ve bu figürlerin içsel içerikleridir. Seviyelerin kendileri de Şabat, haftanın günleri, kutsal günler, aylar ve yıllar olarak adlandırılırlar.

Bu, duran, bitkisel ve hayvansal doğadan meydana gelmiş olan bir bütün sistemdir; her seferinde artarak daha büyük bir uyum edinerek,  integral bir bütünlükte gelişen tüm dünya.

KabTV’den  “Ölümsüz Kitabın Sırları” , 28/ 4/ 14

Sevgi Bu Dar Dünyayı Genişletir

thumbs_Laitman_724Soru: Dediniz ki, Kabala Bilgeliği Tora’nın içsel bölümüdür. Bu Kabala’nın dinle ilgili olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Kabala çalışması sayesinde, kişi gerçekliği algılamasını tamamen değiştirir ve kişi benzer konseptlere farklı bir yaklaşım göstermeye başlar. Tora, İçsel Işık kuvvetinin kullanılmasına atıfta bulunur, düzeltilmesine ve gerçekliğin mevcut algılanmasının üzerine yükselmeye.

Kişinin “Komşunu kendin gibi sev” koşuluna ulaşmasının gerçeği, kişiyi kendi sınırlı ve hapsolmuş dünyasından dışarı, geniş, sonsuz ve daha üst bir dünyaya çıkarır. Bu teknik, sadece psikolojik olarak kişinin kendini sakinleştirmesini değil, kişinin tamamen yeni bir dünyada yaşamaya başlamasını sağlar. Kişi, bir dünyadan diğerine hareket eder ve tüm dünya görüşünü ona tasvir etmekte olan algılama organlarını değiştirir.

Radyo Programından, Israil 103FM, 8/2/15

Tüm Bunlar Çok Yakın…

thumbs_Laitman_731Genel bağlantıya ait olma hissiyatını korumaya çalıştığınızda gruba yardım etmiş olursunuz. Gruptan bir kişi düşebilir ama bu onun kendi düşüşüdür bu arada aynı anda, siz de kongre sırasında edinmiş olduğunuz koşulda kalmaya devam edebilirsiniz.

Örnek olarak, kongreden gittiğimi hissetmem. Kongreden sonraki günlerde, daha güçlü bir şekilde büyümüş olurum, kongrede edinilmiş olunan yeni seviyenin deneyimini kazanırım ve bu sayede yeni anlayışlar keşfetmiş olurum.

Bunun nedeni şudur, böye bir koşul daha önce kendi gerçekliğimizde, düzeltme sürecinde ve günümüz dünyasında mevcut değildi. Aslında bizler, ruhların düzeltilmesine başlamış durumdayız. Şu ana kadar, geçmişte yaşanan her şey sadece hazırlıktı. İlk günah (ilk Manevi Adam’ın ruhunun parçalara ayrılışı), Babil, Mısır’daki kölelik, Tapınakların yıkılışı ve sürgün, tüm bunlar arzuların düzeltilmeye hazırlanmaları için gerekliydiler. Şimdi, bunu düzeltmeye başlıyoruz.

Aramızda edinmiş olduğumuz bağ, düzeltmenin ilk seviyesidir. Bu şu anda çok da açık ve net değil ancak bizler zaten bu seviyedeyiz. Bu tıpkı hiçbir şey anlamayan ama bu dünyada da yaşamaya devam eden yeni doğmuş bir bebek gibidir. Benim size dediğim şudur, sizler zaten maneviyatın içindesiniz fakat şimdi bunu pratik olarak keşfetmeniz ve aslında hissetmeye başlamanız gerekiyor.

Duyularımızı geliştirmemiz gerekiyor. Bir bebek ilk doğduğunda o da hiçbir şey görmez ya da duymaz. Bu dünyayı hissetmez ve belli bir süre geçtikten sonra etrafındaki seslere ve ışıklara tepki vermeye başlar. Biz de şu anda tepki vermeyen durumdayız fakat aslında manevi dünyanın içindeyiz ve şimdi her şey bizlerin bu manevi dünyanın içinde ne kadar büyümek istediğimize bağlı.

