Category Archives: Birlik

Nasıl Gerçek Bir Kabalistik Grup Olabiliriz?

Soru: Bnei Baruch için ne dilersiniz? Öğretmenlerin, özellikle Baal HaSulam ve RABAŞ’ın yazdıkları gibi bir Kabalistik grup olmak için, öncelikle nelere dikkat etmeliyiz? Sonuçta, sizi sadece teorik olarak dinlersek hiçbir şey elde edemeyiz.

Cevap: Birleşmeliyiz. Başka bir şey yok! Sadece birleşin! Farklı örneklerle, farklı formülasyonlarla.

Soru: Sizce Bnei Baruch şu anda ne durumda?

Cevap: Birliğimizin ilerlediğini ve güçlendiğini söyleyebilirim. Birliğin bileşenlerini giderek daha iyi anlıyoruz. Umarım aramızdaki birlik hepimize ifşa olur ve kendimizi tek bir arzu içinde, Yaradan’ın birleşik arzusu içinde hissederiz.

Prensip olarak, ifşa etmemiz gereken budur. Hepsi bu. Ama herkes bunu dilemelidir.

Yaradan’a Dönüş, Çabalarımızın Sonucudur

Soru: Dönüş koşulu nedir? Ne için çabalamaktayız?

Cevap: Bu, Yaradan’a dönüşle ilgilidir. Yaratılanın kendisi, Yaradan’dan uzaklaşmaktır. Ve dönüş ise çabalarımızın sonucudur.

Soru: Eğer Yaradan’ın bizimle bağ kurması ve bu bağı kendi gücüyle doldurması O’na bağlıysa, O’nun gerçekten buna karşılık vermesi için bizden ne tür bir dua gelmelidir?

Cevap: Bizi, O’na benzer hale getirecek bir bağa ulaştırmak Yaradan’a bağlıdır.

Bize düşen tek şey, bunun için çabalamak ve bunun gerçekleşmesini arzulamaktır.

Yaradan’la Bağı İfşa Edin

Soru: Sevgi, kardeşlik ve dostluk içinde bir araya gelmemiz gerektiği söylenir. Bu neyle ilgilidir?

Bir keresinde, kişinin sizi yıllarca ekranda izleyebileceğini, ancak biz gerekli adımları atmadığımız sürece hiçbir sonuç elde edemeyeceğini söylemiştiniz.

Cevap: Evet, çünkü Yaradan’ı, hepimizle bu bağı ifşa etmeye zorlayacak kadar birleşik ve güçlü bir duruma ulaşmak için aranızda bağ kurmaya çalışmalısınız.

Arzuların Buluşması

Bu, birbirimize tutunup bağlanmamız ve her birimizin kalbinde birbirimize kenetlenmemiz gerektiği anlamına gelir, böylece tüm kalbimizle Yaradan’a hizmet etmek için tek bir bütün haline geliriz (Maor vaShemesh, “Ki Tetze”).

Soru: Birbirimize nasıl nüfuz ederiz? Yoksa bu, arzularımla çalışırken doğrudan Yaradan’a giden içsel bir çalışmam mı?

Cevap: Bu, herkesin arzularıyla Yaradan’da başkalarıyla bağ kurma içsel çalışmasıdır. Herkesin kalbinde birbiriyle kenetlenmesi, arzuların buluşmasıdır.

Soru: “Birbirine kenetlenme” koşulu çok arzu edilir, çok davetkâr görünüyor. Bir dostun Yaradan’a duyduğu derin arzusunu hissetmek doğru sonuç mudur? Yoksa Yaradan’ın onun arzusunu yerine getirmesi zaten bir ifşa mıdır?

Cevap: Yaradan’ın tüm dostlarını O’nun içsel ışığıyla doldurduğunu hissetmektir.

