Category Archives: Birlik

Birleştirici Gelişimi Doğadan Öğrenin

Soru: Doğa hakkında konuştuğunuzda, onu rasyonel bir şeymiş gibi ele alıyorsunuz ve bu zaten “Yaradan”, “Tanrı”, “yüksek akıl” terimlerine yakın. Bunu Kabala açısından nasıl açıklayabilirsiniz?

Cevap: Kabala, doğaya, kendi yasaları olan, daha yüksek bir zihin olarak atıfta bulunur. Bu sistem kendi içinde mutlak bir dengededir ve bizim tüm küçük egoist doğamızı onun gibi olmaya, dengeye getirmeye çalışır.

Bu nedenle, doğanın tüm parçalarının (cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan) tam etkileşim yolunu kapattığımız an, doğada bazı kötü değişimler ve olumsuz belirtiler ortaya çıkar.

Onlar küçük olabilirler, o kadar küçük olabilirler ki onlara dikkat etmeyiz, ancak kasırgalar, depremler ve geçmişte gezegene çarpan büyük meteorlar gibi çok büyük de olabilirler.

Bizler yavaş yavaş aramızdaki iyi ilişkilere doğru ilerliyoruz, ancak düşüncesiz bir şekilde, doğa, entegrasyon ve iletişim yasalarına zorla uyuyoruz. Bu nedenle, söylenildiği gibi, sopa ile ilerliyoruz. Neyse ki: darbeler alıyoruz ve yolumuzu biraz değiştiriyoruz, başka bir darbede alıyoruz, yine yolumuzu değiştiriyoruz.

Egoizm sürekli bizi sola döndürmek ister; doğa bize vurur, biraz sağa dönüyoruz ve sağa veya sola doğru dengelenmekte böyle bir koşul içindeyiz. Yani, insanlık arkadan itilerek sürekli olarak mutluluğa ilerliyor.

Ama günümüzde, zaten bir çıkmazda olduğumuzdan daha fazlasını anlamaya başlıyoruz. Toplumun egoist gelişiminin tüm aşamalarından geçtik ve bugün, egoist doğamızla iyi olan hiç bir şeye varamayacağımızı fark edebiliriz.

İnsanlık neredeyse doğal gelişiminin çıkmazını fark etti. Bütüncül gelişimi, doğadan öğrenmelidir çünkü hepimiz aynı sistem içindeyiz. Bu sistemi incelemeli ve takip etmeliyiz.

Soru: Bugün dünyamızın küresel doğası, insanların doğa ile ilişkisi hakkında materyal bulmak sorun değil. Gerçekten incelenmesi/öğrenilmesi gerekiyor. Ama yine de, Koronavirüs hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Cevap: Bu aynıdır. Sonuçta, hareketimizin ortak küresel doğadan soyutlanması, kaçınılmaz olarak bizi normal bir duruma döndüren her türlü virüsün ortaya çıkması gibi sonuçlara yol açar.

Kaderimizde Eşit Olan Nedir?

Soru: Sonunda herkesin kaderinin iyi olacağını söylüyorsunuz. Ancak her insanın kendi ruhunun kökü vardır ve ona doğru hareket etme yolu tamamen bireyseldir. Herkesin kaderi nasıl eşit olabilir?

Cevap: Eşit olan şey, kişinin potansiyelinin, Adem’in ortak sistemindeki son koşulunu kavraması için herkesin özel çabasının ruhuna, ruhun etrafında ortaya çıkan tüm niteliklere uygun olması gerektiği gerçeğidir. Bütün bunlar o kadar birbirine bağlıdır ki hiç kimse diğerlerinden fazla önceliğe sahip değildir.

Ortak ruhta, hepimiz kesinlikle tam bir ıslah elde ederiz. Bu nedenle, egoizmi daha büyük olanın ıslahı daha zor ve egoizmi daha küçük olanın ıslahı daha kolay gibi gelir ama aslında böyle değildir. Her şey kişinin aldığı yardıma bağlıdır.

Sonuç olarak, herkesin tamamen yeterli ve herkesin eşit olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu, insan organizmasının yapısına benzer. Eğer o mükemmelse, o zaman hiçbir hücrenin diğerine göre herhangi bir önceliği yoktur. Bir hücreyi çıkarırsanız, bu tüm organizmanın mükemmelliğini bozar.

