Category Archives: Yaradan

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 96

Bu Süreçte İçimizde Yaradan’ın Belirli Bir İmgesi Oluşur Mu?

Bir imge, kişisel bir izlenimdir. Örneğin, amcamdan söz ederken, söze onun büyük kulakları ya da şiş gözleri olduğundan başlamam. Elbette, bir bakıma bu da onu zihnimde canlandırmamın bir parçasıdır; fakat benim öncelikle hissettiğim şey onun içsel karakteri, kişiliğidir.

Aynı şekilde, Yaradan’la bağımızı da yavaş yavaş fiziksel bir kişilikten söz eder gibi değil, içimizde bıraktığı izlenimler üzerinden anlatmaya başlarız. Onun nasıl göründüğünü değil, O’nu nasıl deneyimlediğimizi ifade ederiz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 95

Yaradan’ın Etkisini Hissetmek İçin Çaba Göstermeye Nasıl Başlarız?

Bu çaba toplumda başlar. Kendi içimizde, Yaratıcı ile bağ kurabileceğimiz ve O’nu hissedebileceğimiz belirli bir nokta ararız. Bu süreç, unutulmuş bir akrabayı hatırlamaya benzer. Aniden biri bize bir Samuel Amcamız olduğunu hatırlatır ve hafızamızda onun imajını oluşturmaya başlarız: Samuel Amca belirli şöyle görünür, şu veya bu insanlarla görüşür, belirli bir evde yaşar… Hafızamızda ve kalbimizde o bağlantı noktasını bularak onunla bağ kurmaya başlarız.

Aynı durum Yaradan için de geçerlidir. Bu dünyanın olaylarına dalarız ve aniden bir Yaradan olduğunu hatırlarız. Ardından, elimizdeki verileri ve Yaradan’ın içimizde nerede bulunduğunu kontrol ederek o noktayı ararız. Ardından, aradığımızı bulur ve kim ve ne olduğumuzu hatırlarız. Tam olarak Yaradan ile bağ kurduğumuz o temas noktasını ararız. Bu nokta “akıl”da ve “kalp”tedir.

Eğer içimizde hâlâ böyle bir alan yoksa “Yaradan için bir yer açmalı” ve O’nunla bağlantılı olarak biriktirdiğimiz her şeyi yavaşça kaydetmeliyiz. O zaman bağın noktası bize ifşa olur.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 94

Yaradan İle Olan Bağımızı Kontrol Etmekten Ne Kazanırız?

Yaradan ile olan bağımızı, O’ndan ne aldığımızı, ne amaçla aldığımızı vb.ni kontrol etmek, Yaradan ile kompleks bir ilişki ortaya çıkarır. Yaradan ile olan ilişkimizde sağ, sol ve orta olduğunu fark etmeye başlarız. Yaradan’ın eylemlerini incelemeye devam ederiz, çünkü “Biz Seni eylemlerinden bileceğiz” ve ayrıca “Eğer biri Efendisinin arzusunu bilmiyorsa, O’na nasıl hizmet edebilir?” diye yazılmıştır. Yaradan’dan bizi sürecin kalbine yerleştirecek bir şey almak üzereyizdir.

Üstte olanla bağ kurmak istediğimiz andan itibaren, bu ilişkiyi sürekli olarak incelemeliyiz. Başka bir şey yoktur. Aldığımız her şey bu bağın bir sonucudur, her şeyi belirleyen bir bağ. Nasıl hissettiğimiz, başımıza gelenlere bağlıdır. Bize gelen her şeyi -anlayışlar, duygular, Yaradan’ın bizden ne istediği, ne olmamız gerektiği, nasıl tepki verdiğimiz, ne düşündüğümüz- Yaradan’ın üzerimizdeki etkisini hissetme çabamızın bir sonucu olarak, içsel olarak deneyimleriz.

Islah Gücünü Etkisi

Soru: Ders sırasında gelen ıslah gücü beni nasıl etkiler?

Cevap: Sizi sadece sizin istediğiniz ölçüde etkiler.

Burada Yaradan’ın otoritesi altında değiliz. O bizi, kim olduğumuzu, O’na karşı hislerimizi ve neyi değiştirmek istediğimizi kendimiz belirleyebileceğimiz bir durumda tutar.

O, tüm bu dürtüleri, arzuları ve güçleri ekler ve çıkarır ve sonuç olarak, bize ne olduğunu hissederiz.

Hakaretlere Karşılık Vermeli Miyiz?

Soru: Hakaretlerle nasıl çalışmalıyız? Çocuklar ebeveynlerine yardım etmiyor; onları pratikte terk etmiş durumdalar. Birisi bir başkasını gerçekten ihanet etmiş, birisi bir arkadaşını satmış, vb. Bu tür suçlarla nasıl çalışmalıyız?

Cevap: Bence, çevremizdeki tüm insanların Yaradan tarafından kontrol edilen kuklalar olduğunu anlayacak bir gelişim düzeyine ulaşmamız gerekiyor ki, bu insanlara karşı kendimizi düzgün bir şekilde ıslah edebilmemiz, onları haklı çıkarabilmemiz ve onlara iyilik dilememiz mümkün olsun.

Soru: Bu mümkün mü?

Cevap: Genel olarak evet. Her zaman ve hemen değil, ama yine de…

Soru: Bu uzun bir süreç, ama gitmemiz gereken yön bu mu?

Cevap: Evet! Aksi takdirde, Yaradan’a iftira atmış olursunuz. Ve bu tamamen farklı bir konudur. Burada hesap tamamen farklıdır — bu, evreni nasıl algıladığınızla ilgilidir: evren kendi başına mı var olur, yoksa siz mi onu yönetirsiniz? Her şey yukarıdan geliyorsa, o zaman kendimizi tamamen itaatkâr, uyumlu ve bu üst güce benzemek için değişebilecek hale getirmekten başka seçeneğimiz yoktur.

Yorum: Bu çok güzel. Tüm dünyamızın günahkârların dünyası olduğunu ihtiyatla söylemek isterim. Hepimiz nefret ve sürekli saldırganlık hali içinde yaşıyoruz.

Cevabım: Kum havuzundaki küçük çocuklar gibi.

Yorum: Ve biz de karşılık veriyoruz ve karşılık veriyoruz; karşılık vermeye devam ediyoruz. Tüm diplomatik heyetlere bakın, nasıl çatışıyorlar: “Diplomatlarımı sınır dışı ettiniz…”

Cevabım: Dalga geçmeyi bırakın! Kesin şunu. Bunların hepsi…

Soru: O zaman neden bizimle böyle dalga geçiliyor?

Cevap: Sonunda tamamen hayal kırıklığına uğramamız için. Yaradan’ın bizi bu şekilde yaratmış olmasına değil, O’nun bizi bu şekilde yaratmış olmasının nedenini anlamadığımız için ne kadar aptal olduğumuza. Cevap insanın gözünün önünde ama o görmek istemiyor. Ama tüm bunlar birikip, kırılıp, içine sığmayıp, patlaması içindir.

Soru: İnsanlar bu yönde yavaş yavaş ilerlemeye başlarsa, dünyamız ne hale gelir?

Cevap: Dünyamız bugünkü akıl hastanesinden, insanların kendini araştırma, kendini iyileştirme ve kendini geliştirme ile meşgul olduğu bir dünyaya dönüşür.

Soru: Ve bu sayede, Yaradan’ı bu dünyaya mı getirirler?

Cevap: Evet, bu gerçekleştiği ölçüde, Yaradan onların içinde ifşa olur.

Soru: Peki, “Yaradan’ın onların içinde ifşa olması” ne anlama geliyor? Bu ne demek?

Cevap: Bizi dünyayı algılama konusunda tamamen farklı bir düzeye yükselten, ihsan etme ve sevgi niteliği.

Soru: Tek bir yol olduğunu ve başka yol olmadığını kesin olarak biliyor musunuz?

Cevap: Hayır, başka bir yol olamaz.

Ruhun Yenilenmesi Üzerine Çalışma

Yorum: Kabala metodunu uygulamak için üç bileşen gereklidir: benzer düşünen bireylerden oluşan bir grup, orijinal kaynaklar ve bir eğitmen. Benzer düşünen bireylerden oluşan bir grupla çalışmak, Kabala’nın bahsettiği hedef için yani Yaradan’ın ifşası için birbirimize yakınlaşma çalışmasıdır.

Cevabım: Dünyamız, ruhun yenilenmesi adı verilen çalışmayı yapmamız için tasarlanmıştır. Kabala bilgeliğine göre, Yaradan, “Âdem” adı verilen tek bir ortak ruhtan oluşan bir sistem yaratmıştır. Bu sistem, orijinal halinde, birbirine bağlı ve birbirini desteklemek olan tek bir hedefe doğru çalışan egoist arzulardan oluşuyordu.

Sonra bir parçalanma meydana geldi ve tüm yapı, artık birbirleriyle göreceli bir bağ halinde olan çok sayıda cansız, bitkisel, hayvansal ve insan unsuruna bölündü. Görecelidir, çünkü birbirleriyle olan ilişkileri yalnızca karşılıklı tamamlayıcılığı yani birbirlerini kullanmayı ve diğer yandan da sürekli olarak başkalarının pahasına gelişme, birbirlerini yutma arzusunu ifade eder. Bu, tüm sistemin egoist varoluş ilkesidir.

Şimdi onu, tüm parçalarının birbirleriyle ilişki kuracağı, salt tüketimci bir bakış açısıyla egoistçe değil, tüm sistemin bir bütün olarak, herkesin iyiliği için çalışması gerektiği anlayışıyla, orijinal haline geri döndürmeliyiz. Bu nedenle, sistemin her olgun ve sağlam unsuru “komşunu kendin gibi sev” koşuluna ulaşmalıdır.

Ancak bu koşul altında, tüm unsurlar başlangıçtaki egoizmlerinin ötesinde birleşecek ve düzgün bir şekilde var olabilecek ve Yaradan olarak adlandırılan özel bir güçle dolu tek, birleşik ve bütünsel bir sistem oluşturacaktır.

Bu çalışmayı burada, bu dünyada, şimdi bizim neslimizde gerçekleştirmeliyiz. Bizler, bu çalışmanın önemini, doğanın veya Yaradan’ın bize sağladığı koşulları, misyonumuzun önemini anlayan ve bunun için böyle bir dürtü ve sorumluluk hissedenleriz.

Bu nedenle, karşılıklı yardımlaşma, karşılıklı çabalar içinde birleşmek ve tüm bağlarımızı Yaradan’ın küresel gücüne benzer şekilde birbirine bağlamak için bir grupta toplanıyoruz. Yaradan, ihsan etme, bağ kurma, sevgi ve karşılıklı tamamlama gücünü temsil eder. Ve bu gücü, ilişkilerimizde O’na benzeyecek şekilde aramızda üretmeliyiz.

Bunu kendi başımıza yapamayız çünkü başlangıçta birbirimize zıtız. Her birimiz egoistiz ve başkalarını düşünemeyiz. Ancak O’ndan bizi değiştirmesini isteyebiliriz. Ve o zaman, grup içinde bu düşünceyi gerçekleştirebileceğiz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 91

İhsan Etme Eksikliğini Nasıl Alırız?

İhsan etmek için olan eksikliği yalnızca Yaradan’dan alabiliriz, çünkü sadece O, tabiri caizse, ihsan etmek için eksikliğe sahiptir. RABAŞ bu makaleye “İnsanların Dua Etmesi Gereken Asıl Eksiklik Nedir?” adını vermiştir. Bu asıl eksiklik için dua etmemiz gerekir, çünkü ihsan etmek için arzu aldığımızda, kabımızda ortaya çıkan şey “ıslahın sonu” olarak adlandırılır ve o zaman kendimizi iyi hissetmekte hiçbir sorun yaşamayız.

Eksiklik olmadan bu imkânsızdır. Bir kap olmalıdır. Soru şudur: Eksiklik, kap nedir? Ne için çabalıyoruz? O zaman ödülümüz ne olacak? Ne olmasını istiyoruz? Ödül, ihsan etmek için fırsat ise ve ihsan etmek için yetenek kazanırsak, o zaman huzur ve mutluluğa ulaşmış oluruz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 90

Yaradan’ın İmgesi

Çalışma nedir ve ödül nedir? Bu sorular her zaman kafa karıştırıcıdır. Yaratılışın amacı, O’nun yarattıklarına memnuniyet vermektir ve tamamlanmış çalışmanın koşulu dinlenme halidir, ancak her şey alıcıların algısına bağlıdır. Çalışmanın kendisi ödül olabilir ve çalışma dinlenme olarak da deneyimlenebilir. Çaba kavramı, yalnızca çalışmaya karşı tutumumuz ve onu nasıl algıladığımız, onu efor ve eksiklik olarak mı yoksa haz olarak mı hissettiğimizle belirlenir. Sonuçta, şu anda bile ıslahın sonu (Gimar Tikkun) koşulundayız ve ıslah etmemiz gereken tek şey bu tanımlamalar, yani çalışmayı ve çabayı algılama şeklimiz ve acı ile ödülü tanımlama şeklimizdir.

