Category Archives: Maneviyat

Büyüdüğünüz Zaman

Soru: Şu anda vücudumda farkında olmadığım ve hissetmediğim sayısız süreç gerçekleşiyor. Bu süreçler içimde işliyor ve her an benim durumumu belirliyorlar. On Sefirot Çalışması’nda açıklanan süreçler şu anda beni etkiliyor mu, yoksa sadece maneviyatı ifşa ettiğimde mi etkileyecekler?

Cevap: Daha sonra, büyüdüğünüzde sizi de etkileyecekler.

Soru: Yani şu anda bundan tamamen ayrı mıyım? Bu süreçlerin şu anda düşüncelerimi ve arzularımı şekillendirmesi bakımından hiçbir şey yok mu?

Cevap: Bunları şekillendiriyorlar ama siz henüz bunu hissetmiyorsunuz.

Yaradan İle Tüketme Oyunu

Yaradan biz olmadan fazlasıyla acı çeker. Yaradan, verme, doyurma, yaratma arzusuna sahiptir ve bunu isteyen kimse hiç kimse yoktur.

Soru: Ama bizler tatmin olmak, almak istiyoruz, değil mi?

Cevap: Ama biz O’ndan veya O’nun tarafından tatmin olmak istemiyoruz! Dolayısıyla, burada, bunun bir sinir harbi gibi göründüğünü söyleyebilirim; ilk pes edip “Seni seviyorum!” diyecek olan kim olacak?

Bu, gerçekten de bir tüketme oyunudur.

Soru: Peki, sizin dediğiniz gibi, Yaradan’ı tamamladığımızda, bizim varlığımız nedir?

Cevap: Gerçek şu ki; eylemde Yaradan için gerekli hale geliriz; zaten gerekliyiz ama bu eylemde, O’na yaklaştığımız, birleştiğimiz, O’nunla bütünleştiğimiz, evreni tamamladığımızdadır. Biz, tüm evrende bir doluluk, tüm yaratılışı dolduran yüce bir ışık uyandırıyoruz. Ve biz olmadan, evren boş, soğuk ve karanlık olurdu.

Soru: Yaradan bizden ne tür bir katkı bekliyor?

Cevap: Işığı yakmamızı. Bu dünyada ışığı yakın ki evren, Yaradan’ın ışığıyla, sevgiyle, iyilikle, birlikle ve her türlü mükemmellikle dolsun.

Yorum: Aynı zamanda, bu çılgın savaşlarla nereye varacağınızı bilemediğiniz bugünlerde bunu söylüyorsunuz…

Cevabım: Hiçbir şey yapmak zorunda değilsiniz. Sadece sakince, bunun gerçekleşeceğine güvenerek beklememiz gerekiyor.

Soru: Ve yine de bunu istemeli mi?

Cevap: Evet, isteyin ve talep edin, sessizce Yaradan’dan talep edin.

Soru: Bizden istenen sadece bu mu?

Cevap: Evet, gereksiz gürültü, sözler veya tartışma olmadan, hiçbir şey yapmadan.

Bir Arzuyu Kullanıma Uygun Yapan Nedir?

Soru: Lütfen şu Kabalistik ilkeyi açıklar mısınız: “Işığın genişlemesi ve ardından uzaklaşması, Kli’yi kullanıma uygun hale getirir.”

Cevap: Bu prensip bizim dünyamızda da işler. Bir şeyi hissettiğimi, bir şeyle temas kurduğumu, bir şeyi arzuladığımı ne zaman söyleyebilirim? Bunu, denediğimde, tattığımda ve haz duyduğumda, sonra kaybolduğunda ve içimde ona karşı özel bir özlem, özel bir çekim uyandığında söylerim.

İlk tadımdan sonra bile kalan bu özel çekim, arzu denen şeydir. İlk seferinde henüz bir arzu değildi. Biri bana sadece iyi olduğunu söyledi ve ben de denedim. Başka bir şey değil.

Adem’in günahı hikâyesinde, yasak meyveden “yedi ve yine yiyecek” denilir. İlk seferinde bu bir günah olarak kabul edilmez, Adem sadece üst ışığın hazzını özümsemiştir. Ancak onu hissedip sonra da ona uzandığında, bu zaten bir günahtır.

