Category Archives: Yaradan

Yaradan İle Bir Olun

Yaratılış düşüncesi her şeyi kapsar, beni bile ama ben kendim onu edinmek için çabalıyorum. Yaradan bana bir fırsat verdi, sanki içimde beyaz bir nokta yarattı, buna “Yaradan için çabalamak” denir. Ve ben bu arzuyu geliştiriyorum ve onu yukarıya yönlendiriyorum.

Gerçekten de Yaradan’dan başkasının olmadığını ve benim de bu kavrama dahil olduğumu onaylıyorum. Tüm gerçeklikte kendi adıma hiçbir şeyi değiştirmek istemiyorum, sadece Yaradan’ı edinmek, yaratılış fikriyle birleşmek istiyorum. Bu Yaradan’la birleşmek anlamına gelir.

Bunun için ne kadar çok çaba harcarsak, o kadar çok gelişir, form değiştirir ve zaman ekseninde ilerleriz. İçimizde her türlü değişiklik meydana gelecek ve O’nun formunu kabul etmeye başladığımızı hissedeceğiz.

Tıpkı dünyamızda olduğu gibi, bir kişiye yaklaştığımızda, yavaş yavaş onun alışkanlıklarını ve zevklerini benimseriz. Aynı şekilde, Yaradan’ın formunu kabul etmeye, O’nun düşüncesini benimsemeye başlarız; bu bizim formumuz haline gelir. O’nunla bu şekilde birleşiriz.

Yaradan bir düşünce yarattı ve biz onun bir parçasıyız, ona dahiliz. Ama bunun yanı sıra, bize kendimizi bu düşünceye benzer şekilde yeniden biçimlendirme ve böylece Yaradan’a dahil olma fırsatı verdi. Bu düşünce bize bir programın bilgisayara yüklenmesi gibi girer ama kendi arzu ve talebimize göre.

Sonra bizi yeniden biçimlendirir ve düzenler, böylece içimizdeki her şeyde, tüm “620” unsur ve arzularda, içimizde hareket eden üst gücü hissetmeye başlarız.

Yavaş yavaş, bu güç bizi doldurur, sanki bilgisayardaki bir ilerleme çubuğu çalışıyormuş gibi, yükleme yüzdesini gösterir ve yüzde yüze ulaşır. Yaratılış planı çabalarımıza göre üzerimizde bu şekilde etki eder ve içimize girer. Bu, Yaradan’la dolduğumuz ve O’na bağlı olduğumuz anlamına gelir.

Karşılıklı Garanti, Yaradan’la Bağ Kurmanın Aracıdır

Kişi kendi içsel yapısını nasıl analiz eder ve doğrular?

Bu zamanla giderek daha net hale gelir. Henüz bacaklara ihtiyacı olmayan bir yeni doğan bebek bacaklara sahip değil midir? Sahiptir! Ama neden, henüz onlara ihtiyacı yokken? O zaman bir yıl sonra çıksınlar! Ama hayır…”

Bunu açıkça hissetmesek de, henüz hissetmediğimiz parçalar bile zamanla gelişmektedir. Hepsi içsel gelişimimizin bir parçasıdır.”

Soru: Karşılıklı garanti gibi tüm eylemlerimiz, Yaradan ile birleşmek için bir araçtır. Birleşmek, almak istediğim ödüldür. İstediğim ödülü daha dikkatli bir şekilde sorgulamam mı gerekiyor: tam olarak bana ne verecek? Yoksa bunu daha sonra netleştirmek daha mı iyi? İhtiyaç duyulduğunda, her şey tezahür mü edecek?

Cevap: “Son eylem ilk düşüncenin içindedir.” Nihai hedefe öncelik vermedikçe herhangi bir eyleme başlayamayız. O hedef en başta yer almalıdır; aksi takdirde, yapılan eylem de, niyet de, düşünce de sadece hayvani olacaktır.

Böyle bir kişiye, “bilincinde dengeli olmayan biri ” denir. Eğer kişi neden eyleme geçtiğini bilmiyorsa, net bir hedefi yoksa, kafası karışık, çocuk veya deli olarak adlandırılır.

Soru: O zaman, anlamak istiyorum: Ne tür bir yapışma için çaba göstermeliyim?”

Cevap: Nihai amacı, ne kadar netleştirmiş olursan ol, netleştirdiğin ölçüde hayal et.

