Category Archives: Kabala

İlerleme İçin Tek Kriter

Soru: Zaman zaman onludan kopup, sonra tekrar dahil oluyoruz, ve bunu yapma sıklığımız, çalışmamızın kalitesinin bir göstergesidir. Bunu hangi kritere göre ölçebiliriz?

Cevap: Onluya ve onun içinde ki Yaradan’a verdiğimiz öneme göre.

Onlarla sürekli bağ içindeyim çünkü onlar benim ruhum ve bu şekilde hayatta ilerliyorum. Fiziksellikte çalışırım, aileme bakarım, her türlü maddesel olaylara katılım sağlarım ama içsel olarak sürekli olarak onluya ve onun içindeki Yaradan’a tutunduğumu hissederim. Tek kriterim bu.

Soru: Bugün belli bir onluya, yarın başka bir onluya sahip olursam ne olur?

Cevap: Fark etmez. Tüm onlular eninde sonunda birleşecek. Genel anlamda yaratılan her şey, doğa, cansız, bitkisel ve canlı seviyeler de dahil olmak üzere tek bir onlukta birleşecektir.

Yemek—Üst Bolluğu Almak

Soru: Yemeğin manevi kökü nedir?

Cevap: Yemek harika bir eylemdir. Hayvanların birlikte beslenmeleri bile birbirlerine yakınlaştıklarını ve birbirlerine güvendiklerini gösterir.

Çok daha kurnaz ve birbirinden uzak olan insanlar için bu daha da geçerlidir. Birlikte sofraya oturduklarında, biri diğerini davet ettiğinde ya da birlikte yemek yediğinde, en azından geçici olarak yakınlaşma niyetinde olduklarını gösterir.

Bu nedenle, tüm uluslar, tüm kültürler için bir yemek, kaç kişi olursa olsun, -iki, üç, hatta bine kadar-  insanlar arasında kesin bir bağdır. Öte yandan, Kabalistik kaynaklardan biliyoruz ki iş yakınlaşmaya, bağa, neşeli bir şeye, hatta pek neşeli olmayan ama özellikle ağırbaşlı ve anlamlı bir şeye gelince, her zaman bir yemek düzenlenir.

Kabala’da yemek, Yaradan’dan üst bolluğu almayı temsil eder. O, tüm canlıların kaynağı olduğu için, her yiyecek alımı, Yaradan’a yönelmekle ilişkilidir. Bu nedenle, yemekten önce, yemek sırasında ve yemekten sonra, özel bir yakarışla Yaradan’a dönmek adettendir, böylece insanların yemekte yer alan ve çevreleyen her şeyle olan bağlantısı iyi bir sonuca, başarıya sahip olacaktır.

Bu nedenle, mutlu olduğumuzda hatta çok mutlu olmadığımızda, yani özel bir durumu kutlamak istediğimizde, her zaman yemek düzenleriz. Bununla birlikte, genellikle yemek neşeli ve hoş bir şeyi sembolize eder. Örneğin: Doğan bir çocuğun onuruna verilen yemek, on üçüncü yaş günü, nişan, düğün vb.

Genel olarak, tüm iyi zamanlarda yemekler bize eşlik eder. Ancak biri öldüğünde bile akrabaları yemek düzenler. Tabii ki artık ağır başlı veya neşeli bir yemek değildir ama yine de ölen kişiye saygı göstermek gerekir.

Sonraki Dünyaya Geçiş

Soru: Konuşmalarınız ve dersleriniz neden bu kadar ilgimi çekiyor?

Cevap: Çünkü kendiniz hakkında, ruhunuz hakkında, vücudunuzun yaşamının ve ölümünün üzerinizde hiçbir etkisinin olmadığını ve yaşamın sonsuz olduğunu,  hayal ettiğinizden tamamen farklı bir şekilde aktığını hissetmeye başlayacağınız bütüncül sonsuz bir duruma nasıl erişebileceğiniz hakkında bir şeyler duyuyorsunuz.

Bir araya gelmeye başlarsak, bir sonraki duruma, üst dünyaya geçişi aramızdaki bağda hissedeceğiz, çünkü bağ karşılıklı işbirliğimizin merkezinde yer alıyor.

Nasıl ki astronomlar uzayda bir halden diğerine geçiş olduğunu söylüyorlarsa burada da durum aynıdır. Eşsiz bir geçiştir, bizim dünyamızdan geçiş ve sonraki dünyaya giriş.

Aile İçinde Kalpteki Noktayı Uyandırmaya Değer Mi?

Soru: Aile içinde, etkin olmayan bir kalpteki noktayı uyandırmaya nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Öncelikle, partnerlerimizden Kabala bilgeliğini öğrenmelerini talep etmemeliyiz, hiçbir şekilde!

Bu konuda mutlak ve kesin bir yasak vardır. Maneviyatta zorlama yoktur. Bir partner öğrenmek isterse, o zaman memnuniyetle. Partner öğrenmek istemiyorsa buna gerek yoktur.

