Category Archives: Yaradan

Yaradan – Doğanın Birliği

Soru: Kişi yaratılışın her unsurunda Yaradan’ı keşfettiğinde evrende ne olur?

Cevap: Eğer kişi yaratılışın her unsurunda Yaradan’ı keşfederse, Yaradan’ı ifşa etmiş olur. Yavaş yavaş, onlar için Yaradan tüm doğanın tek tezahür eden gücü haline gelir.

Bu, kişiye ifşa etmesi için verilen şeydir. Bu sayede, Yaradan’ın içinde var olan her şeyin birliğini hissetmeye başlarlar.

Yaratılışın Gelişimini Nasıl Hızlandırabilirsiniz?

Soru: Bu derste benim için ilginç bir şeyi ortaya çıkardınız: Yaradan’ın dışarıdan gözlemlediğim tüm tezahürleri meğer benim içimdeymiş. Kendim aracılığıyla Yaradan’ı tüm yaratılanlara ifşa edebileceğimi söylediniz. Bu nasıl yapılabilir?

Cevap: Yaradan’ı edinerek, O’nun tüm yaratılanları doldurma arzusunda birleşiriz. Bu tamamlanma bizim gelişimimize bağlıdır. Ne kadar çok gelişir, birbirimizle bağ kurar ve yaratılışın içsel gücünü hissedersek, Yaradan’ın içimizde tezahür ettirdiği şeyi o kadar çok ediniriz.

Soru: Birliğimiz aracılığıyla, Yaradan’ı ifşa etmek amacıyla tüm yaratılışın gelişimini hızlandırabilir miyiz?

Cevap: Elbette. Bunu yaparken, sadece hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda yaratılışı farklı bir şekilde ifşa ederiz. Gelişimimiz yoluyla yaratılışı ilerletmek istemediğimiz zaman başka bir şeydir, Yaradan’ın bizi çeşitli sorunlarda yönlendirmeye ihtiyacı olmadığı zaman başka bir şeydir. Bunun yerine, bu sorunları ortaya çıkarmayı, incelemeyi, ıslah etmeyi ve tamamlamayı kendimiz isteriz.

Yaradan’ın Düşüncesini İfşa Edin

Yaradan, mucit, üst güç değişmez bir kavramdır. Tüm gerçeklik tek bir düşünceyle yaratılmıştır. Ancak şu soru ortaya çıkmaktadır: bu bir noktada mı oldu yoksa her zaman orada mıydı?

Bizler, yaratılanlar, zaman çerçevesi içinde yaşıyoruz ve bu nedenle bize gerçeklik değişiyormuş gibi geliyor. Ama aslında, her şeyin, hem en yüksek hem de en alçak olanın son ıslah koşulunda olduğu sabit bir gerçeklik içindeyiz. Ve ifşa etmemiz gereken de işte bu gerçekliğin tamamıdır.

Gerçekliğin kendisi zaten mükemmeldir; içinde hiçbir gelişme yoktur ve yeni hiçbir şey ortaya çıkmaz. Değişiklikler yalnızca bir kişiyle ilgili olarak meydana gelir. Gerçekte kim olduğumuzu bularak ifşa etmemiz gereken gerçeklik budur. Gerçekten bu kadar çok muyuz, yoksa hepsi farklı düşünce, arzu ve eylemlere sahip tek bir kişi mi?

Yaradan’ın bakış açısına göre gerçeklik, tıpkı O’nun yarattığı gibi sabittir. Ancak kişi bu gerçekliğin ifşasına katılma ve ifşasının hızını ve doğasını belirleme fırsatına sahiptir ve en önemlisi, bu gerçekliği ifşa etmeye çalıştığımızda kimin için çaba sarf ediyoruz?

Başlangıçta tek bir düşünce faaliyet gösterir: yaratılış düşüncesi.

“Gerçekliğin tamamı tek bir düşünceyle yayılmış ve yaratılmıştır. Operatördür; operasyonun ta kendisidir; aranan ödüldür ve çabanın özüdür“ (Baal HaSulam, On Sefirot Çalışması, ”İçsel Gözlem”).

Yani, düşünce her şeyi içerir ve bizim sadece ona katılmaya çalışmamız, ona dahil olmayı istememiz gerekir. Tüm çalışmalarımız ve çabalarımız buna yöneliktir.