Önemli olan, bir şekilde ‘kuyruğundan tutmak’ ve şöyle diyebilmek: “İşte burada! Ona doğru çalışıyorum. Şimdi nihayetinde onu başarmak için bunu ve şunu yapmalıyım. ”

Destek Noktası Yaradandır

Soru: Bir yandan yaşananlarda insanların suçluluk duygusunu açıklama ihtiyacı, diğer yandan da bunu kabul etmelerini sağlama nasıl dengelenebilir?

Cevap: Baal HaSulam’ın Zohar Kitabı’na Giriş’in sonunda açıkladığı gibi, tüm ıslah içimizden, kendimizin en iç kısmından başlar.

Eğer kendi içinizde Yaradan’a bir destek noktası bulursanız ve bu noktadan kendinizi ve grubu etkilerseniz ve bu noktadan tüm dünyaya uzanırsan, bunu açıklayabilecek, haklı ve özgüvenli olacaksınız. Bunu yaparken herhangi bir zorluk olmayacaktır. Ama sadece Yaradan’a güvenme noktasına sahipseniz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 234

Soru: Dün kongrenin çok yoğun bir günüydü ve bir yükseliş koşuluna ulaştık. Çaba gösterecek bir yer kalmadığını hissettim; o kadar yükselmiştim ki.

O yeri aramaya başladım ve içimde alma arzusunun, nefretin birçok karanlık madde kümesini keşfettim. Ona dokunmaya çalıştım ve ona büyük bir ışık geldiğini ve onu yakıt olarak kullanabileceğimi gördüm.

Ama ona dokunduğumda beni aşağılık birine dönüştürdü. Bu karanlık Malhut ile nasıl çalışabilirim ki onun içine düşmeyeyim ama onun vasıtasıyla yükseleyim? Bir bıçağın ucunda yürüyormuşum gibi hissediyorum.

Cevap: Sürekli olarak onu kendinize nasıl çekmek istediğinizi, ona nasıl tutunmak istediğinizi ve onunla birlikte nasıl yükselmek istediğinizi düşünmelisiniz. Buna göre hareket edin.

Soru: O’nun arzusunu kendi arzunuz olarak hissettiğinizde Yaradan’a birleşmiş olur musunuz?

Cevap: Evet.

Açıklamalar Ve Islahlar

Soru: Karşılıklı garantiye ulaşmak için çabalarken, kendi içimizde eylem yapmak yerine çok fazla çabayı dışarıya yöneltiyor olabilir miyiz?

Cevap: Eğer pratikte dışsal dağıtımın bizi birleştirdiğini, bize güven, güç ve yükseliş sağladığını ve bunları hizmet ettiğimiz topluluklardan geri aldığımızı görmeseydik, bu geçerli olabilirdi.

Dışarıda bir şeyler inşa ederek kendimizi de inşa etmiş oluyoruz. Doğru dengenin ne olması gerektiğini söylemek mümkün değil. Deniyoruz. Bu, esasen, “yapacağız ve duyacağız” denilen bir tür eylemdir.

Sürekli değişimlerden geçtiğimizi görüyoruz. Kişi içinde bulunduğu safhanın idrakine göre hareket etmelidir. Başka ne yapabiliriz? Yolumuz budur, çünkü arayış ve keşfetme, açıklığa kavuşturmalar ve ıslahlar gerçekleştirdiğimiz pratik çalışmadır.

Nihai safhaya ulaşmayı arzulamak iyidir. Ancak şimdi farklı şeyler keşfederek ve küçük eylemler gerçekleştirerek, onsuz ıslahın sonunun hissedilemeyeceği algı detayları yaratırız.

Islahın sonu ile yaratılışın başlangıcı arasındaki fark, yalnızca yol boyunca topladığımız, algımızın (Avchanot) eklenen ayrıntılarında yatar.

Aynı safhaya geri dönersiniz, sadece kendi içinizde daha çeşitli ve daha rafine hale gelirsiniz; algının daha zıt detayları ve ayırt edilebilir içsel nitelikler içinizde belirir.

Bu, bir zamanlar olduğunuz gibi Yaradan’la birleşmiş bir nokta olmak yerine, bir Partzuf olmanızı ve O’nun seviyesinde gerçekten var olmanızı sağlayan şeydir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 45

Çalışmanın Hazırlık Aşamasının Hiç Bitmemesi Mümkün Mü?

Maneviyatta çalışmanın yarım kalması gibi bir durum söz konusu değildir. Her derecenin çalışmasını tamamlamak zorundayız, aksi takdirde bir sonrakine geçemeyiz. Başarı ya da başarısızlık sorun değildir – tamamlanma kaçınılmazdır.

