Category Archives: Yaradan

Kabala Bilgeliği Ne Yapar?

Soru: Bu kelimeden bahsetmeden insanlara Kabala bilgeliğini nasıl anlatabiliriz? Birleşmenin önemini ve aramızdaki bağın önemini nasıl açıklayabiliriz?

Cevap: Bunu etrafımızdaki doğada gözlemliyoruz; doğa tek bir mekanizmadır ve tüm parçaları tamamen birbirine bağlıdır. Bunu ekoloji, iklim ve çevremizde var olan her şey gibi örneklerde görebiliriz. Sadece insanoğlu bu ilişkiyi bozar. Sanırım herkes bu konuda hemfikir olacaktır.

Doğada her şeyi birleştiren ve Yaradan olarak adlandırılan tek bir güç vardır. Biz bunu ifşa etmeliyiz. Bu güç ancak bütünsel sistemin tamamını algılayabildiğimiz ölçüde ifşa olur. Yaradan bizi buna doğru itiyor. Dünyadaki tüm sorunlara O sebep oluyor ki biz de istemeyerek O’nu edinmek isteyelim.

Tam da bizim zamanımızda, Kabala’yı ifşa etmeliyiz. Onluların bir araya gelmesi, her onlu içindeki minimum derecede Yaradan’ı edinmeye giden en kısa yoldur. Bu mini laboratuvarda O’nu çalışmaya başlarız.

Bundan sonra, manevi gelişimimizin bir sonucu olarak, tüm doğa sistemini ve onun yönetimini edinebileceğiz. Kabala bilgeliği, doğanın ortak gücü olan Yaradan’ın çalışması ve ifşası ile meşguldür.

Herhangi Bir Grup Değil

Soru: Grup nedir? Sonuçta gruplar farklıdır. Kalpteki noktası olan insanlardan oluşan gruplar vardır. Kabala hakkında bilgi sahibidirler ve ben onlarla konuşmaktan ve etkileşimde bulunmaktan keyif alırım. Ve sadece dostane ilişkiler içinde olduğum insanlar da var. Bu da bir grup mu?

Cevap: Kabalistik bir grup, tercihen on kişiden oluşan ve sizinle birlikte Yaradan’ın aranızda ifşa olacağı bir bağ için çabalayan bir gruptur.

Diğer gruplarla hiçbir ilgisi yoktur. Yani, aranızda Yaradan’ın niteliklerine benzer ilişkiler düzenlemelisiniz. O zaman Yaradan Kendisini dostlarınızla olan ilişkilerinizde form eşitliği yasasına göre ifşa edecektir. İşte bu kadar.

Ve her türlü uydurma – başka bir grup ya da başka bir şey – hepsi saçmalıktır. Bunlar sadece dikkatinizi dağıtır ve orada burada hiçbir şey elde edemezsiniz.

Yedi Onur Konuğu Bir Arada

Sukot bayramının her günü, atalardan birinin adını taşıyan en yüksek nitelik olan “onur konuğu”nun gelişini beklediğimiz şenlikli bir yemekle sona erer. Her gün yeni bir nitelik gelir; toplamda yedi nitelik, yedi ata vardır.

Her nitelik temelde Keter‘den, Ein Sof ‘tan ortaya çıkar ve biz onun gelişmesine ve kendisiyle ilişkili olarak daha düşük olan nitelikler pahasına kendini ifşa etmesine izin veririz. Bu şekilde ruhun tam yapısına ulaşırız.

Önce on Sefirot‘u, yani ruhta etkili olan güçleri açıklığa kavuştururuz. Şimdi, her bir sonraki Sefira‘nın, kendisini doğuran tüm öncekilerin birleşmesi sonucunda nasıl ortaya çıktığını ve onlar sayesinde var olduğunu görmek için tüm bu Sefirot ‘u bir araya toplamaya çalışmalıyız.

Tüm güçlerin veya niteliklerin birbirlerine nasıl dahil olduklarını ve ıslah olma arzuları sayesinde sonunda hepsinin nasıl ifşa olduğunu öğretiyoruz.

Başlangıçta her şey ilksel güçlerde gizliydi ve sonra ifşa oldu.

Ve Yusuf’a adanan gündeki ıslah, ondan önce meydana gelen tüm ıslahları içerir. Aslında bu şekilde ifşa olur. Onurlandırılmış konuklar olan tüm Uşpizin nihayetinde tek bir bütün haline gelmiştir.

Yaratılış Sisteminin Ana Sırrı

Bu sistemin genel işlevini bilmiyorsak, dişlilerini yani bireysel ruhları göremiyorsak ve kendi “dişlimizin” bu mekanizmadaki rolünü henüz anlamamışsak, kolektif ruhu ıslah etmeye nereden başlayacağız?

