Category Archives: Kabala

Temizlemeyin, Düzeltin

Soru: İçimizde dostlarımıza yönelik küçücük bir eleştiri ve onaylamama duygusu bile ortaya çıktığı anda, çoktan düşüşte olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Belki de değildir. Belki bir şeyleri doğru görüyorsunuz ama bunu birlikte tartışmak lazım.

Soru: Yaradan’dan dostlarımızda gördüğümüz tüm kusurları ortadan kaldırmasını isteyebilir miyiz?

Cevap: Hayır, onların ortadan kaldırılmasını değil, düzeltilmesini isteyin.

Ortada Yürümek

Şu anda, gelişimimizin hangi güçlere dayandığını ve kötü, acı verici güçleri daha iyi ve daha rahat olanlarla değiştirip değiştiremeyeceğimizi düşünmemiz gereken bir koşuldayız, böylece hızlı bir şekilde ıslaha gelebiliriz.

Yorum: Gerçek şu ki, darbe aldığınızda yumuşarsınız ve hayatta iyi şeyler yapmaya çalışırsınız. Ancak bu acılar azalır azalmaz her şeyi unutursunuz.

Bu nedenle, hala iki yolun birlikte olması gerektiği sonucuna varabiliriz: Tora’nın yolu ve ıstırabın yolu.

Yanıtım: Evet, sadece Tora’nın yolu imkânsızdır. Bizler o kadar bencil yaratıklarız ki, hala “kafamıza vurulmaya” ihtiyacımız var.

Soru: Ama sadece almak da mı imkânsızdır?

Cevap: Evet, bir insanı bu şekilde eğitemezsiniz. Bu nedenle, ortada nasıl yürüneceğini öğrenmemiz gerekir.

Yaradan’a Giden Birçok Yol Vardır

Soru: Kabala çalışmayan bir kişi, ihsan etme gücü hakkında bilgi edinebilir mi? İnsanlar sezgisel olarak bu yola girebilirler mi?

Cevap: Yapabilirler. Şöyle söylenir: “Yaradan’a giden birçok yol vardır.” Kişinin ruhunun köküne ve arzularına bağlı olarak, her kişi kendi yolunu izler, ancak genel ilke herkes için hala aynıdır.

Soru: Kabala en acı verici yol mudur?

Cevap: Kabala tek yoldur çünkü bizi ıslah eden üst ışığı kendimize çekeriz.

Kalplerimizi Okuduklarımıza Yaklaştırmak

Soru: Maneviyat üzerine çalıştığımız yıllar boyunca, dersleri yazdığımız ve kenarlarına notlar bıraktığımız yığınla defter biriktirdik. Not alırken özel bir tat ve aynı zamanda bir çaba hissediyorsunuz. Dersler sırasında not almanın değeri nedir?

Cevap: Bir zamanlar not almamıza izin verilmezdi; her şeyi hatırlamak zorundaydık. Ve bu memnuniyetle karşılanırdı. Bugün her şey kaydediliyor; bunun sonu yok.

Başlangıçta ben de notlar aldım. Çok yazdım ama sonunda bıraktım.

Her şeyden önce, kalbe dikkat etmek en iyisidir. Bu yüzden kalbinizin üzerine yazın diyor; bu çok önemli.

Daha sonra kalbiniz değişse ve hatırlamak istediğiniz şey gitse bile, kalbinizi okuduğunuza, duyduğunuza yaklaştırdığınız ve içinizde kalmasını istediğiniz gerçeği kalır, her zaman kullanamasanız da. Ancak ihtiyacınız olduğunda her şeyi hatırlayacaksınız.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 108

Soru: Bir dostun manevi çalışmayı bırakmasını önlemek için, ona nasıl yardım edebilirsiniz?

Cevap: Ona daha yakın olun, onunla konuşun ve ona danışın ve onu manevi çalışmalara daha fazla dahil edin.

Soru: “Bir Mitzva (emir) bir Mitzva’ya neden olur” nedir?

