Çalışmamız İçin İkinci Bir Rüzgar Geliştirmek

thumbs_laitman_546_03Gelişimimiz ve çalışmamızın kalitesi için gerekli olan yakıt konusunda endişe duymalı ve sadece çalışmanın miktarının peşinden koşmamalıyız. Aksi takdirde, bu bizleri büyük bir düşüşe sürükleyecek. Hep birlikte oturup, insanlara yaklaşmak için bir metot üstünde düşünmeliyiz. Genel halk ile ciddi bir şekilde ilgilenmeye başladığınız anda, ikinci bir rüzgarı da yakalamış olacaksınız. Şimdi, uzun bir koşudan sonra yorgun düştünüz. Her ne kadar çok büyük bir başarı göstermiş olsanız da, bu artık sizleri heyecanlandırmıyor ve sizlere eskiden sahip olduğunuz gibi aynı enerjiyi vermiyor. Başarılı olmaya alıştınız ve bunun hakkında sizin için yeni bir şey yok. Herşey bir sona geldi ve siz de bundan yorulmaya, hasta olmaya başladınız.    

Bu tıpkı Or Yaşar‘ın (Direk Işık) dört safhası gibidir. Neden ilk safha sonsuza kadar devam edemez? Bunun nedeni, (Alef-Lamed-Peh) bittikten sonra, ikinci safha (Bet-Yud-Taf) başlar. Bu da bittikten sonra, üçüncü safha başlar.

Işık, arzuyu etkiler ve sürekli olarak değiştirir. En sonunda, kalitesel olarak almadan, ihsan etmeye; Hohma’dan Bina’ya  yeni bir hale gelir. Yani, çalışmamızda da aynı şey meydana gelecektir. Aynı oyunu hayatımızın sonuna kadar oynamamız mümkün değildir.

İnsanlar âşık olduklarında, birbirlerini yaşamlarının sonuna kadar seveceklerine dair yemin ederler, ancak âşkın biz ölmeden evvel zayıflayacağı açıktır, çünkü bizler çok hızlı gelişiyoruz. Günümüzde,  gelişim çok çabuk gerçekleşiyor, birçok kişi yaşamlarında birçok kez evlenip boşanıyorlar.

Bu şu anlama gelmektedir: Her safha tamamlanacaktır ve bizler de bunun olmasını beklememeliyiz. Zaten, önceden, şunu anlamalıyız ki, her ne kadar bizim dağıtım çalışmalarımız verimli, doğru ve iyi olsa da ve bunun önemini de azaltamayız, yine de buna ilaveler, eklemeler ister. Çalışmanın hakkında düşünmek bize bağlıdır çünkü her yeni seviye kalitenin geliştirilmesi ile edinilir.

Bu şu anlama gelmektedir, insanlarla olan bağımızın daha kaliteli olması gereklidir.  Bir sonraki seviye tam olarak bir önceki ile aynıdır fakat daha büyük bir seviyedeki bağlantı ile. Zaten bağlantıya geçmiş olduğumuz kişiler ile tekrar buluşmamız gereklidir ve onlara düzeltmenin metodunu öğretmeye başlamamız gereklidir. Onlara açıklayıcı materyaller göndermemiz, onlarla çalıştaylar ve birlik faaliyetleri yapacağımız geceler tertip etmemiz ve aynı zamanda ilgilerini sürekli kılmak için televizyon kanalları ve internet vasıtası ile onlara öğretmemiz gereklidir. Tıpkı onları okula kaydettik ve şimdi sırada birinci sınıfa başlamak bize bağlıdır.

Sonuç olarak, bizler insanları, Yaradan ile birleştiren bir kanal haline geleceğiz. Bizler, henüz bu kanal değiliz, daha doğrusu sadece ilk temas noktasına ulaşmış durumdayız.

Pesah  İçin Kap Kacak

thumbs_laitman_538Soru: Maneviyat bakış açısı itibariyle, Pesah içimde beni yöneten kötülükten, diğerleri ile olan ilişkilerimdeki bencil davranışlarımdan ayrılmak demektir. Çoğu evin özel bir dolabında Pesah kap kacakları bir set halinde bulunur. Pesah için tüm kap kacakları değiştirmek geleneği neyi sembolize eder?

Cevap: Aslında Pesah için özel kap kacak seti yeni moda, modern bir akımdır. Daha önceki zamanlarda, Pesah öncesinden insanlar yeni kap kacak yapıyorlardı -kilden, tahtadan veya hayvan derisinden.

Yeni olan yemek kapları, yeni kapları (klipot) sembolize eder; örneğin, kendimiz için kullandığımız bir süre önceki arzularımızı. Şimdi bizler bunları bu şekilde kullanamayız. Fakat yalnızca ihsan etmek için bunları kullanabiliriz. Diğerleri ile olan ilişkilerimde benim kendi arzularımın bulunduğu seti değiştirmem gerekir.

Soru: Bütün sene boyunca kullandığımız ”gündelik kap kacak seti” ve ”Pesah kap kacak seti” ne anlama gelir?

Cevap: ”Gündelik kap kacak seti” diğerleri üzerinden bencilce arzum ile haz almaktır ve daha sonra siz bunu tekrar baskı altında tutar ve kullanırsınız.

”Pesah kap kacak seti” bunun zıttını yani diğerlerinin iyiliği için ihsan etmeye ilişkin arzuları kullanmayı temsil eder.

Sizin bir seti diğer set ile değiştirmeniz gerekir -arzularınızı diğerlerini sevmek için, ihsan etmek için kullanmak. Buna ”yeni kaplar” adı verilir ve bu yeni kapları bir hafta süresince kullandıktan sonra, eski kaplarınıza geri dönmeye başlayabilirsiniz. Çünkü siz artık eski kaplarınızı nasıl düzeltmeniz, yani doğru şekilde kullanmanız gerektiğini biliyorsunuzdur.

KabTV’den, “Yeni Bir Yaşam”, 24.3.2014

Bir Kabalist İle Yıldırım Hızında Sohbet

thumbs_laitman_552_03Soru: Ölümden sonra yaşam var mıdır?

Cevap: Evet.

Soru: İnsanlar niçin entellektüel potansiyellerinin yalnızca %3’ünü kullanıyorlar?

Cevap: Çünkü kalan %97’si manevi ifşa içindir.

Soru: Bizler kendimizi değiştirebilir miyiz?

Cevap: Hayır. Fakat bizler bunu üst kuvvetin yardımı ile yapabiliriz.

Soru: Bu yaşamda niçin bu kadar çok kötülük ve haksızlık var?

Cevap: Bu dünyalara bunu getirenler bizleriz.

Soru: Size göre kim İsraillidir?

Cevap: ”İsrail’, ibranicede Yaradan’a doğru anlamına gelir. Bu kelime Kabala Bilgeliği yardımı ile Üst Güç’e odaklanmış olan kişi için, ”iyilik yapan iyiye” doğru yönelmiş olan kimse için söylenir.

Soru: Sizi en çok rahatsız eden şey nedir?

Cevap: Sizin en son sormuş olduğunuz sorunun cevabına zıt olan herhangi bir şey.

Soru: Bir Kabalist bu dünyaya ait olan, yemek, seks veya herhangi bir şeyden hoşlanır mı?

Cevap: Bir Kabalist sıradan bir insanın hoşlandığı her şeyden zevk alır. Neden olmasın ki?

Soru: Trafik kurallarına dikkat eder misiniz?

Cevap: Evet.

Soru: Bu dünyadan gitmeye karar verirseniz yanınızda götürmeyi istediğiniz tek kitap hangisi olur?

Cevap: Baal HaSulam’ın Şamati kitabı. 

