Category Archives: Kabala

Grubun Merkez Noktasında

On Sefirot Çalışmasına Giriş, madde 17’de şöyle denmektedir: “Bu nedenle, öğrenci çalışmaya başlamadan önce Yaradan’a olan inancını güçlendireceğine dair söz verir…”

İnanç gücünü, ihsan etme gücünü, alma arzumun üzerinde olmamı sağlayan gücü almak için kitabı açıyorum. Yani, diğer ruhlarla bağa gelmek ve karşılıklı garanti koşulunu yerine getirmek için.

“Komşunu kendin gibi sev” ilkesini küçük bir grupta, sadece ben ve bir başkası olsa bile yerine getirebileceğimizi düşünürsek, bu kesinlikle gerçekçi görünmez. Birilerinin bunu başarmış olması imkânsızdır. Ve bu gerçekten de böyledir.

Ancak bunun gerçekleşmesini istediğimize dair bir karar verebiliriz ve öyle bir talebe ulaşmak isteriz ki, Baal HaSulam’ın yazdığı gibi, gece gündüz bunun etrafında döneriz. Ve bu yeterlidir.

Her saniye bizi grubun merkezine doğru çeken gücün ne kadar içinde olduğumuzu kontrol etmeliyiz ki dışsal olan her şey arkamızda kalsın ve içsel olan her şey grubun merkezinde birleşsin.

Her biri bunu kendi içinde ayırt eder. Kendimi nasıl kontrol edebilirim ve grup kendini nasıl kontrol edebilir? Sadece kişinin kendisini ve diğerlerini grubun merkez noktasında birleşmiş olarak görmeyi nicelik ve nitelik olarak ne kadar önemsediğine göre.

Karanlık Bir Alanda Küçük Bir Mum

Soru: “İç ses”, ‘Yaradan’ın yol gösteren eli’ nedir?

Cevap: Kişideki doğru düşüncelerin kaynağı – buna “Yaradan’ın kişinin içindeki temsilcisi” diyelim – kalpteki noktadır. Buna “Yaradan’ın yukarıdan bir parçası” denir, ruhun parçalanması sonucu kaba düşen bir kıvılcımdır.

Küresel ruhun parçalanmasından önce, ışık, kıvılcımlar ve kaplar ıslah olmuş bir durumda mevcuttu: bir perdeyle alma arzusu ve onu dolduran ışık. Ancak parçalandıklarında karıştılar; ışıklar kaynağa, ruhun ikamet ettiği yere doğru yükselirken, kaplar ve kıvılcımlar aşağıya doğru düştü.

Bu nedenle, kişi içinde var olan kıvılcımı ifşa etmekle görevlidir. Bu kıvılcım kişide tezahür etmeye başladığında, kişi bu kıvılcımla, sanki küçük bir mumu alma arzusunun karanlık, boş, engin alanına götürür gibi ilerlemeli ve kim ve ne olduğunu keşfetmeye, kendini incelemeye başlamalıdır, ama sadece bu mumla, bu kıvılcımla.

Ve sonra yavaş yavaş, kişi ruhun karanlık alanını oluşturan 620 parçalanmış arzunun arasında bu mumun yardımıyla tutunmanın bir yolunu bulur, ta ki onları bir lambaya yağ bağlar gibi muma bağlayabilsinler, böylece mumdan tüm ruha bir alev yayılabilir.

Buna “karanlık ışık gibi parlayacak” denir.

Baal HaSulam ışık üreten bir fitil ve yağ örneğini verir. Aviut (arzunun bayalığı) bu kıvılcıma katıldığında, gerçek bir ateş tutuşur çünkü ihsan etme uğruna bir niyete dönüşür, ona ışıkla aynı doğayı verir, Aviut’u (bayalığı) Zakut’a (saflığa) dönüştürür.

Kendinizi Düşünmemek Mümkün

Soru: Doğrulanamayan manevi çalışmanın yanı sıra ne yapmalıyız: karşılıklı garanti hakkında düşünmeli, konuşmalı mıyız?

Cevap: Bunun hakkında konuşun, her birinin grubun ve üst gücün etkisi altında, yükselişler ve düşüşlerle birlikte, kişide giderek daha fazla duygu uyandığını anlamada ne ölçüde ilerlediğini kontrol edin ve ölçün: kendini düşünmemek mümkündür. Kişi başkalarını düşünmek için özgürleşecektir.

Soru: Sürekli bunun hakkında konuşursak, değeri düşmez mi?

Cevap: Değersizleşmeyecektir çünkü önümüzde durmaktadır. Dahası, bu uzak bir hedef (son ıslah ya da Yaradan’a bağlılığımız) değil, Mısır’dan çıkış olarak adlandırılan alma arzusundan bir kopuştur. Bu ilk eylemdir; bunu gerçekleştirerek maneviyata gireriz.

