Category Archives: Birlik

Korona Virüsü’nün Faydaları

İnsanları öldüren ve dünyayı panikleten bir virüsün ne tür yararları olabilir?

Korona Virüsü, doğa karşısında insan olarak, küçüklüğümüz ve zayıflığımızla yüzleşmemize yardımcı oluyor.

İster virüs, ister doğal bir felaket, isterse sayısız başka darbeler olsun, bizim farklılıklarımıza dikkat etmemize rağmen doğanın, bizim farklılıklarımıza nasıl dikkat etmediğine dair  olağan örnekler görüyoruz.

“İnsan egosunun zararının farkında olmak, bizim gelecekteki gelişimimizin önemli bir aşamasıdır.”

Korona Virüsü’nün Esas Faydası : İnsanlığın Dayanışmasında Küresel Uyanış

Bizler yavaş yavaş tek insanlık olduğumuzun farkına varıyoruz, aynı gezegende yaşayan tek bir büyük aile gibi. En sonunda, kendimizi birbirimizden uzaklaştırmak için inşa ettiğimiz tüm sınırlar ve duvarlar kısa zamanda yıkılacak, küreselleşmenin daralan formunda doğa, bizleri farkına varmamız için zorluyor.

Doğa, bize ne kadar bağımlı ve bağlı olduğunu  ve bizlerin, onun bütünlüğünün kaçınılmaz parçaları olduğumuzu göstermek için darbeler gönderir.

Dolayısıyla Korona Virüsü, doğanın bize öğretmeye çalıştığı başka bir ders olarak görülebilir: Birbirimizde gördüğümüz farklılıklar önemli değil, etiketlerimizi önemsemeyen, sarmalayan bir doğa var.

Tüm dünyanın bir kolektif ve bir toplum olarak düşünüldüğü bir seviyeye geldik. ” – Kabalist Yehuda Ashlag (Baal HaSulam), “Dünyada Barış.”

Korona Virüs’nün yararı, bir bütün olarak insanlığa, birliğinin farkındalığını kazandırmasıdır. O, egoist altyapımızı dengesiz hale getirmemizi sağlar, böylece giderek daha fazla bağımlı küresel koşullarımızda nasıl çalışacağımızı öğreneceğiz. Doğa, bir kere daha kendimiz için dünya çapında oluşturduğumuz her türlü şeye nasıl müdahale ettiğini göstermektedir.

Birbirimiz Arasına Koyduğumuz Bölünmeler Nereden Geliyor?

Onlar, başkaları yerine kendisine fayda sağlamak isteyen insan egosundan yayılır.

İnsan egosu, gerçek realitenin algısını ufak parçalara ayırır. Korona virüsü, egoistik benliklerimizi köşeye sıkıştırır ve özgecil olarak doldurulmuş, doğanın üstün gücüne karşı nasıl işlev gördüklerini gösterir, doğanın kendisi de yavaş yavaş birbirimizle ve bütünüyle doğayla iç içe bağımlılığımız ve bağlılığımız hakkında farkındalığa ulaşmamızı ister.

Tüm birbirimize bağlılığımız ve doğa ile karşılıklı bağımlılığımızın gerçekleşmesine doğru, egoistik doğamızın olumsuz bir rahatsızlık olduğunun farkına varmamız lazım.

Egonun bizi birbirimizden ve bir bütün olarak doğadan nasıl ayırdığını görmemiz gerekli ve böyle yaparak, ego bizi yeni bir virüs salgını ya da kişisel, sosyal ve küresel ölçeklerdeki diğer sorunlar için,  gelecekteki sayısız darbelere hazırlar.

İnsan egosunun zararının farkında olmak, gelecekteki gelişimimizin önemli bir aşamasıdır.

Ya acı çekerek ya da bağı zenginleştiren eğitim ve etki yoluyla, insan egosunun kötülüğünü ifşa etmemiz gerekir.

Eğer doğanın,  tüm unsurları arasında cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan seviyelerinde, mükemmel bir şekilde bağ kuran pozitif gücünü çekmeyi hedeflersek ifşa güzel  olabilir ve o zaman pozitif ve negatif güçlerin ifşası arasında, insanlık orta çizgide çalışabilecek, nelerden geçtiğini açıkça gözlemleyebilecek ve doğanın etkilerine cevaben net bir şekilde davranabilecektir.

Hayatlarımızda Bağın Pozitif Gücünü Nasıl Uyandırabiliriz?

Çok basit bir şekilde, bizim bağımız doğanın pozitif bağ gücünü uyandırır.  Daha sonra, doğadaki pozitif gücü çekerek, zıttı olan negatif egoist gücü ifşa ederiz ve her iki gücün uyanışı, daha yüksek ve daha yüce bir güce, mükemmellik ve dengenin algılandığı yeni bir bağ seviyesine ulaşmayı sağlar.

Şarkıda yazıldığı gibi “Ose Şalom Meromav, Hu yaase Şalom Aleinu” (“ O’nun cennetinde barışı sağla, O bize barış getirecek”) Barış, ilişkilerimizde, doğanın ters güçleri arasında bütünlüktür.

Doğanın olumlu ve olumsuz güçlerinin dizginlerini elimizde tutarak, birbirimizle nasıl bağ kuracağımızı öğrenmek zorunda olduğumuz bir dönemle karşı karşıyayız.

Bu güçlerle çalışmaya başladığımızda, gerçekliğin en ince ayrıntılarının yanı sıra dünyanın önemli olaylarının hepsinin, tek bir resme nasıl bağlandığını göreceğiz.

Kabala ilmi bu güçleri keşfetmemize rehberlik eder. Bize uyumlu bağlantıyı deneyimleme, doğanın pozitif gücünü çekme, ona zıt olan negatif egoist gücü ifşa etme ve onların arasındaki denge ipinde yürüme yollarını öğrenme yöntemi sunar.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 5

Grubun Hedefi— Tek Bir Arzuda Birleşmek

Soru: Bir yandan, Kabala’da grup, kişilerin kendileri değil arzularının bütünlüğü anlamına gelir.

Öte yandan, tek bir düşüncede birleşen bu insanların grubu, arzuyu arttırmak için gereklidir çünkü herkes gruba kendi küçük maneviyat arzusuyla gelir. Bu nedenle, grubun amacı arzuyu arttırmaktır. Bu nasıl gerçekleşir?

Cevap: Hayır. Grubun amacı, tek bir arzuyu temsil ettiği ölçüde, kişilerin birbirleriyle bağ kurmasıdır.

Grup, insanlar tarafından değil yukarıdan bir araya getirilir. Üst ışık yani Yaradan tarafından desteklenmektedir. Bu nedenle, grup üyelerinin eylemi, birleşmek ve üst ışığa mümkün olduğunca benzer hale gelmektir.

Bu çok karmaşık bir ilişkidir çünkü kişilerin dev egoizmlerine karşı var olmaktadır. Fakat birbirlerini ne kadar çok reddederlerse ve birbirlerine olan özlemleri ne kadar büyük olursa, bunun içinde egoistik karanlık ve özgecil ışık arasında belirli bir birleşim elde ederler ve üst kuvveti hissedebilecekleri bir koşul ortaya çıkar.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 3

En Yüksek Arzu — İsrail

Soru: Evrim, doğanın bazı kısımlarını sürekli olarak ayırmaktadır. Belli bir gelişim yoluna sahip olan “İsrail” adı verilen bir grup insanın evrim tarafından seçildiği ortaya çıkıyor. Daha sonra “Onlular” adı verilen her türlü küçük gruplar, bu grubu oluşturur.

Tüm insanlıkla çalışmak neden imkansızdır? Neden küçük bir grup insanda kilitlenmek/kenetlenmek gerekir?

