Category Archives: Yaradan

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 222

Soru: Kişi ihsan etme uğruna arzularını ne kadar kısıtlarsa, o kadar ilerler. Arzuların herhangi bir derecelendirmesi var mıdır, yoksa her insanın kendine ait bir arzusu var mıdır?

Cevap: Her insanın kendi arzuları vardır ve hangilerinin onları tökezleteceği bilinemez.

Soru: Çabalarımı nereye odaklamalıyım? Yaradan’a ve aynı zamanda tüm dostlarıma onlar için dua ederek tutunmaya mı çalışmalıyım? Yoksa sadece kendimi iptal etmeye ve herkesin içinde erimeye mi çalışmalıyım?

Cevap: En iyi yaklaşım budur.

Soru: Kalplerimizi açmamızı ve daha büyük bir ışık istememizi engelleyen “duvarı” nasıl kırabiliriz?

Cevap: Israrla.

Soru: Kıskançlık Yaradan’ın benim gözümde ne kadar yüce olduğuna mı bağlıdır? Bu kıskançlık duygusu nereden geliyor? Sadece Yaradan’ın yüceliğinden mi?

Cevap: Evet.

Soru: Dünya Kli’sinden dostlarımla aramdaki çaba farkından duyduğum utanç ve pişmanlıkla ne yapmalıyım? Onlar Yaradan’dan ihsan etme yeteneğini aldılar ve bunu kullanıyorlar, oysa bana henüz bu fırsat verilmedi.

Cevap: Bu ne daha iyi ne de daha kötüdür. Ne verilmişse verilmiştir. Bu nedenle, başkalarına bakmayın, sadece yükselmeye çalışın.

Yaradan’la Temas Kurmaya Çalışmak

Dünya Kabala Kongresi: Lişma’ya Bağlanmak, Ders 3

Yaradan’la temas kurmaya çalıştığımızı hissetmeliyiz ki bu sürekli olsun, kaybolmasın ve gittikçe daha da güçlensin. Bunu yenilemek için sürekli çaba göstermeliyiz ki tüm dostlarımız bu bağa tutunsun ve her dakika Yaradan’a nasıl daha sıkı sarılabileceğimizi ve hiçbir koşulda kendimizi O’ndan koparamayacağımızı düşünsün.

Herkes tüm duygularını ve her birinin içindeki her şeyi keskinleştirmek istediğinde, bunu pratik olarak yapmaya çalışalım, böylece kişinin içsel çabası sadece Yaradan’a yönelik olsun, öyle ki kişi bunun dışında başka hiçbir şeyle ilgilenmesin.

Dünyada, yaşamda, işte ya da ailede ne yaparsak yapalım, en önemli şey yaşamın her anının bizi Yaradan’a yaklaştırmasıdır. Bununla yaşamak zorundayız.

Manevi Çalışmanın Bir Göstergesi

Soru: Yaradan’a ihsan etmenin göstergesi sevgi midir yoksa kalbimizdeki ateş midir?

Cevap: Gösterge Yaradan’la olan bağdır. Başlangıçta buna sevgi demek tam olarak doğru değildir. Ancak, biraz çaba gösterdikten sonra, bağ için doğru şekilde çabalarsak ne olacağını ve o zaman neye benzeyeceğini hissetmeye başlayacağız.

Yavaş yavaş birbirimizin tamamlayıcısı olarak, birbirimize destek olarak başkalarıyla birleşmeye başlayacağız ve bu böyle devam edecek. Sonunda bizi bağlayacak bir arzu geliştireceğiz ve Yaradan’dan; kim olduğumuz, ne olduğumuz ve neyi edineceğimize dair bir yanıt alacağız.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 223

Soru: Her zaman birlik hakkında düşünmemizi tavsiye ediyorsunuz. Bu durumu gerçekleştirmek için birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Herkesle bağda olduğunuzu ve kolektif birliğinizin üst ışığı yansıtması için her şeyi yapmak istediğinizi hayal edin.

Soru: Kongrede, bir ruhtan düşen tüm parçalar bir araya geldi. Şimdi bu parçaları nasıl birleştireceğiz? Ve birleşmenin bir yoğunluğu var mı, yoksa giderek daha fazla birleşebilir miyiz?

Cevap: Bu sizin sorununuz değil. Bu, Yaradan’ın dereceleri üzerindeki üst ışığın yardımıyla yapılır. Bu yüzden buna takılmayın.