Yaradan bize yaratılış düşüncesini yani O’nun bize karşı tutumunu ifşa etmiştir; O’nun açısından her şey tamamlanmıştır. Fakat kendimizi yaratılış düşüncesiyle özdeşleştirmek için çabalarsak, o zaman bu sayede Yaradan’ı ediniriz. Yaradan’ın düşüncesini ifşa etmeye çalışarak, O’nu tanımaya, O’nu hissetmeye, O’na dahil olmaya, O’nunla birleşmeye başlarız.

O, bizden bu düşüncenin tamamını ifşa etmemizi ister. Eğer aşağıdaki yerimizden onun yüksekliğine, yaratılış düşüncesinin köküne, bu düşüncenin Yaradan’da ortaya çıktığı noktaya yükselirsek, o zaman bu şekilde O’na yaklaşırız, düşünceye değil, Yaradan’ın Kendisine yaklaşır ve O’nu ifşa ederiz.

Yaradan İle Nasıl Bağ Kurabilirsiniz?

Soru: Yaradan içimdeki düşünce ve arzuları doğrudan uyandırıyor. Diğer insanların bununla ne ilgisi var?

Cevap: Sizden Yaradan’a doğru karşılıklı bir bağ kurabilmeniz için, diğer insanlarla da bağda olmanız gerekir. Sonuçta, Yaradan’a doğrudan hitap edemezsiniz; sizi O’na bağlayacak bir tür vericiye ihtiyacınız vardır.

Peki, bu nasıl olabilir? Siz bir egoistsiniz. Düşüncelerinizi Yaradan’a iletmek, kendinizi alma arzusu, küçümseme ve diğer doğal dürtüler yerine ihsan etme ve sevgi frekansına ayarlamak için, onlu ile bütünleşmeli ve onlar aracılığıyla Yaradan’a ulaşmaya çalışmalısınız. Bu, eğer grupla birbirinize bağlıysanız mümkündür.

Yaradan’ın İşçileri Olun

Soru: Yaradan şöyle diyor: “Beni bırakın ama Tora’nızı hatırlayın.” Ve siz de sürekli O’na dönmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bu çelişki içinde nasıl hareket edebiliriz?

Cevap: Bu bir çelişki değil “Beni bırakın ve Tora’yı çalışın” demek ıslah üzerinde çalışmak demektir. Eğer ıslahtan Yaradan’a dönerseniz, bu iyidir. Ama sadece daha iyi hissetmek için bir şeyler istemeye başlarsanız, o zaman sadece kötü hissedersiniz.

Yaradan her şeye tepki verir. Her şeyden önce, bu bizim var olduğumuz alandır. Tanrı O’nu bir tür varlık olarak hayal etmemizi yasaklamıştır. Bu alan, içinde var olduğumuz sınırsız, sonsuz bir hacimdir. Bir şeyi isteyip istemediğinize ya da bilinçli olarak arzu edip etmediğinize bakmaksızın her şeye tepki verir.

Her şeyden önce, hissettiğiniz her şey, bu alan tarafından sizde uyandırılır ve sizin orada olmadığınız iddia edilir. Tüm yaşamımız, hem maddesel hem de manevi, %99 Yaradan’ın bizde yarattığı etkiye tepki vermekten ibarettir, başka bir şey değil.

Bize kalan tek şey, O’ndan, Kendisini bu çalışmaya dahil etmesini istemektir. Bu yüzden buna Yaradan’ın çalışması (Avodat HaShem) denir. Ve sonra, elimizden geldiğince ona katılırız.

Tüm çalışmamız, tam olarak kişinin bilinçli bir şekilde Yaradan’ın çalışmasına katılmasından oluşur. Zaten her şeyi bilinçsizce yaparız. O’nun tarafından olmayan hiçbir şey yapılmaz. Biz sadece buna bilinçli olarak katılmak isteriz.

Bu yüzden bizlere, Yaradan’ın işçileri denir yani O’nun eylemlerinde yer almak isteriz. Aksi takdirde, O yine de harekete geçecek ve biz de her şekilde hareket edeceğiz. Bu nedenle, içimizde öyle duygular geliştirmeliyiz ki Yaradan’ın eylemlerini hissedebilelim.

Yaradan’ın Dalgasını Yakalayın

Yorum: Gruptaki dostlar arasında Yaradan aracılığıyla nasıl bir bağ kurulduğunu açıkça anlatıyorsunuz.

Cevabım: Kesinlikle. O zaman Yaradan’a benzerlik ölçüsünde aralarında üst kuvvet kendini gösterir. Tıpkı herhangi bir fiziksel yasa gibi, aynı dalga boyuna uyumlandığımızda, onu yakalarız ve aramızda bizi birbirimize bağlayan eter belirir. Birbirimizi yakalarız ve aramızda olan bu eteri, Yaradan’ı yakalarız.