Baal HaSulam, “55. Mektup”unda, tüm acıların, çalışmayı yapma zamanına göre ödülün gecikmesinden kaynaklandığını yazar. Her eylemimiz için anında ödeme alsaydık, belirli bir ürünü on dolara satan ve her satıştan iki dolarının doğrudan cebine gireceğini bilen bir dükkân sahibi gibi olabilirdik. Her anda, her çabada, dükkân sahibi hemen iki doları cebine atar, böylece çabanın karşılığını bir anda alır ve bu da artık bir yük olarak değil, anlık bir ödül olarak hissedilir.

Bütün mesele budur. Her şey çalışmamıza karşı tutumumuza bağlıdır. Bu nedenle, çalışmamız, kaplarımızı, duygularımızı ve ödül, çaba ve ödeme kavramlarına ilişkin içsel tanımımızı ıslah etmekle sonuçlanır. Sonuçta, çaba kavramı ortadan kalkar; ödeme, tüm emeğin, zahmetin ve acının yerini alır ve bizim için sürekli iyilik ve haz koşulunu oluşturur.

Bunun nedeni, kaplarımızı ıslah etmiş olmamızdır. Bu sayede, bize önceden bahşedilmiş olanı şimdi algılayabilir, ancak bunu yeni kaplarda, farklı algılarda ve yeni bir anlayışla hissederiz.

Metodu Herkes İçin Basitleştirin

Soru: Geçmişteki Kabalistler metodu herkese indirgemeye çalıştılar mı?

Cevap: Hayır! Bu asla olmadı! Eşiği düşürmek için, sadece bizim zamanımızda, son 100 yılda çok çabaladılar.

Yorum: Ama metodun, egoizmin neredeyse sonuna değecek kadar alçaltılması gerektiğini söylediniz.

Cevabım: Böylece herkes, kesinlikle herkes tarafından anlaşılabilir hale gelir.

En basit egoist seviyede yaşayan bir kişi, Kabala bilgeliğinin dünyanın sırlarını açığa çıkardığını, kaderini anlamasını ve hatta değiştirmesini sağladığını açıkça anlamalıdır.

Gerçekten de, üst ışığı çekerek kaderimizi değiştiririz! Geleceğimizi şekillendiren şey bu değilse ne olabilir?

Bu yüzden, bunun ciddi bir içsel çalışma, doğamızdaki yanlışları ıslah etme çalışmasını içerdiğini yavaş yavaş ortaya koyarken, her insana basit ve doğrudan bir şekilde açıklanması gerekir.

Yolda Sebat Etmek

Eğer kişi, Yaradan’ın kendisine manevi ifşaya gelmesi için yardım etmesini istiyorsa, o zaman kişiden büyük bir sebat beklenir: bilgelere inanç ve Yaradan’a inanç. Bu, kişinin kendi görüşünü iptal ettiği ve öğretmenin görüşüne katıldığı, öğretmenin tavsiyelerine uyduğu bir tür bağlılıktır.

Öğretmen, binlerce yıldır bizim için kitaplar yazan ve açıklamalar yapan, bütün Kabalistlerdir. Öğrenci, tıpkı nerede olduğunu bilmeyen ve ne yapacağını anlamayan, ancak yetişkinlere itaat eden küçük bir çocuk gibi, ilerlemesinde onlara inanmalıdır.

Buna tam inanç denir ve bu inanç olmadan hiçbir gelişim mümkün değildir. Küçük köpek yavruları annelerine bakar ve onun peşinden koşarlar; onlar her zaman böyle başlarlar.

Her şey, öğrencinin başka seçeneği olmadığı için, yaptığı basit, mekanik eylemlerle başlar ve o da başkalarının örneğini izler. Ve işte bu eylemlerle, ıslah eden ışığı çekeriz.

Yaradan, çaba göstermemiz için her türlü koşulu bizim için düzenler ve böylece biz de bu yola başlayarak ilerleriz. İlerlemenin başka bir yolu yoktur. “Boyunduruğa koşulmuş bir öküz ve yüke koşulmuş bir eşek gibi.” denmesi boşuna değildir. Bu nedenle, kişi duygularına aldırış etmemeyi öğrenmelidir. Bir yandan, hoş ve nahoş deneyimlerle doluyumdur, giderek daha hassas hale gelirim; ama aynı zamanda, tüm koşullarıma rağmen ilerlemeye devam ederim. Bu çok önemlidir.