Gelecek Dünyanın Büyüyeceği Alan

Onlu (on dosttan oluşan Kabalistik bir grup), belirli bir çalışmayı yapmak zorunda olduğumuz bir alan olarak algılanabilir.

Eğe çalışmamız doğruysa, gelecek dünyamız bu alanda, doğru, güzel bir şekilde büyüyecektir. Bu alanda, bu alanı kutsayan Yaradan’ı bulacağız. Bu şekilde manevi yolda ilerleyebiliriz.

Hayatımızda Yaradan’ı arıyoruz, O nerede? O’nu ifşa etmek, O’na yönelmek, O’nunla buluşmak ve nasıl olursa olsun, Yaradan’la birlikte olduğumuz sürece O’nu takip ederek veya O’nun yanında olarak yaşamlarımızda ilerlemek istiyoruz. Bu tıpkı nereye gideceğini bilmeyen ama hemen yanındaki annesine yapışıp onunla birlikte yürüyen küçük bir çocuk gibidir.

Eğer kişi dostlarıyla bağ kurar ve tüm onluyu tamamlarsa, bu grup, kişinin sonunda Yaradan’ı bulacağı kutsal bir toplum haline gelir. Bütün bu grup Yaradan tarafından kutsanmış bir tarla gibidir ve onlarla birlikte kişi yaratılış hedefine doğru ilerleyebilir.

Yaradan size bu grubu, yaratılışın amacına ulaşabilmeniz için verdi. Ancak bu tarla çıplak ve tohumsuz kalabilir, hatta yabani otlar ve dikenlerle büyümüş olabilir ve yararlı meyveler vermeyebilir.

Ya da belki tam tersine, tüm dostlarınızla bağ kurar, onları güçlendirir ve bu tarlada tüm dünyanın, tüm insanlığın ihtiyacını karşılayabilecek güzel bir hasatın yetişmesini arzu edersiniz. O zaman deve dikenleriyle kaplı bu alan, Yaradan’ın kutsadığı verimli, ekilebilir bir araziye dönüşecektir.

Bunu yapmak için birlik olmalı ve bizimle ilgilendiği ve bizi ıslahın sonuna götürdüğü için Yaradan’a teşekkür etmeliyiz. Ve içsel olarak ne kadar birleşir ve birbirimize yakınlaşırsak, Yaradan’ın kutsamasına ihtiyacımız olduğunu anlayana kadar, alan adı verilen bağımızı o kadar güçlendireceğiz. Ve Yaradan’ın yardımı olmadan topraktan tek bir tohum bile filizlenmeyecektir.

Bu nedenle, tüm çalışmamız, Yaradan’a bağlanmak ve O’na dönmek, O’ndan bu alanda düzgün bir şekilde çalışmamıza ve tüm yaratılanları doyurabilecek ve doldurabilecek bir hasat yetiştirmemize yardım etmesini istemekten ibarettir.

İyilik Talep Etmek Küçültücüdür

Size bir kez iyilik yapan kişi, iyilik yapmak zorunda bıraktığınız birine göre daha fazlasını yapmaya hazır olacaktır. (Benjamin Franklin).

Cevap: Bu iyi, bu doğru.

Soru: Bu, “İyilik yaptığınız birinden iyilik beklemeyin” demenin başka bir şekli midir?

Cevap: Evet.

Yorum: Ama ben gizlice iyi şeyler beklerim.

Cevabım: Evet, sanki ödeme yapmışsın ve şimdi geri istiyormuşsun gibi.

Soru: Evet, ben sana iyilik yaptım, sen de bana iyilik yap. Bu yanlış mı?

Cevap: Bu yanlış değil, bu küçültücü.

Soru: Peki bu bizim doğamızda var, değil mi? Pis bir doğamız var.

Cevap: Kesinlikle.

Soru: Peki eğer birine iyilik yaparsam, Franklin’e göre bu bulaşıcı mı olur ve bunu tekrar tekrar yapabilir miyim?

Cevap: Evet, genellikle alışkanlık olur. Ve kişi hali hazırda iyilik yapma ihtiyacını geliştirir.

Soru: Peki onu bir kas gibi geliştirebilir misiniz? Basitçe egzersiz yaparak?

Cevap: Evet.

Soru: Bir kişiye bunu yapmasını tavsiye eder misiniz?

Cevap: Elbette, neden olmasın?

Soru: “İyi” dediğinizde bu ne anlama geliyor? Bir başkasına iyilik yapmak, onun için iyi olan nedir?

Cevap: Onun için neyin iyi olduğunu bilmiyorum! Onun için iyi olan ne ise onu yapmalıyım.