Bununla birlikte, mümkün olan her şekilde onları bu konuda teşvik etmek gerekir. Ve elbette, karı koca birlikte çalışırlarsa, bu onları çok yakınlaştıracak ve çok güzel bir bağ oluşturacaktır. Yani, bunu herkese tavsiye ederim.

Öldüren Ve Hayat Veren Bir Kral

Manevi bir embriyo durumuna ulaşmamız için, kendini iptal etme pratikte nasıl gerçekleşir? Kendini iptal etme, üst güçle ilgili olarak onlu aracılığıyla kendimi sistematik olarak, günden güne, giderek daha fazla iptal ettiğim durumdur.

Onlu içindeki çalışma hakkında Rabaş’ın tüm tavsiyelerine uymaya çalışırım ve bunun Yaradan’a karşı pasif olmama yardım edeceğini umarım. Bu, hangi durumda ve ne durumda olursam olayım, Yaradan’ın önünde kendimi iptal etmek ve her türlü değişime hazır olmak istediğim anlamına gelir.

Tek bir şey isterim: Yaradan’ın benimle ilgilenmesi. Kendimi O’na teslim ederim ve O’nun beni değiştirmeye başlamasını ve üst güce iptal olma ve bağlanma niteliğinin içimde büyümeye başlamasını beklerim.

Yukarıda olanın ana rahminde olmak, yukarıdakinin başından sonuna kadar benimle istediğini yapabilmesi anlamına gelir, denildiği gibi: “Öldüren ve hayat veren bir kral.” Ve her şeye hazırım. Buna manevi bir embriyo olmak denir, şimdiye kadar var olan her şeyin en büyük kısıtlamasıdır.

Manevi dünyaya girişi belirleyen en önemli nokta budur. İçimdeki ve etrafımdaki tüm engellere rağmen kendimi tamamen iptal ederim ve kendimi onların üzerine çıkartırım. Sonuçta, benim için asıl olan, yukarıda olana tam bağlılıktır.

Asıl şey, üst kuvvetle ilgili olarak böyle bir kendini iptal etme aşamasına ulaşmaktır. Diğer tüm dereceler bu kendini iptal etmenin yalnızca farklı biçimleridir çünkü her seferinde Yaradan’ın ihsan etme arzusuna uygun olarak kendi alma arzumu iptal etmem gerekir. Ve sonra O’nun ihsan etmesinin formu, benim alma arzumun yerine geçecek yani Yaradan ihsan etme formunu alma formunun içine yerleştirecek. Islahın en sonuna kadar  tüm dereceler: embriyo, emzirme ve olgunluk, özünde aynı embriyodur, aynı kendini iptal etme noktasıdır, sadece gitgide daha fazla genişler.

İhsan etme kuvvetinin beni giydirmesini ve ele geçirmesini istediğimi, çevrem ve çalışmalarım sayesinde kendime sürekli hatırlatırım. Ve pasif kalırım ve üst gücün benim alma gücümü yönetmesini ve iptal etmesini isterim. Yaradan’ın bende kıyafetlenmesini ve bana yeni arzular ve yeni nitelikler – ihsan etme nitelikleri – vermesini beklerim. Bazen bu nitelikleri aldığımı hissederim, bazen hissetmem. Bir gün diğerinden farklıdır, bir arzu gelir, sonra diğeri çünkü tüm bu koşullardan geçmek zorundayız.

Her Şey Genel Islaha Bağlıdır

Soru: Yaradan’ı açıkça ifşa ettiğimizde ve edindiğimizde hala zamanı hissedecek miyiz?

Cevap: Bu ıslahımızın genel mi yoksa bireysel mi olduğuna bağlıdır.

Ama genel ıslaha ulaştığımızda, evrenimizi, dünyamızı hissetmeye son vereceğiz. Baal HaSulam’ın yazdığı gibi bu dünya, üst dünyanın seviyesine yükselecek.

Edinmenin Amacı Yaradan’dır

Soru: Bir kişi bilgi edinmek için manevi dünyada hangi eylemleri yapabilir ve bu bilgi her zaman Yaradan’a mı yöneliktir?

Cevap: Manevi dünyada Yaradan’dan başka keşfedebileceğimiz ve arzulayabileceğimiz hiçbir amaç, hedef veya sistem yoktur.

Bizler tamamen O’nun içindeyiz. Ancak O’na karşılıklı ve iki taraflı olarak ihsan etmek ve O’ndan bir yanıt almak için farklı nitelikler, kazanımlar, bilgi ve güçlerle O’na ne kadar çok bağlanırsak, o kadar iyi durumda oluruz çünkü bizim için en uygun yaşam biçimini elde ederiz.

Maneviyatta Yaratan’dan başka hiçbir şey yoktur. O, içinde var olduğumuz bir üst alandır ve gelişimimizin amacı, sadece alanın merkezinin, onun üst kutbunun edinimidir.

