Category Archives: Birlik

Gölgeler Dünyasından Işık Dünyasına

Tüm dünyamız, alma imgelerinden oluşur, çünkü haz alma arzumuzda, karanlık özümüzde hiçbir şey yoktur. Onun içine biraz ışık girdiğinde ve bu arzu ışık tarafından hafifçe etkilendiğinde, bu arzunun içinde çeşitli akışkanlar, dalgalar ve değişen akımlar ortaya çıkar.

Bunlar içimizde, duygularımızda ve zihnimizde bu dünyanın hissini oluşturur. Sonuçta, dünyamız gerçek realite değildir, içimizdeki arzuyu çok küçük, zayıf ve gerçek dışı bir biçimde hafifçe aydınlatan ışıktan, duygu ve zihnimizde hayal ettiğimiz şeydir; çünkü arzu ve ışık arasında hiçbir bağlantı yoktur.

Birleştiğimizde ve tüm parçalarından birlik gücüne sahip bir arzu oluştuğunda, o zaman ışık, parçaları arasındaki ayrımın üzerinde birleşerek arzunun içinde tezahür eder. Buna bağlı olarak, ışık arzunun içinde ifşa olur ve ardından arzunun içinde, kalbin ve zihnin içinde, ışığın, ihsan etme eyleminin gerçek formları ifşa olur.

Oysa bizim dünyamızda, sahte ihsan etme biçimleri, duvara resimler çizen karanlık gölgeler gibi, arzularımız ve düşüncelerimiz içinde ortaya çıkar. Bu nedenle, realitenin gerçek resmini edinmek için çabalamalıyız.

En Kısa Düz Çizgi Boyunca Daireden Daireye

Her grup, herkesin kesinlikle eşit olduğu arzuların bir “dairesidir”. Seviyelerindeki farkı belirlemek istiyorsak, merkez noktaları arasındaki mesafeyi ölçeriz; bu mesafeye “düz çizgi” (Yosher) denir.

Diyelim ki bir grup, Rabbi Shimon’un öğrencileri, büyük Kabalistler grubu olsun. İkincisi ise ilk manevi seviyeye yeni ulaşmıştır. Her ikisi de bir “daire” oluşturur, ancak aralarındaki fark “düz çizgi” (Yosher) ile ölçülür.

Her seviyenin, her koşulun kendine özgü “daireleri” ve bir daireden diğerine merkezlerinden geçen bir “düz çizgi” vardır. Eğer bir grup zaten manevi bir seviyedeyse, en başlangıç seviyesinde bile olsa, aralarında çok küçük de olsa bir daire vardır. Merkezinden, Rabbi Shimon’un grubunun merkezine olan mesafeyi ölçebiliriz ve tam olarak 125 seviye veya koşul elde ederiz.

Her yeni koşula göre, “düz çizgi” (Yosher) boyunca yükselir ve sonra onun içinde bir daire oluşturursunuz. Sonra tekrar düz bir çizgide yükselir ve bir daire oluşturursunuz. Böylece adım adım ilerleriz.

Ve “daire”nin merkezi noktası, grubun ortak arzusu, herkesin birleşmesidir, böylece ortak çabalarla, Yaradan olarak adlandırılan ortak ihsan etme niteliğini ifşa edebiliriz.

Yaradan’ın Önemini Hissedin

Soru: Dostlarımdan gelen, Yaradan’ın önemini ve yüceliğini hissetmek için ne yapmalıyım?

Cevap: Bir dosta, onun sahip olduğu nitelikler için, kendini grupta ifşa ettiği gerçeği için saygı duymalısınız; o zaman onun aracılığıyla Yaradan’ın ışığını almaya başlarsınız.

Soru: Peki bana Yaradan’ın bu önemini kim veriyor? Yaradan mı? Yoksa kendi çabam mı?

Cevap: Yaradan başlar, ancak siz tamamlarsınız. Bu eylemlerin temelinde dua yatar.

Soru: Bunu, gerçek bir dua haline gelmesi ve sadece benim sızlanıp şikayet etmemem için, nasıl bir araya getiririm?

