Category Archives: Kabala

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 221

Soru: Yaradan’ın bir kişiyi yeteneklerine ve hazır olma durumuna göre uyandırdığını söylediniz. Kişi bu yeteneklerini ve hazır olma durumunu artırabilir mi? Eğer öyleyse, bu nasıl ve ne şekilde yapılır?

Cevap: Bu Yaradan tarafından yapılır.

Soru: Achishena’daki (hızlandırma) sistemden bahsettiğimizde, bu bir birey, onlu, grubumuz veya tüm dünya için mi geçerlidir? İçimizde ifşa etmek ve bunun için Yaradan’a teşekkür etmek istediğimiz bu sisteme nasıl yaklaşıyoruz? Bu nerede ifşa olur?

Cevap: Bu sistem her bir kişinin içinde, alma arzusunda ve ruhun güçleri ile kalbin güçleri arasında ifşa olur. Ve orada, kişi kendi güçleri içinde ne ölçüde var olduğunu görmelidir.

Sadece Devam Edin!

Soru: Bize manevi çalışma için şu modeli verdiniz: ilk aşamada, dostlarımızda erimek için kendimizi iptal edelim ve ikinci aşamada herkesi yüceltmeye çalışalım.

Bugün, kıskançlığı ve tüm yönlerini keşfederken, bu yeni bir yapı, yeni bir aşama mı? Dünün yapısını geride mi bırakıyoruz, yoksa dünün aynısını sadece daha yüksek bir nitelikte mi devam ettiriyoruz?

Cevap: Dünyanın daha iyi bir biçimini inşa etmek için, dün kullandığımız nitelikleri sürekli olarak genişletmeye çalışıyoruz.

Soru: Yani kendimizi iptal etmeye, dostlarımızın içinde erimeye ve yükselmek için çabalamaya devam mı ediyoruz? Ve tüm bunlar şimdi onlara karşı kıskançlıkla da mı dolu?

Cevap: Evet.

Sevgi, Korkuyla Karışık Saygıdan Büyür

Sevgi ve ihsan etmeyi edinmenin ilk adımı, korkuyla karışık saygı duymaktır.

Bu, sürekli korku içinde olan, bebeği ve onun başına gelen her şey için endişelenen bir anneye benzer. Bu doğal, doğuştan gelen korku sürekli olarak içinde titreşir ve ona huzur vermez.

Bizler de Yaradan’a karşı aynı tutumu ve özeni edinmeliyiz. Sürekli endişe ve korkuyla karışık saygı içinde olmalıyız. O’nu düşünüyor muyum ya da ilgime daha fazla bir şey ekleyebilir miyim diye kendimi kontrol etmeliyim.

Bina niteliğini edinmek istiyorsam, o zaman vermek istediğim kişi benim için çocuğum gibidir. O’na Yaradan demem önemli değildir! O’nun için bir bebek gibi endişelenir ve özen gösteririm çünkü ihsan eden olmak istiyorum!

Kişinin Yaradan’la olan bağı burada başlar. Ancak bundan önce, insanlıkla ya da en azından onun küçük bir parçasıyla, grubumuzla aynı korkuyla karışık saygı dolu bağı kurmalıyız. Ona çok sevdiğim ve değer verdiğim bir insan gibi bakmayı öğrenmeliyim.

Dünyamızda çocuklarımıza ya da ebeveynlerimize, yani bizim dışımızda ama bize kopmaz bağlarla bağlı olan birine bakarken de benzer örnekler verilir.

İçimde bir korku, saygı yaşamalı: onlara yardım edebilecek miyim ve onlara iyilik getirebilecek miyim? Bu, her şeyin başladığı Bina niteliğidir ve bunun üzerine ihsan etme ve sevgi inşa etmeye başlarız.

Yaradan bize egoizmimizin içinde bu tür egzersizler verir ki yavaş yavaş başka bir gerçekliği, özgecil bir gerçekliği edinebilelim, böylece elimizde örnekler ve içimizde Bina, ihsan etme niteliğini inşa edeceğimiz bir temel olsun.

Rabaş’ın Yeniliği

Soru: Rabaş’ın bir grup içinde çalışmanın kurallarını ilk belirleyen kişi olduğunu söylüyorsunuz. Baal HaSulam bunları tanımlamadı mı?