Soru: Eğer hiçbir eksikliğimiz (ihtiyacımız) yoksa, o zaman dua için yer neresidir?

Cevap: Işık sizi etkilediğinde, hala ıslah olmamış arzularda hissedilen eksiklikler ifşa olacaktır.

Kendinizi Derinlemesine Araştırın

Soru: Kişi Yaradan’a dua ettiğinde ve O’ndan kendisini egoizminin derinliklerine dalmaya ve olumsuz niteliklerini görmeye teşvik eder gibi görünen bir yanıt aldığında, bu neye işaret eder?

Cevap: Bu, kişinin kendi içinde daha derinlere inmesi gerektiği ve o zaman Yaradan’a daha yakın olacağı anlamına gelir.

Soru: Kişi hangi arzularını Yaradan’dan aldığını ve hangilerinin kötü eğilimin hükmü altında olduğunu nasıl ayırt edebilir? Kişi hangi arzularla çalışacağını nasıl bilebilir?

Cevap: Kişi yavaş yavaş neyin Yaradan’dan geldiğini ve neyin kendisinden kaynaklandığını hissedecektir.

Hayattaki Ana Seçim

Bir kişinin tüm işi kendisini kimin yöneteceğini seçmektir: alma arzusu ya da ihsan etme arzusu. Şu anda kendilerini kimin yönettiğini incelemeli ve gerçekten ne istediklerine karar vermelidirler.

Eğer alma arzusu kontrolü elinde tutuyorsa, bunun iyi olmadığı açıktır ve kendilerini ihsan etme arzusunun otoritesi altına sokmanın yollarını aramalıdırlar. Ancak ihsan etme arzusu olsa bile, bir soru kalır: Neden ihsan ediyorum, kimin için, ne zaman ve nasıl?

İhsan etme yönetimi Tora’dan alınan güçle kurulabilir. Eğer Tora’yı, ondan ihsan etme gücünü alma niyetiyle çalışırsak, o zaman adım adım bu gücü ifşa eder ve giderek daha fazla onu kullanmayı öğreniriz.

Yaradan’dan müdahale etmesini ve ihsan etme niteliğini seçmemize yardım etmesini isteriz. Çalışmaya başlamadan önce bile, tüm varoluşu sadece Yaradan’ın yönettiğinden emin olmalıyız ve bizim görevimiz sadece bunu herkese ifşa etmektir.

Her insan iki güçle doğar: alma arzusu ve ihsan etme arzusu. Alma arzusunun tüm doğaya hakim olduğunu görürüz, ancak doğa aynı zamanda ihsan etme örnekleri de sunar. Egoist arzunun hüküm sürdüğü bir insanın içinde bile, ihsan etme düşünceleri ortaya çıkar. İhsan etme niteliğini seçmeye çalışırız çünkü bu, Yaradan’ın niteliğidir. Doğanın kendisi ihsan etme niteliğine ait olmanın değerli olduğunu öğretir.

Bizi ihsan etmeye doğru iten güç yukarıdan gelir, bu Yaradan’ın Kendisinin gücüdür. Ve ihsan etme gücünün doğal alma arzumuzla çelişmesine rağmen, gerçeği barındırdığını görürüz. Bu yüzden ona doğru çekiliriz ve nihayetinde o bizim yeni doğamız haline gelir.

İhsan etme niteliğini edinmek istiyorsam, bu gücü seçmiş ve onu ifşa etmek için çabalayan bir çevreye girmeliyim. Doğuştan sahip olduğum alma gücü ile şimdi edindiğim ihsan etme gücü arasındaki bu savaşta, kiminle devam etmek istediğimi seçmeliyim.

Grup, Amaca Yönlendiren Bir Araçtır

Soru: Grubun önemini nasıl artırabiliriz?

Cevap: Bu, amacın yüceliğine bağlıdır. Amacın yüceliği ölçüsünde, amaca ulaşmak için gerekli araçların yüceliğini edinirsiniz.

Grup, amaca ulaşabileceğimiz tek araçtır.

Yani, sonsuzluğa ve mükemmelliğe ancak gruba kesinlikle homojen bir bütünsel unsur olarak katılır, yerimi bulur, alır, etrafımdaki herkesi bir Lego gibi tam olarak birbirine bağlar ve yenilemem gereken şeyi tam olarak yenilersem ulaşabilirim. O zaman Yaradan da dahil olmak üzere tüm grubun, tüm sistemin ortak yaşamını hissetmeye başlayacağım.

Yaradan’ın bu sistemin içinde, unsurları arasındaki bağlarda ifşa olduğunu düşünün; başka bir deyişle, genel olarak sistem Yaradan’dan daha önemlidir. Her ne kadar bu sistem O’nun ifşası için bir araç ve O’nun ifşası amaç olsa da, O bu sistemin içinde olduğu için, sanki sistem O’nu da içinde barındırıyor gibidir. Bu açıdan bakıldığında, Yaradan’dan daha büyüktür.

Her ne kadar Yaradan onu yaratmış ve doldurmuş olsa da, sanki O’nu içeriyormuş gibi olduğu için, tam algıyı edindiğinizde, aralarındaki farkı görmezsiniz çünkü nitelikleri bakımından kesinlikle benzer ve eşittirler.

Bağda Güçlenin

Yorum: Kalbimi doğrudan Yaradan’a yöneltiyorum ve O’nun kalbimde kıyafetlenmesini engellediğimi hissediyorum. Ve kendimi nerede güçlendirmem gerektiğini anlayamıyorum – ya Yaradan’a yönelen Aviut’un gücünde ya da O’na memnuniyet getirme niyetimin saflığında.

Yanıtım: Kendinizi burada bulunan dostlarınızla birlik içinde güçlendirmeniz gerekir, böylece tüm kongre boyunca onlarla bir bütün gibi olursunuz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 221

Soru: Yaradan’ın bir kişiyi yeteneklerine ve hazır olma durumuna göre uyandırdığını söylediniz. Kişi bu yeteneklerini ve hazır olma durumunu artırabilir mi? Eğer öyleyse, bu nasıl ve ne şekilde yapılır?

Cevap: Bu Yaradan tarafından yapılır.

Soru: Achishena’daki (hızlandırma) sistemden bahsettiğimizde, bu bir birey, onlu, grubumuz veya tüm dünya için mi geçerlidir? İçimizde ifşa etmek ve bunun için Yaradan’a teşekkür etmek istediğimiz bu sisteme nasıl yaklaşıyoruz? Bu nerede ifşa olur?

Cevap: Bu sistem her bir kişinin içinde, alma arzusunda ve ruhun güçleri ile kalbin güçleri arasında ifşa olur. Ve orada, kişi kendi güçleri içinde ne ölçüde var olduğunu görmelidir.

Sevgi, Korkuyla Karışık Saygıdan Büyür

Sevgi ve ihsan etmeyi edinmenin ilk adımı, korkuyla karışık saygı duymaktır.

Bu, sürekli korku içinde olan, bebeği ve onun başına gelen her şey için endişelenen bir anneye benzer. Bu doğal, doğuştan gelen korku sürekli olarak içinde titreşir ve ona huzur vermez.

Bizler de Yaradan’a karşı aynı tutumu ve özeni edinmeliyiz. Sürekli endişe ve korkuyla karışık saygı içinde olmalıyız. O’nu düşünüyor muyum ya da ilgime daha fazla bir şey ekleyebilir miyim diye kendimi kontrol etmeliyim.

Bina niteliğini edinmek istiyorsam, o zaman vermek istediğim kişi benim için çocuğum gibidir. O’na Yaradan demem önemli değildir! O’nun için bir bebek gibi endişelenir ve özen gösteririm çünkü ihsan eden olmak istiyorum!

Kişinin Yaradan’la olan bağı burada başlar. Ancak bundan önce, insanlıkla ya da en azından onun küçük bir parçasıyla, grubumuzla aynı korkuyla karışık saygı dolu bağı kurmalıyız. Ona çok sevdiğim ve değer verdiğim bir insan gibi bakmayı öğrenmeliyim.

Dünyamızda çocuklarımıza ya da ebeveynlerimize, yani bizim dışımızda ama bize kopmaz bağlarla bağlı olan birine bakarken de benzer örnekler verilir.

İçimde bir korku, saygı yaşamalı: onlara yardım edebilecek miyim ve onlara iyilik getirebilecek miyim? Bu, her şeyin başladığı Bina niteliğidir ve bunun üzerine ihsan etme ve sevgi inşa etmeye başlarız.

Yaradan bize egoizmimizin içinde bu tür egzersizler verir ki yavaş yavaş başka bir gerçekliği, özgecil bir gerçekliği edinebilelim, böylece elimizde örnekler ve içimizde Bina, ihsan etme niteliğini inşa edeceğimiz bir temel olsun.