Cevap: Bunu düşünün. Bunu her zaman düşünün.

Aydınlanmaya Ulaşmak

Kabalistik metinleri okuyarak, Kabalistler tarafından doğadan elde edilmiş katı yasalara göre, üst gücü üzerimize çekeriz. Onlar bu gücün, sistemin baş kısmı olan ve Atzilut dünyasının “Roş”u olarak adlandırılan, bir sistemden kaynaklandığını açıklarlar.

Peki, bizler bu gücü nasıl çekebiliriz? MAN olarak adlandırılan, birleşik arzumuz aracılığıyla. Tora ’da bu, “gökten inen manna” olarak tarif edilir.

Kabala’da, sonuçlarını içimizde hissetmeye başlamamız gereken gerçek manevi eylemlerde bulunuruz. Bu bizim birliğimizi anlamamıza, onu hem arzulamamıza aynı anda onu arzulamamamıza yardımcı olur.

Başka bir deyişle, egoist gücümüz büyümeli ve aynı zamanda onun üzerinde özgecil güç de büyümelidir. Her ikisi de içimizde – aşağı ve yukarı doğru-  gelişir ve Sina Dağı olarak bilinen, ortak egoizmimizin üzerinde birliği hissetmeye başladığımız manevi bir kap oluşturur. “Sina” kelimesi, karşılıklı reddi simgeleyen İbranice “Sina” “nefret” kelimesinden gelir.

Musa gibi, biz de bu nefret dağını, Sina Dağı’nı aşmalı, birbirimizle birleşmeli ve Yaradan’ı ifşa edip, O’nu bilir hale gelmeliyiz. Bunun gerçekleşebilmesi için, altımızda kocaman bir karşılıklı nefret ve reddediş dağı oluşmalıdır. Buna rağmen, birlik ve sevgiye ulaşma çabasıyla onun üzerine yükselmeliyiz.

Bu koşula ulaştığınızda, “Sina Dağı’nda kırk gün” olarak adlandırılan bir adaptasyon ve kendini ıslah etme safhasından geçersiniz. Bu, ihsan etme niteliği olan Bina seviyesine karşılık gelir. Bu safhada, topluluğun tüm üyeleri arasında yapışmaya ulaşır ve onun içinde, üst gücün tezahürünü hissetmeye başlarsınız.

Bu gücün yardımıyla, topluluk içinde kendinizi ıslah etmeye devam edersiniz, böylece daha da ilerlersiniz. Aranızda, dağcılar gibi etkileşime girdiğiniz ve birlikte ilerlediğiniz, gerçek bir sistem ortaya çıkar. Hedefinizi bilir, yolu anlar, birbirinizi destekler ve manevi olarak “gören” oluyorsunuz. Ulaşmamız gereken durum budur.

Korku Beklentisiyle

Soru: Yaradan’dan duyulan korku, Rabaş’ın “Toplumun Amacı – 1” makalesinde bahsettiği kişinin alma Kli’sini kullanmasından doğan korkudan nasıl farklıdır?

Cevap: Kli’mizi (doğal, doğuştan gelen alma arzumuzu) kullandığımızda, çeşitli alma arzularını keşfederiz. Ancak eğer diğer dostlarla bağ kurarsak, arzularımız ortak, karşılıklı bir ihsan etme arzusuna dönüşür.

Böylece, aramızdaki bu bağda Yaradan’a yönelmiş ortak bir ihsan etme arzusu ifşa olur. İşte bu, her bireyin kendi arzusuyla grubun arzusu arasındaki farktır.

Grup, bir ve bir daha, bir ve iki daha, bir ve üç daha şeklindedir. Sayı o kadar önemli değildir; önemli olan yöndür. Bu durumda, herkesin arzusu dostlarına yönelmiş olur.

Soru: Ancak Rabaş burada özellikle korkudan bahsediyor.

Cevap: Korku, kişinin bir şeyi derinden arzuladığı ama henüz onu edinmediği, ona henüz hâkim olamadığı bir koşuldur. Korkuyu yine de edineceğiz. Herkes ona sahip olacaktır.