Yol boyunca karşılaştığımız zorluklar içsel kusurlar değil, içsel muhakemelerimizi keskinleştirmek için fırsatlardır. Bir engelle veya başarısızlıkla karşılaştığımızda, bu anlamamız ve geliştirmemiz gereken belirli bir niteliği vurgulamak içindir. Gerçek bir başarısızlık yoktur. Bunun yerine, her engel daha derin inceleme gerektiren bir şeye işaret eder.

Ayrıca, hiçbir kötülüğün yukarıdan gelmediğine dikkat etmek önemlidir. Yukarıdan parlayan ışık asla zarar vermez. İçimizde ıslah olması gereken yerleri ortaya çıkarır. Bu ıslahlar gerçekleşene kadar, hisler hoş olmayabilir.

 

Yaradan’a Doğru – Grup Aracılığıyla

Soru: Yaradan’ın varlığı şimdiden ifşa edilmiş olmalı mı?

Cevap: Yaradan’ın varlığı şu anda bizim için aşikar olmak zorunda değildir ve zaten olamaz. Bu, form eşitliği ölçüsünde ifşa olur. Ancak, karşılıklı garantiyi (Arvut) sağlayan grup içindeki bir güç olarak O’nun varlığına talep olmalıdır.

Bu, bankadan aldığınız bir teminat gibidir ve bana gelip: “Banka benim için bir garanti verdi.” dersiniz.

O’nun garantör, ortak, güç ve destek veren ve aynı zamanda doğru kararı verdiğimizde işleri yerine getiren kaynak olduğu hissi olmalıdır.

Bu, çocukların babalarından ne isteyecekleri konusunda birbirlerine danışmaları gibidir: “Bunu, şunu ve öbürünü istiyoruz.” Ancak bir grup halinde birleşirlerse ve babalarından doğru istekte bulunurlarsa, babaları onların isteğini derhal yerine getirir.

Diyelim ki baba onlara fındık almak istiyor ama onlar dondurma istiyor. Onlar doğru arzuya -fındık- ulaşana kadar, baba onlara hiçbir şey almayacaktır. Onlarla birlikte olmayacaktır. Çok basit görünebilir ama sonuçta Baal HaSulam, Yaradan ile olan ilişkimizi böyle tarif etmektedir.

Yaradan bizden gizli olduğu için, çalışmalarımızda şu soruyu aramızda tartışabiliriz: “O bizden ne istiyor?”

Birbirimiz için varız ve içinden geçtiğimiz tüm iniş çıkışlarda, üst olanın arzusunun ne olduğunu, yapışmanın (Dvekut) ne anlama geldiğini, ihsan etme uğruna doğru niyetin ne olduğunu ve benzeri gibi konuları anlayabiliriz.

Grup ile her şey bir laboratuvardaki gibi yapılabilir. Ancak Yaradan ile durum böyle değildir çünkü O gizlidir. Bu, çocuklar ve babaları arasındaki ilişkiye çok benzer: Eğer babanın onlar için hazırladığı şeye karşılık gelen doğru talebi bulurlarsa, o zaman hemen onun arzusunu keşfeder ve ondan tatmin olurlar.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 233

Soru: “Ben kendim için değilsem, kim benim için” kuralını uygulamayı başardım, çünkü bunu benim için başka kimsenin yapmayacağını hissediyorum.

Ama “O’ndan başkası yok” sözünü yerine getirmek için çaba sarf ediyorum ve Yaradan’ın bana verdiği güçle hareket ediyorum. Yine de çalışma bittikten sonra, kendi çabalarımın olmadığını ve her şeyin Yaradan tarafından yapıldığını kabul edemiyorum.

Bu duygularla ne yapmalıyım? Unutmalı mıyım? Onları yok mu saymalıyım? Yüz mü çevireyim? Çünkü iki kuralı uzlaştıramıyorum. Uzlaştırabilseydim, sonucun ne olacağını hayal bile edemiyorum.

Cevap: Evet, haklısınız. Herkes bu ikilemle karşı karşıyadır ve herkes bunu kendisi için çözmeye çalışmalıdır.

Soru: Kişi eylem sırasında niyetini koruyabilir mi?

Cevap: Kişinin neye muktedir olup olmadığını şu anda söylememeliyiz. Kim olduğumuz netleştiğinde, ancak o zaman böyle bir karar verebiliriz.

Soru: Hem maddi hem de manevi eylemler gerçekleştiririz. Onları yerine getiririz. Sonra idrak gelir: “Yaradan’ın yaptığı her şey en iyisi içindir” yani “O’ndan başkası yoktur.”

