Category Archives: Dua

Duaya Uyum Sağlayın

Soru: Onluda birlikte bir dua oluşturduğumuzda, bu hala Yaradan ile kişisel bir diyalog kurduğunuz zamanki kadar içsel hissettirmiyor. Kabalistler duaları birbirleriyle tartışıp oluştururlar mıydı, yoksa bu modern bir uygulama mı?

Cevap: Kabalistler birbirleriyle sık sık konuşurlardı, ancak sadece bir sonraki dereceye yükselme hakkında.

Soru: Kalbinizden gelen dua onluda ifade ettiğimizle aynı hizada mı olmalıdır?

Cevap: Evet, kişinin birden fazla duası olamaz.

Soru: Diyelim ki dostlarım için, dünya için, bilgeler için gerçekten dua etmek istiyorum ve bu benim yalnızken uyandırabildiğim gerçek acım. Bunu onlu içindeki diyalogda hemen ifade edemiyorum. Yalnızca bir kelime yığını olarak sonuçlanabilecek bir şeyler yazmak yerine önce duaya uyumlanmaya çalışmalı mıyım?

Cevap: Evet, onludaki dostlar arasında ilerlemek için, Yaradan için, aralarında yukarıdan bir yanıt uyandıran bir bağ için açık, birleşik bir özlemin olduğu bir koşula ulaşmalıyız.

Soru: Kabalistler kendilerini dua için nasıl hazırlarlardı? Bizim için sanki metinleri okuyup sonra da sanki apaçık bir şeymiş gibi hızla duaya geçiyoruz. Ancak hazırlık en önemli kısımdır.

Cevap: Hazırlık budur. Bir müzik aletini akort etmek gibidir: eğer doğru akort edilirse, melodi ahenkli olacaktır.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 201

Soru: Lişma koşulunda sabır neye dönüşür?

Cevap: Alçakgönüllülüğe.

Soru: Her gün onluda bir dua yazıyoruz. Dünya Kli’si için toplu bir dua oluşturmak amacıyla bu duaları genel sohbette paylaşmanın bir değeri var mı?

Cevap: Evet, faydalıdır çünkü bir grubun duasının başka bir grubun duasıyla karşılıklı olarak bütünleşmesini teşvik eder.

Soru: Henüz Lişma’da olmadığımız halde, her ihsan etme eyleminin acı bir tadı var mıdır?

Cevap: Lo Lişma’da olduğunuz sürece, her ihsan etme eyleminin ya acı bir tadı vardır ya da hiç tadı yoktur.

Soru: İlerledikçe, iyi ve kötü arzuları ayırmalı mıyız, yani iyi olanlara yaklaşmalı ve kendimizi kötü olanlardan uzaklaştırmalı mıyız? Bunu sağlayan güç nedir?

Cevap: Yükselme, birleşme ve iyi, nazik ve üst bir şey hissetme arzumuzdur. Bunun için çabalamalıyız.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 4

Yaradan’a Karşı Tutuma Neden Dua Denir?

Kalbimizde hissettiğimiz tüm duygular Yaradan’dan kaynaklanır ve bu nedenle kalpteki duyguya “dua” denmez. Dua bizim Yaradan’a yakarışımızdır. İbranice “dua” (Lehitpalel) kelimesi, “yargılamak” (Lehaflil) kelimesinden gelir, yani kendi kendini yargılamaktır, duygularımızın kaynağı olan Yaradan’la olan bağımızın bir değerlendirmesidir.

Duygularımızın kaynağı iyi ve yardımsever olduğu için, duamız duygularımız ile bu iyilik ve yardımseverlik arasındaki farkı ifade eder. Kalbimizdeki kusurun boyutunu keşfederiz. Dua, kişi ile Yaradan arasındaki farkın hissedilmesidir.

Başka bir deyişle, Yaradan’ın kalbimizi doldurduğu şey ile kalbimizin hissettiği ve bizim nasıl karşılık verdiğimiz arasındaki farkı ölçecek olsaydık, kusurumuzun boyutunu görürdük. Aynı şekilde, eğer tamamen ıslah olmuş olsaydık, kendimizi tamamen iyi ve yardımsever hissederdik. Hissimiz ne kadar zıt olursa, kusurumuzun göstergesi de o kadar büyük olur.

Bu sadece kusurumuzun seviyesini değil, aynı zamanda manevi konumumuzu da gösterir. Yaradan 620 kanalın hepsinden iyilik ve yardımseverlik gücü verdiğinden, hangi kanalları daha çok ya da daha az, nerede iyi ya da kötü hissettiğimizi bilebiliriz.

Eğer ruhun tam bir resmine sahipsek, her şeyi algılar ve hissederiz, her seviyede nerede olduğumuzu biliriz ve mevcut durumumuza kıyasla ıslah olmuş durumumuzun net bir resmine sahip oluruz. Yaradan’a karşı tutumumuzu değerlendirdiğimiz tüm yönlere toplu olarak “dua” denir.