Soru: Ama bunu yapmadan önce, onun için neyin iyi olduğunu bulmam gerekir mi? Yoksa algıma göre mi karar veriyorum?

Cevap: Yine de öğrenmeniz gerekiyor. Karşınızdaki kişiyi tanımanız ve kendinizi onun yerine koymanız gerekiyor. Ve o kadar iyi bir şey yapmanız gerekiyor ki, öylesine iyi bir eylem ki, tam olarak uysun.

 

 

Kalbi Nasıl Koruyabilirsiniz?

Soru: Kalbi bencil hazlardan nasıl korursunuz?

Cevap: Kalbinizin ne hissettiğini takip etmeye başlamalısınız. Tam olarak ne istiyor? Yaradan ile nasıl bağ kurmaya çalışıyor? Bu doğru bir bağ mı?

Yorum: Doğru niyet kaybolur ve “kendin için”e dönüşür.

Cevabım: Bahane yok, bunu kontrol etmelisiniz.

Yaradan’dan ruhunuzu açmasını, ıslah etmesini ve doldurmasını istemekten başka amacınız yok. İhtiyacımız olan şey bu; üç eylem: açmak, ıslah etmek, doldurmak. Yaradan’dan bunu istemelisiniz.

 

Hayatı Uzatacak Mıyız?

Soru: Bir kişi hayatı ile ilgili Tanrıya şikâyet eder: Bu iyi değil, şu da iyi değil; iş yerinde sorunlarım var, ailemle sorunlarım var, borçlarım var ve sağlığım kötü. Tanrı Kendisini ona gösterir ve şöyle der: “Bunların hepsi anlaşılabilir. Ama bana bir şeyi söyle: Hayatı uzatacak mıyız?”

Bu hayatı uzatmalı mıyız?

Cevap: Bence, eğer Tanrı bir insana soruyorsa, o zaman o kişi “Elbette, bana daha fazlasını ver” diye cevap vermeli.

Soru: Yani bu kötü, şu da kötü diye şikâyet etsek de, yine de devam etmemiz gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Eğer hayattaysak, yaşamak zorundayız.

Tüm Korkuların Üstesinden Gelin

Soru: Bütün korkularım, alma arzumun tatmin edilmemesinden kaynaklanıyor ve bu da kaygıya neden oluyor. Ancak endişemi Yaradan’a memnuniyet verip veremeyeceğime ve bunu doğru yapıp yapmadığıma yönlendirmek istiyorum. Bu geçişte her birimiz için en önemli destek nedir? Bunun gücünü nerede bulabiliriz?

Cevap: Genellikle başka çarenin olmadığını, yanımızda aynı düşünen, aynı durumda olan dostlarımızın olduğunu anlamaktan güç alırız. Bizi hedefimize giden yoldan alıkoyan bu korkuların, belirsizliklerin ve şüphelerin üstesinden gelmeliyiz. Bunları kesinlikle aşmalıyız.

Soru: Bu engelleri aşıp sevgiyi uyandırmak mümkün mü?

Cevap: Hayır, tüm bu engellerin bizi ıslah etmek için tasarlandığını anlamalısınız. Bunları hissetmeden, onları ıslah edemeyiz ve dünya bir denge hissine ulaşamaz.

Uyum Yolunda

Üzerimizden geçmesi gereken darbeler olmadan ilerleyemeyiz! Bütün sorun, bunların ne tür darbeler olacağı ve hangi düzeyde olacağıdır; kaba hayvansal, maddesel, duygusal veya zihinsel düzeyde mi olacak?

Bu darbeler küçük ve hedefe yönelik olabilir, birbirini takip edebilir ve takip sistemi içerisinde hareket eden bir roket gibi beni doğru bir şekilde düzeltebilir. Şöyle, böyle nabız sistemi çalışır ve beni her zaman ileri götürür.

Ya da bunlar önce bir yanağıma, sonra diğer yanağıma çarpan büyük darbeler olabilir ve ben nereye gideceğimi bilemem.

Her şey içimdeki kötülüğün hassasiyet eşiğine bağlıdır. Bunu o kadar incelikli hissedebilirim ki, dakikada yüz defa bir ıslah yaşarım ve rotadan çok fazla sapmadan, düzgün bir şekilde ilerlerim. Şöyle, böyle, kilometrelerce yan tarafa sapmadan, beni hedefe götüren düz bir eksen etrafında döner ve ardından bum: “Bir hata yaptım. Rotana geri dön!” ve bu böyle devam eder.

