Category Archives: Birlik

Twitter’da Düşüncelerim / 30 Haziran 2020

Acele etsek ve krizde değil de, doğanın yeni bir safhasında olduğumuzu fark etsek iyi olur, buna adapte olmalıyız. Mümkün olan en hızlı şekilde. Aksi takdirde, dışarı çıkma fantezilerimiz bizi iyice tükenmeye götürecektir

Güncel olaylar hakkında gerçekçi olmak ve gerekli olmayan herhangi bir şeyi kısmak daha iyi.

“Koronavirus Felaketinden Sonra İnsanoğlunun Bir Sonraki Adımı Ne Olmalı?” (Quora)


Gelecekteki eylemlerimiz ve ilişkilerimiz, iki ana temel koşulu takip etmelidir:

  • Yaşamlarımız için vazgeçilmez olmaları, yani hayatın vazgeçilmezleri hayatımızı rahat ve niteliksel kılan her şeydir.
  • Başkalarına veya ekolojiye zarar vermemeleri.

Toplumumuzda yeni bir eğitim biçimi uygularsak, bağlarımızı nasıl zenginleştireceğimizi öğrendiğimizde ve odağımızı, kişisel faydadan topluma nasıl fayda sağlayabileceğimize ve katkıda bulunabileceğimize çevirdiğimizde bu koşulları yerine getirebiliriz.

Böyle bir eğitim biçimini ne kadar erken fark edersek, birbirimizle daha iyi bağlar kurarak, iyileştirilmiş yaşamları o kadar çabuk yaşayacağız.

Başka Bir Boyuta Geçmek

Soru: Onlunun merkezi nedir? Her seferinde bu kavrama erişiyoruz ama sonra kaybediyoruz. Bu, kalpteki noktalarımızla bağ kurduğumuzda ve kendimizi iptal ettiğimizde mi gerçekleşir?

Cevap: Onlunun merkezi, diğer dostlarla ilgili olarak, her birimizin kendisini iptal ettiği noktadır. Olunun tamamı, birbirleriyle ilgili olarak kendilerini iptal ettiklerinde, merkezi ediniriz. O zaman, harika bir niteliğin ifşası gerçekleşir, maneviyatın niteliği ve üst dünyaya giriş önümüzde açılır.

Bu gerçekten harikadır,  bir mucizedir, aramızda başka bir boyuta geçiştir. Her birimiz birliktelik uğruna tamamen kendisini feshederse, birliktelik noktası aniden üst dünyaya açılan kapı, geçit olur. Yapmamız gereken şey budur ve o zaman her şey önümüzde ifşa olacaktır.

Hayatın Anlamı, Bölüm 7

Yaradan’ı İfşa Etme Görevi

Soru: Diyelim ki benim gibi Yaradan’ın ifşasında tezahür eden, hayatın anlamını bulmaya çalışan bir grup hemfikir insan buldum.  Yaradan’ı ifşa etmelerine yardım edersem ve bu benim için O’na ulaşmaktan daha önemliyse, o zaman bu koşullar altında Yaradan aramızda görünecek mi?

Cevap: “Yaradan” olarak adlandırılan bir nitelik aranızda ortaya çıkacaktır yani mutlak ihsan ve sevgi niteliği. Bu niteliğin edinimi, onun içinizdeki hissiyatı, mümkün olan en yüksek hazdır.

Bence, sadece denemek yeterli değildir, bugün tüm hayatlarımız bizleri buna itiyor ve bundan kurtulamayız. Birçok düşüş, boşluk koşullarından ve yaşadığımız diğer her şeyden, Yaradan’ı kesin olarak ifşa etmemiz gerekecek.

Yorum: Hayatın anlamını arayan, onları bir grupta toplayan ve her zaman bu anlamın önemine sahip olduklarına dikkat etmeye çalışan insanları bulmak çok zor görünmüyor.

Benim Yorumum: Bu, şuanda bizim yaptığımız şeydir. Uygulamada, örnek olacak bir grup,  laboratuar yaratmaya çalışıyoruz o zaman herkes de aynısını yapabilecektir.