Cevap: Kabalistler bu konuda fazla konuşmazlardı; bu tür şeyleri çok kişisel sayarak gizlerlerdi.

Onlar sadece üst dünyaların yapısını tarif ettiler, böylece onların eserlerini okuyarak üst ışığı çekebilirdiniz. Ancak bundan önce, kendinizi, sizi ve grubu nasıl şekillendirmeniz gerektiği, ilerleme arzusu ve üst ışığa ihtiyaç duyduğunuz daha büyük ihsanlara yükseliş pratikte tartışılmamıştır. Bu her bir kişinin içsel çalışması, kalbindeki çalışmasıdır.

Bu nedenle, Rabaş’tan önce, insanlığın grup çalışmasının büyük bir açıklamasına ve uygulanmasına ihtiyacı yoktu. Rabaş grup içinde karşılıklı etkileşim kurallarını çok açık bir şekilde tarif etmiş, ancak henüz zamanı gelmediği için yazılarını kamuya açıklamamıştır.

Onun grup içinde çalışma yönteminin, dünya için yaptığı en önemli şey olduğunu görüyoruz. Aslında çok şey yaptı ama bu bizim için en önemli ve en gerekli şey. Şu anda bu teknik kuruluşumuzda ve bizde uygulanabilir.

Onun adıyla anılmamızın bir nedeni var: Bnei Baruch. Gerçekten de bunun dışında başka bir şeye ihtiyacımız yok. Baal HaSulam’ın dediği gibi, dost sevgisi kesinlikle tüm sorunlarımızı örter.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 84

Dostlara Boyun Eğmenin Önemi Nedir?

Baal HaSulam, Yaradan’ın yüceliğinin gücünün ve amacın öneminin farkındalığının bizi maneviyata ittiğini yazar. Böyle bir gücü toplumdan ediniriz. Ancak bunu sadece kalbimizde, dostlarımıza kıyasla küçük olduğumuzu hissedersek alabiliriz.

Kalbimizde boyun eğme hissetmiyorsak, o zaman bunu hissediyormuş gibi eylemlerde bulunabiliriz. Ancak gerçek boyun eğme, kalpte hissedilen bir duygu olmalıdır. Toplum karşısında boyun eğdiğimizi hissedebilirsek, ondan bir şeyler alabilir ve dostlarımızdan ilham alabiliriz. Bu boyun eğme durumundan manevi olarak ilerleme gücü kazanabiliriz.

Bu nedenle, zinciri ucundan çözmeye başlamamız gerekir: maneviyatta ilerlemek için, yukarıdan aldığımız kıvılcıma ek olarak, Yaradan’a doğru bir çekim olmalıdır. Bu ek gücü toplumdan edinebiliriz. Toplumdan alabilmek için, sadece küçük olanın büyük olandan alabileceği ilkesine göre, kendimizi topluma kıyasla daha küçük görmemiz gerekir. Toplumdan daha küçük hissetmek için, entelektüel olarak anlamadan önce bile, gerçekten küçük olduğumuzu kalbimizde hissetmek için belirli eylemler gerçekleştirmeliyiz.

Herkes bizi övse ve ne kadar büyük olduğumuzu söylese bile, yine de kendimizi küçük hissetmeliyiz. Ancak o zaman bile küçüklüğümüzü gizlemek için kibirli olabiliriz. Kendimizi ne kadar küçük hissedersek, toplumdan o kadar çok güç alırız ki bu da bizim için tek yoldur.

Bu konuda güçlü olmalı, kendimizi gerçekten küçük hissedeceğimiz zamanlar için çabalamalı ve küçüklüğümüzü nasıl ortaya çıkaracağımızı düşünmeliyiz. Her şeyden önce toplumdan bize bunun nedenlerini tekrar tekrar sunmasını talep etmeliyiz. Doğamız gereği bu küçüklük duygusundan yoksunuz. Kendimizi küçük hissetmemize yardımcı olmak toplumun görevidir. Dostlar birbirlerine yaklaşmalı ve birbirlerinin erdemlerinden bahsetmelidir; örneğin, “Falanca arkadaşın şöyle şöyle davrandığını ya da söylediğini duydum ve yaptıkları ya da söyledikleri gerçekten dikkate değerdi. Onlar çok bilge ve harikalar” vb. Yazıldığı gibi, “Karşı tarafın kıskançlığı bilgeliği artırır.”

Kıskançlık da dahil olmak üzere elimizdeki güçleri kullanmamız gerekir. Kıskançlık ana güçtür. Bir insanı bu dünyadan üç şeyin çıkardığı yazılmıştır. Nedir bunlar? Kıskançlık, şehvet ve onur. Şehveti, Yaradan’a yöneltebiliriz ki bu başlı başına büyük bir başarıdır. Ayrıca Yaradan’ı onurlandırabiliriz. Ancak kıskançlık daha az değerlidir, öncelikle arkadaşlarımıza yönelttiğimiz bir duygudur. Bu nedenle bu özellikleri kullanmalı, geliştirmeli ve manevi ilerlememize fayda sağlamaları için hedefe bağlamalıyız.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 83

İlerleme Neden Sadece Topluma Boyun Eğme Yoluyla Görülebilir?

İlerleme yalnızca boyun eğme yoluyla görülebilir, aksi takdirde çalışma görünmez kalır. Boyun eğme yukarıdan güç almamızı ve daha fazla ihsan etme eyleminde bulunmamızı sağlar. Ama “ihsan etme” ne anlama geliyor? Bu kafa karıştırıcıdır. Daha güçlü, daha başarılı ya da daha etkili olmak için güç kazanabilir ve ihsan etmeyi edindiğimizi düşünebiliriz. Ancak bu yanlıştır. Böyle bir hassasiyet son derece incelik gerektirir.

Bir süre Lo Lişma’yı sürdürmemiz ve büyümemize yardımcı olacak çeşitli cazibeler almamız gerekir. Bu, bir çocuğa çok çalışması ve iyi notlar alması halinde bisiklet vaat etmeye benzer. Çocuk bütün yıl çok çalışır, başarılı olur ve bisikleti alır. Bizim de aynı şekilde Lo Lişma aşamasında buna uygun olarak oyalanmamız gerekir.

Manevi Bağın Bir Simülasyonu

Henüz her birimiz ile grup arasında canlı bir bağ kuramadık. Bazen kongrelerimizde ya da toplantılar sırasında birkaç dakikalığına böyle bir karşılıklı ilham ortaya çıkıyor, ancak bu ilerlemenin doğru yolu değil.

Birçok kişi şöyle diyor: “Neden kalıcı bir kongre oluşturmuyoruz?” Ancak tüm hayatınızı bir piknikte geçiremezsiniz, bu doğru bir gelişim şekli değildir. Herkesin bir araya geldiği ve bağ kurduğu bir kongre ilerlemekle değil, önceden birikmiş bir potansiyeli açığa çıkarmakla ilgilidir. Oluşmuş olan arzu, topraktaki bir tohum gibi bu ortamda tezahür eder.

Ancak çevreye bağlanma arzusunu sürekli hissettiğimiz ve bu çevrenin bizi sürekli etkileyebildiği bir koşula ulaşmalıyız. Bu da ancak aramızda bir kişinin bilgisayar ya da kişisel telefon aracılığıyla başkalarıyla bağ kurabileceği sanal bir bağ yaratmakla mümkündür.

Bu iletişim araçları neredeyse herkes tarafından günün 24 saati kullanılabilir ve bunlar aracılığıyla kişiye bizimle olan sürekli manevi bağının bir simülasyonunu sağlayabiliriz.

Kabalistlerin yazdıklarını uygulamaktan başka seçeneğimiz yok. Onların kaynakları herkese açıktır. Bu nedenle, dünyamızda gördüğüm kadarıyla, bir kişiyi gruba karşı konumlandırmanın tek yolu, her zaman yanımızda olan internet veya telefon aracılığıyla bu bağı günde 24 saat veya belirli aralıklarla – örneğin günde beş kez – mümkün kılmaktır.

 

Kırıldıysanız Ne Yapmalısınız?