Cevap: Bir kişi Yaradan’ın arzularından bir şeyi yerine getirmek için çabaladığında, buna emir denir. Ve eğer bunu fark ederse, buna dahil olur ve bir sonraki emri yerine getirir, sonra bir sonrakini ve bu böyle devam eder.

Soru: Ne yaparsanız yapın ve ne kadar uğraşırsanız uğraşın yine de yeterli olmadığını hissettiğinizde ne yapabilirsiniz? Bu egoizmin bir tezahürü müdür?

Cevap: Evet, bu egoizmin bir tezahürüdür. Öte yandan, bu iyi bir şeydir çünkü Yaradan’a yakınlaşmanızı güçlendirmeniz gerekir.

Soru: Bir önceki derecedeki inancın düşerek kontrol edildiği söyleniyor. Bu ne tür bir testtir?

Cevap: Test, Yaradan’dan ne kadar kopuk olduğunuz hissiyatını aldığınız zamandır.

Soru: İhsan etme Kelim’i nasıl verilir? Herkese eylemlerine göre mi yoksa tüm gruba mı?

Cevap: Herkese şu anda yaşaması gerekenler verilmiştir.

Ortak Ve Bireysel Acılar

Soru: Tarih boyunca manevi ıslahla meşgul olan insanlar olmuştur ve halen de vardır. Bu neden hala onları acı çekmekten kurtarmıyor?

Cevap: Mesele şu ki, özel acılar ve ortak acılar vardır. Islahla meşgul olan bir kişi, kendini özel acılardan kurtarır. Ancak kişi ortak acılardan kurtulamaz çünkü bu acılar yukarıdan tüm insan grubuna, tüm ulusa gelir. Talihsizlikler tüm dünyaya yayıldığında hiç kimse mutlu olamaz.

Soru: Öyleyse kişi Tora’nın yolunu izlerse, yani diğer insanlarla yakınlık kurarak Yaradan’la yakınlık kurarsa, bireysel acılardan kurtulmuş olur mu?

Cevap: Evet, doğanın ona eziyet etmesi için hiçbir sebep yoktur. Ancak tüm insanlıkla bir olduğundan ve acı, tüm dünyanın üzerine indiğinden, onunla birlikte acı çeker.

Neden Yaradan’ı Duymayız?

Shakura yazıyor:

Ben Kazakistan’da yaşıyorum. Tamamen farklı bir yetiştirilme tarzına ve dine sahip bir insanım. Ama artık sizin programlarınız olmadan yaşayamam çünkü beni olağanüstü huzurlu bir ruh haline sokuyorlar.

“Yaradan” dediğinizi duyduğumda, hemen Yaradan’ın var olduğunu ve O’ndan başka hiç kimsenin olmadığını, O’nun iyilik ve sevgi olduğunu kabul ediyorum. Ve bu konuda kendimi çok iyi hissediyorum.

Geçenlerde Rav Kook’un bir sözüne rastladım. Onun hakkında bir şeyler okudum ve meğerse o bir Kabalistmiş.

Rav Kook şöyle yazmış: “Yaradan’ın sesi, insanı ruhunun derinliklerinden çağırır, ancak hayatın kargaşası bu sesi o kadar bastırır ki duyulmaz.”

Bu, sesin içimizde var olduğu anlamına mı geliyor?

Bu alıntı aklımdan çıkmıyor ve hep benimle kalıyor. Yalvarırım, lütfen bana açıklayın. Mümkünse parça parça, hepsini birden değil. Bunu gerçekten dört gözle bekliyorum. Size sağlık ve bol bol güç diliyorum.

Cevap: Elbette. Yaradan her birimizin içinde var ama ne yazık ki O’nu duymuyoruz.

Soru: Shakura bu alıntıya dayanarak şöyle yazıyor: “Onu duymak için hayatın kargaşasını aşmamız mı gerekiyor?”

Cevap: Evet, her şeyi Yaradan’la ilişkilendirmeliyiz- olan biten her şey O’ndandır. Ve sonra, eğer ısrarla Yaradan için çabalar ve O’na giden yolda mücadele edersek, sonunda O’nu kendi içimizde bulacağız.

