Yaradan’ın Eylemlerini İfşa Etme Koşulları

Onludaki dostlarımızla olan bağımızın içinde Yaradan’ı hissetmeye nasıl başlayabiliriz? Asıl çalışma, duygular düzeyinde birbirimize yaklaşmamızı ve uzaklaşmamızı tüm yönleriyle keşfetmektir. Dostlarımız arasında pratikte doğru ilişkileri kurmaya çalışırsak, Yaradan’ı bu eylemler içinde hissetmeye başlarız.

Bu girişimleri birlikte yapmazsak Yaradan’ı nasıl yaratabiliriz? Sonuçta, “Beni siz yarattınız” denir yani Yaradan’ı biz inşa ederiz. Birbirimizle o kadar yakından bağ kurmalıyız ki, “Yaradan” denilen şeyi anlamaya başlayalım.

Tıpkı Lego blokları gibi, arzularımızdan Yaradan’ı bir araya getirmeliyiz. Eğer birbirimizi reddetmemize rağmen, onun üstünde bağ kurmayı arzularsak, o zaman bu iki durum ile birlikte, eylemlerimizin sonucu olan kopukluk ve bağı, uzaklaşma ve yakınlaşmayı inceleyerek, Yaradan’ın kim olduğunu, kimleri bir araya getirdiğimizi ve inşa ettiğimizi ifşa etmeye başlayacağız.

Eğer bir onlumuz ve Yaradan’ı bu şekilde inşa etme fırsatımız yoksa, o zaman O’nun ifşa olacağına dair hiçbir şans ve umut yoktur. Dostlarım ve ben, bloklarımızdan O’nun suretini bir araya getiremezsek, O’nu ifşa edemeyiz. Yaradan’ı inşa etme fırsatının hemen yanında duruyoruz ama O’nu inşa etmiyoruz!

Yaradan’a “gel ve gör” (Bo-Re) denir. Birbirimizi tamamlama arzusu ve niyetiyle bağımızı kurduğumuzda ve ortak bir şeyi bir araya getirdiğimizde, onun nasıl canlanmaya başladığını hissederiz.

Doğadan cansız parçacıkları, içinde negatif ve pozitif yüklerden başka hiçbir şey olmayan atomları aldığımızı ve onları öyle bir şekilde bağladığımızı hayal edin ki, aniden canlı ve gelişen bir şey elde edelim. Atomlar birbirleriyle birleşerek organik bir moleküle, yani içinde hayat bulunan canlı bir maddeye dönüşürler ve hayatın sırrı onun içinde saklıdır. Yaratılışın tüm temelleri ve sırları DNA’nın içinde gizlidir ve bu yaşam gücü nereden gelmektedir?

Cansız parçacıklar, protonlar, elektronlar, nötronlar ve mezonlar, bağlarıyla kendilerini nasıl öyle bir duruma getirirler ki, içlerinde birdenbire “yaşam” denen bir güç ortaya çıkar? Bunu anlamıyoruz, sadece çocukların bloklarından bir ev inşa etmemiz gereken inorganik tuğlalar yerine, kendi kendine inşa edilen ve kendi kendine büyüyen canlı bir şeyin aniden ortaya çıktığını görüyoruz.

Onların içlerinde Yaradan’ın gücü, yaratılışın gücü uyanır ve birbirleriyle bağ kurmaya başlarlar. Biz sadece onlar için koşulları yaratırız; Sanki Yaradan’a ifşa olma fırsatı veriyormuşuz gibi. Sonra kendilerini inşa etmeye başlarlar ve yaratma eylemi, Maase Bereshit gerçekleşir.

Bu nedenle bizim çalışmamız, Yaradan çalışmasına girip müdahale etmek değil, üst gücün eylemini ifşa etmek için koşulları yaratmaktır.

Erkek ve Kadın Onlular Arasındaki İlişki

Soru: Onlu, bir Partzuf’tur. Erkek ve kadın onlular arasında nasıl bir ilişki olmalıdır?

Cevap: Erkek ve kadın onlusu arasında fark yoktur, ancak kadın ve erkeği karıştırmaya gerek yoktur. Cinsiyet farklılıkları, iletişimimize belirli kısıtlamalar getirir. Kabala’da bu olamaz.

Bizim dünyamızdaki sevgi ve manevi sevgi, iki farklı şeydir ve onları karıştırmamalısınız.