Baal HaSulam’ın, öncelikle herkes için örnek olacak doğru toplumu kurmamız gerektiğini yazdığı gibi. O zaman herkes bu toplumla aynı şekilde hareket edebilirdi. Prensip olarak, başarmak istediğimiz şey budur.

İyinin Standardı

Soru: Her zaman insanlar arasındaki iyi ilişkiler hakkında konuşuyorsunuz. İyi bir ilişki nedir? Bir kişi için iyi olan şeyler diğeri için kötüdür. Gezegenin her sakininin ilişki kurabileceği ölçü, standart nedir?

Cevap: Standart, herkesin başkalarının yararını düşünmesi gerektiğidir. Benim iyi olduğunu düşündüğüm şey değil, başkalarının iyi ile ne kastettiğidir.

Bir çıkış yolu yok, bunu öğrenmeniz gerek. Bunu çalışmamız gerekecek çünkü entegre bir toplum durumuna ulaşmalıyız.

Son Nesil — Kadınların Zamanı

Birçok nesil boyunca, kadınlar gölgede kalmış durumdaydı. Fakat bizim zamanımızda, onlar uyanmaya ve öne çıkmaya başlıyorlar çünkü bizler, insanlığın gelişiminin son aşaması olan, tüm erkekler ve tüm kadınlar arasında birliğin getirilmesi ve daha sonra erkekler ve kadınların birlikte Yaradan’la birleşmesi gereken, son nesilde yaşıyoruz.

Kabalistler son neslin gelişi ile ilgili yazdılar ve onun bütün işaretlerini, küresel koronavirüs pandemisinin yanı sıra, yakın gelecekte gerçekleşecek diğer olayları değerlendirdiler.

21. yüzyıldaki ilerleme, bizleri birbirimizle birleşip manevi seviyeye yükselmekten başka yapacak bir şeyin olmadığı bir duruma getirdi. Ve burada, yeni bir insanlığın doğuşunda, kadınlar vazgeçilmez rollerini yerine getirmelidir.

Bir kadının koronavirüs sonrası yeni dünyadaki çalışması ile eskisi arasındaki fark nedir? Hala gerçekten anlamıyor ve hissetmiyoruz, ancak koronavirüsün bizi evlerimizin içinde, ailelerimizin içinde nasıl kilitlediğini, bizi eşlerimizle, çocuklarımızla, tüm sorunlarımızla nasıl yalnız bıraktığımızı görebiliyoruz.

Hayata tamamen farklı bir şekilde bakmaya başlıyoruz, çünkü gelecek belirsizliklerle kaplı. Ve şimdi bile, karantinanın hafifletilmesi ve görünüşte normal hayata dönülmesi ile ne olacağını bilmiyoruz ve yeni bir koronavirüs dalgasından korkuyoruz. Bunun dışında başka birçok tehlikeli virüslerin olması da mümkün.

Bizleri tek bir insanlık haline getirmek için, tüm bunların geldiğini anlamalıyız. Ve en önemlisi, kadınları dünyayı birleştirmek ve yönlendirmek için örgütlemektir. İnsanlar artık evde daha fazla zaman geçiriyorsa, bu, kadınların büyük bir güç aldığı anlamına gelir.

Birçoğu işini tamamen kaybedecek, diğerleri internet üzerinden evden çalışacak yani erkekler, çoğu zaman evde olacaklar. Ve eğer her şey evde yoğunlaşırsa, o zaman, elbette, kadın daha önemli, yüksek ve belirleyici bir konuma sahip olacaktır. Ev erkek tarafından değil, kadın tarafından idare edilir.

Ve böylece, akıllıca ve hassas bir şekilde hareket edersek, kadınlar erkekleri yavaş yavaş zaten gelmek zorunda olan ve yaklaşmakta olan dünyanın ıslahına çekebilirler. Hiçbir seçeneğimiz yok. Bunu erkeklerimize açıklamalı ve onları buna katılmaya ikna etmeliyiz.

Kadın, bir anne olarak, onları ıslaha doğru yönde yönlendirmek için, çocuklarına ve kocasına dikkat etmelidir. Ve o zaman, kesinlikle aile içinde barışı ve dünyadaki barışı sağlayabileceğiz, hem de Yaradan ile bağa yükseleceğiz.