Seçimden Önce

Soru: Eylemimin ihsana yönelik olup olmadığından emin değilsem ve bazı dostlarım “lehte” ve bazıları “aleyhte” ise, bu özgür seçim için bir yer olduğu anlamına mı gelir?

Cevap: Bu özgür bir seçim değil, egoist bir seçimdir.

Gerçek seçime ulaşmak için bu koşulun üzerine çıkmalı, egoizmi aşmalı ve ardından sizi özgür seçime götürebilecek eylemlerde bulunmalısınız.

Soru: Yaradan bu sürece nasıl dâhil olabilir?

Cevap: Dua edin! Talep edin.

Harekete Geçin!

Soru: Bir kişinin alma arzusu uyandığında, onu onlu aracılığıyla Yaradan’a yükseltirler. Bu arzunun Yaradan tarafından ıslah edilmesi ne anlama gelir ve daha sonra nasıl “Lişma”ya dönüşür?

Cevap: Yaradan’a yükselme arzusu O’na duyulan ihtiyaç hissiyle ifade edilir. Bu ihtiyaç duadır. Bir sonraki, daha yüksek dereceye yükselir. Oradan ışık iner ve üst ile alt arasında bir bağ başlar. Bu temelde, aşağı olan ıslah edilir, kendini değiştirir ve böylece aşağıdan yukarıya doğru hareket gerçekleşir. Bu bağın sonucu manevi perdedir.

Soru: Yani Yaradan’la temas kişiyi değiştirir. Bir perde almak bu anlama mı gelir? Ve bundan sonra derhal Yaradan uğruna hareket edebilirler mi?

Cevap: Evet.

Soru: Görünüşe göre en kritik nokta benim MAN’ı yükselttiğim ve Yaradan’ın beni etkilemeye başladığı zaman mı? Onlu olarak, MAN’ı yükselttiğimiz ve O’nun bizi değiştirmeye başladığı duruma nasıl ulaşabiliriz?

Cevap: Gözünüzde canlandırın, harekete geçin ve bu kendiliğinden gerçekleşecektir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 3

Dua Nedir?

Dua, Yaradan’a karşı bir tutumdur. İçinde bulunduğumuz anda bizi yöneten üst güce karşı hissettiklerimizdir. İstesek de istemesek de kalbimizin en derin noktasından Yaradan’la ilişki kurarız. Biz hissetmesek bile, yaratılan her varlığın kalbi duygularını kaynaktan alır, bu da Yaradan’ı her zaman hissettiğimiz anlamına gelir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 2

Duada Kişinin Kontrolü Altında Olan Nedir?

Şöyle yazılmıştır: “Emek verdim ve buldum.” Çaba kişinin kontrolü altındadır, ancak sonuç kişinin kontrolü altında değildir. Neden? Çünkü ruhumuzun yapısını ya da gelişim yollarını bilmeden onun üzerinde çalışıyoruz. Sadece denememiz, hem nicelik hem de nitelik olarak çaba göstermemiz gerekir; sonuçlar, yol veya karşılaşabileceğimiz olaylar hakkında endişelenmemize gerek yoktur. İlerleme hızımız veya nihai formumuz hakkında endişelenmemeliyiz. Bunun nedeni sadece nihai formumuzu bilmememiz değil, her yeni koşulda nereye varacağımıza dair hiçbir fikrimizin olmamasıdır. Rabbi Şimon Bar-Yochai gibi büyük bir Kabalist bile, yalnızca arka tarafını tanıdığı için, son ıslah seviyesine (Gmar Tikkun) yükseldiğini biliyordu. Eğer arka tarafını görmemiş olsaydı, hangi seviyeye ulaşmak üzere olduğunu bilemezdi. Her an yeni bir koşul uyanır. “Reşimo” (kayıt) adı verilen içsel bir hafızadan doğar.

İnsanlar bir Kabalistin dünyanın başlangıcından sonuna kadar her şeyi bildiğini ve gördüğünü düşünür. Ancak bir Kabalist sadece manevi yolunda ne kat ettiğini bilir. Mevcut seviyelerine kadar neyi edindiklerini bilirler, henüz deneyimlemediklerini değil. Bu nedenle, manevi seviyeler “yükselişler” ve “keşifler”, daha önce bilinmeyenlerin keşfi olarak adlandırılır.

Dolayısıyla, manevi bir yükselişte çaba mevcut anlayışımızın üzerinde, mevcut koşulumuzdaki anlayış ve düşüncelere karşı olmalıdır. Bu her zaman daha düşük seviyenin daha yüksek seviyeyle olan ilişkisidir çünkü daha yüksek bir seviyenin arka tarafı daha düşük seviyeden daha karanlık ve daha az ıslah olmuştur.

Çabanın kendisi sonuca dair hiçbir belirti taşımaz. Hedefin yüceliği ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. Bir kişi belli bir konuda emek sarf eder ve hiç beklemediği bir sonuç alır çünkü her seferinde ruhunun daha önce kendisinden gizlenmiş olan yeni bir parçası ifşa olur.

Neden Kongrelerde Toplanıyoruz?

Soru: Kişi kongrede doğru ve gerçek duaya nasıl ulaşılabilir?

Cevap: Kongreye katılan herkes neden geldiklerini ve Yaradan’dan ne talep edeceklerini anlamalıdır. Ben kongreye diğerleriyle öyle bir bağ içinde olmak için geliyorum ki, bu bize Yaradan’la aramızdaki duvarı yıkabilecek ortak bir güç versin.

Bu nedenle kongreye başkalarıyla birleşmek, onlardan etkilenmek ve bunu ne kadar iyi yapabildiklerinden, nasıl yönettiklerinden ve getirdikleri güç ve fırsatlardan ilham almak için geliyorum. Çok uzaklardan gelmiş, istekli, içine hapsolduğumuz kabuğu kırmak için bir şans olduğunu anlayan dostlar görüyorum.

Baal HaSulam bir turpun içinde yaşayan ve onun acısıyla beslenen bir solucan örneğini verir, tüm dünyanın böyle olduğunu düşünür. Ama kafasını dışarı çıkardığında, güneş ışığını, ışığı görür ve kuşların şarkı söylediğini duyar: “Ah, ne güzel bir dünya! Daha önce neredeydim ben?”

İhtiyacımız olan şey bu: içinde bulunduğumuz turpun kabuğunu kırmak çünkü onun ötesinde hiçbir şey göremiyoruz. Kongreye birbirimizin izlenimlerini ve ilhamlarını özümsemek ve birlikte Yaradan’a yönelmek için geliyoruz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 1

Kalbin Derinliklerinden Gelen Dua

“Yarısı” yazıldığına göre, yarısından fazlasının bizden talep edilmediğini anlıyoruz; bizim yarımıza ‘dua’ deniyor. Dua, duygularımızın bir sonucu olarak kalbimizden fışkırır. Kalbimizdeki duyguyu aklımızla eleştirmeye başlamadan, onun hakkında düşünmeye ya da onu anlamaya başlamadan önce, kalbin derinliğinden kopup gelmelidir. Biz onu kontrol etmeye çalışmadan önce, kalpte saklı olan duyguya “dua” denir.

Eğer dua, bizim onu kontrol etmemizden önce geliyorsa, neden sanki dua bizim çabalarımıza ya da özgür seçimimize bağlıymış gibi bize dua etmemiz ve duaya ulaşmamız gerektiği söyleniyor?

Yanıt, bizi doğru arzuya ulaştırmaya yardımcı olan çeşitli eylemler ve araçlar yoluyla “dua” adı verilen arzuya ulaşmamız gerektiğidir. Dua bir özettir; hazırlıklarımızın sonucudur. Buna göre, her dua ettiğimizde, Yaradan’la kalbimizde belli bir tür bağ hissederiz ve Yaradan’a duamız her zaman yenidir.

Bir kişi, iki bin yıl önce Büyük Meclis’in Adamları tarafından yazılmış sıradan bir dua kitabını açabilir ve her gün aynı kelimeleri söyleyerek her gün yeni bir şey hissedebilir. Yorum o kadar çok değişir ki, dün söylenen sözler artık bugüne uymaz. Böyle bir duada, bugün söylediğimiz sözleri hiç söylememiş olduğumuzu hissederiz.

Dualarımızda hangi sözcükleri hedeflemeliyiz? Öncelikle Yaradan’ın yüceliğinden söz eden sözcükler olmalıdır. Neden? Çünkü Yaradan’ın yüceliğinde O’nun özünden -kim olduğundan ya da ne olduğundan- bahsetmeyiz; O’nun ihsan etme niteliklerden ve bu nitelikleri nasıl takdir ettiğimizden bahsederiz. Yaradan’ın ihsan etme niteliklerine ne ölçüde değer verdiğimiz, Yaradan’la olan bağımızın, yakınlığımızın ve uyumumuzun gücünü ne ölçüde ölçtüğümüzdür.

Ortak Bir Dua Nedir?

Soru: Ortak bir dua nedir?

Cevap: Ortak bir dua, çok zor bir eylemdir. Şimdilik, her birinizin kendi duygularıyla, kendi sorunlarıyla Yaradan’a kişisel olarak yönelmesi en iyisidir.

Daha sonra aynı sorunlara ve duygulara sahip olduğunuzu hissetmeye başlayacaksınız. Bunları haklı çıkarabileceğinizden ve ıslah edebileceğinizden emin olmak için, Yaradan’a birlikte dönmeniz gerekir.

Bu koşul gelecektir; yakındır. Tek bir kişiden, Yaradan’la gerçek temasa doğru sadece bir ön, küçük bir adım olduğunu göreceksiniz. O’nunla bireysel olarak, her birimiz kendi başımıza, özellikle de tam ıslahın eşiğinde olduğumuz bu safhamızda, etkileşime geçemeyiz.