Soru: Yani O’nun sesini duymak için çalkantılardan mı geçmeliyiz?

Cevap: Evet, insan kargaşa olmadan yaşayamaz.

Soru: Rav Kook’un sözünün devamı: “Ama hiçbir durumda bu sesin kendisi yok olmaz çünkü var olan her şeyin temelini ve nedenini oluşturan bu sestir.”

Shakura soruyor: “Yaradan’ın sesi var olan her şeyin nedeni midir?”

Cevap: Evet.

Soru: “Yaradan’ın sesi” nedir?

Cevap: Yaradan’ın sesi, yaratılışa, insana bir çağrıdır. Sadece insanın içinde değil, her bir yaratılışta, dönen her bir atomda, bir molekülde, vb. mevcuttur. Yaradan’ın sesi tüm yaratılışı canlandıran enerjidir. Buna “Yaradan’ın sesi” denir.

Soru: Bir sesin ne olduğunu anlıyoruz ve bir sesi duyabiliyoruz. “Ses” dediğinizde bununla ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Her şeyi saran çağrı.

Soru: Ama ne duyuyorum, “Seninle konuşuyorum” mu? Nedir bu? Yoksa bu çok mu maddesel?

Cevap: Hayır, yaratılışa, başkalarına ve Yaradan’a olan tüm çağrılarımız, arzumuzu, kalbimizi ve dileklerimizi hitap ettiğimiz kişiye iletmek içindir.

Soru: Peki Yaradan’ın sesi burada nerede?

Cevap: Yaradan’ın sesi başlangıçta, ondan önce uyandırdığı şeydedir.

Soru: Yani, O bizi birine yönelmemiz için mi uyandırıyor?

Cevap: Evet, aksi takdirde cansız seviyesinden en azından bitkisel, hayvansal ve insan seviyesine yükselmezdik.

Soru: Cansız seviye ile mi başlıyoruz?

Cevap: Evet.

Soru: Yani başlangıçta herhangi bir ses duymuyor muyuz?

Cevap: Hayır.

Soru: Sonra bizi uyandırmaya mı başlıyor?

Cevap: Cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyesi.

Soru: Yani her zaman iyi bağlar, insanlar arasındaki ilişkiler hakkında söyledikleriniz, Yaradan’ın bizi ittiği, yönlendirdiği yer burası mı?

Cevap: Elbette Yaradan! Sadece Yaradan bizi uyandırır ve birbirimize doğru iter.

Yorum: Bu alıntıdaki son cümle: “Ve kendi içlerindeki bu sesi zorla bastırmaya çalışanlar, sadece ruh ve ses arasındaki bağı güçlendirirler, öyle ki ses içlerinde sürekli duyulur ve artık ondan kaçamaz ya da onu boğamazlar.”

Yanıtım: Evet, Yaradan her halükarda amacına ulaşır ve insan O’nu kendi içinde ifşa etmeye başlar ve herkes Yaradan’a gelir.

Soru: Shakura soruyor: “Yani, Yaradan’ın sesini kendi içimizde ne kadar boğmaya çalışırsak, o kadar yüksek çıkıyor öyle mi?”

Cevap: Evet.

Soru: O soruyor: “Bu bir paradoks değil mi?” Sonuçta biz onu boğmaya çalışıyoruz.

Cevap: Hayır, Yaradan’ın görevi insanı sarsmak, onu yokluktan, cansız seviyeden çıkarmaktır.

Soru: Şöyle soruyor: “Yani sesin daha yüksek çıkması için onu boğmamız mı gerekiyor?” Ne kadar çok boğarsan o kadar yüksek mi çıkar?

Cevap: Tıpkı bir insanla konuştuğunuzda ve o sizi duymadığında, daha yüksek bir perdeye geçmeniz ve sesinizi yükseltmeniz gibi.

Soru: O’nun bizi bu sesi bastırmaya çağırdığını ve bu sesin duyulduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Hepsi bir arada.

Soru: Hepsi O mu, Yaradan mı?

Cevap: Evet.

Soru: O zaman ebedi soru şu: Biz burada neredeyiz?

Cevap: Biz burada değiliz. Takip eden seviyelerde başlıyoruz. Bunun Yaradan’dan geldiğini fark etmeye başladığımızda ve buna uygun hareket ettiğimizde, Yaradan’ın zaten bir niyetle bize döndüğü ortaya çıkar.

Soru: Yani, orada zaten bir “biz” tanesi var mı?

Cevap: Evet.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 101

Soru: Eğer yukarıdan öğretmenlerimiz Baal HaSulam ve Rabaş’a bağlanma arzusu gibi bir uyanış varsa, aşağıdan bizlerden ne tür bir uyanış bekleniyor?

Cevap: Arzu ve dua. Öğretmenlerimizin bize ne miras bıraktığını bulma ve onu yerine getirme arzusu.

Soru: Bir yandan çalıştığımız metodolojiyi kullanmalıyız, diğer yandan da Yaradan’ın size verdiklerini almak istiyoruz. Çalışmamızı ve sadece O’nun verdiği beklentiyi nasıl birleştirebiliriz?

Cevap: Elimizden gelen her şeyi yapmalı ve Yaradan’ın dağıtımını yapmasını beklemeliyiz. Ancak prensipte her şeyi sadece Yaradan belirler.

Soru: Bir dost, gruba içsel çalışma yapmak için bir sebep verme motivasyonuyla başka bir dostu eleştirerek ya da ona kaba bir şekilde hitap ederek onluda yapay olarak çatışma yaratabilir mi?

Cevap: Gruptaki herhangi birini eleştirmek yasaktır.

Soru: Yaradan’ın kısmeti seçmesi ne anlama gelir?

Cevap: Bu, yukarıdan aşağıya iner.

Soru: Purim’de bir günahkâra ne olur?

Cevap: Purim sadece bir bayramdır. Genel olarak, hepimize ne olacağı Yaradan’ın karar vereceği şeydir.

 

Şehina – Aramızdaki Bağ

Şehina, kişinin ihsan eden Kelim’e dönüştürdüğü alma Kelim’idir.

Onlu çalışmasında, bu sizi karşılıklı ihsan etme, tek bir duyguda, tek bir arzuda birlikte olmayı isteme olarak koyabileceğiniz şeydir.

Bunun hakkında daha fazla düşünün ve bu durumun daha somut ve elle tutulur hale geldiğini göreceksiniz ve o zaman, tabiri caizse, bunu yönetebileceksiniz.

Şehina, sizi birbirinize bağlayan, hepinizin ait olduğu şeydir. Siz varsınız, onlu var ve sizi birbirinize bağlayan bir şey var; buna Şehina diyelim.

Yaradan ve Şehina’nın birliği, Yaradan’a O’nun bize vermek istediği şekilde vermek istediğiniz anlamına gelir.

 

Nasıl Başkaları İçin İsteyebilirim?

Soru: Yaradan’dan başkaları için isterken kendi içsel arzumdan istiyorum. Kendi koşulumu nasıl iptal edebilirim ve dostlarım için onların koşullarından nasıl isteyebilirim?

Cevap: Bunu yapmak için kendinizden çıkmanız, kendinizi nötr hale getirmeniz, dostun arzusuna uyumlanmanız, bu arzudan etkilenmeniz ve Yaradan’a dönmeniz gerekir. Sanki kendi içsel arzularınızı dahil etmeden dostunuz için istiyormuşsunuz gibi.

Soru: Her bireyin eksikliğinin (Hisaron) niteliği birleşik bir talebe ulaşmak için önemli midir? Bu nasıl geliştirilebilir?

Cevap: Her bir bireyin eksikliğini ve kolektif bütünsel eksikliği ölçemeyiz. Yapabileceğimiz tek şey Yaradan’dan bizi öyle bir şekilde birleştirmesini istemektir ki tüm kaplarımız tek bir kolektif kap (Kli) haline gelsin.