İsrail halkını Mısır’dan çıkaranın ne bir melek ne de bir elçi olduğu, Yaradan’ın Kendisi olduğu söylenir. Birleşmeli, Firavunumuzla konuşabilecek, bizi ikna edebilecek, kölelikte, karanlıkta olduğumuzu hissedecek ve üst gücün bizi etkilemesini ve Yaradan’ın bizi Mısır’dan çıkarmasını dileyecek Musa’nın gücünü içimizde bulmalıyız. Tüm bunlar karşılıklı garantiyi elde ettiğimiz süreçtir.

Niyetimiz Eksik

Hangi eylemimiz gelip bizi ıslah edecek olan saran ışığa en uygun olanıdır? Bu, Yaradan ile birleşmek için bir araya gelmeye çalışan bir grubun eylemidir. Formül çok basittir. Ancak sorun şu ki, bunu yapmaya başladığımızda ne için yaptığımızı unutuyoruz.

Her bir eylemdeki niyeti yeterince netleştirmemişizdir. Üstelik bu farklı insanlar için aynı da değildir. Bunun üzerinde mümkün olduğunca çok çalışmamız gerekiyor.

En küçük eyleme daha net, daha talepkâr bir niyet eklerseniz çok daha etkili olacak ve çok daha fazla fayda getirecektir. Şu anda pek çok eylemden geçiyoruz ama niyet konusunda çok iyi değiliz. Eksik olan şey çabanın niteliğidir.

Her grupta ve her durumda bu konuda her zaman bir sorun var. Pek çok eylem gerçekleştirebiliriz. Sık sık insanların yaptıkları her şeyi listeledikleri e-postalar alıyorum ve soruyorlar: “Ne zaman gerçekleşecek ve tüm bunlar nerede?” Buna ne cevap verebilirim?

Gerçekten de gruplar çok şey yapıyor ama yeterli niyet yok ya da uygun değil. Grubun gelişim düzeyine göre niyetin çok daha birleşik, çok daha ince elenip sık dokunmuş olması gerekir. Niyetin amacı bir koçbaşı olmaktır.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 127

Yaradan’ın Bizi Bariyerden Geçirmesi İçin Bariyerden Önce Lo Lişma Koşuluna Nasıl Ulaşabiliriz?

RABAŞ, bariyerden önce, “uyumama izin vermeyene kadar”, “aşk hastasıyım” koşuluna ulaşmamız gerektiğini söyler. Bu, gece gündüz gözümüzün önünden ayrılmayan, Yaradan’a duyulan özlemin muazzam bir boyutudur. Tek istediğimiz budur ve özlemimizin nesnesine kilitleniriz. Böyle bir koşul bir kap hazırladığımız anlamına gelir ve Yaradan bizim hazırlığımızı fark eder ve bu hazırlığa göre ıslahı, dereceyi, kabı verir. Yaradan bize istemediğimiz bir şeyi veremez. Hazırladığımız kabın içine dolumu almayız, aksi takdirde o bir Klipa’ya dönüşür. Bunun yerine, önce bir ıslah, ilk perdeyi ediniriz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 126

İhsan Etme Kaplarını İsteyen Bizler Neden Onları Hala Almak İçin İstiyoruz?

Her zaman her şeyi “almak için” arzulayacağız, ama yine de Klipot aracılığıyla bile olsa maneviyatla bir bağ arıyoruz. Maneviyata girerken, bir sağ taraf ve bir de sol taraf vardır. Bizler ve tüm dünyamız Keduşa’nın sol tarafında, Klipot’un içinde yer alırız. İnsanoğlu Klipot’un bir sonucudur.

Gerekli olan, Lo Lişma’dan bariyerin ötesindeki Lo Lişma’ya yükselebileceğimiz ve sonra Lişma’ya dönüşebileceğimiz kadar güçlü bir Lo Lişma koşuluna ulaşmaktır. Bunun ötesinde bir şeyi hayal edemeyiz veya arzulayamayız. Bununla birlikte, Lo Lişma arzusunda bile Lişma’dan bir şeyler vardır çünkü kalpteki nokta aktiftir ve bizi böyle bir arzuya doğru uyarır.

Karşılıklı Garanti – Başkalarını Düşünmek

Soru: Bir grup anayasasına duyulan ihtiyaçtan bahsettik. Bunu formüle etmenin en iyi yolu nedir?

Cevap: Hiçbir çabanın, paranın ya da başka hiçbir şeyin grubumuzu ileriye taşıyacak ortak duygunun ortaya çıkmasına yol açmayacağı bizim için açık olmalıdır.

Bu ortak duyguya karşılıklı garanti (Arvut) denir, çünkü bu basitçe her bir kişinin hiçbir şeyden yoksun kalmayacağından emin olduğu bir duygudur çünkü herkes onu sever.

Tıpkı bir çocuğun, iyi ya da kötü olsun, ebeveynlerinin hiç şüphesiz kendisiyle ilgileneceğinden ve ona her şeyi vereceğinden emin olması gibi. Bu bir psikoloji meselesidir, bir duygu meselesidir, gerçek bir uygulama meselesi değildir.

Elbette grup bunu kendi başına sağlayamaz çünkü bu üst ışığın etkisinin bir sonucudur. Ancak bunun olmasını arzulamalı ve bunun olmasına gayret etmeliyiz.

