Kişi “derenin söğütleri” formunda, tatsız ve kokusuz olmalıdır. Kişi çalışırken güzel bir tat, güzel bir koku almasa dahi, buna rağmen, çalışmadan keyif almalıdır. Böylece, bu çalışmaya “Sen’in birleştirilmiş isminin harfleri” denir yani bununla Yaradan ile tam bir bütünleşme ile ödüllendiriliriz. (Baal HaSulam, Şamati 85, “Çalışmada Narenciye Ağacının Meyvesi Nedir?”)
Soru: Tadı yokmuş gibi görünen bir çalışmadan, “Sen’in birleşmiş isminin harfleri” yüksek derecesine nasıl gelebiliriz?
Cevap: İhsan etme niteliğinden tat aldığımızda, manevi çalışmadan da tat alırız.
Tam da başlangıçta hiç tat almadığınız ve kendinizi çalışmaya zorladığınız için, ihsan etmek için, doğru bağ için bir tat geliştirebilirsiniz ki bunu hissetmeye başlayacaksınız. Bunu yavaş yavaş anlamamız ve bu bağ noktasına sürekli olarak tutunmamız gerekir.
Soru: Çalışmada tadı olmayan bir kişi sadece bu koşula katlanmakla kalmayıp ihsan etme niteliğine nasıl geçebilir?
Cevap: Gerçek şu ki, bunu zorlayamazsınız. Bu nedenle, ihsan etme niteliğinde Yaradan’a yakınlığı hissedemeseniz bile, bunun için çabalamaya devam etmelisiniz.
Bu hedefi terk etmeyenler ve her zaman ihsan etme niteliğinde Yaradan’la bütünlüğe ulaşmak isteyenler sonunda bu niteliği edinir ve onu hissetmeye başlarlar.
Kişi ihsan etmenin farklı Kelim‘lerini geliştirir ve Yaradan’la olan yeni ilişkisini onlarda hissetmeye başlar.
Soru: Diyelim ki bir dostumuz tüm etkinliklerimize aktif olarak katılacak güce sahip değil. Ne için umut edebilir? Bir sonraki aşamada güç bulabilir mi, yoksa içsel bir değişim olabilir mi?
Cevap: Çocukluğunuzu hatırladığınızı, biriyle arkadaş olmak istediğinizi ama o kişinin bunu istemediğini ya da anlamadığını düşünün. Peki, ne yapabilirdiniz? Onu kendinize çekmek için bazı hileler icat etmeniz gerekiyordu. Aynı şekilde, dostumuzu çalışmalarımıza dahil etmeli ve onu yavaş yavaş Yaradan’a karşılıklı ihsan etmeye yaklaştırmalıyız.
Filed under: Birlik, Kabala, Maneviyat, Yaradan -
İhsan Etmek İçin Bir Tat için yorumlar kapalı