Genel formülü bulmamız gerekiyor ve tüm bileşenleri bundan yola çıkarak belirleyebileceğiz.

Bu nedenle, birçok koşuldan geçmemiz gerekiyor ve bunların her birinde bazı bilinmeyenler olacak. Tüm bu koşulları, tüm bilinmeyenleri tek bir sistemde birleştirdiğimizde, tüm sonucun bağlı olduğu anahtar parametreyi bulabileceğiz.

Başka bir deyişle, her şey nihayetinde doğru bağa bağlıdır çünkü bu makinenin başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Sistemin ana sırrı olan bu anahtar parametreyi belirleyebilirsek, herkes huzur bulacak ve sonsuza dek devam etmelerini sağlayacak tam bir birlik ve uyuma ulaşacaktır.

Yaradan İle Bağı Doğrulayın

Bu demektir ki, canlılığa “ışık” ve “haz” denir ve haz maneviyattır. Kap olmadan ışık olmaması yasası vardır, yani kıyafetlenme olmadan haz olmaz. Bu sebeple sahte ve gerçeğin kıyafetlenmesi olduğundan, tüm farklılık “ışık” denilen hazda değil, kap denilen kıyafetlenmededir. (Rabaş, Mektup 12b)

Soru: Onluda, kendimizi yavaş yavaş ifşa etmek ve O’na ihsan etmek için Yaradan’la karşılıklı bağ içinde olup olmadığımızı nasıl ölçeriz?

Cevap: Nelerden haz aldığımızı kontrol etmemiz gerekir. Eğer hazlarımız sahte giysilerden geliyorsa, hala Tora’nın ışığıyla yanlış bir temas içindeyiz demektir.

Ancak gerçeğin giysisinin başladığı bir temasa ulaşmışsak, hedefe ulaşmışız demektir ve manevi kutsallık giysisi içinde giderek daha fazla yükselebiliriz.

Soru: O’na uygun ölçüyü vermek için onludaki aktif birleşmede Yaradan’dan ne tür bir haz alabiliriz?

Cevap: Birbirimizle birleşmenin ve ortak bir görüşe sahip bir grup oluşturmanın hazzı: Yaradan’ı ifşa etmek ve O’na olan sevgimizi göstermek.

Neyi Talep Etmeliyiz?

Soru: Kabul etmediğim bir dostuma bakıyorum ve karşımda kendimi görüyorum; bu benim bir görüntüm. Kendim için isteyemezsem kimin için istemeliyim çünkü karşımdaki benim görüntüm?

Cevap: Sizin karşınızdaki. Karşımda başka birini görmek ne anlama geliyor? Olumsuz niteliklerimi görüyorum. Eğer ıslah edilmiş niteliklere sahip olsaydım, kimseyi kötü olarak görmezdim. Bu nedenle, herkesi tamamen ıslah olmuş görebilmek için ıslahı talep edin.

Başka ne isteyebilirsiniz? Yaradan’ın başkalarını ıslah etmesini mi? Bu sadece karşılıklı olarak birbirimize yardım ettiğimiz onluda mümkündür.

Burada bir ikilem var: dünyanın daha iyi olması için dua etmek ya da dünyayı kötü olarak görmemek için kendinizi ıslah etmek. Bu bireysel ve ortak bir çalışmadır.

Onludaki dostlarınızla doğru bir şekilde ilişki kurmak için kendinizi ıslah etmeyi istediğinizde, egonuz için istemiş olmazsınız. Kendinizi ıslah etmeyi, yükselmeyi ve böylece onlarla doğru bir şekilde etkileşime girmeyi, birbirinize bağlanmayı ve onlara yardım etmeyi istiyorsunuz. Bu kendiniz için istemek sayılmaz çünkü onlu için istiyorsunuz. Bu nedenle, bir koşul vardır: Yaradan’a sadece onlu aracılığıyla dönün.

Söylendiği gibi, sürekli talep etmeliyiz: “Sürekli talep edin”, yani sürekli dua edin.

Yaradan’la Bütünleşmeye Nasıl Gelirsiniz?

Soru: Baal HaSulam Yaradan’la bütünlük içindeydi. Komşumuzla Yaradan ile böyle bir birliğe nasıl ulaşabiliriz?

Cevap: Bu basit bir şey değil. Birbirinize bağlı olmalısınız ve ortak bağınızdan Yaradan’ı hoşnut etmelisiniz ki O sizi daha da güçlü bir şekilde birbirine bağlasın ve sizi O’na dâhil etsin. Daha fazlasını isteyemeyiz ve daha fazlasına ihtiyacımız bile yoktur. Söylendiği gibi: “Kalbim O’ndan hoşnut olacaktır.”

Soru: Rabaş, daha önce sadece büyük öğrenciler bunu yapabilirken, Baal HaSulam’ın sıradan bir insanın Yaradan’la Dvekut [bağlılık] elde etmesini sağladığını yazar.

Şimdi metodolojimizi her insanın gerçek bir bilge gibi Yaradan’la bütünleşmesini sağlayacak şekilde geliştirebilir miyiz?

Cevap: Eğer başarmamız gerekeni başarırsak, o zaman herkese nasıl yardım edebileceğimizi anlayacağız. Bu bizim manevi çalışmamızın sonucu olacaktır.

Nasıl Yaradan’la Bağ İçinde Oluruz?

Soru: Kendimizi Yaradan’ın ışığından gizleriz. Ama Yaradan zaten bizden gizlenmiştir. O bizim kaplarımızda (Kelim) iyi ve yardımsever olarak algılanmaz. Öyleyse kendimizi neyden gizliyoruz?

Cevap: Gerçek şu ki, henüz Yaradan’ı hissedebileceğimiz ve O’nunla sürekli bir bağ kurabileceğimiz gerçek kaplara, yani arzulara sahip değiliz. Bu nedenle, deneyimlediğimiz her koşulda kendimiz ve Yaradan arasında bir bağ bulmak için çaba göstermeliyiz.

Soru: Tüm değişen izlenimlerin ortasında sabit bir koşul olarak ne düşünülebilir?

Cevap: Bunun kişiye göre ölçülmesi gerekir.

Soru: Yaradan’ın iradesini hissetme, O’nunla bağda olma ve olan her şeyi haklı çıkarma çabalarımız sabit bir koşul olarak kabul edilebilir mi?

Cevap: Evet, eğer buna dostlarınızla olan bağınız aracılığıyla ulaşırsanız.

Manevi Çalışmanın Tadını Nasıl İletebilirsiniz?

Soru: Tora’nın tatlarını onluda edinmek ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan’ın ruhtaki dört çeşit tezahürünün her birini doğru bir şekilde almak demektir.

Soru: Uzun süredir Kabala çalışan bir kişinin ışıktan bir çeşit beslenmeye ihtiyacı vardır. Ancak derslere nadiren katılan ve görünüşe göre onları çekecek tadı alamayan dostlar var. Bu tat onlara nasıl aktarılabilir?

Cevap: Bunu yapmanın bir yolu yok; tıpkı bizim dünyamızda olduğu gibi: sadece tadan kişi bunu hisseder.

Sadece birbirinize bağlanmaya ve bu tadı hissetmeye çalışmanız gerekir. O zaman henüz buna sahip olmayanlar bile bunu hissetmeye başlayacaktır. Bu onları ileriye itecektir.

Soru: Çalışmalarımızda herkesin tutkuyu, ateşi hissettiği anlar oluyor. Ve insanların bu tadı kaybettiği oluyor. Bir kişinin manevi çalışmanın parlak tadını her zaman hissetmesini nasıl sağlayabiliriz?

Cevap: Bu hiç de kolay değil. Kişinin tadını kaybetmemesi için onunla bağ kurmalı ve onu kendi tatlarınızı ona aktarabileceğiniz bağınıza sürüklemelisiniz.

Kimi Sevmeli?

Soru: Yaradan’ı sevmek ne anlama gelir? Kimi sevmeliyim?

Cevap: Kendiniz dışında herkesi sevmelisiniz, çünkü Yaradan’a karşı duran sizsiniz. Bu nedenle, kendinizi sevmeyi bıraktığınız ölçüde, kendinizin üzerine yükselecek ve gruba (onluya) ve Yaradan’a yaklaşacaksınız.

Soru: Kendimi değil de başkalarını sevmem gerekiyorsa, bunun “komşunu kendin gibi sev” ile ilişkisi nedir?

Cevap: Burada anlatılmak istenen, kendinizi egoistçe sevdiğiniz gibi, komşunuzu da özgecil bir şekilde sevmeniz gerektiğidir.

Soru: Anlaşmazlıklarımızın üzerine çıkmamız gerektiğini söylüyorsunuz. Peki ya grupta hoşlanmadığım biri varsa?

Cevap: İşte tam da bu noktada onlara karşı duyduğunuz hoşnutsuzluğun üzerine çıkmanız ve tutumunuzu ıslah etmeniz gerekir. Nasıl mı? Yaradan’dan bunu yapmanıza yardım etmesini isteyin.