Soru: Ama eğer kişi Yaradan’ı hissettiği bir duruma ulaşırsa, o zaman her şeyi farklı algılayacağını söylediniz. O zaman artık “aramızda” diye bir şey kalmaz, zaten bir mi olunur?

Cevap: Aramızda nasıl bir şey olmaz? Aramızda her zaman bir bağ sistemi vardır. Bu, Yaradan’ı yakaladığınız, üst gücü keşfettiğiniz bir alıcı gibidir. Bu dedektör olmadan Yaradan’ı algılayamazsınız.

Biz bu muazzam gücün içindeyiz ama onu yakalayamıyor ve farkına varamıyoruz. Onu nasıl kullanabiliriz? Ancak onu keşfedersek. Onu kendi aramızda nasıl ifşa edebiliriz? Ancak birleşirsek.

Bu basit bir fiziksel yasadır ve dünyada buna benzer pek çok olgu vardır. Kendimizi belirli frekanslara ve güçlere ayarladığımızda, onların var olduğunu keşfederiz. Aynı şey etrafımızdaki tüm evren için de geçerlidir: kendimizi onu algılamaya ayarlarız ve sonra da onu hissederiz.

Aynı şey Yaradan için de geçerlidir. Yaradan tüm evrenin genel gücüdür, bu yüzden Einstein tek bir evrensel yasa keşfetmeye çalışmıştır.

Yorum: Fakat siz bir dalgayı yakalamak için kullanılabilecek basit bir cihaz örneği verdiniz. Burada ise birçok parçadan oluşan tamamen farklı bir cihaz var.

Cevabım: Aradaki fark nedir? İlişkilerimizi birbirimize bağlıyoruz ve içinde Yaradan olarak adlandırılan, üst ışınımın kaynağını keşfettiğimiz ortak bir alan inşa ediyoruz. O’nun bizi yarattığını, bizi sürdürdüğünü, O’nun her şey olduğunu ifşa ediyoruz!

Yaradan İçin Bir Destek Olun

Soru: Birleşmeye yol açan Yaradan için bir destek olmak ne demektir?

Cevap: Bu, kendi koşulunuzda, grubunuz içinde, örneğin belirli bir konuda tüm soruların ve tüm cevapların birleştiği nokta haline gelmeniz anlamına gelir. Bu şekilde ilerlemeye devam edersiniz.

Soru: Yaradan’ın yüceliği neden sadece kişinin kaba, alçak maddesi aracılığıyla gerçekleştirilebilir ve bu birleşmede elde edilebilir?

Cevap: Bunun nedeni, Yaradan, kişinin içinde ikamet eder ve kişinin ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. En önemli şey Yaradan’ın onun aracılığıyla yaptığı gerçektir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 53

Hedefe Neden “Ruhun Islahı” Değil De “Yaradan’a Bağlanma” Deniyor?

Amaç, “Yaradan’a bağlanma” olarak adlandırılır çünkü belirli bir koşula erişmeyi içerirken, kapları ıslah etmek bu amaca giden bir araçtır. Kabı ıslah etmek gereklidir, ancak asıl odak noktası ıslahı gerçekleştirmenin nihai amacıdır.

Anlamı anlaşılmadan yapılan ıslah, gerçek bir ıslah değildir. Kişi basitçe “iyi bir insan” olabilir, ancak Tora daha fazlasını talep eder – bağlanma, form eşitliği ve Adem (adam, insan) olmayı talep eder – “Adameh leElyon ”dan (“En yüce gibi olacağım”) türetilen bir terim.

Yaradan’ı bilmeden, neyi ıslah edeceğimizi nasıl bilebiliriz? Bu, “Senin eylemlerinden Seni bileceğiz” aracılığıyla olur. Yaradan’ı taklit etmek ve ne olmamız gerektiğini anlamak için, Yaradan’ın belli bir düzeyde ifşasına ihtiyacımız vardır. Neyi ıslah etmemiz gerektiğini anlamak için gerçekten ifşa aradığımızda, Yaradan bize Kendisini ifşa eder. Buna “Kişi, Lo Lişma’dan Lişma’ya gelir” (“Yaradan’ın rızası için değil”den “Yaradan’ın rızası için”e) denir.