Bu nedenle, gelecekte bu konuya bile değinmemeliyiz. Neticede, son koşulda, herkes eşit ve tamamen mükemmeldir. Bu mükemmellik için çaba göstermek amacıyla, herkese tam olarak aynı koşullar verilir: egoizm ne kadar büyükse, onun ıslahı için gereklilikler o kadar büyük ve egoizm ne kadar küçükse, gereklilikler o kadar az olur. Ama hemen hemen herkes tam mükemmelliğe ulaşır.

Öğrencilerime, Arkadaşlarıma ve Takipçilerime

Facebook Sayfamdan – Michael Laitman 15/6/20 

“Bizler özel bir zamanda yaşıyoruz. Hepimizi tek bir bütüne bağlayan gizli bağlar ortaya çıktı ve dikkatimizi talep etti. Böyle bir zamanda hepimiz mesulüz, birbirimizden sorumluyuz. Her birimizin yaptığı, söylediği ve düşündüğü; her bir bireyi ve tüm gezegeni etkiler.

Bu nedenle şimdi birliği her zamankinden daha fazla sürdürmeliyiz. Bizi ayıran her şeyin önünde sürdürmeliyiz: ırk, renk, din, cinsiyet, dil, kültür, tarih, okuryazarlık, zihniyet ve karakter. Biz tek bir bedeniz, tek bir organizmayız ve bir organizmada organlar arasında nefret yoktur, sadece eşsiz rolünü yerine getirdiği için her organa sevgi, saygı ve şükran vardır. Şimdi hepimiz birbirimize bağlı olduğumuza göre, bizlerin de tıpkı herhangi bir organizma gibi olduğunu görebiliriz. Hepimiz birbirimize bağımlıyız ve bu nedenle birbirimize değer vermeliyiz.

Birbirimizin büyümesine ve her birimizin benzersizliğini ifade etmesine yardım ettiğimizde bunu başkası için yapmıyoruz; kendimiz için yapıyoruz! Her birimiz mutlu olduğunda hepimiz mutlu oluruz. Bir organizmada işler böyle yürür. Bir organizma olarak çalışırken birlik içinde var olan gücü keşfedeceğiz. Tüm gerçekliğin, uyum içinde çalışmasını sağlayan bu güç aramızda mevcut. Bağımızı bu güce uygun olarak inşa edersek, bunun aramızdaki boşlukları doldurduğunu hissedeceğiz. Ardından tüm nefret ve acı sona erecek.

Bu özel zamanlarda insanlıktaki her birey, birliğe katılması için çağrılır ve birliği dünyanın dört bir yanına yayar. Ne kadar daha geniş yayarsak, bunu o kadar çok hissedeceğiz. Bu nedenle tüm arkadaşlarımdan, öğrencilerimden ve takipçilerimden bu mesajı paylaşmalarını istiyorum. Sayfamdaki yazıları nerede paylaşabilirseniz paylaşın; duvarınıza ve ğye olduğunuz gruplara koyun. Bunu kendiniz için yapmıyorsunuz; bunu dünya için, birliği ve sevgiyi tüm dünyaya yaymak için yapıyorsunuz.

Sevgiyi ve birliği yaymak, daha önce hiç bu kadar acil ve gerekli olmamıştı. Bunu yaparak, insanlığı nefretten şifalandırıyorsunuz; büyük dönüşüm zamanından dayanışmaya, dostluğa ve mutluluğa öncülük ediyorsunuz. Bu dönüşümden hoş ve kolay bir şekilde mi, yoksa acılı ve yavaş bir şekilde mi geçeceğimize karar vermek sizin elinizde.”

İnsanlığın Genel Kabı

Soru: Tüm insanlık tek bir kap olarak bağlanmak zorunda mı?

Cevap: Tabii ki! Her birimiz kendi içimizde, pek çok parçaya ayrılmış kabın, bir parçasını taşıyoruz. Tüm parçacıkları toplamamız ve mutlak bir yapışma durumuna, gerçek sevgiye ulaşmamızın nedeni budur.