Arzunun içindeki ışığın genişlemesi ve ardından uzaklaşması, Kli’yi alıma uygun hale getirir. Kli’nin ileriye doğru çabasını tanımlayan şey, haz alma arzusudur.

Yaradan Çalışması

Zohar Kitabı’nı tekrar tekrar açtığımızda, bir süre sonra ilk ilham kaybolur.

Bu ilham bize yukarıdan verilir, tıpkı bir kişinin Kabala bilgeliğine geldiğindeki kalpteki nokta gibi. Yukarıdan gelen bu uyanış (Itaruta deLeila) bize üst güç tarafından verilir.

Doğal olarak, bu “yakıt” ile, üstte olanın arzusu ile, kişi parlayan gözlerle ileri atılır ve kitabın içinde gizli olanı, kendisi hakkında tam olarak ne söylendiğini hissetmek için, giderek daha fazla arzu duyar. Sonuçta, kendisi ve kitap arasındaki bağa doğru yukarıdan uyandırılmıştır.

Ve sonra bu ilham kaybolur. Kaybolur çünkü insana yeni arzular gelir, yukarıdan, içinde Yaradan’dan uyanışın olmadığı arzular.

O, bunlara aşağıdan, kendisinden bir uyanışı da eklemek zorundadır ve böylece her seferinde şu soruların cevaplarını arayarak ilerler: “Bu çalışmaya neden ihtiyacım var? Neden?”

Yaradan, kişinin her seferinde kendi başına üstte olanın önemini, O’nunla bağ kurmanın acil gerekliliğini ve bu bağa ulaşmanın tüm araçlarını, Zohar Kitabı’nın önemini ortaya çıkarmasını ister, böylece kişi tüm bu içsel tanımları kendi içinde tekrar tekrar arayabilir.

Ve burada kişi, kendi içinde manevi bir kap olan Tapınağı ve tüm içeriğini inşa etmek için “Bezalel’in çalışması” ile meşgul olduğunu anlaması gereken bir koşula gelir. Bu, kapsamlı bir ön hazırlık gerektiren muazzam ve aşamalı bir çalışmadır.

Gerçekte, kişi kendi başına hiçbir şey başaramaz; ondan istenen tek şey hazırlık, arzu ve niyettir.

Her şey yukarıdan, Bina’nın gücüyle gerçekleştirildi, ancak aşağıdan uyanış yoluyla. Bu tam olarak kişinin çalışmasıdır. Bu, onun bunu gerçekleştirdiği anlamına gelir.

Bu nedenle, bir yandan çalışmamız, her adımda çaba sarf etmek ve açıklamalar yapmaktan ibarettir.

Ancak diğer yandan, bu çalışma “Yaradan çalışması” olarak adlandırılır çünkü insan tarafından değil, Yaradan tarafından gerçekleştirilir.

Kişi sadece bir arzuya, bir talebe, bir duaya, “yarım kuruş”a ulaşmalıdır, gerisi Yaradan tarafından yapılır; “Yaradan bunu benim için tamamlayacaktır”.

ARİ’nin Metinlerine Nüfuz Edin

Soru: ARİ’nin bir dizesinde, sonsuz ışığın tüm yaratılışı doldurduğu söylenir. Bir Kabalist geliştikçe, özellikle bu basit ışıkla mı çalışır?

Cevap: Bu ifadede, basit ışıktan yalnızca kısaca bahsediliyor, ancak sonrasında bu kavramı ARİ ile birlikte analiz etmemiz gerekecek. Derinlere indikçe, onun ne düşündüğünü ve bize ne iletmek istediğini anlamaya başlayacağız.

Soru: ARİ’nin ve Baal HaSulam’ın sözlerine karşı tutumumuz aynı mı olmalı, yoksa farklı bir şekilde mi algılamalıyız?

Cevap: ARİ’nin sözlerine karşı tutumumuz mutlak olmalıdır. Yani, söylediği her şey mutlak doğrudur ve her şey bu şekilde anlaşılmalıdır.

Baal HaSulam’ın sözlerine gelince, onları da tamamen doğru ve kesin olarak ele almalıyız, ancak bunlar zaten ARİ metinlerine nüfuz ederek oluşturulmuştur.

Bu nedenle, ana metin Baal HaSulam’ın üzerinde duran ARİ’dır.