Başlangıçta, Yaradan’ın ifşasını kişisel fayda için ararız. Ancak, ifşa ile birlikte tutumumuz değişir – Yaradan’ın Kendisine değer vermeye ve onu arzulamaya başlarız. Yaradan Kendisini, bu ifşanın bizi sadece hazla doldurmakla kalmayıp değiştirdiği ölçüde ifşa eder.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 52

Yaradan Kimdir?

Kişideki her bozulmuş özellik, Yaradan’daki ıslah olmuş bir özelliğe karşılık gelir. Yaradan’ı ancak bozuk niteliklerimizi, ihsan etme niyetine doğru ıslah ettikten sonra bilebiliriz. Bizler yalnızca kaplarımızın içinde ne kıyafetlendiyse onu algılayabiliriz. Islah olmadan Yaradan’ı bilemeyiz.

Islah olduğumuzda, ıslah edilmiş kaplarımızın farkındalığını kazanırız ve onlar aracılığıyla Yaradan’ı tanımaya başlarız. Her şey formun Yaradan’la eşitlik derecesine bağlıdır. Yaradan’ı kaplarımızın koşuluna göre, dolaylı olarak, ıslah olmuş niteliklerimiz vasıtasıyla algılarız.

“Yargılayan herkes, kendi kusurları üzerinden yargılar” sözünün anlamı budur. Her şeyi kaplarımızın ne ölçüde ıslah olduğuna göre değerlendiririz.

Kalpteki Çalışma

Soru: Eğer Yaradan kalbimizi ellerinde tutuyorsa, o zaman “kalpteki çalışma” ne demektir? Ne yapmamız gerekiyor?

Cevap: Her şeyden önce, Yaradan’ın kalbimi ellerinde tuttuğunu ve içindeki her şeyi tamamen belirlediğini hissetmeliyiz: en korkunçtan en güzele kadar tüm arzularımı, niyetlerimi, düşüncelerimi ve dürtülerimi.

Bu koşula ulaştığımda, şu soru ortaya çıkar: kendime ne atfedebilirim? Yaradan, içimde yarattığı kalp ile şimdi ne yapmamı isterdi? Kalbimin üzerinde doğru bir şekilde nasıl yükselebilirim ve Yaradan’ın yaptığı her şeyin yalnızca benim yararıma olduğunu şükranla nasıl fark edebilirim?

Kalbimdeki sorunların neler olduğunu tanımlamam gerekiyor. Ve doğru bir kalbin ne olduğunu ancak Yaradan yerine grup tarafından yaratılmışsa tanımlayabilirim.

İki güç arasında var olmalıyım. Bir güç kötüdür, şeytandır, yani Yaradan’dır. O, Kendisi de itiraf eder: “Kötülüğü ben yarattım.” Öte yandan, O, bu kötülüğü ıslah etmek için grup aracılığıyla aldığım “Tora” adı verilen ışığı, grubu yaratmıştır. Ve ben bu iki güç arasında var olurum.

Yaradan, O’nu, gerçek O’nu grup aracılığıyla bulabilmem için kasıtlı olarak yarattığı kötü kalbimi elinde tutar. Kendi içimde böyle bir koşul yaratmalı ve içinde yaşamalıyım. Bu koşulda, kendim Sefira Tiferet’in orta kısmı, “Klipat Noga” gibi olurum, bir tarafta Yaradan tarafından tutulan kötü güçler vardır. Ne de olsa, O’nun “Firavun’a git, çünkü onun kalbini katılaştırdım” demesi boşuna değildir.

Diğer tarafta ise O’nun “ışık” olarak adlandırılan iyi gücü, “Tora” vardır ve ben bu güç aracılığıyla ıslah yaparım. Ancak kötü gücü, iyi gücü kullanarak öyle bir şekilde ıslah ederim ki, sürekli olarak ikisi arasında denge içinde var olurum ve bu şekilde ilerlerim.

İlerleme her zaman orta çizgide gerçekleşir. Karanlık sol çizgim sürekli yenilenir ve bu nedenle sürekli olarak sağ çizgiye, grupla daha güçlü bir bağa ve daha fazla ışığa ihtiyaç duyarım.

Ben, grup ve Yaradan arasındaki ilişki tam olarak bu şekilde hayal edilmelidir.

Yaradan başlangıçta olumlu bir rol oynamaz. Başlangıçta O yok edicidir, içimizdeki kötülüğün yaratıcısıdır ki daha sonra bize her şeyi nasıl doğru yapacağımızı öğretebilsin, tıpkı çocuğundan uzaklaşıp ona yürümeyi öğrenme şansı veren bir anne gibi.