Bunu ilk yapanlar, kalpteki noktası uyanmış olanlardır. Kalpteki nokta sizin içinizde uyandıysa, kalpteki noktası uyanmış olan diğerlerine yakınlaşma sürecine zaten başlayabilirsiniz. Aranızdaki bağda, genel kabı nasıl ifşa etmeye başlayacağınızı göreceksiniz.

Genel kabı ifşa ettiğiniz ölçüde, onun üst ışıktan, bilinçten gelen dolumunu ve sonsuzluk veya ölümsüzlüğün, tamamen yeni bir boyuta girişin hissiyatını ifşa etmeye başlayacaksınız. Bunu yapmak sizin gücünüzdedir. Bunu şimdi, bizim dünyamızda yapabilirsiniz. Sadece durmayın.

Dünyada bununla ilgilenen tüm insanlar, her biri kendine özgü bir şekilde, birbirlerine yardım eder çünkü hepimiz parçalanmış tek bir kabın parçacıklarıyız.

Büyük Bir Fırsata Sahibiz!

Soru: Bir insanı ortak bir bağ ve sevgi hissine yükseltmenin kavramsal çözümü çok güzel bir fikirdir. Pratik adımların sırası açısından ne yapılması gerekir? Kabala çalışmayanlar ve çalışanlar için ne önerirsiniz? Her hangi bir fark var mı?

Cevap: Bir kişinin Kabala çalışıp çalışmadığı fark etmez.

Bizler aynı sistemin içindeyiz, bu yüzden onun doğru bir şekilde çalıştığından emin olmalıyız. O zaman her şeye sahip olacağız: yiyecek, giyecek ve her türlü hizmet, normalde ihtiyacınız olan her şey. Birbirimizi olması gerektiği gibi, olumlu bir şekilde hissedip ilişki kuracağız.

Ayrıca, diğer dünyaları, doğadaki döngümüzü ve doğanın ebedi ve mükemmel olduğunu görebileceğiz. Bizler büyük bir fırsata sahibiz!

Topraktaki Bir Tohum Gibi

Soru: Egoizm sürekli gelişiyorsa, kişinin kalbindeki nokta da egoizmle birlikte mi gelişir?

Cevap: Kesinlikle, kalpteki nokta büyür ve topraktaki bir tohum gibi beslenir. Tohumun besleyici bir ortamı varsa, o zaman büyür, ancak ortamın tohum için içerik sağlayıp sağlamadığı bize bağlıdır. Bizler, tohum ve besleyici ortam arasında doğru bağlantıyı sağlamalıyız.

Çevre biziz, dostlarımız, büyük bir dünya grubu ve nihayetinde tüm insanlıktır. Sistemi az çok oluşturduğumuz derecede tohumumuz büyüyecektir. Tohum, onluya eklediğimiz her bir kişinin küçük parçacıklarından oluşur.

Birliğin Özü Ve Kökü, Bölüm 2

Kabala Sayılarla Çalışmaz

Yorum: Kabala, kural olarak, bir tür nitel durumdan bahseder. Örneğin tarihçiler, 600.000’i erkek olmak üzere üç milyon insanın Mısır’dan ayrıldığını, geri kalanın ise kadınlar ve çocuklar olduğunu yazar. Fakat Kabala hiç sayılarla çalışmaz. Gematria niteliksel bir sayıdır.

Bu rakam belirli bir niteliksel sayı anlamına geldiği için, Mısır’ı terk eden üç milyon insan olmaması mümkündür.

Benim Cevabım: Birincil kaynaklarda tanımlanan, manevi güçlerin potansiyel durumlarının en az bir kez gerçekleşmesi gereken, belirli bir model vardır. Tarihçiler ve arkeologlar bunu kendi kaynaklarıyla ararlar, standartlarına göre ölçer, gram ve kilogram olarak tartarlar, kilometreye çevirirler ve bu nedenle bunu biraz farklı yaparlar.

Soru: Bu gibi bilgileri nasıl kullanmalıyız? Birkaç bin yıl önce Mısır’dan bir göç olduğunu okuduğumu farz edelim. Ama ben bir tarihçi değilim ve bununla ilgilenmiyorum. Bunu kendi iyiliğim için nasıl kullanabilirim?

