Alma Arzusunu İyilik İçin Nasıl Kullanabilirsiniz?
Soru: Kişi alma arzusunu nasıl kötü olarak algılayabilir?
Cevap: Diyelim ki bir şey çaldım ve yakalandım. O anda kendime şöyle azarlarım: “Neden çalıyorum? Buna bir son vermeliyim, çünkü bu tür özelliklere sahip olmaktan dolayı ızdırap çekiyorum.”
Bu, çalışmamız için de geçerlidir. Adam HaRişon’un bir hırsız olduğu söylenir. İhsan etme niyetiyle olmayan her türlü alma, hırsızlık olarak adlandırılır.
Bunu kötü olarak görseydim, kendimi ondan kurtarırdım. “Işığın faydası karanlığın içinden ifşa olur” denir. İhsan etme eylemleriyle iyiye ulaşacağımı bilseydim, alma eyleminin beni kötüye götürdüğünü anlardım.
Bunu nasıl görebilirim? İster alma arzusu içinde eylemlerde bulunup darbe aldığımda ızdırap çekerek. O zaman bu arzuyu istemem; onu kısıtlamak isterim.
“Daha az bilgelik, daha az ızdırap. Fazla talep etme, senin için daha iyi olur. Neden bir şeyin peşinden koşasın? Sessizce otur, her şey yoluna girecek.” Bütün dünya bunu böyle anlar.
Bu yol, ızdırabın yolu olarak adlandırılır. Ancak yine de bu yolda yaşayıp ilerleyemeyiz, çünkü alma arzumuz sürekli gelişiyor ve yanıyor. Ve onu kontrol etmesek de, yine de hakkını istiyor ve sonra, istesek de istemesek de onu kullanıyoruz. Ancak, onu kullanmak istememizden dolayı bile ızdırap çekiyoruz, ama istediğimizi alamıyoruz. Buna çeşitli biçimlerde ızdırabın yolu denir.
Ve bir de Tora’nın yolu vardır, çalışma ve çeşitli eylemler yoluyla, maneviyatta, ihsan etme niyetinde büyük bir çekicilik, çok önemli şeyler olduğunu ifşa etmeye başlarım: sonsuzluk, mükemmellik ve edinim, bunlar alma arzusunda hiç yoktur.
O zaman, alma arzusunun kötü olduğunu anlarım, bu arzuda ızdırap çekiyorum, çaldığımda yakalanıyorum, arzu ediyorum ama tatmin olamıyorum diye değil, maneviyatta var olan iyi şeylere ulaşmama izin vermediği için. Böylece, alma arzusunu maneviyatla karşılaştırmaya başlıyorum ve bu nedenle, bu arzuyu dünyamızdan, kendimden uzaklaştırmak istiyorum.
Buna Tora’nın yolu denir; bu, alma arzusunu kötü olarak görmeye başladığım ve beni biraz aydınlatan üst ışık aracılığıyla ihsan etme arzusuna geçmek istediğim zamandır. Bu durumda, alma arzusu bana engel olmaz. Ne kadar büyükse, o kadar iyidir. Onu yok etmem, gelişimine karşı çıkmam, çünkü bu bana zaten yardımcı olmaz. Aksine, onu bütün olarak kabul eder ve ışıktan onu iyiliğe döndürmesini talep etmeye başlarım.
Bu nedenle, kaynağa geri dönen ışığın işlediği gelişim yolu doğaldır. Bu, alma arzusunun gelişimi ve insanlığın gelişimi ile birlikte ilerler. Bu, insana tüm soruların cevabını verebilecek tek yoldur.
Kişi sorar: “Neden ızdırap çekiyorum?” O zaman ızdırap çekmeyin, içinizde gelişen alma arzusunu kullanın ama doğru şekilde kullanın. Bu nedenle, ihsan etme niyetiyle alma arzusunu kullanmak, tüm soruların mükemmel cevabıdır. Kendinizi kısıtlamanıza veya hazlardan yapay olarak kaçmanıza gerek yoktur. Aksine, alma arzusunu tüm gücünüzle kullanmaya başlarsınız.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