Ayna İlişkiler

Soru: Erkek ve kadın arasındaki ilişki hakkında konuşurken, “ayna ilkesi”nden bahsettiniz. Buna göre, ben egomu eşime yansıttığım için onda kendimin bir yansımasını görüyorum. Bu ne anlama geliyor? Eğer kocamın bana değer vermediğini düşünüyorsam, bu benim kendime değer vermediğim anlamına mı geliyor?

Cevap: Neden ondan daha fazla takdir bekliyorsunuz? Özünde, bu tatmini gerektiren şey sizin egoizminizdir. Peki, egoizmin üzerine çıkıp bu tür taleplerde bulunmazsak ne kazanırız?

Birincisi, bunu yaparak partnerimiz tarafından değersizleştirildiğimizi hissetmeyeceğiz. İkincisi, bu sayede yeni bir nitelik kazanırız. Saygı ve güç talebi, tam tersini ortaya çıkarır: belirli bir egoist niteliğin üstesinden gelip onu aşmaya başladığımda, onun tam tersi bir nitelik kazanırım. Bu, bana yeni bir araç, dünyaya karşı yeni bir tutum kazanmamı sağlar.

Örneğin, daha önce partnerimden ilgi ve saygı talep ediyorsam, şimdi taleplerimde daha mütevazı olurum. Sonuçta, objektif olarak baktığımda, onun bana gayet normal davrandığını anlarım; sadece egoizmim beklentilerimin çıtasını yükseltmiştir. Öyleyse kabul edelim ve egoist taleplerimizi azaltalım.

Eşimin dikkatli, anlayışlı olmasını ve verdiği sözleri tutmasını isterim; ev işleriyle ilgili her şeyde bitmek bilmeyen “suçlamalarına”, ilgi alanlarımı ihmal etmesine, sevgi ve ilgi göstermemesine son vermek isterim. Sonuçta, yıllar geçtikçe koca, karısını arayıp nasıl olduğunu sormaya daha az vakit ayırıyor, onunla daha az ilgileniyor. Dolayısıyla, şikayetlerimi azaltırsam, şikayetlerimi saymaz ve kendim üzerinde çok çalışırsam – çünkü bu benim için hala çok önemli – o zaman aramızdaki eski, bozulmuş bağı ortadan kaldırırım.

Abartılı taleplerin üstesinden gelir ve partnerimle, tıpkı bir annenin çocuğuna olan sevgisi gibi, sevgiyle ilişki kurarım. Çabalarıma rağmen onun tarafında hâlâ “suç” olsa bile, “Sevgi tüm suçları örter” ilkesine bağlı kalırım.

Partnerimin de bizim derslerimizin çerçevesine katılmış olduğunu göz önünde bulundurarak, ona nasıl yardımcı olabilirim? Ona bir örnek veririm ve onda da aynı karşılıklı ilişkiye hazır olma isteği uyandırırım. Böylece, burada yeni bir hayata davet vardır. Esasen, partnerimden yeni bir tutum almak için kendimi açarım. Ve bu tutumu egoistçe değil, aksine, burada önemli olan ikimizin de egoizmin üzerine çıkarak ilişkimizi karşılıklı olarak geliştirmemiz ve birbirimizi desteklememizdir.

Örneğimle partnerimin egoizmin üzerine çıkmasına yardımcı olurum. Çaba gösteririm, doğal, temelsiz, egoist dürtülerimizin üzerine çıkarsak hayatın ne kadar güzel olacağı hakkında onunla konuşurum. Ve sonuç olarak, karşılıklı örnek ve karşılıklı destek bizi yukarı taşır.

Dahası, artık her birimiz dünyaya doğru, mantıklı ve boyun eğmeye hazır bir şekilde bakarız. Tekrar tekrar, dünyayı kendimle karşılaştırdığımda mükemmel bir şey olarak görürüm. Yeni bakış açısı, onu mükemmel bir doğa olarak görmemi sağlar. Artık sadece partnerimle ilgili değil, tüm dünya benim aynam olur.

Bu, bir tür psikolojik eğitim, en üst düzeyde psikolojik bir metottur ve kişinin gerçekliğe, dünyaya, aileye ve partneriyle ilişkilerine dair yeni bir algıya yükselmesini sağlar; bu, daha önce sahip olmadığımız bir algıdır.

Elbette bunu önce ailede uygulamalıyız ve sonunda yeni bir dünya, yeni ilişkiler kuracağız. Ve burada karşılıklılık şarttır. İkimiz de, iki egoistin içlerinde gelişen egoizmi doğru bir şekilde kullanmaya çalıştığı küçük bir “laboratuvar” gibi bir şeyi temsil ettiğimizi anlamalıyız. Bizim neslimizde egoizm o kadar büyüdü ki her şeyi mahvediyor ve biz onu bir kaldıraç olarak kullanıp hayatın devam etmesini sağlayacak sağlıklı ilişkiler kurmak istiyoruz. Aksi takdirde bizi sadece yıkım bekliyor.

Zincirleme Reaksiyon

Yaradan mutlak olandır; ihsan etme ve iyilik niteliğidir, bizi mükemmel bir koşula ulaştırmayı arzulayan sevgi niteliğidir. Bu koşul, tüm yaratılanların temelinde zaten mevcuttur. Eğer ön gelişim aşamasından sonra, bu koşula bağımsız olarak ulaşmaya çabalarsak, ona iyilik yoluyla yaklaşırız.

Yaradan tarafından hiçbir şey yapılmaz; O değişmez. Ancak yaratılış programını yerine getirmeyerek, başımıza gelenleri anlamayarak, tamamen mantıksızca davranarak,  özünde haz olmayan küçük, dünyevi hazlar içinde kendimizi kaybederek, kendimizi acıya mahkûm ederiz.

Bu nedenle, mantıksız bir şekilde olgunlaştıkça, egoizmimiz büyüdükçe ve onu zamanında ıslah etmedikçe, doğaya olan zıtlığımız doğal olarak artar ve giderek daha fazla sorun yaşamaya başlarız. Bu sorunlar bireyin içinden, insanlığın içinden ve dış dünyadan kaynaklanır.

Örneğin, ülkeler ve kıtalar arasındaki bağların kopmasının sonuçlarını hayal edin. Bu, insanlığa ticaret, sanayi ve insanlar arası ilişkilerde büyük değişimler getirirdi. Seyahatin birçok ülkenin gelirinin %20’sini oluşturduğundan bahsetmiyorum bile. Havayolları, seyahat acenteleri ve sayısız malın üretimi buna bağlıdır. Bu düşüş başladığında, insanlar doğal olarak daha az alış veriş yapacak ve daha az harcayacak ve bu da diğer sektörlerde de düşüşe yol açacaktır. Başka bir deyişle, bu bir zincirleme reaksiyondur.

Yaradan’la Birleşin

Soru: Yaratılanın kendisini, Yaradan’a nasıl yönlendirdiğinden ve O’nunla bağını nasıl düzenleyebildiğinden defalarca bahsettiniz. Şimdi, TES’i (On Sefirot’un Çalışılması) okurken, kendimizi Yaradan’la daha güçlü bir bağ kurmaya nasıl yönlendirebiliriz?

Cevap: Okuduklarımızdan yola çıkarak, en önemli görevimizin kendimizi mümkün olduğunca ihsan etme arzusuyla (daha sonra yansıyan ışık olarak inceleyeceğimiz şeyle) donatmak ve Yaradan’ı hissetmek, O’nu algılamak ve bu koşul içinde O’nunla birleşmek olduğunu anlamalısınız.

Yani, tıpkı O’nun, bizi etkilediğini ifşa etmesi gibi, biz de kendimizi O’nu etkileyen olarak ifşa etmeliyiz.

Bu kendini nasıl tezahür ettirir? Çok basit bir şekilde, Yaradan’dan ihsan etme arzusunu almalı ve bu arzuyu O’na geri yönlendirmeliyiz.