Soru: Söyler misiniz lütfen, eğer kişi hala kendini kırık hissediyorsa, dizlerinin üzerindeyse, dizlerinin üzerinden nasıl kalkabilir?

Cevap: Düşünün, kim olduğumu, ne olduğumu, ne için olduğumu, beni kimin yönettiğini ve ne için yaratıldığımı düşünün.

Ve kişi doğasının üzerine yükseldiğinde tüm bunların onu ıslaha, gerçek ıslaha hazırladığını ve Yaradan’ın onu orada beklediğini görecektir.

İhsan Etme Niteliğini Edinmek

Soru: Kişi ihsan etme niteliğini edinerek, maddi dünyanın gelişimini etkileyebilir mi?

Cevap: Evet, elbette etkileyebilir. Fakat bu bir tür sihir numarası yapmakla ilgili değildir. Mesele şu ki, dünyamızda ihsan etme niteliğini edindiğimizde, dünyamız doğal olarak bir üst aydınlanma alır ve daha iyi hale gelir.

İçinde meydana gelen tüm sorunlar ve eylemler artık alma değil ihsan etme niteliği aracılığıyla gerçekleştirilir ki bu da her şeyi daha yumuşak ve daha iyi hale getirir.

Soru: Bu bir alıcı olarak benim dünyayı algılayışımın tamamen değiştiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Sadece sizinki değil, Dünya’daki diğer tüm insanlar, Kabalistik metodu takip etmeyenler bile, dünyanın her geçen gün daha nazik ve iyiliksever bir şekilde geliştiğini hissedeceklerdir.

Dağıtım Yeteneği

Yorum: Nedense şu kritere bağlı kalıyoruz: Birisi liderlik ediyorsa, o kazanır.

Yanıtım: Hayır, bu şart değil. Bazı insanlar liderlik yapabilir, diğerleri ise malzemeyi nasıl sunacaklarını bilir.

Örneğin Rabaş, kaynakları sistematik hale getirmekte tamamen başarısızdı; buna uyum sağlayamadı. Baal HaSulam ise büyük bir sistematikleştiriciydi. Hatta Kabalistik bir ansiklopedi yayınlamaya başladı ve “A-A,” “B-B” vb gibi yazmaya başladı. Rav Kook ise tam tersine, bunu yapamadı.

Yani, dünyamızdaki her insanın belirli özellikleri ve yetenekleri vardır, ancak bu manevi seviye için geçerli değildir. Hem de hiç! Materyalleri işleyen ve düzenleyen insanlarımız var. Peki, bu kişiler materyali anlama ya da başkalarıyla bağ kurma konusunda en iyiler mi? Kesinlikle hayır. Bu tamamen maddesel bir özelliktir.

Soru: Bu yetenekleri nasıl etkili bir şekilde kullanıyorsunuz? Herkesin bazı nitelikleri vardır ve bunları %100 kullanırsa harika olur. Ancak koşullar göz önüne alındığında, belki de yalnızca %10’luk bir oranı kullanmaktayız.

Cevap: Denemek zorundayız. Herkese sürekli söylediğim şey şu: “Yazın, materyali işleyin, bir makaleyi kısaltın, ondan ilginç alıntılar yapın, sabah dersinden ilginç bir gönderi yapın ve materyali nasıl işleyebileceğinizi ve onu dünyaya nasıl getirebileceğinizi bulmaya çalışın.” Zaten başka bir şeyimiz yok.

Bir sanatçı olabilirsiniz; konularımız hakkında ilginç bir şarkı ya da şiir yazın, işe koyulun. Kendiniz yapın ya da zaten yaratılmış bir şey üzerinde çalışın, performans sergileyin ya da dans edin. Bu sizin dağıtım eyleminiz olacaktır. Bir şekilde yaratıcı olmaya çalışın.

Bazen insanlar buna yanıt verir, bazen de vermezler. Olmazsa, en azından gazeteleri bastırın ve dağıtın. Bu da bir iştir. Ben bunu daha çok dağıtım yapanlar için yapıyorum. Ya da başka şehirlere gidip orada konferanslar ya da kurslar versinler. Başka seçeneğimiz yok. Dağıtım faaliyetlerine katılan insanların sayısını artırmamız gerekiyor.