Kadın grupları erkek gruplarına yardım etmeli ve erkek grupları, ilerlemeleri vasıtasıyla, kendilerine olan güvenleri ile kadınlara karşı sorumluluklarının farkına varmalıdır.

Onlular arasındaki doğru kombinasyon çok önemlidir. Sizlerden çok var ve tüm mesafelerin üzerinde bağlanırsanız büyük bir güç olursunuz.

Kalbimi Nasıl Açarım?

Soru: Kalbimi nasıl açabilirim?

Cevap: Kalbinizi ancak çevre ile doğru iletişim kurarak açabilirsiniz. Başka yolu yok.

Dostlarınızla doğru iletişim kurmaya başladığınızda, daha yakın olmaya çalıştığınızda ve size iyi veya kötü görünen dış özellikleri ne olursa olsun onları sevmeye başladığınızda, o zaman ne kadar çok çevreye karşı tutumunuzun sadece egoizminiz tarafından belirlendiğini hissedeceksiniz.

Dostlarını sevmek için egoizmin üzerine çıkmak büyük bir iştir. Bizim yaptığımız şey bu. Kalbinizi açmak, egoizmi açmak değil, başkalarına karşı arzunuzu açmak anlamına gelir.

Şimdilik sadece nasıl kalbimizin üzerine yükseleceğimizi, egoizmimizden nasıl çıkacağımızı ve onun üzerinde olan her şeyi hissetmeye başlayacağımızı düşünmeliyiz.

Bunu yapmaya çalışın. Yol sadece çevreden geçer. İyi şanlar!

“Hayatın Anlamı Nedir ve Neden Buradayız?” (Quora)

Gelişimin Üç Vektörü


Bu ilim genellikle, iki paralel ve birbiriyle aynı, işleyişe ayrılmıştır, tıpkı bir havuzdaki iki damla gibi. Aralarındaki tek fark şudur; ilk işleyiş yukarıdan aşağıya doğru, bu dünyaya uzanır. İkinci işleyiş ise; yukarıdan aşağıya doğru ortaya çıktıklarında kökte meydana gelen aynı yol ve oluşumlarla tam olarak aynı şekilde, aşağıdan yukarıya doğru çıkmaktır. (Baal HaSulam, “Kabala Bilgeliğinin Özü”)

Üç eksen, üç çizgi, üç vektör olduğunu öğrenmekteyiz:

Birincisi, yukarıdan aşağıya, Eyn Sof dünyasından bizim dünyamıza iniş.

İkincisi, dünyamızdaki gelişim.

Ve üçüncüsü, aşağıdan yukarıya, ıslah anlamına gelen Ein Sof dünyasına bir yükseliş.

Soru: Bu, gelişimimizin sona erdiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Gelişimimiz sadece sona ermekle kalmadı, yeniden doğdu. Eğer yukarıya yükselmezsek, zamanında toplanmadığında çürüyen bir meyve gibi onun hastalıklarını görürüz.

İnsanlığın aslında çürümüş olduğunu görüyoruz. Zaman çizgisine bakarsak, 16. yüzyılda iyi doğru duruma ulaştık. Ancak bugün, yükselişimize uzun zaman önce başlamamız gereken bir durumdayız ama ne yazık ki sadece bunun için hazırlanıyoruz.

Aşağıdan yukarıya doğru uzun ve zorlu bir yol var ve her şey bunun için çoktan hazırlanmıştır: nasıl gelişmemiz gerektiğini, nasıl bir grup kuracağımızı, nasıl birleşeceğimizi ve yavaş yavaş Yaradan’ı ifşa edeceğimizi açıklayan Kabala bilgeliği, kitaplar ve farklı araçlar.

Soru: Eyn Sof dünyasından kaynaklananlar parçalanmaya vb.ne, bizim aşağı dünyamızdan kaynaklananlar ise bütünlüğe yol açmalıdır. Yaradan’ın buradaki mantığı/gerekçesi nedir?

Cevap: Yaratılış düşüncesinde tüm süreç baştan belirlenir. Üst güç bize girer ve bizi paramparça eder.

Bu nedenle bencillik ortaya çıkar. Sonra, neredeyse 15 milyar yıl içinde evrimleşir. Ve ancak o zaman, üst kuvvetin de yardımıyla ıslahına başlar.

Fakat ıslah, sizi etkileyen üst kuvveti MAN yükselterek akıllıca ve mantıklı bir şekilde çekmeniz sayesinde gerçekleşir. Islah için, birlik için arzunuzu yükselttiğinizde ıslahın ışığı sizin üzerinize iner.

 

Yaradan Planlarını Değiştirmez

Eğer dünya bu kadar kritik bir durumdaysa, o zaman Yaradan neden dünyayı ıslaha zorlamak için geniş insan kitlelerinde Kabala bilimine karşı ateşli bir ilgi uyandırmasın ki?

Gerçek şu ki, Yaradan dünyayı ıslah etmemiz gereken büyük egoizme göre düzenler. O, arzuları seçmez ve onları zorlamaz. Yaratılışın başlangıcında yarattığı sistem; onun tüm koşulları, tüm tarih boyunca ortaya çıkar ve gerçekleşir.

Yaradan sürecin ortasında yaratılış eylemini revize etmeyecek, değiştirmeyecek ve taviz vermeyecektir. Sistemin içindeyiz ve hangi kuvvetlerin daha büyük, hangilerinin daha az olması gerektiğini ve bu kuvvetleri bizi doğru bağa getirmek için nasıl kullanacağımızı kendi çabalarımızla belirlemeliyiz.

Hiçbir gücü iptal etmiyoruz. Her şey: hem kötü güçler hem de büyük egoizm olduğu gibi kalır. İstediğimiz gibi hiçbir şey yok edilmez. Biri diğerine karşı var olur ve sadece alma gücüne göre ihsan etme gücünü, kötünün gücüne göre iyinin gücünü artırmak gerekir. Ancak bu formda bu iki sistem arasında bir denge sağlayabiliriz.

Ve yavaş yavaş dengeye geldiklerinde, bu ikisi arasında, doğru kombinasyonları içinde, Yaradan’ın gücünü ifşa edeceğiz.

İnsanı Hayvandan Ayıran Nedir?

Soru: İnsanlar hayvanlara kıyasla neden çoğu bilgiyi görüşü aracılığıyla alır? Bunun nedeni nedir?

Cevap: Gerçek şu ki, insan bu konuda hayvanlardan çok farklı değildir. Onu hayvanlardan ayıran tek şey, artan bir ifşa etme, görme, fark etme ve algılama arzusudur. Ve bu arzu içimizde sürekli gelişir.

Söylendiği gibi: ”Bir günlük buzağıya boğa denilebilir. Ama bir günlük insan hiçbir şeye muktedir değildir.” İnsan olması için gelişmesi yıllar alır. Bu, onların arasındaki büyük farktır.

Yavaş yavaş, etrafımızdaki dünyayı, kendimizi ve sonra Yaradan’ı keşfetmemizi sağlayan böylesi bir arzu, böylesi bir egoizm geliştirdik.

Yaradan’ımızı Gelin ve Görün

Aramızdaki tüm duvarları yıkacak şekilde bağlanmaya çalışıyoruz. Hepimizin, düşüncelerimiz, arzularımız ve karakterlerimiz açısından farklı olması önemli değil, önemli olan sadece bir şey var: Tek amaç etrafında birleşmek. Bizi birbirimize bağlayan şey budur.

Bu nedenle kimsenin doğal niteliklerini değiştirmeye gerek yoktur, tam tersine,  aramızda ne kadar farklılık olursa o kadar iyidir. Ama aynı zamanda kendimize bir hedef belirledik ve hepimiz onun içinde bağlanmayı amaçlamak istiyoruz. Bu, ifşa etmek istediğimiz Yaradan olacaktır çünkü Yaradan bağımızın sonucudur.

Yaradan’a gel ve gör (Bo-re) denir yani geleceğiz ve O’nun bir olduğunu göreceğiz. O’nu aramızda bir bütün olarak, ortak anlaşma, ortak anlayış ve duyguyla ve bağımızın bir noktasında ifşa edene kadar, Yaradan’ı ifşa etmeyeceğiz.

O’na gel ve gör denmesinin nedeni budur çünkü O’nun varlığının koşulunu bağımızla inşa ederiz. Yaratma olmadan Yaradan yoktur. Biz bu Yaradan kavramını yaratana kadar O yoktur ve O sadece Yaradan’ımız olarak bize göre var olmaya başlar. Bunun dışında, sadece edinemediğimiz soyut bir üst güç vardır.