Cevap: Bizler, egoizmimizin üzerine yükselişten bahsediyoruz ki bu,   bunun için çabalayan bir grup insan tarafından gerçekleştirilir. Bizim zamanımızda, o günlerde olduğu gibi, bu, karşılıklı garanti adı verilen insanlar arasında aynı eylemler, çabalar ve birleşme yoluyla gerçekleştirilir.

3.000 yıl önce var olmanız ve böylelikle “Mısır’dan çıkmak” anlamına gelen egoizmden çıkmış olup olmamanız ya da bugün bunu bir grup insan içinde, onluda yapıp yapmadığınız, ister burada ister dünyanın diğer ucunda olsun, hiç fark etmez. Sonuçta, farklı ülkelerde çalışan ve farklı diller konuşan birçok grubumuz var.

Ben Doğa, Size Söylediklerimi Dinleyin!

Doğanın tek bir küresel gücü vardır ve bize Koronavirüsü gönderir böylece ona, doğru bir şekilde cevap verebilir ve gerçekliği düzeltebiliriz.

Her şeyden önce, virüsün, insanların doğayla dengesizlik içinde olduğu gerçeğinden dolayı, bize bu şekilde tepki veren doğanın genel integral sisteminden geldiğini anlamalıyız. Dolayısıyla doğa bizi zorla dengelemeye çalışmaktadır.

Doğa bizlere bu bela aracılığıyla, bu virüs aracılığıyla şunu söylüyor: “Bütünsel bir forma ulaştınız. Egoizminiz içinde tüm dünyayla birleşin. Zaten tek bir insanlık oldunuz – harika! Şimdi sizlere, tek bir beden olarak, bozuk olduğunuzu bu virüs aracılığıyla açıklamaya başlayacağım. Yavaş yavaş iyileşmeye başlayın!”

“Ama tüm insanlığı ve tüm gezegeni etkileyen bu virüse nasıl tepki vereceğinizi düşünmeniz gerekiyor; birlikte hareket etmelisiniz. Birleşin, birlikte hareket edin, her ülkedeki hükümet sistemlerini, ülkeler arasındaki ilişkiyi ve toplum içindeki ilişkileri değiştirmeye başlayın. Kendinizi tek bir beden yapın ve o zaman bu virüs iz bırakmadan kaybolacaktır.”

“Aksi halde gitmeyecektir. Ben, doğa, hepinizi herkesin birbirini tamamladığı, desteklediği ve birbirlerine dost olduğu tek bir toplum haline getirene kadar, o, çeşitli başka yapılarda, her tür değişikliklerle gelecektir. Size her türlü virüsle o kadar fazla baskı yapacağım ki, birbirinizle ve benimle, doğayla bağ kurmak zorunda kalacaksınız. ”

Bu, doğal gelişim sürecinde “Beito ” (“zamanında”) olarak adlandırılan, acının yoludur. Ama yine de zamanı hızlandırmanın (Achishena)  bir yolu vardır, kendimiz, Kabala ilmini çalışarak, ne yapılması gerektiğini anlarız ve birbirimizle iyi ilişkiler kurmaya ve kendimizi nasıl tek bir insanlık olunacağı konusunda eğitmeye başlarız.

Twitter’da Düşüncelerim / 23 Nisan 2020

Yaratan, fiziksel bir görüntü değil, ihsan etme ve sevgi gücüdür. Aramızda yaşamalı. Buna kurtuluş (egodan), Mısır’dan çıkış denir. Birliğin gücü tüm sınırların üzerinde çalışır.. Dünyayı şeffaf, tek bir bütün olarak hissedeceğiz herkesin birbiriyle birleştiği ve Yaradan’ın içinde olduğu yerde.