Bu koşula gireriz, sanki içimize bir tür çip yerleştirilmiş gibi içimize yerleşir.

Bu koşul bir şekilde tüm insanlığa aktarılıyor mu? Dünyaya verme şeklimiz bu mu? Tüm insanlığın kurtuluşunda Yaradan’ın yardımcıları olmak istiyoruz.

Cevap: Bu ihsandır ve aktarılır.

Yaradan’ın Düşüncesi İçinde

Sadece tek bir düşünce vardır – her şeyi içeren yaratılış düşüncesi. Sadece biz, yaratılanlar, henüz bunu anlamıyor ya da hissetmiyoruz. Ancak bu dizaynın içindeyiz ve onun tarafından yönetiliyoruz. Tüm çalışmalarımız bunun içinde yer alır. Bu düşünce yaratılışın tamamıdır, onun tasarımıdır ve bunun dışında başka hiçbir şey yoktur.

“Her şey düşüncede kararlaştırılmıştır” ve her şey düşünceyle yaratılmıştır. Madde yoktur; tüm gerçeklik düşüncede yer alır. İlginçtir ki, mutlak materyalist olan modern bilim adamları, evrenin düşünce olduğunu söylerler. Ve insan beyni araştırmacıları, tüm düşüncelerimizin, arzularımızın ve kararlarımızın kişinin dışında var olduğunu ve beynin yalnızca bu düşünceyi algılayan ve bize ileten bir araç olduğunu iddia ediyor.

Dolayısıyla bilim, Kabalistlerin uzun zaman önce keşfettiği: Yaradan’ın tasarımından başka bir şey olmadığı ve bizim de onun içinde var olduğumuz gerçeğine yavaş yavaş yaklaşıyor. Gerçekliği, güçler, madde, hisler ve akıl olarak bölmemize rağmen, esasında sadece Yaradan’ın düşüncesi işler ve biz onun içinde var oluruz.

Yaradan’ın yaratılışla ilgili bu düşüncesini edinmemiz gerekir ve o zaman O’nu, O’nun kendisini değil, yaratılışa ilişkin tutumunu bileceğiz. Sadece bu tek düşünce vardır. Ve algıladığımız tüm çeşitli zıt nitelikler, bu düşüncenin derinliğini ve eşsizliğini ortaya çıkarmak içindir.

O’ndan başkası yoktur, ancak bu gerçeğe ters taraftan, Yaradan’ın bize yönelik çok çeşitli ve çelişkili eylemleri ve tezahürleri aracılığıyla ulaşırız.

Olan biteni anlamamıza ya da kabul etmemize izin vermeyen tüm bu paradokslar ve çelişkiler, bizi öyle bir gelişime doğru iter ki, bilginin ötesinde ve tüm zıtlıkları birleştirerek Yaradan’ı ediniriz. O’nu birbiriyle birleşen ve birbirini tamamlayan iki zıtlıktan başka bir yolla edinmek mümkün değildir.

 

Yaradan İle Birleşmek İçin Çaba Gösterin

“Kör bir kişinin önüne engel koymayın” diye yazılmıştır. Nasıl oluyor da İsrail halkının bir rahipler krallığı ve kutsal bir ulus olması isteniyor?

Sina Dağı’nda halktan tek kalp tek adam olmaları istenir; aksi takdirde “burası sizin mezar yeriniz olacak”. Sina Dağı’ndaki koşul bir safhadır, bizim koşulumuz değildir. Bu, artık Mısır’dan, alma arzusundan çıktığımız anlamına gelir. Bu kaçış Hohma’nın ilk üç Sefirot’u (GAR de-Hohma) aracılığıyla, üst kuvvet aracılığıyla, yukarıdan uyanışla gerçekleştirilmiştir.

Şimdi bunun ne olduğu hakkında biraz fikrimiz olduğuna göre, girmemiz gereken; “rahipler krallığı” ve “kutsal ulus” olarak adlandırılan bir sonraki safhaya geçmeliyiz.

Alma arzusundan çıkmak ve manevi dünyaya girmek, ihsan etme kaplarında, Yaradan’a bağlılık uğruna, kendisi için herhangi bir endişe duymadan gerçekleşmelidir. Bencillikten uzak bir koşul, bir grubun yardımıyla “komşunu kendin gibi sev” denilen bir yolla elde edilir. Yaradan’la birleşme ise O’nunla birlikte çalışarak elde edilir.

Kişi ihsan etme kaplarını edindiğinde, Yaradan’la etkileşime girer. Ancak niyet, en başından itibaren, Yaradan’la birleşmek için olmalıdır.