Cevap: Gerçek şu ki ruh yani Yaradan’ın yarattığı genel arzu, birçok farklı seviyeye ve alt seviyeye ayrılmıştır. Örneğin, arzunun en yüksek, en hassas seviyesini alırsak, o zaman o, en egoisttir ve aynı zamanda ışığa ve ileri-geri etkisine en yakındır. Yani o, ışığa yönlendirilir ve ışık ona yönlendirilir. Işık, Yaradan’ın bir arzu üzerindeki etkisidir.

Bu nedenle, ilk etapta, Yaradan’a olan arzusu nedeniyle “İsrail” olarak adlandırılan, “Yaradan’a doğru” anlamına gelen, bu en yüksek arzu gelişmeye başlar. Ona en yakın varlık/yapı, önce Yaradan ile temasa geçmelidir ve sonra onun aracılığıyla Yaradan’ın etkisi diğer arzulara geçer.

Açıklama: İsrail grubunun,  eski Babil’in çeşitli kabilelerinin en az egoist temsilcilerinden toplandığından, bunun milletlerle ilgisi olmadığını biliyoruz.

Benim Yorumum: Daha az egoist olduklarını söylemem. Aksine, her türlü kötü duruma karşı daha bağımsız ve daha duyarlı hissediyorlardı. Bunun bir sonucu olarak, hayatın anlamını edinmek zorunda olduklarını ya da alegorik olarak, onun nereden geldiğini, onları kimin yönettiğini ve hayatlarını nasıl değiştirebileceklerini edinmek zorunda olduklarını hissettiler.

Bu nedenle, onları manevi edinime çağıran İbrahim’in etrafında toplandılar. İbrahim, onlara bunun ancak kendi aralarında birlik içinde, birlikte çalışmaya başladıklarında mümkün olacağını açıkladı.

 

Savaştaki İnsanlar

Herkes İçin Zohar, “Aharei Mot,” 65: Ne kadar güzel ve ne kadar hoş. Bunlar dostlardır ki, ayrılmaksızın beraber otururlar. Başta, onlar, savaşta birbirlerini öldürmek isteyen insanlara benzerler. Sonra kardeşçe sevgi durumuna geri dönerler.

Kabala çalışarak ve onluda birleşmeye çalışarak, birbirimizden ne kadar ayrıldığımızı, birbirimize ne kadar zıt olduğumuzu hissetmeye başlarız.

Hatta onluda bağ kurmaya çalışırken bir süre bir şeyler alırız. Ancak, iyi bir bağ durumuna ulaşır ulaşmaz, birbirimize bakmak veya birbirimizle konuşmak istemediğimiz noktaya kadar, aramızda anında bir kırılma, soğuma, mesafe ve sis oluşur.

Ve yeniden, birlikte bağ kurmak için çalışmamız gerekir. Sonuçta, Yaradan’ın yardımını almak istiyorsak- ve bu yardım olmadan ilerlemeyeceğiz – tek bir sistemde birlikte olmalıyız.

Bu yüzden, tekrar kendi üzerimizde çalışmamız gerekir. Amacın önemi, Yaradan’ı edinmenin önemi, başlangıçtaki ruha ulaşmanın önemi birbirimize olan arzumuzu belirler. Bunun adına tekrar yakınlaşmaya başlarız ve bir sonraki kırılmaya kadar tekrar ilerleriz.

Yani, sürekli hedefe doğru ilerleriz: Yükseliş-düşüş, kırılma; hafif yükselen keskin düşüş ve birçok kez bu aşamalardan geçeriz.

 

Yaradan Bağın İçindedir

Soru: Kongre sırasında birçok şey yaşadık. Bunu nasıl koruyabiliriz ki sadece bir kongreden sonrakine yaşamayıp, deneyimi her gün çoğaltalım?

Cevap: Kongrede, bağ kurduğunuzda Yaradan’a yakınlaştığınızı sizlere kanıtlamaya çalıştım. Bunu net bir şekilde hatırlamanız, kalbinize kazımanız gerekir.

Yaradan’a yalnızca birbirimizle bağ kurarak yakınlaşırız çünkü öncelikle O, bağımızın içindedir.

Soru: Hem gizlenmede hem de ifşada mı?

Cevap: Her yerde, her zaman.

The Creator Is Within Connection

 

Neden Bu Kadar Yavaş İlerliyoruz?

Soru: Yaradan mükemmelliktir. Öyleyse neden bu kadar ilkelce, çok yavaş ve böyle acıyla ilerliyoruz?

Cevap: Bizler hareket etmediğimiz için.

Sadece daha fazla bağ kurarsanız, Yaradan’a doğru hareket edebilirsiniz. Yaradan’ı ifşa eden cihaz, mümkün olduğunca çok farklı insan birlikte bağ kurar ve Yaradan’ı bulmak için aralarındaki tüm farklılıkları yok etmeye hazırdır.

Eğer Yaradan, tek, birleşik bir güç, değişmeyen bir alansa o zaman aranızda hiçbir fark olmadığından emin olmalısınız; yani farklılıklarınıza rağmen bağ kurmalısınız. Bu durumda, bu alanın bir detektörü haline gelirsiniz ve Yaradan sizin içinizde ifşa olur.

Soru: Yaradan’ı bu düşünce noktasından etkileyebilir miyim? Bunu nasıl yapabilirim?

Cevap: O’nu sadece tek bir yönde etkileyebilirsiniz, böylece O sizi ve tüm insanlığı hızlı bir şekilde İfşasına götürecek ve sizi O’nun yakınına çekecektir.

Why Are We Advancing So Slowly?

 

Bağ, Doğru Kararların Kaynağıdır

Soru: Diyelim ki bir grup insan, yaşadıkları problemler için doğru çözümü bulmak istiyor. Kabala hakkında temel bilgilere sahipler ve çalıştayın sorunu çözmek için bir hazırlık olduğunu anlıyorlar. Bu çalışmada belli kurallar vardır. Bunlar nereden geldiler?

Cevap: Hemen hemen hiçbir sorunun çözülemeyeceği bir dünyada yaşıyoruz. Bugün bize görünüşte bir çözüm bulduk gibi gelse de, yarın zaten bunun bir çözüm olmadığını anlıyoruz. Çözümün ifşasına geldiğimizi düşünerek, çözümü sürekli saptırıyoruz.

Kabala bilgeliği, bağ kurarak ortak bir paydaya ulaşana kadar, bu çözümü bulamayacağımızı söylüyor. Bu bizim içimizde.

İnsanlığın daha büyük veya daha küçük bir bölümünde ortaya çıkan tüm problemler, yalnızca insanlığın bu bölümünün bağının kopuk olduğu gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Aksi takdirde hiçbir problem olmazdı. Sonuçta, hepsi bizim parçalanmamızdan, kopukluktan ve birbirimizden karşılıklı uzaklıktan gelirler.

Onları çözmek için bir araya gelirsek, önce ortak bir kolektife bağlanmalıyız.

Soru: Bu, Kabalistlerin hiçbir sorunu çözmedikleri anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, niçin? Bağda olmadığımız gerçeğinin dışında ne gibi problemlerimiz var? Eğer bağ kurarsak tüm problemler ortadan kalkar.

Soru: Yani Kabala, sadece bir sorunu mu çözüyor: nasıl bağ kurulur?

Cevap: Dünyada başka hiçbir sorun yoktur.

Soru: Bunun sonucu olarak, diğer problemler ortadan kalkacak mı?

Cevap: Evet.

Soru: Peki ya sağlık, aile vb. sorunlar?