Soru: Baal HaSulam’ın bahsettiği İç Işık (Ohr Pnimi) nedir?

Cevap: Metinde ilerledikçe analiz edeceğimiz birçok ayrıntı var.

Soru: ARI’nin bir dizesini hangi duyguyla okumalıyız? O anda ne arzulamalıyız?

Cevap: Bu sözlerin ne olduğunu, içlerinde ne anlamlar barındırdığını ve ARİ’nin bize ne aktarmak istediğini anlamayı istemelisiniz.

Yaradan’ı Hangi Pratik Çalışmalar Memnun Eder?

Soru: Yaradan’ı hangi pratik çalışmalar memnun edebilir? Grup içinde ortak bir Hisaron’u (eksikliği) aramak mıdır? Yaradan’ın doldurabileceği ortak bir Hisaron’a ulaşmak mıdır? Sonuçta, Yaradan’a ihsan etmek O’nun için bir hazdır. Grup içinde bununla meşgul olmayı tavsiye eder misiniz?

Cevap: Sadece tavsiye etmekle kalmıyorum, ayrıca meşgul olmaya değer başka bir şey de yoktur! Kişi tam da buna odaklanmalıdır. Böylece, tıpkı O’nun bize davrandığı gibi, Yaradan’ı memnun etmek niyetiyle O’ndan almanın başka bir olasılığını ortaya çıkarmak için birbirimizle birleşebiliriz.

Geçmişe Dönmek Yasaktır

Soru: Bugünümü değiştirmek için hayali geçmişe dönebilir miyim?

Cevap: Geçmişe dönmek yasaktır! Bunu yapıp yapamayacağınız önemli değil. Sadece geleceğe odaklanmalısınız. Sadece geleceğe! Bunu unutmayın ve hiçbir koşulda, fırsatınız olsa bile, geriye dönmeyin.

Soru: Geçmişe karşı tutumumuzu değiştirerek geçmişi, şimdiki zamandaki bir niteliği değiştirerek de geleceği değiştirebileceğimizi söyleyebilir miyiz?

Cevap: Şimdilik böyle olsun. Daha sonra bunu kendiniz düzeltirsiniz.

Işığın Gizlenmesinin Sebebi

Soru: Baal HaSulam, ışığın, yaratılanların gelişmesi için alan açmak amacıyla kısıtlandığını yazar.

Ama biz, ışığın, yaratılanın utancından dolayı kısıtlandığını öğreniyoruz. Kısıtlama neden meydana geldi?

Cevap: Gerçekten de, ışığın gizlenmesinin sebebi, bir yandan yaratılanlara özgürlük vermek, onlara yukarıdan bir güçle baskı yapmamaktır, diğer yandan da yaratılanların kendi kararına göre Yaradan’a daha da yakınlaşabilmesidir.

Kısıtlama Hangi Hazlar Üzerinde Yapılır?

Soru: Kişi, ihsan etme uğruna alabilmek için hangi hazlarda kısıtlama yapmalıdır?

Cevap: Bu, alma arzuları üzerindedir, böylece, ihsan etme uğruna ve yalnızca ihsan etmek istediğim arzularda alma olanağına sahip olurum.

Soru: Öyleyse bu arzuların bir şekilde dönüştürülmesi gerekir mi?

Cevap: Evet, onları sürekli karıştırıyoruz. Ve her birini netleştirdikten sonra, onları birbirleriyle ilişkilendirmeye ve kendimize, Yaradan’a yönlendirmeye başlayabiliriz.

On Sefirot Çalışması’nı Okuma

Soru: On Sefirot Çalışması’nı okurken, olup biteni hissetmemiz gerekiyor. Peki zihnimizi nasıl kullanabiliriz? Onu maneviyata yönlendirebilir miyiz, yoksa bir şekilde onunla bağı kesmeli miyiz?

Cevap: On Sefirot Çalışması’nın neden bahsettiğini anlamaya çalışmalıyız. Başka bir deyişle, eğer ışığı almaktan, yansıtmaktan, alma yerini küçültmekten veya büyütmekten bahsediyorsa, tüm bunları bir şekilde kendimize tasvir etmeye çalışmalıyız.

Ve yavaş yavaş manevi dünyada manevi nesneler arasında gerçekte neler olduğunu hissetmeye başlayacağız.