İsrail Radyo Programından, 103 FM,  15.2.2015

Pesah Sederi: Dünya Ruhunun Doğum Emri

thumbs_laitman_540Matsa “Bina ekmeği”nin yendiği seviyeyi sembolize eder. Bu da Bina, ihsan etme seviyesinden gelir. Hala Malhut seviyesinde olmamıza ve yükselebilmekten yoksun olmamıza rağmen, mümkün olduğu kadar fazla şekilde ihsan etme hareketlerini uygulamayı ve birbirimiz ile bağ kurmayı denemeliyiz.

Bizler başarılı olamayacağımızı kesin olarak bilsek de, bu fark etmez. Bizler yine de bu hareketleri devam ettirmeliyiz çünkü o hareketler üst ışığı bize doğru çeker ve ardından bizim ”kurtuluş” dediğimiz ışık hareketini uygular.

İnsanın bu dünyadan çıkışı yani bencilce alma niteliğinden, egosundan, pragmatik bilgiden çıkışı muntazam şekilde değil, seviyelerin sırasına göre olur. Bu bütünüyle karanlıkta ve acele olan doğum sürecine benzer. Doğum esnasında ceninin baş aşağıya dönmesi, bir dünyadan diğer dünyaya geçmesi gerekir: annesinin içinden, kendi içsel seviyesine, dışsal dünyaya.

Bizim ruhumuz da kesinlikle aynı şekilde doğmuştur. İşte bu yüzdendir ki, başka hiç bir bayramın, bayram ziyafeti esnasında bu kadar kesin hareketler sırası yoktur. Genelde bizler yemeği ve şarabı kutsarız. Fakat Pesah yemeğinin (ibranicede seder) katiyetle uygulanması gereken bir sırası vardır. Çünkü insanın egosundan, dünyamızdan çıkışı budur. Nitekim manevi dünyanın algılanışını edinmek, daha yüksek bir boyut yani manevi doğum olarak nitelendirilen şey, bahsedilen genel kurallara göre gerçekleşmez.

Arzular çoğunlukla seviyelerin sırasına göre büyür: küçük seviyenin iki safhası (Katnut, Alef ve Bet), büyük seviyenin iki safhası (Gadlut, Alef ve Bet), birbirini takip eden içsel ve dışsal seviyeler ve yine yeniden: içsel ve dışsal. Yani başka bir deyişle, arzular ve Işık kademe kademe büyür.

Fakat doğum esnasında her şey sanki “yanlışmış” gibi, başka türlü şekilde meydana geliyormuş gibi gözükür. İşte bu sebepten dolayı Pesah yemeğine ”Seder” (sıra) adı verilir; bu özel bir sıra olup, ardışık büyüme kuralına göre değil, seviyelere göre tekabül eder.

“Mısır’dan çıkış” esnasında bizim şimdi deneyimlediğimiz seviye, bizim doğumumuzdur. Daha sonra doğmuş olan ruh büyümeye devam eder fakat gerçek bir “devrim” bu seviyede gerçekleşir. İşte bu yüzden Pesah yemeğinin bütünüyle sırası: “Kiduş” (kutsamak), “Urhats” (ellerin yıkanması), “Karpas” (yeşilliklerin tuzlu suya batırılması), “Yahats” (Matsa‘nın bölünmesi), “Magid” (Mısır’dan çıkışın hikayesi) ve devamı genel sıraya ilişkin şekilde, Işıklar ve arzuların karşılıklı ilişkilendirilmesi ile gerçekleşmez. Onlar büyümeye devam etmelilerdir.

Bu sebeple Mısır’da olunsa bile, bencilce arzularla, birbirimize karşı bencilce tavırlar içinde olsak ve kendimizi düşünsek bile (sonuçta  Firavun sizi yönetiyorsa), Firavun’un tüm gücüne rağmen, bunun üzerine yükselmek için elimizden gelen her hareketi yapmayı denemeli ve aramızdaki yeni bağı bulmamız gerekir. Mısır’ın dışında var olan bir bağı bulmamız gerekir. Bu gelecekteki kurtarılmaya doğru ayarı yapmak demektir.