Cevap: Gerçek şu ki sorunlar farklı seviyelerde ortaya çıkmakta: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan. Herhangi bir sorunun çözümüne gelebilmek için bir araya gelmeli, bağ kurmalı ve aramızdaki bağda çözümü bulmalıyız. Daha sonra bunu fiziksel sorunları ortadan kaldırmak için uygulayabiliriz.

Bununla birlikte, çözümün kendisini bulmak, ancak insanlar birbirleriyle karşılıklı olarak bağ kurduğunda, anladığında ve tamamladığında mümkündür. Ancak o zaman çözüm netleşir.

Dolayısıyla çözüm, insan seviyesinden daha düşük seviyelerdeki planları uygulamak için her zaman doğru ve faydalı olacaktır.

Connection Is The Source Of Correct Decisions

 

Ortak Ruhun Parçalarını Toplamak

Baal HaSulam, 4. Mektup: Tanrı’nın kutsandığı yere gitmemen ve ruhundan düşen tüm o zayıf organları toplayıp tek bir beden haline getirmemen haricinde hiçbir eksikliğin yok.

“Tanrı’nın kutsadığı bir alan”, aramızdaki koşuldur. Bu, kişinin yavaş yavaş yetiştirdiği, ektiği ve hasat ettiği yabani bir alandır.

En zor şey, ortak ruhun tüm zayıf organlarını toplamamız ve onları tek bir bedene bağlamamız gerektiği konusunda kendimizi ikna etmektir. Bizler beynimizi her türlü bilgeliği, Kabala’yı incelemeye, zor sorular sormaya ve geliştirmeye hazırlarız. Sadece başkalarını değil kişisel deneyimlerimizi hissetmeye bile hazırız ve tüm bunlar kesinlikle ihtiyacımız olan şey değil.

Sadece Yaradan’a içsel arzularımızla nasıl bağlanacağımızı düşünmemiz gerekir. Her birimizin böyle bir arzuya sahibiz, Yaradan bize bunu önceden verdi ve bu harika bir hediyedir. Ancak, yapmamız gereken şey, tüm arzuları bir araya getirmektir.

Biz kendimizi, dostlarımızla yalnızca Yaradan’a, benimkine, seninkine, onun ve diğer herkese yönelik arzularımızla bağ kurmamız gerektiğine nasıl ikna edebiliriz? Geri kalan her şeyi dikkate almayız, diğer her şey hayvandır.

Tüm bu arzuları, özlemleri ve niyetleri ortak bir arzuya nasıl bağlayabiliriz? Hayal kırıklıklarının, bizim ortak hayal kırıklıklarımız, özlemlerin ortak özlemlerimiz olduğunu ve Yaradan’a yönlendirmemiz gerekenin tüm bunların olmasına izin verin. Yani, bizler O’nunla çalışıyoruz: Yapabileceğimiz şey bu veya değil, talep ediyoruz, hayal kırıklığına uğruyoruz, ağlıyoruz ve bununla ilgili başka bir şey istiyoruz.

Buna “ruhundan düşen tüm o zayıf organları toplamak ve tek bir bedende birleştirmek” denir. Bu girişimler üst ışığın onlar üzerindeki etkisini zaten çeker ve sonra bağ gerçekleşir.

Collect The Parts Of The Common Soul

 

Islahı Kendi Elimize Alalım

Bu yüzden; eğer halk ödüllendirilir ve kötü özelliklerin iyi olanlara dönüşmesi için geçmeleri gereken gelişim yasasını kabul ederse bunu kendi yönetimlerine almış olur. Bir başka deyişle; onlar, içlerindeki tüm kötü nitelikleri düzeltmeye ve onları iyi olanlara çevirmek için akıllarını ve kalplerini ortaya koyarlar. Sonra, “Ben hızlandıracağım.” yani, onlar zamanın prangalarından tamamen özgür kalacaklar. Şimdiden sonra, bu nokta onların arzusuna bağlıdır yani onlar için sadece hareketin yüceliği ve farkındalığın vasıtası gerekir. Bu nedenle, onlar zamanı hızlandırır. (Baal HaSulam, “Dünyada Barış”)

İlerlememiz sadece aramızdaki bağa, birbirimize ne kadar yakın olduğumuza bağlıdır. Yaratılış amacında ne kadar ilerlersek, birbirimize o kadar yakınlaşmalıyız. Yolumuzun son noktasında, hepimiz istisnasız, tek bir bütün halinde, tek bir Kli’de (kapta) birleşeceğiz. Bu, her zaman yakınlaşmamızı hızlandırmamız, sürekli artan anlaşmazlıkların üzerinde yükselmeye çalışmamız gerektiği ve bu nedenle kademeli olarak kendimizle Yaradan arasında eşitlik durumuna geleceğimiz anlamına gelir.

Ancak, onlar kötü eğilimlerini kendi otoriteleri altında geliştirmekle ödüllendirilmemişler ve bunu sadece cennetin otoritesine bırakıyorlarsa onların da kurtuluşlarının ve ıslahlarının sonunu edinecekleri kesindir. Bunun nedeni, zaman içinde gelişim yasasıyla derece derece işleyen cennetin yönetiminde tam kesinlik olmasıdır, ta ki tüm kötülük ve zararlı şeyler iyi ve faydalı şeylere dönüştürülene dek tıpkı bir ağaçtaki meyve gibi. (Baal HaSulam, “Dünyada Barış”)

Bu çalışmadan ayrılsak ve artık Kabala çalışmasak bile, bırakın her şey kendi rotasında gitsin, akışta devam edin; yaşadığımız sürece yaşayın ve ölme zamanı geldiyse ölün, bu gelişim sürecimizin kısalmasına ya da uzatılmasına hiçbir şekilde yardımcı olmayacaktır.

Oysa ışığın yolunda ilerlersek, gelişimimizi hızlandıracağız ve aynı zamanda onu iyi ve iyiliksever hale getireceğiz. Ancak, bu yalnızca grupta egoizmimizin üzerinde, sürekli ilişkiler kurarsak mümkündür.

Böyle yapmazsak, yaklaşmakta olan büyük felaketleri dile getirmeden, onun her santiminde her türlü tokat, tekme ve hastalık alacağımız acının yolunda ilerleriz.

Take Correction Into Our Own Hands

 

O’nun İçin İletken Kanal Olun

Bu nedenle, her milletin içinde güçlü bir şekilde bir araya gelmesi şarttır, bu yüzden içindeki tüm bireyler, içgüdüsel sevgi ile birbirine bağlanır. … Bu, istisnasız ülkedeki bütün insanların böyle olması gerektiği anlamına gelmez. Bu, uyumu hisseden milletin halkının, milleti yapan halk olduğu ve milletin mutluluğunun ve sürdürülebilirliğin ölçüsünün bu halkın nitelikleriyle ölçüldüğü anlamına gelir. (Baal HaSulam, Ulus)

Ulusu kuvvetlendiren güç, onun, tek olan Üst güce benzerliğine bağlıdır; yani birlik olabilir. Böyle bir ulus, ıslah gerektiren, kırılmalar ve kusurlar olarak ortaya çıkan zorlukların üstesinden gelebilir. Bu nedenle bizler, birçok günahla yüzleşmek zorunda kalacağız, böylece tüm günahları sevgiyle, daha fazla güçlenerek ve birleşerek örtebiliriz. Bu mükemmelliğin ifşa olacağı yoldur.

Daha büyük günahların ifşa olduğu her an, bunun üzerine umutsuzluk veya geri çekilme olmadan sevgiyle karşıt bir koşul inşa etmeliyiz. Dünya bu şekilde inşa edilir ve ıslaha bu şekilde ulaşması gerekir.

Avrupa ülkeleri, şaşırtıcı sayıda mülteci ile nasıl birliğe ulaşabilir? Mülteciler, sadece Avrupa ülkelerinin, birliğin tüm farklılıkların üzerinde kurulması gerektiğini anlamalarına yardımcı olur. Mülteci dalgasını Üst güçten gönderilmiş gibi görmeliyiz: Islah uğruna yıkım.

Elli yıl önce, Avrupa’daki mevcut mülteci akımını hayal etmek imkansızdı. Avrupalılar kendilerini büyük ölçüde korudular, her ülkenin benzersizliğini muhafaza ettiler: Almanlar, Fransızlar, İtalyanlar…. Sınırlar sabit ve belirgindi.

Birdenbire her şey hızla değişmeye başladı. Üst programa göre, herkes içinde bulunduğu kırıklığı ifşa etmelidir. Eğer yabancı bir güç tarafından girişim yapılmadığı sürece ıslah için gereklilik nasıl ortaya çıkarılabilir? Nitekim kültür, eğitim, din ve davranışta yabancı olan birkaç milyon insan Avrupa’ya girer. Bundan daha büyük bir zıt güç yoktur.

Sonuç olarak, Avrupalılar başka seçenek olmadığını anlamaya başlıyor: yapılacak tek şey birlik olmaktır. Böyle birliğe nasıl gelineceğini henüz ifşa etmediler. En akut ve uzlaşılmaz konu olan dini farklılıkların birliğe getirilmesinin ne kadar gerçek dışı göründüğünün önemi yok; başka bir seçenek yok.

Avrupalılar, bağ kurma ve birliğin anahtarını bulmak zorunda olduklarının farkındalar. Bu anahtar, her şeyden önce, Kabala tarafından açıklanan integral (bütüncül) bağ yönteminde bulunur: ‘‘Tüm günahları sevgi ile örtmek.’’ Bu, üst gücün yardımı ile gerçekleştirilir. Kendi başımıza birliğe ulaşamayız; sadece ağın kanalı olan, İsrail vasıtasıyla Üst gücün insan kitleleri üzerinde hareket etmesine neden olacağımız koşullar yaratabiliriz.

Bunun gerçekleşmesi için onların uyumuna ihtiyacımız vardır: konuşma ve davranış şekilleri değiştirmeye başlayacaktır. Daha dünün aşırı tutucuları olmaları, hangi dine inandıkları önemli değil, düşünce şekilleri veya yetmiş milletten hangisine mensup oldukları önemli değil. Herkes tek bir millet gibi olacak.

Asıl mesele, Avrupa’nın zorluklarla karşı karşıya olduğudur ve biz bir çözüm sunmalıyız. Bu nedenle, Avrupa ve tüm dünyadaki bütün Kabalistik gruplar olarak; özellikle şu anda, Bulgaristan kongresi öncesi birlik olmak çok önemlidir. Bu şekilde birlik ve birliğin ışığını Avrupa’ya getirebileceğiz. Avrupa, karanlığa, çaresizliğe, hiçbir şekilde çıkış yolu bulamamak ile karşı karşıya kalmaya gittikçe daha fazla gelmektedir. Ancak, aykırılıkların nasıl azalmaya başlayacağını göreceğiz, düşünceler ve arzular değiştikçe, fikirler de değişmeye başlayacaktır. Her şey düşüncede çözülür ve düşünceler yeni olur.

Şiddetli köktendincilerin, milliyetçilerin, onlardan asgari düzeyde ayrışan biriyle konuşmak istemeyenlerin, aniden değişmesi nasıl mümkün olabilir? Üst ışık her şeyi düzeltebilir. O, şu anda karanlığı yoğunlaştırdığı gibi, onu ıslah edecektir. Bizim için en önemli şey, O’nun için iletken kanal olmaktır – bu bizim çalışmamızdır.

Be The Conducting Channel For Him