Mısır’dan çıkış, egodan aramızdaki sevgiye çıkıştır. Asılsız nefretten çıkmak ve açık bir kalple birbirimize yüzümüzü dönmek istiyoruz. Bu genel sevgi olarak ifşa olur, Mısır’dan İsrail topraklarına çıkış – “Yaratan’a doğru” hedeflenen bir arzuya

Virüs ne kadar tutsak olduğumuzu, egoya batmış olduğumuzu, haz alma isteğinde köle benzeri bağımlılığımızı gösteriyor. Egomuzun tüm taleplerini yerine getirmeyi kabullendik ve bunun farkında değiliz. Egoizm arzularımız ve düşüncelerimize hükmeder, kölelik tam da bunu ifade eder.

Tüm gerçekliği ve içindeki Yaratan’ı hissedeceğiz.

Birlik gücü tüm ülkelerin ve sınırların üzerinde çalışır. Evler ve evrenin bölümleri arasında sınırsız, dünyayı saydam olarak hissedeceğiz. Her şey bir bütün olarak hissedilecek, her biri birbirine bağlı ve herkes onun içinde.

Eğer şimdi biz dünyayı değiştirmezsek, virüs bizi tekrar ziyaret eder mi? … Neyi değiştiriyoruz?

Karantinadan ayrılırken düşünün: sizinle birlikte apaçık dünyaya ne götürmek istersiniz? Karantinadan ayrıldığınızda girdiğiniz dünyayı nasıl hissetmek istersiniz? Belki başkaları da aynı şekilde hissediyordur ve siz dış dünyayı değiştirebiliyorsunuzdur?

Birliğin Özü Ve Kökü, Bölüm 1

Kabalistik Yaklaşımın Eşsizliği

Soru: Tarihsel süreçleri incelemek için birçok metot ulunmaktadır. Filoloji (metinleri karşılaştırma), genetik ve arkeoloji vardır. Kabalistik metot nedir? Onu bu kadar eşsiz yapan nedir? Kabalistler tarihsel süreçleri nasıl araştırırlar?

Cevap: Bizler her şeyi Kabalistik kaynaklara dayandırıyoruz, başka bir şeye değil. Tüm bu kaynaklar, Adem’den İbrahim’e kadar, daha sonra İshak, Yakup, Musa, Aaron, Yusuf, Davut ve dahası, günümüzün Kabalistlerine kadar bilinir.

Bu arada, Kabalistler hiçbir zaman İsrail halkının tarihi ile ilgilenmediler. Sadece Yahudi halkını, manevi dünyada temeli atılan yüksekliklerine nasıl yükselteceklerini düşündüler, böylece bu yükseliş tüm insanlık için bir örnek olarak hizmet edebilir.

Yorum: Bu yaklaşım, Zohar Kitabı, Pentateuch, Kutsal Yazılar, Peygamberler, Talmud,  Mişna ve diğerleri gibi tüm birincil kaynakların ve İsrail halkı da dahil olmak üzere, kişinin veya tüm insanlığın manevi koşullarının tarif edilme şekliyle benzersizdir.

Kabala’ya göre, tüm manevi koşulların en az bir kez gerçekleşmesi gereken bir model vardır. Ancak onlar olayların çerçevesine/tarifine veya uygulama zamanına uygun olmayabilir.

Bu nedenle, tarihçiler ve arkeologlar araştırmalarını yaparken, sıklıkla aynı Tora’da açıklanan olayların tarifinin ve tarihlerinin belirtilen zamana karşılık gelmediğini görürler.

Benim yorumum: Aynen. Bu bağlamda, dünyanın sonunda korkunç olaylarla ilişkilendirdiğimiz “Armageddon” kavramı, tam bir gösterge niteliğindedir. Aslında, bu kelime küçük tepe “Har Megiddo” adından gelir.

Kabala,  herhangi bir olgunun veya nesnenin fiziksel olarak nesnelleştirilmesini değil bunların manevi koşulunu kasteder. Ve manevi bir formda, tüm bunlar büyük öneme sahiptir, örneğin, Tapınak. Tora’da belirtildiği gibi, Tabernacle’ın diğer şeylerle birlikte kaç kübit (dirsekten orta parmağın ucuna kadar uzunluk) yapılması gerektiğine bakın.

Maddesel seviyede, bunların hepsi çok küçük ve önemsizdir. Bununla birlikte, onlara manevi büyüklük verildiğinde, sonra birbiri ile çarpılarak, gerçekten çok daha yüksek bir güç olurlar.