18.4.2011 tarihli sabah dersinin 1.bölümünden, ”Bu Yehuda için”

Manevi Yükseliş İçin Bir Kadeh Şarap

thumbs_laitman_547_06Soru: Bizler bayramlar esnasında niçin şarap içiyoruz? Özellikle de Pesah (hamursuz) bayramı zamanında yemekte dört kadeh şarap içmek.

Cevap: Şarap bayramlar esnasında bizlere yukarıdan aşağıya gelen, bizlerin belli bir yükselişe erişmesini sağlayan, edinilen Işığı (Hohma) sembolize eder.

Şarap yalnızca bir sevinç sembolü değildir. Aksine bu bizlerin sabit bir şekilde bağımızı artırmamıza ve üst manevi dünyanın ifşasına yaklaşmamıza ilişkin bir kanıttır.

Bizler Kızıldeniz adı verilen seviyeye erişir erişmez, karşılıklı kopuştan, karşılıklı bağa yükseliriz. Aramızda üst dünya adı verilen yeni ve faydalı ilişkileri ifşa etmiş oluruz.

Aramızdaki iyi bağı inşa edebilmek için dört kademeden geçmemiz gerekir. Bunlar Pesah yemeklerinde geleneksel olarak içtiğimiz dört şarap kadehi ile sembolize edilir.

Israil Radyo Programından, kanal 103FM, 15.3.2015 

Kişi  Kendi Doğasında  Özgür mü  Yoksa  Köle midir?

thumbs_laitman_548_03-jpgSoru:  Ben kendimi esaret içinde hissetmiyorum; ben özgür bir adammışım gibi geliyor. Peki Pesah  bayramında, kendimi her sene uygun olacak şekilde, Mısır köleliğinden çıkacak şekilde sunmama ilişkin talimat nasıldır?

Cevap: Bize sanki özgürmüşüz gibi geliyor çünkü bizler birbirimize bağlı olduğumuzu hissetmiyoruz. Bizler yaşamımızı öyle şekilde düzenliyoruz ki, herhangi birisi ile alakalı olmak istemiyor, kimsenin bizi rahatsız etmesini istemiyoruz. Bu bizim doğamızdır.

Bağımsızlık uğruna bizler yeni bilgisayarlar ve cep telefonları keşfediyoruz. Her evde o kadar çok ev aleti var ki, bunlar ile en asgari şekilde diğerlerinden yardıma ihtiyacımız olur. Bu bizim bencil doğamız için kolaylık olup, onun taleplerini sürdürmeye devam ederiz: Ben kimseye dokunmam ve kimsenin bana dokunmasını da denemem.

Fakat temelde hepimiz birbirine bağlı ve bağımlıyızdır. Tüm durağan, bitkisel ve hayvansal doğalar da her şeyin diğer şeyler ile bağlı olduğu tek bir integral sistemi meydana getirir. Yani Kabala Bilgeliği, bizim birbirimize bağlı olduğumuzu ve bu bağımlılığı da gelecekte keşfedeceğimize dair bizi uyarır.

Bizler şayet birliği edinmezsek o zaman bu bizim için çok kötü olacaktır. Bu arada bizler bunun  gereklilik derecesini hissetmeyiz. Çünkü Kabala Bilgeliği önceki nesillerin birliğinde ifşa olmamıştı. Binlerce senedir saklıydı. Bizlerin buna ihtiyacı yoktu ve birbirimize bağlı olduğumuzu keşfetmeye hazır değildik.

Nitekim günümüzde bütün dünya bu karşılıklı bağımlılığı hissediyor. Bu olumsuz bağın derecesinin keşfedildiği oranda bunun etkisi de yahudilere yansıyacaktır. Onlar bu metodu öne sürerek tüm farklılıkların üzerinde birleşmenin mümkün olduğunu benimseyeceklerdir.