Yani son nesil kadının zamanı olacaktır, eğer rolünü yerine getirebilirse. Eğer getiremezse, darbeler ve acılarla ıslaha doğru ilerlemek zorunda kalacağız.

Yeni İlişkilere Doğru

Baal HaSulam, “Zohar’ın Tamamlanması İçin Bir Konuşma”: Bilgelerimizin söylediği şey budur, “Tüm eylemleriniz Yaradan için olsun”, yani Yaradan ile birleşme için. Birleşmenin amacını yüceltmeyen hiçbir şey yapmayın. Bunun anlamı, tüm hareketlerinizin ihsan etmek ve dostunuza faydalı olması demektir. O zaman, Yaradan’la form eşitliğini gerçekleştirirsiniz; zira O’nun tüm aksiyonları ihsan etmek ve başkalarına fayda sağlamak içindir, öyleyse sizin, tüm hareketleriniz sadece ihsan etmek ve başkalarına yarar sağlamak için olacaktır. Bu, tam bir bütünleşmedir.

Ve bununla ilgili olarak şöyle sorabiliriz, “Kişinin tüm hareketleri nasıl başkalarına fayda sağlamak için olabilir? Sonuçta, kişi kendisi ve ailesini ayakta tutmak için çalışmalıdır.”

Soru: Gereksiz ekonomik sektörlerin, gereksiz mesleklerin ve ürettiğimiz fazlalığın yakında ortadan kalkacağını söylüyoruz. Kişi bu durumu nasıl kavrayabilir? Mesleği gereksiz hale gelirse kendini nereye koyabilir?

Cevap: Doğa dört seviyeden oluşur: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan. İnsan ve hayvan doğası arasındaki fark nedir? Sonuçta,  vücudumuzun yapısına göre, kendimiz için belirli bir toplum ve koşullar yaratmamız gerektiğine dair ufak bir ilaveyle, kesinlikle hayvanız.

Sadece “derimiz” içinde yaşayamayız; giyinmek zorundayız. Hazır doğa ürünlerini yiyemeyiz, onları bir şekilde işlemeliyiz, pişirmeliyiz. Hastalanırız ve her türlü ilaçla tedavi edilmeliyiz. Başka bir deyişle, insan kendisine en yakın hayvan türlerinden daha gelişmiş olmasına rağmen, aynı zamanda, bu ölçüde ve hatta daha fazla kusurludur.

Hayvanların nasıl davrandıklarına bakarsak, çok geniş bir sosyal çevreleri vardır. Bizler sadece onların çevrelerini tam olarak anlamıyoruz.

Bir kişi kendi türüyle iletişim kurmaz. Sadece kendi ilgi alanları ile ilgilenir, örneğin, futbol ve benzeri şeyler, genel olarak ilişkilerini geliştirmek dışında başka her şey.

Hem genç hem de yetişkin hayvanlar, zamanlarının çoğunu ilişkilerinin, oyunlarının vb.nin gelişimine adamaktadır. Ve bu insanlar tarafından çok fazla gözden kaçırılır çünkü birbirleriyle karşılaşmamak için herhangi bir yere kaçarlar.

Kötü ilişkilerimizi irdelemediğimiz ve birbirimize yakınlaşmadığımız için acı çekiyoruz. Sonuçta, prensip olarak, doğanın gerekli gördüğü şeyi yapmıyoruz.

Hayatta bize verilen zamanın yüzde yüzünden fazlasını, tamamen gereksiz şeylere harcıyoruz. Örneğin, her gün işte 10 saat harcıyoruz ve doğada, düzenli iki ila üç saat.

Ama sonra geri kalan zamanda ne yapacağım? Hayvanlar bu zamanı ilişkilerine ayırırlar. Birlikte dinlenirler, güneşte uzanırlar, yol boyunca dolaşırlar, ağaçlarda otururlar. Biz ne yapıyoruz? Bizler sözde boş zaman olarak adlandırılan zamana vakit ayırmıyoruz, doğa ve birbirimizle olan ilişkilerin açıklığa kavuşturulmasına da zaman ayırmıyoruz ve bu nedenle durumumuz içler acısıdır.