Atamız İbrahim’in İzinde

Soru: Grupta karşılıklı garantiyi yerine getirme konusunda bir anlaşma varsa, bu beni etkileyecek ve egoizmden çıkmamı sağlayacak güveni sağlamak için yeterli midir?

Cevap: Kişi karşılıklı garantinin nasıl yerine getirileceğini İbrahim’den öğrenmelidir. Ona Av (baba) Le Am (halkın), halkın, grubun babası denmesi boşuna değildir. Bu herkes için bir örnektir. O zamanki koşulların farklı olup olmaması önemli değildir.

Gittikçe daha fazla insanı kendine çekerek, onlara karşılıklı garanti yasasının özünü, Yaradan’ın içimizde ifşa olması için ne tür ilişkiler içinde olmamız gerektiğini ve böylece manevi gerçekliği, gerçekten içinde olduğumuz varoluş türünü hissedeceğimizi açıklayarak bunu ilk uygulayan kişi oldu. Her bir kişi bunu atamız İbrahim’in yolunu izleyerek yapabilir. Bunda yeni bir şey yoktur.

Elbette, eğer bir grup hâlihazırda mevcutsa ve şu ya da bu şekilde, gelişim düzeyine göre karşılıklı garantiyi uygulamayı kabul ediyorsa ya da bu garantiyi edinmeyi en yüksek standart olarak benimsiyorsa – kendi ıslahları ve üyeler arasındaki karşılıklı destek yoluyla ulaşabileceklerine inandıkları bir hedef – o zaman bu gerçekten bağımsız bir ilerlemedir. Bu durumda grup her bir bireyi etkiler ve her bir birey de grubu etkiler.

Burada karmaşık hesaplamalara gerek yok, sadece bu yasayı içselleştirmek ve karşılıklı bağ olmadan ışığa benzer olamayacağımızı anlamak yeterli.

Analiz Ve Islah

Herkesi nasıl tek bir hedef üzerinde düşünmeye sevk edebiliriz? Aramamız gereken şey budur çünkü yaşamlarımızın her anı için hazır çözümler yoktur.

Her an ne tür ve ne formda bir bağa sahip olmam gerektiğini araştırmamız gerekir ki saran ışığı üzerime çekebileyim ve bu bana manevi olana doğru, yani karşılıklı garanti, komşunu sevme ve Yaradan’a bağlılık yasasını yerine getirmeye doğru biraz yükselme sağlayabilsin.

Tüm veriler zaten içimizdedir ve buna göre saran ışık üzerimde parlar. Tek yapmam gereken onunla aramdaki farka karşı duyarlı olmak ve onun yardımıyla kendimi ıslaha ulaşmak için ayarlamaktır. Saran ışığın tam olarak ıslah olmamış kapları, ıslah olmamış niyetlerimi etkilediği bir koşula gelmem gerekir.

Ve her seferinde, koşulumu analiz etmeli ve onları netleştirmeliyim. Ama buna ancak grup bana önem verdiğinde hazır olabilirim: “Bak, sen hastasın! Korkunç bir hastalık seni tüketiyor ve eğer bunu fark etmezsen öleceksin! İçinde ne olduğuna bir bak!”

Yine de kişinin bunu gerçekten dinlemediğini görüyoruz. Doktora gitmek için acele etmiyor. “Belki bir hafta sonra… Henüz korkutucu değil.” Ama ona her taraftan bu söylenirse ve doktora gitmeyenler hakkında korkunç hikayeler paylaşılırsa, o zaman henüz hiçbir şey hissetmese bile doktora koşacaktır. İhtiyacımız olan şey tam olarak budur.

Tüm bileşenler zaten içimizde: ışık parlıyor ve kap ıslah olmamış durumda. Zorunluluk bizi analiz ve ıslah çalışmasına başlamaya zorlar.

Karanlık Yaradan’ın Bir Taktiğidir

Yaradan, Kendi yüceliğiyle, algılanabilir bir gerçekliğin aşağı olanlara görünmesi için bir taktik geliştirmiştir.

Buna “karanlık” denir, “ve karanlığı yaratır” [yaratır kelimesinden (Boreh)].

“Yaradan” (Boreh) terimi ‘Bo’ (gel) ve ‘Reh’ (gör) kelimelerinden türetilmiştir. Bu, Gel ve karanlığı gör anlamına gelir ve bundan kim olduğunuzu ve Yaradan’dan başka neyin var olduğunu anlamaya başlayacaksınız. Yaradan’ın ötesinde var olan şey, olmaya başlayacağınız şeydir.

Başka bir deyişle, ışığın yokluğu ve bizim onu karanlık olarak algıladığımız zayıf kavrayışımız, ışığın algılanmasının gerçek sebebidir. “Karanlığın içinden çıkan ışığın avantajı gibi” ifadesinin anlamı budur. Yani, tüm ışık algımız karanlığın içinden gelir (Baal HaSulam, “Ohr HaBahir”).

Yaradan her şeyi kuşatır; ne de olsa “O’ndan başkası yoktur.” O’na erişmek için, bizim için en önemli şey karanlığı hissetmek, analiz etmek ve algılamaktır.