Manevi Dünyaya Benzerlik İçinde

Yorum: 12. yüzyılın büyük Kabalisti, filozofu ve doktoru Rambam, tıbbi çalışmalarının çoğunu yemek ve gıda tüketimine ayırmıştır. Kişinin yemek sırasında beş duyusunu da kullanmasının en iyisi olduğunu söylemiş. Yani yemeğe koku, müzik, tütsü/buhur vb. eşlik etmelidir.

Cevabım: Kabalistler arasında solumak için tütünlü küçük enfiye kutuları çok popüler olmasına rağmen artık tütsü/buhur kullanmıyoruz.

Soru: Kişinin beş duyu organını da kullanması gerekmesinin nedeni nedir? Bu tam olarak bir tören.

Cevap: Evet, gerçekten öyle. Rabaş ile çalışan eski Kabalistler beni yemeklerine katılmaya davet ettiklerinde, bu benim için gerçek bir tören haline geldi. Büyük bir içsel heyecanla buna hazırlandığımı hatırlıyorum. Benim için anlamı büyüktü.

Yorum: Rambam ayrıca yiyecekleri dikkatli bir şekilde çiğnemek gerektiğini yoksa bize zarar vereceğini yazmış. Bunun için de dişlerimiz var.

Cevabım: 32 diş, yiyecekleri tasnif etmek, tüketime hazırlamak ve sonra yutmak için öğüten 32 değirmen taşı gibidir. Çiğneme aparatının mekaniğini, neden dudaklarımız, dilimiz, yanaklarımız olduğunu, ağzın nasıl düzenlendiğini ve tüm hareketlerimizin neye yol açtığını anlamamız gerekir.

Bizler manevi dünyaya göre düzenlenmişiz. Biyolojik bedenimiz, ruhsal güçlerin birbiriyle ilişkisinin bir sonucudur. Ve yukarıdan, ışığın arzularımıza böyle bir alımı olması gerektiğinden, bedenimiz yiyecekleri emmek ve manevi alıma doğru ilerlemek üzere tasarlanmıştır.

Doğru Çevrenin Önemi

Soru: Kabala ilmini çalışan bir kişinin yaşaması için en iyi yer neresidir? Kişi hangi ülkede? Hangi çevrede olmalıdır?

Cevap: Çevre kesinlikle önemlidir. Yanınızda aynı şeyi okuyan 10, 20, 30 kişinin olması gerekiyor. Ancak bundan önce gelen şart, iyi bir İnternet bağlantısıdır.

Soru: İsrail topraklarında ki manevi coğrafya ve bu yerdeki özel kuvvetler vb. hakkında konuşan pek çok program ve video var. Yeni başlayanlar için bunda bir şey var mıdır? Kişi burayı ziyaret etmeye çalışmalı mıdır?

Cevap: Ne yeni başlayanlar ne de ileri düzeydekiler için burada hiçbir şey yok. Hiçbir şey! Önemli olan sadece onun yaptığının aynısını yapan doğru bir çevreye ve iyi bir bağa sahip olmaktır.

Sevgide Var Olmak

Soru: Fizikte bir nükleer patlamanın etkileriyle ilgili iyi bilinen bir olgu var. Süreci tam olarak bilmiyorum ama aynı yüke sahip iki proton bağlandığında birbirlerini itiyorlar. Ve eğer belirli bir kuvvet uygularsanız, kimi engelleri aşarsanız ve onları bağlarsanız, o zaman bir patlama meydana gelir ve enerji açığa çıkar.

Aynı şey insanlara da oluyor. Birbirleriyle birleşmeye çalışırken, önce aralarında bir reddetme olur ama bu engeli aşarlarsa birleşmeye başlarlar ve enerji açığa çıkar. Bu enerji nedir?

Cevap: Bu manevi enerjidir. İnsanlar bencilliği, karşılıklı reddetmeyi aşıp birbirlerine yakınlaşmaya çalışırlarsa, o zaman bu tamamen farklı bir koşuldur. Aralarında yenilenmeye, daha yüksek dünyayı, daha yüksek ilişkileri, ihsan etme niteliğini kıyafetlendirmeye başlarlar.

Bunlar fiziksel dünyamızda var olan çekim ve itme değil, ancak olumsuz, egoist özelliklerimiz üzerinde yaratmamız gereken çekim nitelikleridir. Her insanda bir nitelik vardır – egoizm olarak kabul edilen şeydir bu, yani kendini memnun etme arzusudur –  ki ya bir şeye yakınlaşma, ya bir şeyi reddetme vb ile tatmin edilebilir.

Kendimizde egoizmin nitelikleri üzerinde sevgi niteliği yaratmaya çalışırsak, o zaman sevgi niteliğinde var olmanın nasıl mümkün olduğunu hissetmeye başlarız. Bu varoluşa Yaradan’ın niteliği denir.