Bu durumda, O’na benzer, tamamen O’nunla aynı hale geliriz. Yaradan, bize ışık göndererek bizi etkiler ve biz de karşılığında ışık alarak O’nu etkileriz. Bundan, Yaradan’ın bizi doldurduğu sonucu çıkar; bu O’nun amacıdır. Ve almama arzumuza rağmen, Yaradan’dan gelen ışığı kabul eder ve O’nunla birleşiriz.

Manevi Zamanı Hızlandırın

Soru: Bir formdan diğerine geçişi hızlandırmak için çabalamamız gerektiğini söyleyebilir miyiz? Belirli bir dereceye ulaştığımızda, yeni seviyenin tadını çıkarmaktan ziyade bir sonraki seviyeye bakmalıyız, peki böylece bir sonraki forma geçişin yeni krizine doğru mu ilerliyoruz?

Cevap: Kesinlikle doğru. Zamanın bizden ne talep ettiğini hissetmeli ve onunla hep birlikte bağlı kalmalıyız.

Soru: Yeni bir formu kabul etmenin neredeyse imkânsız göründüğü durumlar vardır. Bu sürecin daha sorunsuz ve hızlı gerçekleşmesi için ne gibi adımlar atılabilir?

Cevap: En önemli şey, grup içinde birbirimizle birlik olmaktır. Bu şekilde zamanı hızlandırabiliriz.

“Ya Beni Islah Et Ya Da Öldür”

Soru: Dostlarım ve ben Yaradan’a şöyle bir talepte bulunmalıyız: “Ya beni ıslah et, ya da beni öldür.” Ama kalbime baktığımda, çevrenin etkisi sayesinde, tepsiyle yürümek için eğitilmiş bir kedi gibi olduğumu görüyorum; fakat bir fare geçse peşinden koşarım. İçten gelen bir arzuya nasıl ulaşırım?

Cevap: Bu yalnızca üst ışığın etkisi altında mümkündür. Kendi başına başarabileceğinizi mi sandınız?!

Soru: Arzu, ışığın harekete geçmesini sağlayacak şekilde mi olmalı?

Cevap: Hayır! Siz böyle bir arzuya sahip olamazsınız. Nereden gelecek?! Siz doğanız gereği bir egoistsiniz. Eğer biraz olsun kendinizi diğer egoistlerin önünde iptal ederseniz, Yaradan sizin bu karşılıklı iptal olmanıza yanıt verecektir.

Onlunun merkezinde herkesin kendini iptal ettiği böyle bir alan oluşturduğunuzda, orada boş bir yer açılır, beyaz bir nokta oluşacaktır. Yaradan işte orada etki eder.

Soru: Yani sonunda “Böyle bir hayattansa ölmek daha iyidir” gibi bir arzuya mı ulaşacağız, yoksa bu imkânsız mı?

Cevap: Birbirinize ne kadar ilerlediğinizi gösterdiğiniz zaman, kıskançlık sayesinde birleşme arzusuna ulaşacaksınız. O zaman egonuz sizi farklı olmaya zorlayacak.

İleriye Doğru Tek Bir Hareket

Soru: Yaklaşan kongre, özellikle tek bir duada gerçekleşecekse, bize zamanın hızlanmasında ne sağlayacak? Her bir dostun katılımı ne kadar önemli?

Cevap: Önemli olan, dostlarla bağda olmak, birbirimizi anlamaya çalışmak ve birbirimizi desteklemek için aynı eylemleri gerçekleştirmektir.

Bu şekilde, yavaş yavaş, bugünümüzün ve geleceğimizin ileriye doğru tek bir harekete bağlı olacağı bir koşula geleceğiz. Yani, grup içindeki koşulumuza bir bütün olarak, bizi bir derece daha hızlandırabilecek ve ilerletebilecek bir tür aracın içindeymişiz gibi bakacağız.