Bu nedenle Kabala bilgisini yaymak için elimizden geleni yapmalıyız ki insanlar ellerinde başka hiçbir şey olmadığını görüp, bu konuda ustalaşmaya başlasınlar. Başka çıkış yolu olmadığını anlamalılar. Çevremizdeki dünya ile uyum içinde olmamız gerekiyor.

Korkulardan Kurtulmak İçin Bir Çare

Soru: Kişi kendisi için korkudan kurtulabilir mi?

Cevap: Belki, şayet kişi başkaları için korkuyorsa.

Soru: Peki kişi fiziksel bir korku duymuyorsa, yalnızca Yaradan’a karşı hayranlık duyuyorsa? Bu iyi midir?

Cevap: Evet, bu iyi bir korku türüdür.

Soru: Grubunuzu ve dostlarınızı kaybetme korkusunu nasıl yenersiniz?

Cevap: Talep ederek, sadece isteyerek Yaradan’a duadan başka bir yalvarışımız yok. Bu nedenle, isteyin.

Engellere Karşı Tutum

Soru: Yaradan’ın benzer niteliklerine sahip olmadan O’na yaklaşmaya çalıştığımız için mi hayatta darbeler alırız?

Cevap: Genelde evet ama bu darbeler bize öğretir, bizi iyileştirir ve bizi yüceltir.

Soru: Hangi engelleri aşmamız gerektiğini, hangilerinin bize yön değiştirmemiz için gönderildiğini nasıl anlarız? Ya da, her şeyin üstesinden gelmemiz gerekir mi?

Cevap: Hayır, her şeyin değil. Neyin üstesinden gelmemiz gerektiğini, nelerin üstesinden gelemeyeceğimizi anlamamız gerekir. Aldığımız her şeye bakmalıyız çünkü bunlar yalnızca Yaradan’dan gelir.

Yaradan’ı İfşa Etmek İçin Bir Araç

Soru: Hohma ışığını, mantık ötesinde olmak ve şans elde etmek için nasıl doğru bir şekilde azaltabiliriz?

Cevap: Mantık ötesi inançla ilerlemeliyiz ve bu şekilde tüm bilginin ifşasını hak edeceğiz. Ancak ifşa süreci Kabalistik bir sırdır.

İlk olarak, kendi içinizde bilgi için bir arzu geliştirmeli ve bilgi yoluyla yaratılışın amacına ulaştığınız fikrini iptal etmeli ve bunun yerine öncelikle alma arzusuna uygulanan aynı ıslahları edinmeye odaklanmalısınız.

O zaman, yansıyan ışık (Ohr Hozer) olarak adlandırılan bu reddetme yoluyla, gerçek bilgiye ulaşacak ve doğada var olan her şeyi açığa çıkaracaksınız.

Kabala bilgeliği bu amaç içindir ve bir kısıtlama (Tzimtzum), bir perde (Masah), yansıyan ışık (Ohr Hozer) yapmanız ve ulaşmak istediğiniz niteliği yavaş yavaş ortaya çıkarmanız gerektiğini açıklar.

Soru: Diyelim ki bana belli bir koşul geldi. “Hayır, bunu almak istemiyorum; dostlarımla bağ kurmak ve bu bağ aracılığıyla, ifşa edilene bakmaksızın Yaradan’a ihsan etmek istiyorum” mu demeliyim?

Cevap: Hayır, reddetmemelisiniz. Yaradan’a ya da O’nun eylemine yöneltilen bu arzudan, Yaradan’ı ifşa etmek için uygun bir kap, bir araç yapmalısınız.

Yaradan İçin Bir Ev

Bu, büyük bir binayı taşımak isteyen birinin durumuna benzer; elbette bu imkânsızdır. Peki, ne yapar? Binayı küçük tuğlalara ayırır ve böylece her bir parçayı taşıyabilir. Burada da kişi ışığı azaltarak, küçük bir çaba gösterebilir. (Baal Hasulam, Şamati 202, “Ekmeğini Alnının Teri İle Yiyeceksiniz -2”)

Soru: “Büyük bir binayı başka bir yere taşımak” ne demektir?

Cevap: Düşünün ki Yaradan bir kişiye 50 kg ağırlığında bir ödül vermek istiyor. Ancak o kişi bunu tutabilecek ve taşıyabilecek kapasitede değil.

Bu durumda Yaradan ona, Yaradan’dan aldığı her şeyi kendi yerinde toplayana kadar alıp alıp taşıyabileceği küçük parçalar verir.

Soru: Sonsuzluk dünyasında tuğla tuğla ne inşa ediyoruz?

Cevap: Yaradan’ın içinde yaşayacağı evi.