Günümüzde dünyada bu metoda çok büyük bir talep vardır. Bu nedenle şayet bizler bu metodu diğer insanlara yaymaz isek, güçlü bir baskıyı hissedeceğiz. Antisemitizm daha fazla büyümeye devam edecek ve dünya ulusları günden güne yahudilerden daha fazla hak iddia edecek ve kendi yaşadıkları sorunlar yüzünden bizleri suçlayacaklardır.

Onlar tam anlamıyla bizlere karşı olan nefretin nedenini bilmeyeceklerdir. Bu baskı değişik yöntemlerle ifade edilebilir. A.B.D’nin İsrail ile olan ilişkisinde günden güne gerileyen, bu bozulan tutumu aynı şekilde görebiliriz.

Soru: Günümüzde dünyaya baktığınızda bizim seviyemizi kölelik olarak tanımlar mısınız?

Cevap: Tabii ki, bizler kendi doğamızın kölesiyiz. Ben her zaman kendi içsel doğamın emirlerini devam ettiriyorum ve onları herhangi bir aydınlatma, eleştiri veya zıtlık olmadan yerine getiriyorum. Buna karşı olmaya basitçe pek hazır değilim.

Bencil arzum başarılı olmam ve diğerlerini katmadan fayda sağlamam konusunda başarılı olmamı talep eder. Yani eğer ben diğerleri ile bütünsel bir bağ içinde isem, onları nasıl dahil etmem? Ben tüm hareketlerim içerisinde kısıtlı hale gelirim.

Soru: Yani sorun benim iyi veya kötü yapmamda değil ama bir şeyi yaparken diğerlerinin pahasına bunu yapmak mı?

Cevap: Bu şekilde ben başarılı olamam. Bugün bütün bir ulus bile diğerlerinden izole olmuş şekilde başarılı olamaz. Hepsi birbiri ile bağın gerekliliğini keşfediyor. Fakat bunu doğru şekilde yapamıyorlar. Hiç kimse aralarında nasıl iyi bağlar inşa edileceğini bilmiyor: Amerika, Rusya, Çin, Avrupa, Yahudiler ve Araplar.

Bütünüyle iyi bir bağ vasıtası ile yapılmamışsa, kimse bu konuda öncelikle başarılı olamaz. En başarılı olacak olanlar, karşılıklı bağları bütünüyle dikkate alan ve buna göre hareket edenler olacaktır. İşte bu durum kölelikten çıkıp, özgürlüğe geçişi sembolize eder. Herkesin, her birimizin bunu öğrenmesi gerekir.

İsrail Radyo Programından, kanal 103FM, 15.3.2015

Pesah  Her  Zaman Sizinle Olan Bir Bayramdır 

thumbs_laitman_549_02“Pesah” seviyesine gelebilmek için bizler egoizm ile birlikte çalışmamızın mümkün olmadığı bir gelişim seviyesine erişmeliyiz; bunun üzerine yükselmemiz gerekir.

Egoizmin infilakı ilk defa Babil’de oldu. Nüfusun fazla  olmadığı zamanda ortaya çıkan bu patlamaya karşı, Babil rahiplerinden İbrahim egoizmin üzerine yükseliş sistemini keşfetti.

Binlerce kişi bu metodu kabul ederek onunla birlikte Kenan Ülkesi’ne yani günümüzdeki İsrail topraklarına gittiler. İbrahim kendisi ile birlikte gelenlere birbirini sevmenin ne anlama geldiğini öğretti. Egonun üzerine yükselmeyi ve devamlı şekilde kişinin egosunun üzerine basmayı-Pesah‘ı. (Pasah kelimesinden gelir ve geçmek anlamındadır)

Egomuz devamlı büyür ve bizler bunun üzerinde büyürüz. “Sevgi tüm günahları kapatır” kuralı ile. Hatalar devam eder fakat büyüdükçe -geniş bir nefrete doğru yükseldikçe- aramızda daha büyük bir sevgi belirir.