Aramızdaki Bağda

Soru: Rabaş, grubun amacının Şehina’nın aramızda yaşaması olduğunu yazıyor. Bunu nasıl hayal edebiliriz: herkes aynı mı, yoksa her biri kendi tarzında mı?

Cevap: Herkes kendi tarzında. Ama yine de, aramızdaki bağ, Yaradan ile olan bağa dönüşür.

Soru: Peki bu, Yaradan’a duyulan huşu ile nasıl bağlantılıdır

Cevap: Huşu, aramızdaki bağda keşfettiğimiz duygudur.

Yakınlaşmakta Israrcı Olun

Soru: “Yaradan’ı yüceltmeye çalışmak” kavramı neyi kapsar?

Cevap: Bu, kişinin niyetinin, eylemleri vasıtasıyla Yaradan’ı yavaş yavaş yüceltmeyi sağlamak olduğu anlamına gelir. Bu, onun tüm ödülüdür.

Soru: Eylemlerimizin zihnimizde ve kalbimizde Yaradan’ı yücelttiğini nasıl netleştirebiliriz?

Cevap: Bunu, ele aldığımız konularda diğer gruplarla bağ kurmaya çalışarak yapabilirsiniz. Bu şekilde, kendinizin yavaş yavaş yakınlaştığını hissedeceksiniz.

Ve çok önemli olan şey, derslerden ve alıştırmalardan sonra birbirinizden uzaklaşmamak, aksine onlu içinde ve onlular arasındaki yakınlık ve birlik konusunda ısrarcı olmaktır.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 261

Soru: Dostlarımla nihayet bütünleştiğimden emin olmak için ne hissetmeliyim?

Cevap: Onları anladığınız ve onların da sizi anladığı ölçüde, kendinizi onlarla yakınlık hissedeceksiniz. Ve böylece ilerleyeceksiniz.

Soru: Sırf ihsan etmek için ihsan etmek, yapışmaya daha mı yakındır?

Cevap: Hayır, yapışma ve ihsan etmek iki farklı işlevdir.

Soru: Maneviyata girmek için ne yapmalıyız?

Cevap: Bunun için sadece devam etmek gerekir. Tekrar tekrar. Ve göreceksiniz ki her şey yavaş yavaş size ifşa olacak.

Anlamak Ve Edinmek

Soru: RABAŞ’ın “Toplumun Amacı – 1” adlı makalesinde, yaratılış nedeninin Tanrı korkusu olduğu yazmaktadır. Bu ne tür bir koşuldur?

Cevap: Bu, dünyada her şeyden çok Yaradan’dan korkmayı arzulayan ve bu amaçla dünyada ve grubunda olup bitenlerin tüm ayrıntılarına dalmaya hazır olan bir kişinin koşuludur.

Sonuçta, dünyadaki her şey, kişinin Yaradan’a karşı tutumunu ifşa etmesi için yaratılmıştır, bu tutuma “Yaradan korkusu” denir. Anlamamız ve edinmeye çalışmamız gereken şey budur.

Soru: RABAŞ ayrıca, düşük bir durumda olmamız gerektiğini yazıyor. Bu ne anlama geliyor?

Cevap: Düşük bir durum, kişinin arzularının ve isteklerinin Yaradan’ın arzuları ve istekleriyle çeliştiğini hissettiği durumdur. Ve bu durumdan nasıl çıkacağını henüz bilmiyordur.

Hazırlık Sürecinde

Soru: Bizler ortak bir Kli inşa ediyoruz, sürekli birleşiyoruz. Kelim’imiz bu duruma aşina bile değilken, Yaradan’ın merhamet ışığını nasıl hissedebiliriz? Henüz buna hazır değiliz.

Cevap: Bunun için hazır olacağız. Ona doğru ilerliyoruz. Her şey yolunda, endişelenmeyin. Bağ sisteminin tamamı size yavaş yavaş ifşa olacak.

Soru: Yaradan ile ilgili olarak ne yapmalıyız?

Cevap: Aramızda birleşelim ve birlik için dua edelim, yapmamız gereken tek şey bu.