Yaradan’ın Yönetiminin Benzersizliği

Baal HaSulam’ın “O’ndan Başka Yok” adlı özel makalesi, daha yüksek güçle, yani hayatlarımızla, başımıza gelenlerle olan ilişkimizi, bu yaşamı nasıl anladığımızı ve daha doğru bir algı nasıl oluşturabileceğimizi ele alır.

Yaradan’dan başka hiçbir güç olmadığı ve her şeyi yönetenin yalnızca O olduğunu söyler. Eğer kişi birçok farklı, çelişkili güç olduğunu hissediyorsa, sadece bir kuvvetin var olduğuna dair doğru niyetten sapmamız ve tam tersine, sadece ona yönelimimizi güçlendirmek için bu kasıtlı olarak yapılır.

Kişi, tam da Yaradan’a yönlendirilip aynı zamanda çeşitli şekillerde O’ndan uzaklaştırılarak, her şeyin Yaradan’dan geldiğini anlamaya başlar ve böylece kendini tamamen O’na bağlar.

Bu kolay elde edilmez; uzun yıllar alır. Sonuçta bütün hayatımız, Yaradan’ın birliğini ifşa edecek şekilde düzenlenmiştir. Bu nedenle sürekli hatırlamalıyız ki “O’ndan başkası yoktur”. Her şeyin, onu yöneten tek güce doğru olan yöneliminden saptırmak üzere düzenlendiği bu dünyamızdaki kişi için ana emir budur.

Bu reddedilişlerin faydası, kişinin Yaradan ile tek başına bağ kuramayacağını, tüm sıkıntıların Yaradan’dan geldiği düşüncesini tutamadığını ve başına gelen her şeyin onu Yaradan’a yönlendirdiğini anlamaya başlamasıdır.

Sonunda umutsuzluğa kapılır, ne yapacağını bilemez ve tam da Yaradan’ın “olumsuz yardımı” sayesinde (ki bu yardım onu yorar ve kişide başka nitelikler, güçler, sorunlar veya hastalıklar, Yaradan dışında herhangi bir şey varmış gibi) sağa sola savurur, öyle bir duruma ulaşır ki, tüm bu eylemlere rağmen yine de onların üzerinde yükselir ve Yaradan’a tutunur.

Kişi ancak tüm engelleri doğru şekilde aşarak bu rahatsızlıklarla başa çıkabilir. Ancak görürüz ki her zaman daha fazla engel ortaya çıkar. Hayatımızda, nadiren her şeyin Yaradan’dan geldiğini ve O’na yöneldiğimizi hissederiz. Genellikle bu tür düşünceler günde sadece birkaç dakikayı kaplar o da ve sadece bunu düşünürsek. Eğer düşünmezsek, günler, haftalar, hatta yıllar — belki de tüm bir hayat — bu durumda geçip gidebilir.

Fakat kişi sürekli olarak kendisi için, onu kaçınılmaz şekilde Yaradan’a yöneltecek bir topluluk, koşullar ve bir çevre oluşturmaya çalışırsa; o zaman gerçekten O’nu kavrayabilir, bırakmaz ve Yaradan’ın kendisini tutması için yalvarır. Böylece hayatın tüm olayları aracılığıyla Yaradan’a yönlendirilebilir.

Her şey, kişinin Yaradan’dan gözlerini ve kalbini açmasını ne ölçüde içtenlikle dileyebildiğine bağlıdır; öyle ki kalbinde hissedebilsin ve açıkça görebilsin ki yalnızca Yaradan ile bir bağı vardır ve onu yönlendiren, döndüren ve yol gösteren yalnızca Yaradan’dır.

Genel olarak, bize olan her şey yalnızca tek bir güç tarafından yapılır. Bu ne iyi ne de kötüdür. Her şeyden önce, bu sadece tek bir güçtür. Ve kişi yaratılışın planını anlamaya başladığında, artık bu gücü olumlu olarak değerlendirmeye başlar.