Bir bebeğin büyümek için doğal bir içgüdüsü vardır. Bizlerde bu yok ve doğal içgüdülerimizi kullanmak yerine yapmamız şart olan, kendi başımıza doğamızı ve Yaradan’ı oluşturmaktır.

Bizlere sürekli olarak yeni arzular ve özellikler verilmekte ve eğer onları doğru bir şekilde işlemden geçirmezsek ve onları genel birliğe bağlamazsak, o zaman karşımıza yük olarak farklı şekillerde problemler ve zorluklar halinde çıkarlar. Bu yüzden, onları çok hızlı ve doğru bir şekilde işlemden geçirmeyi denememiz gereklidir. Aksi takdirde, dün yapmamış olduğumuz çalışmadan dolayı bugün, dünkünün iki katı çaba sarfetmek zorunda kalacağız. Dünden önceki gün yapılmayan tüm işler daha da büyüyecek ve tamamlanması üç katı daha zor ve fazla bir iş haline gelecek. Eğer bu şekilde devam edersek, en sonunda pes etmiş ve teslim olmuş olacağız. Ve bu durumda da her şeye yeniden başdan başlamak gerekecektir.

Öyle bir koşula ulaşmamız gerekiyor ki artık kongreler yapmamıza gerek kalmasın. Yükseklere ve daha da yükseklere tırmanmaya devam edeceğiz, kongreler bile olmadan. Eğer edinmiş olduğumuz bağ koşulunu korursak, hiçbir şeye ihtiyacımız olmayacak. Bu bağın içerisinde daha fazla gelişeceğiz ve birbirimizi hissetmeye başlayacağız. Günlük derslerimiz bizler için yeterli olacak ve dersleri internetten gönderilen kelimelerden değil, farklı bir seviyede algılamaya başlayacağız. Tüm bunlar çok yakın.

Günlük Kabala Dersleri 17 / 7 / 2013 , 1.Bölüm, Rabaş’ın Yazıları

Doğaüstü Olanın Arkasındaki – Büyücülük Sahtekarlığı

thumbs_Laitman_724Soru: Bizim sihir ve büyücülük anlayışımız bu devrin başlangıcında ciddi bir şekilde yaygınlaştı. İnsanların bir çoğu bu konulara inanıyorlar veya aktif bir şekilde yalanlıyorlar. Bu ise onların bu konuya olan ilgisini açıkça gösteriyor.

Kabala Bilgeliği bu hususlara ilişkin ne der? Bizler yararlı ve olumlu kuvvetleri büyücülük veya sihiri kullanarak ortaya çıkarabilir miyiz? Bizler yaşamımızı bunların yardımıyla daha iyi bir hale getirebilir miyiz?

Cevap: Öncelikle Kabala Bilgeliği olmasa, bu konuların modern zamanlarda aydınlatılması, büyücülük ve doğaüstü olayların ne olduğu anlaşılamazdı. Bu konular ödünç alınarak, Kabala Bilgeliği tarafından insan ruhunun gücünün arzularını ve bu arzuların nasıl kullanıldığını yapılandırmak ve incelemek mümkün olmuştur.    

Ağ örgüsündeki sihir

Konuya gelelim. Bizler birbirimiz ile bozuk şekilde bağ içindeyiz. Genel anlamda bizim bağımız bütünüyle bir egoizmdir. Bunun neticesinde, kötü güçler tüm insan ilişkileri sistemini doğurmuştur: Her birimiz kişisel fayda peşindeyiz ve toplum konusuyla ilgilenmeyiz. Bizler bizi saran her şey ile, her zaman kendimize yararı olacak şekilde fırsatı kollarız.

İnsanları bencilce davranmaları konusunda suçlayamayız. Başından itibaren bizler bütünüyle bencilce bir doğaya sahibiz. Fakat Kabala Bilgeliği’ni kullanmamak konusunda bizler suçluyuz. Bizlerin diğer kimselerden daha fazla pişman olmaları gerekir. Çünkü bizler Kabala ilmini dikkate almıyoruz. Oysa bu bilgeliğin yardımıyla bizler kötü eğilim ağından kendimizi daha yararlı bir bağ haline dönüştürebiliriz.

Kabala’ya göre bu, ”doğaüstü güçleri” olumlu şekilde kullanma yöntemidir. Örneğin, aramızdaki ilişkileri olumsuzdan olumluya dönüştürmek. Bizler bunları ”baş aşağı” döndüremeyiz, çünkü bu bizler için dışsal bir sistemdir. Günümüzde birbirimiz ile eksik bağ içinde olmamız aynı zamanda birbirimize pek iyi şekilde davranmamamıza sebep olur.

Güncel bağ ilişkileri seviyelerimizi değiştirmek ve hepimizin aramızda iyi ilişkiler inşa edebilmesi için, bizlerin ”Üst Kuvvet”, ”Yaradan” veya ”Doğa” denilen özel bir gücü kullanması gerekir. Kabala Bilgeliği’nde bizlerin başlatmayı denediği gücün tesirine ”Işık” denir.

Şöyle denir : ”Ben kötü eğilimi yarattım ve Tora’yı da bunun şifası olması için yarattım.” Yani başka bir deyişle, bencillik bizi yönetir; aramızdaki ilişkileri düzeltebilecek şekilde sistemi kullanacak bir yol hâlâ vardır. Işığın gücü bizim bencil yapımıza doğru iner ve bunu düzeltir. Bunun neticesinde aramızda yararlı bir ağ örgüsü belirginleşir.

Bizler işte bu şekilde Kabala Bilgeliği ve Tora’yı kullanmalıyız. Bunların özünde yer alan ”Dostunu kendin gibi sev” koşuluna bağlı kalarak, örnek olarak bütün insanlar arasındaki ilişkilerimizi yararlı bir şekilde oluşturabiliriz..

KabTV’den “Yeni bir yaşam”, 11.1.2015

Küçük Bir Salda

laitman_2008-12-24_8202_wSoru: Eğer terk eden herkes bağlantımızda bir delik açıyorsa, bizim teknede pek çok delik yok mu?

Cevap: Hayır, bu kişiler bağa katkıda bulunmadılar ve bu bağın içinde bütünleşmeye niyet etmediler. Böylece onları bizden uzağa attık; kısacası denize attık, bizim ortak bencil denizimize, Malhut’a attık.

Soru: Teknede kimler var?

Cevap: Teknede, burada bu teknede olmak isteyenler var. Bu tekne bizi bağlayan, birbirimize birleştiren Masah’dır (perdedir). Bu tekne Kli’nin başlangıcıdır, bu teknede olmamızın birincil nedeni saf olmayan (Sitra Ahra)  güçlerimizin engin denizinde boğulmamaktır.

Teknedekiler ‘kalpteki noktalarımızdır’  ve teknenin altındaki de egomuzun engin denizidir. Tekne koruyucu bir Masah (perde) olarak kullanırız, tıpkı batmamak için kalpteki noktalarımızı birbirine bağladığımız bir sal gibi. Ve etrafımızdaki Sitra Ahra gazabının fırtınalı denizi ile kudurmuş dalgalardır.

06 Şubat 2015 tarihli Günlük Dersin 5. Bölümünden, Baal HaSulam’ın Yazıları

Ego’dan Korunan Alan

thumbs_Laitman_901Soru: Denmiştir ki, “arzu, her an İsrailoğullarının kalplerindedir ve eğer gerçekten isteselerdi, Kutsallık’ın varlığı ile ödüllendirilirlerdi.” “Eğer gerçekten isteselerdi” ne demektir?

Cevap:  Güçlü bir arzu, başka hiçbir şey değil sadece tekbir şey istememiz demektir. Sadece birbirimizde ve herkesin içinde birleşmiş olmak ve böylece aramızdaki bağda hiçkimseye yer olmayacak ve aslında manevi bir emiş meydana gelecek. Sadece Yaradan’ın bu boş alanda ortaya çıkabileceğine dair büyük bir arzumuz var.