Bizler nefretimizi saklamayız ve bundan dolayı utanç duymayız. Çünkü bunun insanın doğasında olduğunu anlarız. Bizim bir sonraki görevimiz ise, nefreti sevgi ile kaplayacak bu fırsatı bize verecek doğadaki olumlu kuvveti tanımlayabilmemiz ve belirleyebilmemizdir.

Nitekim bundan sonra bizler sabit bir şekilde manevi yükseliş seviyesinde oluruz. Fakat nefret, üzerini kapladığımız sevginin boyutunu belirleyecektir.

Böyle sabit şekilde büyümeye devam eder hale gelebiliriz. Bu demektir ki, kademeden kademeye her bir değişim, Pesah  yani sizinle her zaman birlikte olan bayram haline gelir.

KabTV’den  “Pesah (hamursuz) sohbetlerinden, 18.3.2015

Pesah Geleceğin Hatırlatıcısıdır

thumbs_laitman_552_03Pesah yalnızca geçmişi değil, aynı zamanda bize geleceği de hatırlatır.

Çok eski zamandan beri Pesah akşamı, yahudi ailelerini bayram masasının etrafında birleştirmiştir. Ziyafet  en ince ayrıntıları ile açıklanmasına rağmen formaliteye yabancıdır. Acele edilmeden yapılan bu kutlama mısır köleliğinden çıkışı yeniden canlandırır.

Fakat bizler eğer Mısır’dan çıkmış isek, o zaman niçin yeniden şu şekilde tekrarlıyoruz : ”Bu sene bizler köleleriz, seneye özgür mü olacağız?”

Kaynaklarımız bilinen olaylar, inişler ve çıkışların arkasında bir bilgi kesitinin daha olduğunu, bunun da tarih ile pek fazla alakalı değil, insan ilişkileri hakkında olduğunu belirtir. Bunun yanı sıra bu birlik ve yahudilerin eriştiği çok gerekli bir karşılıklı anlayıştır. Bu anlayış yalnızca yahudilerin anlaması gereken değil, aynı zamanda günümüzde özellikle tüm insanlığın erişmesi gereken bir idraktır.

Hepimiz Birbirimize Bağlıyız

thumbs_laitman_553Soru: Yaşadığımız tüm problemlerin bir nedeni var mı?

Cevap : Eğer eşimizle, çocuklarımızla, komşularımızla, işde, hatta kendi içimizde çatışmalarımız varsa bu, Firavun denilen egonun bizi yönettiği anlamına gelmektedir.

Soru:  Ama, Tora’nın anlatmış olduğu Mısır’daki esaret, sadece çok eski zamanlarda yaşanmış ve çok uzun süre önce de tamamlanmıştı.

Cevap: Firavun bizleri her zaman yönetir, hatta şimdi bile. Tora’da anlatılan olaylar belli bir zamana ait tarihsel hikayeler değillerdir. Bizler hâlâ aynı egonun, bizlere normal bir hayat yaşamamıza engel olan egoistik doğamızın boyunduruğu altındayız.

Günümüzde özel bir dünyada ve özel bir zamanda yaşıyoruz. Hepimiz, tek bir ağa bağlı entegre bir dünyada, entegre bir ekonomide ve birbirine bağımlı bir şekilde yaşıyoruz. Eğer uluslararası toplumlar belli bir ülkeye karşı  bazı yaptırımları uygulamaya alırsa, o ülke ile bağlantılarını keserlerse, örnek olarak İran gibi, herkes diğer herkese bağlı olduğundan dolayı o ülke batar.

Bu bizlere, herkesin birbirine bağlı olduğu, ne tarz entegre bir dünya içinde yaşamakta olduğumuzu gösterir. Eğer bu birbirine bağımlı dünyada iyi ilişkileri korumazsak, kendimize zarar vermiş oluruz.

Bu yüzden, tüm uluslar, tüm ülkeler, bir ülke içindeki siyasi partiler arasındaki ilişkileri onarmayı başaramazsak, en basitinden kendi kendimizi yok etmiş olacağız. Doğanın genel kanununa ters bir şekilde hareket edersek hiçbir şey bize yardımcı olamaz.

Soru: Ama hepimizin birbirimizle iyi geçinmediği gerçeği var ve bizler hâlâ yaşamaya da devam ediyoruz.

Cevap: Bu yüzleşmenin bir sınırı vardır. Ne kadar daha fazla büyüyebilir ve devam edebilir. Bu yüzleşmelerin nedeni bizleri sadece kendimiz hakkında düşünmemize zorlayan kendi doğamızdır. Ancak kişi kendi iyiliğinin ve refahının diğer herkese bağımlı olduğunu anlamaz. Aptal egomuz böyle ilkel bir şekilde işler. İnsanlar, diğerleri ile iyi ilişkiler kurarak, aramızda bağ kurarsak bundan sadece faydalanacağımızı anlayamazlar.

Soru: Görünen o ki, tam tersine eski zamanlardaki ilkel toplumlarda, insanlar daha fazla bağlantılıydılar ve bizler geliştikçe birbirimizden daha da uzağa düşüyoruz.

Cevap: Eski toplulukları ilkel olarak değerlendirmeyiniz. Onlar birbirlerine bağımlı olduklarının farkına varmışlardı ve birbirlerine bağlıydılar da ve bu bağlar olmadan da hayatta kalamazlardı.

Modern toplumun problemi şu ki, teknolojik gelişmeler neticesinde bizler oldukça yüksek bir seviyeye ulaştık ve görünen o ki, birbirimizden bağımsız bir şekilde yaşayabiliyoruz ve herkes de kendini cep telefonu ve bilgisayarı ile evine kilitleyerek hiçkimseyi görmek dahi istemiyor. Buradaki ana nokta kişi kendisine dokunulmasını istemiyor.

Aramızdaki bu bağlantının eksikliği ya da negatif bağlantılar, egomuz yani Firavun olarak adlandırılır. Diğer hiçkimseyi gözönüne almak istemeyiz ve birbirine bağımlı karşılıklı bir ağ içerisinde olduğumuzu anlamayız ve bu özellikle İsrail halkı için geçerlidir. Bizler, birbirimize her zaman bu ölçeğe göre değer vermeliyiz: diğerlerine karşı olmamızın ya da onları destekliyor olmamızın derecesine göre.

Tüm Torasadece, Tora’nın çok büyük bir kuralı olan “Dostunu kendin gibi sev” ile ilgilidir. Bu kural herşeyi içinde barındırır ve doğru birliğe ulaşmak dışında da başka birşey yoktur.

İsrail Radyo Program’ından  103FM, 15/03/15

Kabala Bilgeliği Hakkındaki Eski Efsanelerin Bitişi

thumbs_Laitman_703_04Soru: Etrafımdaki arkadaşlarım bana Kabala bilgeliğini çalışmanın tehlikeli olduğunu söylediler çünkü delirebilirmişim. Bu çalışmanın tehlikeli olduğu ve çalışırken kişinin dikkatli olması gerektiği doğru mudur?

Cevap: Kabala bilgeliği’ni çalışmak için ana metinlerden olan “On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş”’de şöyle yazılıdır, Kabalistler bilerek Kabala bilgeliği’ni çalışmanın tehlikeli olduğu dedikodusunu yaydılar çünkü insanların gelip onu çalışmasını istemiyorlardı. Ve bu sayede BetAmikdaş’ın (Tapınak) yıkılmasından günümüze kadar Kabala bilgeliği gizlenmiş olundu.

Bunun bu şekilde olması gerekiyordu, çünkü insanlığın gelişmesi ve İsrail halkının sürgünden geçmesi gerekiyordu. Sürgün aynı zamanda, Kabala bilgeliğinden, sistemin bilgisinden de ayrı kalınması ve karanlığa düşülmesi anlamına geliyordu. Bu yüzden 2000 yıl boyunca karanlıktaydık ve Kabala bilgeliği hakkındaki bu efsane de bu süre boyunca varoldu. Fakat bu efsane Kabalistlerin kendileri tarafından, zamanı gelene kadar insanları bu bilgelikten uzak tutmak için yayılmıştı.

Ve günümüzde her şey tamamen tersi durumundadır. Tıpkı tüm dünyamızın dünüşmüş olduğu gibi, Kabala bilgeliğine de olan bakış açısı değişmiştir. Kabalistler şunu yazmışlardır, günümüzden itibaren artık herkes Kabala bilgeliğini keşfetmek zorundadır ve İsrail halkına da neler verdiğini görmelidirler. Bunun nedeni, artık problemlerimizi çözemiyoruz aynı zamanda onsuz da artık daha fazla var olamayacağız.

Yani artık korkacak birşey yok. Kitabı açıp, çalışabiliriz ve hem kadınlar hem erkekler için başlangıç düzeyine uygun bir çok kitap mevcut.

Soru: Yani, insanlık son zamanlarda artık Kabala’nın  herkes tarafından çalışabilineceği bir seviyeye mi erişti? Eskiden bu şekilde değildi ve hatta çalışma hakkında bazı yasaklamalar vardı. Ancak, günümüzde insanlık kendini çıkmaz bir sokakta buldu ve bundan tek çıkış noktası bu sınırlamaların ötesindeki yaşamı öğrenmekten geçiyor.

Cevap: Özellikle bize Kabala bilgeliği çalışmasından ifşa olan ve bizleri şu anda içinde bulunduğumuz çıkmaz sokaktan  dışarı çıkaran da aynı çıkıştır.

Soru: “Yaşamın sınırlarının ötesinde” ile ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Bu bizim bozulmuşluğumuzun ötesindeki, düzeltilmiş dünyadaki yaşamdır. Dünya daha önceden belirlenmiş kanunlara göre işlemeye devam etmektedir ve bizim bakış açımızdan başka hiçbir şey değişmemiştir. Kabala bilgeliği bizlere, aramızdaki kuvvetleri ve aramızdaki bağlara ait ağı ne şekilde yönetmemiz gerektiğini ve bu sayede herkesin birbirine doğru bir şekilde bağlanabilmesini açıklamaktadır.

Bu şekilde bir uyuma, birliğe, aramızdaki ilişkilerde ulaşırız ve burada, aramızda eşsiz bir kuvvet keşfederiz ve bu da sadece bedenlerimizdeki bu yaşamın üstüne yükselmemiz uğruna bizlere yardımcı olur. Yaşamı daha üst bir seviyede hissetmeye başlarız ve bu sayede bu dünyanın, bu yaşamın sınırlarının ötesine  geçmiş oluruz.

Soru: Bunun için kişinin büyük bir bilge olması gerekmiyor mu?

Cevap: Bu herkesin erişimine açıktır. Evlerimizde buzdolabı, fırın, mikrodalga var. Bunların nasıl çalıştıklarını biliyor musunuz? Bilmiyor olsanız da, bu sizin onları kullanmanıza engel değil.

Aynı şekilde bu metodu yaratan bilge Kabalistler vardı, tıpkı mikrodalga gibi. Ve aynı zamanda normal insanlar var, sadece onu nasıl kullanmaları gerektiğini bilmeleri yeterli olan. Herkes bir dereceye kadar öğrenmelidir, tıpkı bir mikrodalganın nasıl çalıştığını bilmemize olan ihitiyaç gibi, hangi düğmelere basmamız gerektiği ve derecelerini nasıl değiştirmek gerektiği gibi.

İsrail Radyo Programı, 103FM, 15 / 02 /15