Kabala’nın İfşa Zamanı

Tüm ana kaynaklarımızda, tüm insanlığın Adem adında tek bir kolektif görüntüde birleşmesi gerektiği yazılıdır. O zaman yükselecek ve üst gücün, Yaradan’ın seviyesine ulaşacağız. Bizler bu koşulda var olmalıyız.

Dünyevi koşulumuz, tarihsel varlığımızın yalnızca kısa bir dönemini kapsar. Bundan daha fazlasını değildir.

Eğer bir insanın hayatın anlamını anlama arzusu varsa, o zaman onu durdurmak imkansızdır. Ne kadar yüce ve tatmin edici olursa olsun varlığının sona ereceğini anlar. Varlığı geçicidir, sınırlıdır, yani başlangıçta hiçbir maliyeti yoktur. Ufkunun kapsamının bu hayattan daha yüksek ve daha geniş olduğunu hisseder ve bu nedenle, artık bu küçük çembere bakamaz.

Bir şeyi anladığına inanan ve böylece arzularını sınırlayan insanlar, tutarsızlıklarını kendilerine gösterirler. Bu arada, Kabala karşıtlığının şu anda hüküm sürdüğünü söyleyemem. Tabii ki, bir yerlerde hala bunu söyleyen akıllı adamlar var, ama genel olarak, biz zaten bunu aştık.

Kabala’nın eski karşıtları, onun hakkında alenen konuşmanın imkansız olduğunu fark ettiler ve şimdi kendileri Kabala öğretiyor ve kitap satıyorlar. Bugün, herhangi bir din ile ilgili mağazadan Kabala üzerine kitaplar satın alabilirsiniz ve ben kırk yıl önce onları hiç bulamazdım.

Yorum: Bir yandan Yahudilerin, ıslah metodunu dünyaya sunmaları gerekirken, diğer yandan bugün dünya ulusları Kabala ile daha fazla ilgileniyor.

Cevabım: Eğer kişinin Yaradan için bir özlemi varsa, bu durumda onun kim olduğunun bir önemi yoktur. Fakat elbette bu işte daha çok Yahudi olmayanlar olacaktır. Kitle açısından böyle olmalıdır, çünkü her şey piramit boyunca ilerler.

Yapay Zekâ ve Problem Çözme

Yorum: Yönetime dahil olan ancak bir çözüm bulamayan kişiler, yapay zeka oluşturmayı ve bu görevi ona devretmeyi teklif etmekteler.

Cevabım: Yapay zeka yönetim sorununu çözmeyecektir. Sonuçta, yönetim sadece liderlik etme ve itaat etme yeteneği değildir. O, çeşitli psikolojik ve zihinsel sorunları, her insanın tüm dünyalarını diğer insanlarla koordine etmek için bir fırsattır. Yönetim en yüksek psikolojidir.

Gerçek şu ki, yapay zeka ilkel bir şey olduğu için, egoist anlamda bir makine yaratabilirsiniz. Yalnızca, hangi güvenilirlik derecesi ile daha fazla kazanıp daha az kaybedebileceğini seçer vb.

Bunlar oldukça basit denklemlerdir, ancak bütüncül bir topluma uymazlar ve istesek de istemesek de çalışmayı bırakırlar. Burada yönetim, doğa tarafından içimizde ortaya çıkanlara dayanmalıdır.

Diyelim ki insanlık post-kapitalist veya başka bir durumdaysa ve ortaçağ kavramları temelinde hareket edecekse, bundan hiçbir şey çıkmayacaktır.

İnsanlar arasında, girdikleri yeni üretim, yönetim ve toplum örgütlenmesi sistemi konusunda karşılıklı bir anlayış olmalıdır. Görüyoruz ki tüm sistemler ihlal edildiğinden bunu istemeden yapmak zorunda kalacağız.

Bu nedenle, her lider toplumda, kolektiflerde, her yerde hangi iç yasaların tezahür ettiğini bilmelidir. Kişi ancak onlar aracılığıyla hareket edebilecektir.

Yorum: Ancak sıradan bir girişimin veya firmanın amacı, minimum maliyetle karı maksimize etmektir.

Cevabım: Aynısı burada da var. Doğanın tüm yasalarına bağlıyız. Onların bilgisi, doğada ve toplumda minimum ihlaller de dahil olmak üzere minimum maliyetle maksimum karı doğru bir şekilde elde etmemizi sağlayacaktır. Buna yönetim optimizasyonu denir.