Böyle bir yer aramızda ifşa oldu, hiçbirimize ait olmayan ve aynı zamanda hepimize ait olan. Orada egomuzdan başka bir yer yok. Aramızdaki bağda üst bir boyut keşfederiz.

 

Egomuz dışarıdadır ve bizler içeride biraraya geliriz böylece merkezde daha önce varolmayan boş bir yer vardır. Boş bir yer olarak böyle birşey yoktur, fakat burada yaratılmıştır ve orada sanki birşey yokmuş gibi hissederiz, Yaradan bile.

Böyle bir alanı egomuzu bir kenara fırlatarak yarattık ve birbirimize bağlanma tutkularımız saf bir niyet ile, egoya olan direncimizde bağlandılar. Bu yüzden, bu yer boş bir hale gelir ve zaten farklı bir boyuta aittir.

İçinde bulunduğumuz yer hayvansal seviyeye aittir ve boş alan insanın şekillenmesi için olan yerdir. Bu Yaradan’ın ifşa olduğu yerdir: ilk on sefirot, yani biz, bu bağa dahil olanlar.

Günlük Kabala Dersi, 2.Bölüm, 3/6/2014 ,  Shamati #66

İnsanlığın Tarihçesi – Arvut’un (Karşılıklı Garanti) Gelişimi – 1. Bölüm

thumbs_Laitman_731Karşılıklı Garantinin Konuyla İlgisi

Bu konu, İsrail halkının tarihteki prizması içinden, Arvut (Karşılıklı Garanti) başlığına ayrılmıştır. Arvut’un İsrail toplumunu ve tüm dünyayı kurtarabileceğini söylüyoruz. Bu yazımızda şu anki mevcut durumumuzun köklerini görmek üzere geçmişe seyahat edeceğiz.

Aslında, bizleri Arvut’a doğru hareket ettiren program, dünyamızı da kontrol etmektedir. İnsanlık, doğanın, duran, bitkisel ve hayvansal seviyelerinden farklılık gösterir çünkü, o kadar egoisttir ki, diğerlerinin acı çekmesinden zevk alır, onların üzerinde hüküm sürmek, tüm dünyayı “yutmak” ister. Fakat, yavaş yavaş, geliştikçe, doğa ile benzer olup, onunla bağ kurmak ve kendini değiştirmek için bir düzeltme gerçekleştirmesinin gerektiği seviyeye ulaşır.

Tüm insanlığın birleşmesi, aralarındaki “karşılıklı garanti” onları doğa ile bağ kurmaya doğru yönlendirir. İnsan doğasının bu düzeltmesi, kötülüğün ifşası, egoizmimiz sayesinde gerçekleşir. İnsanlar, egoistik ilişkilerinin kendi kişisel yaşamları, toplum, ülkeleri ve tüm dünya için zarar verici olduğunu hissetmeye başlarlar ancak başlangıçta bu kötü doğaları ile ne yapmaları gerektiği onlara açık değildir. Ve sonrasında, acı çekmeler yüzünden, birleşmelerini ve global entegral doğaya benzer hale gelmelerini, yaşayan bir bedendeki hücreler gibi ve doğanın tek bir bütün sistemi olarak birleşmelerini sağlayan bir metot ifşa ederler.

Bu birleşmede, özel bir tip varoluşu ifşa ederler, doğanın genel sistemini ve tüm parçalarının birbirlerine olan bağlılıklarını algılamaya başlarlar. Doğanın içsel gücünün her şeyi nasıl kontrol ettiğini ve insanlığı mükemmelliğe yönlendirdiğini görürler. Ve bu şekilde, gelişimin kısıtlayıcı “tarihsel” yoluyla değil, yerine,  anlayış ve anlaşma geliştirerek, bu süreçle kendi kişisel bilinçli ilgimizi geliştirerek, bunları yerine getirirler.

Kendi gelişimimizde kendi girdilerimizin olması gereklidir. Doğanın tüm parçalarının birleşmesi ve bunun gelişimimizin en yüksek derecesi olduğunu anlamamız için çabalamamız gereklidir, Bu bize “insan” şeklini verir. Bunu yerine getirerek, doğanın entegre gücünü edinmiş oluruz ve insan toplumunun gelişmesine yön göstermiş oluruz.

Kanalları Açmak Işığın Çalışabilmesini Sağlar

thumbs_Laitman_910Manevi çalışma, Yaradan’a hizmet etmek olarak adlandırılır, bunun için tüm çalışmayı yerine getiren O’dur. Ben, manevi dünyada çalışmam, bunun yerine sadece çalışması, bazı bağlantıları aktif etmesi için Işık’ı davet eder ve Işık’ın bunların içlerinden geçerek, her şeyi organize etmesini sağlarım.

Bu yüzden, düzeltme hakkında düşünmek benim için yeterlidir. Bu dünyada, sıradan görünüşlü bir insan bile, düşenceleri sayesinde Işık’ı çekebilir.

Sadece Yaradan, Işık, çalışır ve etkiler, oysa bizler sadece bağlantıları düzeltiriz, kanalları açarız ve Işık’ın sistemin tüm parçalarında çalışmasını mümkün hale getiririz. O yüzden, dağıtım sistemi, düzeltmeye getirmek için tek olasılıktır.

Baal HaSulam, hiçkimsenin bir başkasının çalışmasını yerine getiremeyeceği hakkında yazmıştır. “Tıpkı yüzlerin aynı olmadıkları gibi, düşünceler ve karakterler de aynı değildirler.” Bu yüzden, bu dünyada bir kişiyi dahi kaybetmemeliyiz. Eğer bir kişi ortadan kaybolacak olursa, hiçkimse bu çalışmayı onun yerine gerçekleştiremez.

Dağıtımımız sayesinde, kişiyi içinde bulunduğu pislik ortamdan, tüm yaşamını sorguladığı bir yere getiririz. Onu gerçek çalışmaya çeker, tüm sistem genelinde, Işık kanalının onun için açıldığı aynı yere getiririz.

Bundan sonra, kişi kendi içinden çıkan kanalları aktive ederek aynı şeyi gerçekleştirir. Ancak, kişi bu zincirin arkasında durduğu için, yapmış olduğu her şey benim üzerimden geçer ve ben onun tüm çalışmasından zevk alırım. Bu nedenle, öğrencilerin niteliği ve sayısı ne kadar büyürse, o kadar da öğretmen yükselir.

Grubun, bu yolda nasıl yükselebileceğini bir düşünün. Bunun yardımıyla, Kabala Bilgeliği ve İntegral Eğitim ile ilgili bütün daireleri organize ederiz.

Esasında, Kabala Bilgeliğin’de de, İntegral Eğitim’de de aynı prensibin dağıtımını gerçekleştiririz: “O’ndan başkası yok” ve bundan başka dağıtımını yapacak birşeyimiz yoktur. Tüm Kabala Bilgeliği sadece bunun hakkında konuşur. Ve İntegral Eğitim metodu da aynı zamanda bu konudan bahseder, sadece farklı sözlerle.

İntegral Eğitim ve Kabala Bilgeliği arasında hiçbir fark yoktur. Basitçe söylemek gerekirse, eğer kişinin kalpteki noktası yoksa ve Üst Dünyaları edinmeyi arzulamıyorsa, ona her şeyi bu dünyadaki konseptler ile genel entegre sistem hakkında konuşarak ve dünyanın tek bir global köy olduğu şeklinde açıklarız.

Bu da aslında aynı şey hakkında bahsetmektedir, sadece kelimeler katılımcılara göre seçilir. Ancak, bu kişiler için ve diğerleri için bile, niyetimiz “O’ndan başkası yok” prensibini iletmektir.

Verona Kongresi, 2.Gün, 22/11/2014, Ders 4