Bu karmaşık, küresel ve integral virüs ortadan kalktığında ve bizlere, birbirimize yeni bir davranış tarzıyla yaklaşma fırsatı verdiğinde, dikkatlice düşünmemiz ve nasıl yaşayacağımıza karar vermemiz gerekiyor.

Doğa bütünseldir, boşuna hiçbir şey yapmaz, onun içindeki her şey hesaba katılır. Bu nedenle, şu anda gerçekleşen her şey, onun tüm parçalarının daha fazla etkileşimini netleştirmeyi amaçlamaktadır.

O, yalnızca daha mükemmel etkileşime doğru ilerliyor. Görünüşe göre uyumsuzluklarımıza ve nasıl daha doğru, daha iyi ilişkilere yol açabileceğimize dikkat etmeliyiz.

Umarım insanlık bunun için hazır olacaktır.

Birliğin Özü Ve Kökü, Bölüm 4

Neden Birleşmeliyiz?

Soru:  “Doğa” ve “Yaradan”, Gematria’da, aynı sayısal anlama sahiptir. Buna “doğa” diyebilirsiniz, buna  “Yaradan” diyebilirsiniz,  “doğa yasaları” veya “Yaradan’ın yasaları ya da emirleri” diyebilirsiniz. Bunların hepsi aynıdır. Doğanın amacı nedir?

Cevap: Doğanın tek bir amacı vardır: özellikle ondan kovulmuş gibi yaratılmış, doğa ile uyum içinde olmayan yaratılanları, doğa ile bütünsel bir sisteme getirmektir ki böylece onlar,  bu yolla gelişimleri vasıtasıyla kademeli olarak birbirleriyle ve doğa ile birlikteliklerinin en iyi durum olduğunu belirleyebilirler.

Soru: Görünüşe göre, bizi geliştiren iki eğilim veya iki güç vardır. İlk güç yayılır ve birleştirir, ikincisi alır ve özümser.  Ve her seviyede bu şekildedir.

Cansız seviyede, atomlar moleküllerle birleşir ve bu moleküller daha karmaşık organizmalara dönüşür. Aynı birleşme, küçük kabile oluşumlarından insanların, mega kentlere entegre olduğu, insan seviyesinde gerçekleşir.

Öte yandan, egoizmin sürekli büyümekte olduğunu görüyoruz. Yani madde sürekli olarak gittikçe karmaşık, çeşitli, bölünmüş ve gelişmiş bir hale gelmektedir. Bu iki eğilimi anlamak neden önemlidir? Bizler neden birleşmeliyiz?

Cevap: Birleşmeliyiz çünkü genel doğa gibi olmalıyız. O, tüm tezahürlerinde bütün ve küreseldir. Galaksiler parçalansa da, yıldızlar patlasa da, gezegenler oluşsa da, bunların hepsinin genel bir eğilim içinde olduğunu görürüz.

İlk olarak, hepsi birbirine bağlıdır. Bu nedenle, eğer evrenin her hangi bir yerinde en küçük parçacıkta bile bir şey olsa, o zaman neredeyse tüm evren bunu hisseder. Sonuçta, her şey tek bir kökten gelir ve “Büyük Patlama” adı verilen bir kuvvetin etkisi altındadır.

Her şey Big Bang’den dışa doğru yayılır. Bu nedenle, maddenin bizim tarafımızdan bilinen ve bilinmeyen tüm parçalar, her seviyede, tüm olaylar, tüm yasalar birbirine bağlıdır.

Kozmolojide, Büyük Patlama’dan sonra meydana gelen bu sürece, tüm elementlerin her türlü maddeyi birleştirmeye, entegre etmeye ve oluşturmaya başladığı andaki, büyük birleşme süreci olarak adlandırılır.

Bağımlılık Hassas Bir Şeydir

Soru: Her ne kadar Koronavirüs birbirimize bağlı olduğumuzu hissetmemize yardımcı olsa da, birbirimize ne kadar bağımlı olduğumuzu anlamıyoruz. Bütün paradoks budur. Bunu nasıl sağlayabiliriz?