O zaman kişi için açık hâle gelir ki tüm uzaklaştırmalar yalnızca, kişinin Yaradan ile küçük bir bağ ile yetinmemesi, aksine gerçekten öyle durumlara ulaşması için gereklidir ki dünyada onun için başka hiçbir şey kalmaz ya ölüm ya da Yaradan ile birleşme vardır.

Böylece kişi, Yaradan’a çok açık ve net bir şekilde yönelmeye başlar; O’ndan gerçekten yardım etmesini ve kendisini sonsuza dek Yaradan ile birleştirecek gücü vermesini ister.

Artık kişi, kendisine aşılmaz görünen ve nefret ettiği tüm engellerin aslında bizzat Yaradan tarafından gönderildiğini anlar. Bunlar onun içinde yalnızca onu uzaklaştırmak için ortaya çıkmış gibi görünse de aynı zamanda onu gerçekten Yaradan’a daha da yaklaştırmak içindir. Çünkü kişi tam da bu engeller sayesinde onlara karşı koymak zorunda kalır ve böylece giderek daha fazla Yaradan ile bağ kurar; ta ki tam bir birleşmeye ulaşıncaya kadar.

Ve Yaradan, insana verilen engelleri çok hassas bir şekilde ölçmüştür. İnsan doğasını bildiği için, her bir kişiye bireysel olarak tamamen doğru ve tam yerinde engeller gönderir; böylece insan bu engellerden güç alarak yeniden Yaradan’a daha da yakınlaşabilsin.

Bu, insanın her şeyin yalnızca tek bir olumlu güç tarafından gerçekleştirildiğini anlaması için yapılmıştır ve dünyada Yaradan’dan başka hiçbir güç olmadığını fark etmesi içindir. Başka bir deyişle, dünyada olumsuz güçler yoktur.

Olumsuz güç, kişinin kendisidir; kendi egoizmi, onun çevresinde ise yalnızca Yaradan vardır ve Yaradan bize yalnızca olumlu güç yöneltir. Bunu doğru bir şekilde değerlendirdiğimizde, hiçbir sorun ortaya çıkmaz ve biz sadece Yaradan’a yaklaşma yolunda ilerleriz.

Kabala’da, tüm diğer felsefeler, metotlar ve bilimlerin aksine, özel bir yön vardır: kişi, aslında hiçbir özgür iradesi olmadığını anlamaya başlar. Zihninde çeşitli düşünceler, kalbinde çeşitli arzular ortaya çıkar ve kişi bunlar üzerinde hiçbir kontrole sahip değildir; çünkü bunların tümü Yaradan tarafından yönetilmektedir. Yani, Yaradan kişinin içinde bulunur ve onun zihnini, kalbini, düşüncelerini ve arzularını yönlendirir.

Ve biz bunun hakkında hiçbir şey yapamayız. Başımıza gelen tüm olaylardan yalnızca şunu anlamamız gerekir: tek bir kaynak vardır—benzersiz, birleşik, yüce bir güç.

Ve ne şekilde hareket edersek edelim, doğru ya da yanlış, her türlü eylemde bizi yönlendirenin Yaradan olduğunu anlamalıyız. Bu yüzden dünyada ne suç ne de ceza vardır. Tek olan şey şudur: her şey, Yaradan’ın birliğini ortaya çıkarmak amacıyla yaratılmıştır. Biz de bu duruma ulaşmalıyız.

Ve “her şey Yaradan’dan geliyorsa, o zaman bize ne kalıyor?” şeklindeki tüm kaygılarımız yanlıştır. Kendi kendimizle ilgili endişelenmemeye, “Ben”imizden kopuk olmaya ve kendimizi onun üstünde hissetmeye dikkat etmeliyiz. Sadece bu şekilde, kendimizden doğru bir şekilde uzaklaşarak, Yaradan’ın yönetiminin birliğini gerçekten kavrayabiliriz.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

Sonraki yazı: