Yaratılış düşüncesi her şeyi kapsar, beni bile ama ben kendim onu edinmek için çabalıyorum. Yaradan bana bir fırsat verdi, sanki içimde beyaz bir nokta yarattı, buna “Yaradan için çabalamak” denir. Ve ben bu arzuyu geliştiriyorum ve onu yukarıya yönlendiriyorum.
Gerçekten de Yaradan’dan başkasının olmadığını ve benim de bu kavrama dahil olduğumu onaylıyorum. Tüm gerçeklikte kendi adıma hiçbir şeyi değiştirmek istemiyorum, sadece Yaradan’ı edinmek, yaratılış fikriyle birleşmek istiyorum. Bu Yaradan’la birleşmek anlamına gelir.
Bunun için ne kadar çok çaba harcarsak, o kadar çok gelişir, form değiştirir ve zaman ekseninde ilerleriz. İçimizde her türlü değişiklik meydana gelecek ve O’nun formunu kabul etmeye başladığımızı hissedeceğiz.
Tıpkı dünyamızda olduğu gibi, bir kişiye yaklaştığımızda, yavaş yavaş onun alışkanlıklarını ve zevklerini benimseriz. Aynı şekilde, Yaradan’ın formunu kabul etmeye, O’nun düşüncesini benimsemeye başlarız; bu bizim formumuz haline gelir. O’nunla bu şekilde birleşiriz.
Yaradan bir düşünce yarattı ve biz onun bir parçasıyız, ona dahiliz. Ama bunun yanı sıra, bize kendimizi bu düşünceye benzer şekilde yeniden biçimlendirme ve böylece Yaradan’a dahil olma fırsatı verdi. Bu düşünce bize bir programın bilgisayara yüklenmesi gibi girer ama kendi arzu ve talebimize göre.
Sonra bizi yeniden biçimlendirir ve düzenler, böylece içimizdeki her şeyde, tüm “620” unsur ve arzularda, içimizde hareket eden üst gücü hissetmeye başlarız.
Yavaş yavaş, bu güç bizi doldurur, sanki bilgisayardaki bir ilerleme çubuğu çalışıyormuş gibi, yükleme yüzdesini gösterir ve yüzde yüze ulaşır. Yaratılış planı çabalarımıza göre üzerimizde bu şekilde etki eder ve içimize girer. Bu, Yaradan’la dolduğumuz ve O’na bağlı olduğumuz anlamına gelir.
Filed under:
Birlik, Kabala, Maneviyat, Yaradan
|
Yaradan İle Bir Olun için yorumlar kapalı