Cevap: Gerçekten de burada büyük bir sorun ortaya çıkıyor. Kaçınılmaz olarak birbirimizle bağlı olduğumuzu anlıyoruz, tek bir sistemde birlikteyiz ve virüs herkese etki eder, birinden diğerine geçer.

Dahası, bu sadece her bölgede değil tüm ülkelerde görülebilir. Bugün iletişimde bir sorun yok, bu yüzden dünyada olan her şeyi öğrenebiliriz.

Birbirimize bağlı mıyız? Evet ama bağımlılığı hissetmek bir sorundur çünkü bu farklı seviyelerde olabilir. Bunu belirlemek, bizim için çok zordur.

Ayrıca bağlanmışlık, bilimsel bir kavramdır. Farklı bağları inceleyebiliriz: kötü, iyi, her neyse, çünkü onlar nesneldirler.

Ve bağımlılığı hissetmek için, bizim öznel hissiyatımız zaten müdahale ediyor. Belki birisine bağımlı hissetmek istemem, ya da başkalarının bana bağımlı hissetmesini ve şikayet etmesini istemem. Bu nedenle bağımlılık çok hassas bir şeydir.

Birbirimize nasıl bağımlı olduğumuzu, bu bağımlılığın kendini nasıl gösterdiğini bulmalıyız, ya bilerek bu şekilde birbirimizi etkilersek ne olur? Burada her türlü varsayım ve spekülasyon için birçok vesile vardır.

Bağımlılıktan söz ederken, burada net bir görüş ve sağlam bir temel olamayacağını anlarım ancak her zaman farklı insanlardan birbirlerine karşı yönlendirilen bazı eklemeler vardır.

Soru: Bağımlılık her zaman özgürlük eksikliğine mi yol açar? Bundan kurtulmak mümkün müdür?

Cevap: Bağımlılık ille de özgürlük eksikliği ile sonuçlanmaz. Önemli olan, kişinin neye bağlı olduğudur. Eğer tüm evrene bağlıysam, onun bir parçası olduğumu bilir ve onun içinde var olan yasalara gönüllü olarak uyarım, o zaman sonsuzluk ve mükemmellik hissi yaşarım. Bu nedenle, bu beni baskı altına almaz, bunun bir parçası olduğum için kendime de baskı yapmam.

Birliğin Özü Ve Kökü, Bölüm 3

Manevi Eylemler Ve Dünyevi Terimler

Yorum: Ortaçağ’ın birçok Kabalisti ve hatta filozofu, tüm birincil kaynaklarda dünyamız hakkında tek bir kelime olmadığını, sadece zamanın, mekanın ve hareketin üzerinde olan nesnelerin ve fenomenlerin olduğunu yazıyor. O zamanlar bile insanlar böyle şeyleri zaten biliyorlardı.

20. yüzyılın büyük Kabalisti Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılmasında (Talmud Eser Sefirot,) şöyle yazar: “Kabalistik kitapların yazarları ‘dünyevi’ terimleri yalnızca daha yüksek, manevi kökleri belirtmek için, sembol olarak kullanırlar.”

Benim Yorumum: Kabalistlerin hikayeleri bize tuhaf gelebilir ama onlar, sadece manevi olayları ve eylemleri tarif ederler, dünyamızda olanlar şeyleri değil, bununla birlikte onları tanımlamak için dünyevi terimler kullanırlar. Bu nedenle hikaye, sanki dünyamızda gerçekten olmuş gibi algılanır. Ancak şu var ki bu, gerçekleşebilir ya da gerçekleşmeyebilir.

Soru: Kabalistler tarafından tanımlanan, tüm manevi koşulların, bir insanın ve tüm insanlığın yaşaması gerektiği yerde gerçekleşmediği ortaya çıkıyor. Durum böyle midir?

Cevap: Hepsi gerçekleşemez. Bir insanın ve insanlığın manevi gelişimindeki deneyimleri, dünyamızda sergilenen her şey değildir. Kişi, grup içinde genel ve özel egoizmle, birleşme ve ayrılıklar deneyimler, özel içsel olaylar ve kendisiyle bir mücadele yaşar.  Genel olarak, tüm bunlar içsel çalışmadır. Dünyamızda bir yansıması var mıdır? Böyle bir yansıma kural olarak çok önemsizdir.